bugün
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini14
- klozet neden bu kadar ses çıkarıyor3
- chp'nin hali ne olacak33
- sözlük kızlarının favori sözlük erkekleri6
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- her gün içsem bıkmam içecekleri3
- koca bulmak5
- belfastta cihatçının kafa kesmesi4
- babam ve oğlum filmindeki saçma duygusallık8
- yalnızlık2
- başarılı sigara bırakma teknikleri9
- süt gibi bembeyaz tenli kızlar3
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak12
- kimseye borç vermeyen insan11
- sözlükte herkes kaleminin ekmeğini yer2
- en sevdiğiniz müzik türü10
- kendini çirkin bulan yazarlar4
- uysaljakoben buraya bak aslanım6
- 9 haziran 2026 akit tv'ye el hareketi yapan dayı7
- hitlerin amfetamin bağımlısı olması2
- kapri tayt giyen kızların sekste sınır tanımaması2
- türkiyenin en yakışıklı erkeği4
- m r e r e c t o20
- önemli olan eğitim mi yoksa karakter mi6
- ilgi manyağı olmak5
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini5
- başbiraderin profilinin halen gizli olması4
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük3
- kadınların kadınlarda kıskandığı şeyler6
- veda2
- 2026 yazı2
- paranoid şizofreni2
- sedat pekmez24
- sözlük erkeklerinin evlenme şartları5
- yeni tanışılan birine nerelisin diye sormak3
- diamond bosphoruss denen yazar22
- ankara nın en berbat semti4
- zayıflamanın en güzel yanı5
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- hoşlanılan kızın ittihatçı çıkması5
- ilk maaş5
- hitlerin akciğerleri2
- gocu27
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- mhp li yazarlar5
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması5
- yeminimi bozuyorum ulan3
- el sıkıştığında ne hissediyorsun6
- kayyum kemal8
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
Selam bok yığını. Neden üşengeç bir pislik olmaya devam ediyorsun?
Neden vücudunun çöktüğünü bile bile seni yok eden şeyleri yapmaya devam ediyorsun?
Kısa bir bakalım geçmişe ; 13-14 yaşında sigaraya başlamadan önce bile içki içiyordun, kaçıp kaçıp, yakalanmamak yanına kar kaldı ama bunlar sana zarar verdi ve bugün yatağında yatmış birilerine muhtaç kalacağın günlerin pazarlığını ediyorsun. Vazgeçmek asa kolay olmadı, olmayacak, hayata bu keçi inadıyla tutunuş belki de acıları sevmenin altında yatan sebep budur! Acıları sev! Onların da senin bir parçan olduğunun farkında ol ve onlarla yaşamayı öğren. Ah ne büyü hamallık! Oysa böyle devam eder mi bir yaşam, günden güne içine hapsolduğum vücüt iflas ederken.
Sabahları uyanmak en büyük ızdırap; bacaklarım, kalçam, dizlerim beni öldürüyorlar, sırtım sürekli ağrıyor, sigara içmeden uykumu açamıyorum bile. insanlarla aramda uçurumlar yarattım. Kendimi kendime mecbur bıraktım. insan kendine böyle acımasız olur mu? Oysa neler başarmıştım. Buz hokeyi takımı kurmuştuk insanlığın umursamadığı biryerde insanların umursadığı bir görevle vatani hizmetimi delirmeyerek tamamlamıştım. Peki neden kendime bunu yapıyorum ki?
Sanırım artık vücudum kıkırdak dokuyu yenileyemiyor. Kimyadan oldum olası haz etmem ama bu ağrılar beni biraz araştırma yapmaya itti, ve böyle bir gerçek olduğunu gördüm.
Sabahları iki poğaça, öğlen fabrika yemeği akşamları da fast food ile insanın limitinde idmanlara girmek için bir altyapım olmadığını kabul etmemem nedendi ki?
insanların umarsızlıklarının binde biri bile bende olsa bugün bu kadar acı çekiyor olmazdım.
Herkesi kendimden bir şekilde uzaklaştırdım ve kalakaldığım yalnızlıkta hiçbir şeyden keyif almazken vücudumu tükettim.
Pekiyi ne yapmalı?
Ne yapmalı?
Ne?!
Bunu yapmamalı işte.
Kalk artık.
Kendini toparla ve olmak istediğin kişi olmaya devam et.
Her gün muhteşem şeyler yaparken kendine neden bunu yapıyorsun ki?
Kalk evini temizle, yemek pişir, erken uyu, sabah koşu yap!
işinde harikalar yarat, öğrenci mühendisini en az kendin kadar iyi yetiştir, ona bir iş hazırla!
Sevdiğin ama seni sevmeyen insanlardan uzak durmaya devam etmelisin. Hayatının hatırı sayılır bir yüzdesini işgal etmiş ve sana kasten zarar vermiş, duygularınla oynayıp özgüvenini yerle bir etmiş bir kişi için artık ‘neden olamadık’ diye üzülme! Kes şunu! Sen soğuk gecelerde avuntu bulabilmek için arka sokakların gölgelerinde ağlarken o ne yapıyordu? Seni ve seni aldattığı insanları aldatıyordu. Onun iyiliği için haddinden çok çok fazla uğraştın. Sonunda eline ne geçti? Kendi çöküşün.
Cidden otur ve hesapla; onun kendini iyi hissedebilmesi için kaç saat uğraştın? Senin zararına olduğu halde onun egosu okşansın diye kaç saat telefonda konuştun, onu uyuttun, uyandırdın, onun için kaç saat direksiyon saladın, kaç kere ayağına kadar gitmene rağmen, kaç kere planladığınız ve söz verdiği halde sana bağırarak seni görmeyi reddetti? Hemen akabinde kaç kez özür dileyip seninle yine temasını sürdürdü? Lanet olsun, bütün bu saflığa lanet olsun! Orleans’ta neden aldığını bile hatırlayamayan biri için saatlerce plak arayışın nedendi, o zaman hiç sormadın kendine. Şimdi kaçmak istediğinden -daha kolaydı ama- daha da iyi kaçtın. Neden bir kutuya hapsedilmiş bir anı parası için Eyfel Kulesi’ne merdivenlerden çıktın? Bir anı için efor sarfetme isteğin, bu enerjin nereden geliyordu? NEDEN KENDiNE BUNLARI YAPTIN? Ne için? Hayalin sadece mutlu olmaktı ve sana, seninle nasıl oynadığını defalarca göstermesine rağmen bu körlüğün nedendi? Aşk gerçekten insanın gözünü kör edermiş. O daha sağlıklı olsun diye neredeyse her iki günde bir ona motivasyon depolarken o biliyordu senin kendini şişelerde tükettiğini ve ne yaptı? Seni başka bir şişenin dibine batırdı. işte bu kadardı, dünyayı hiçbir zaman senin gözlerinle göremeyecek birisi için yaptın hepsini, hayallerine onu böyle ortak ettin. Haketmeyen insanlara değer vermeye başladığında, onlar için çabaladığında bunu artık hakları gibi görüp terbiyesizliklerini yaparken daha hoyrat oldular.
Artık beyaz çarşaflı yatağa –sarı kıvırcık saçlı, pek de mincare- kızınla kahvaltı tepsisini taşımanın hayalinin önüne yumruklarınla kıramayacağın bir buz perde çekti, donuk bir anın daha oldu, tebrikler!
Şimdi düşün neden bunlara göğüs gerdiğini...
Sevdiğinin en azından bir kısmı kadar sevilmek, olduğun kadar dürüstlükle karşılaşmak ve –her daim bizimle olacak- zorluklara beraber göğüs germek için yaptın bunları. Aferim lan. Ama olmadı aslanım. Kusura bakma hayat böyle adaletsiz, istediğin ve hatta uğraştığın şeylerin tersini sana veriyor. Bunları artık arkanda bırakma vakti geldi, şafak senin için doğacak, belki gerçekten bir gün maraton koşabileceksin, belki bir gün Paganini’nin 5. Kaprisini çalabileceksin, YAPACAKSIN! Ve yaptığında bunu hiçkimse senin gibi yapamamış olacak!
Şimdi kalk ve olman gereken gibi olmaya başla.
Efsanen ol!
Neden vücudunun çöktüğünü bile bile seni yok eden şeyleri yapmaya devam ediyorsun?
Kısa bir bakalım geçmişe ; 13-14 yaşında sigaraya başlamadan önce bile içki içiyordun, kaçıp kaçıp, yakalanmamak yanına kar kaldı ama bunlar sana zarar verdi ve bugün yatağında yatmış birilerine muhtaç kalacağın günlerin pazarlığını ediyorsun. Vazgeçmek asa kolay olmadı, olmayacak, hayata bu keçi inadıyla tutunuş belki de acıları sevmenin altında yatan sebep budur! Acıları sev! Onların da senin bir parçan olduğunun farkında ol ve onlarla yaşamayı öğren. Ah ne büyü hamallık! Oysa böyle devam eder mi bir yaşam, günden güne içine hapsolduğum vücüt iflas ederken.
Sabahları uyanmak en büyük ızdırap; bacaklarım, kalçam, dizlerim beni öldürüyorlar, sırtım sürekli ağrıyor, sigara içmeden uykumu açamıyorum bile. insanlarla aramda uçurumlar yarattım. Kendimi kendime mecbur bıraktım. insan kendine böyle acımasız olur mu? Oysa neler başarmıştım. Buz hokeyi takımı kurmuştuk insanlığın umursamadığı biryerde insanların umursadığı bir görevle vatani hizmetimi delirmeyerek tamamlamıştım. Peki neden kendime bunu yapıyorum ki?
Sanırım artık vücudum kıkırdak dokuyu yenileyemiyor. Kimyadan oldum olası haz etmem ama bu ağrılar beni biraz araştırma yapmaya itti, ve böyle bir gerçek olduğunu gördüm.
Sabahları iki poğaça, öğlen fabrika yemeği akşamları da fast food ile insanın limitinde idmanlara girmek için bir altyapım olmadığını kabul etmemem nedendi ki?
insanların umarsızlıklarının binde biri bile bende olsa bugün bu kadar acı çekiyor olmazdım.
Herkesi kendimden bir şekilde uzaklaştırdım ve kalakaldığım yalnızlıkta hiçbir şeyden keyif almazken vücudumu tükettim.
Pekiyi ne yapmalı?
Ne yapmalı?
Ne?!
Bunu yapmamalı işte.
Kalk artık.
Kendini toparla ve olmak istediğin kişi olmaya devam et.
Her gün muhteşem şeyler yaparken kendine neden bunu yapıyorsun ki?
Kalk evini temizle, yemek pişir, erken uyu, sabah koşu yap!
işinde harikalar yarat, öğrenci mühendisini en az kendin kadar iyi yetiştir, ona bir iş hazırla!
Sevdiğin ama seni sevmeyen insanlardan uzak durmaya devam etmelisin. Hayatının hatırı sayılır bir yüzdesini işgal etmiş ve sana kasten zarar vermiş, duygularınla oynayıp özgüvenini yerle bir etmiş bir kişi için artık ‘neden olamadık’ diye üzülme! Kes şunu! Sen soğuk gecelerde avuntu bulabilmek için arka sokakların gölgelerinde ağlarken o ne yapıyordu? Seni ve seni aldattığı insanları aldatıyordu. Onun iyiliği için haddinden çok çok fazla uğraştın. Sonunda eline ne geçti? Kendi çöküşün.
Cidden otur ve hesapla; onun kendini iyi hissedebilmesi için kaç saat uğraştın? Senin zararına olduğu halde onun egosu okşansın diye kaç saat telefonda konuştun, onu uyuttun, uyandırdın, onun için kaç saat direksiyon saladın, kaç kere ayağına kadar gitmene rağmen, kaç kere planladığınız ve söz verdiği halde sana bağırarak seni görmeyi reddetti? Hemen akabinde kaç kez özür dileyip seninle yine temasını sürdürdü? Lanet olsun, bütün bu saflığa lanet olsun! Orleans’ta neden aldığını bile hatırlayamayan biri için saatlerce plak arayışın nedendi, o zaman hiç sormadın kendine. Şimdi kaçmak istediğinden -daha kolaydı ama- daha da iyi kaçtın. Neden bir kutuya hapsedilmiş bir anı parası için Eyfel Kulesi’ne merdivenlerden çıktın? Bir anı için efor sarfetme isteğin, bu enerjin nereden geliyordu? NEDEN KENDiNE BUNLARI YAPTIN? Ne için? Hayalin sadece mutlu olmaktı ve sana, seninle nasıl oynadığını defalarca göstermesine rağmen bu körlüğün nedendi? Aşk gerçekten insanın gözünü kör edermiş. O daha sağlıklı olsun diye neredeyse her iki günde bir ona motivasyon depolarken o biliyordu senin kendini şişelerde tükettiğini ve ne yaptı? Seni başka bir şişenin dibine batırdı. işte bu kadardı, dünyayı hiçbir zaman senin gözlerinle göremeyecek birisi için yaptın hepsini, hayallerine onu böyle ortak ettin. Haketmeyen insanlara değer vermeye başladığında, onlar için çabaladığında bunu artık hakları gibi görüp terbiyesizliklerini yaparken daha hoyrat oldular.
Artık beyaz çarşaflı yatağa –sarı kıvırcık saçlı, pek de mincare- kızınla kahvaltı tepsisini taşımanın hayalinin önüne yumruklarınla kıramayacağın bir buz perde çekti, donuk bir anın daha oldu, tebrikler!
Şimdi düşün neden bunlara göğüs gerdiğini...
Sevdiğinin en azından bir kısmı kadar sevilmek, olduğun kadar dürüstlükle karşılaşmak ve –her daim bizimle olacak- zorluklara beraber göğüs germek için yaptın bunları. Aferim lan. Ama olmadı aslanım. Kusura bakma hayat böyle adaletsiz, istediğin ve hatta uğraştığın şeylerin tersini sana veriyor. Bunları artık arkanda bırakma vakti geldi, şafak senin için doğacak, belki gerçekten bir gün maraton koşabileceksin, belki bir gün Paganini’nin 5. Kaprisini çalabileceksin, YAPACAKSIN! Ve yaptığında bunu hiçkimse senin gibi yapamamış olacak!
Şimdi kalk ve olman gereken gibi olmaya başla.
Efsanen ol!
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
