bugün
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması13
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- voleybol maçı izleyen erkek4
- habire12 adamdır9
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi4
- bad boy5
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı3
- başak burcu8
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- sözlük içi şakalar3
- hakkımda bilmeniz gerekenler35
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması7
- usta yazarların dediğini yapın yaptığını yapmayın4
- mutsuzluğun en büyük nedeni9
- gece denize girmek10
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak10
- un certain regard3
- zencilere maymun denmesi3
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak5
- akrep kadını4
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur6
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek7
- kuşadası ndaki başıboş köpek domuz kavgası4
- nickten isim tahmini yapmak25
- aylık 481 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- karton toplayan balkan göçmeni4
- kaymak vs tereyağı6
- antalya da yaşamak4
- dem parti9
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı2
- çilek reçeli vs vişne reçeli6
- ismet gürbüz'ün en sevdiği gazete3
- limonlu makarna10
- as maca8
- sözlüğe yazmama kararı veriyorum4
- ismet gürbüz nednn türkiye'ye gelemiyor3
- çocukluğa götüren şeyler3
- the merich adamdır2
- ai değil alın teri entry4
- true vs gocu3
- çare sarıgül4
- sıfır bir gökhan abi4
- arka sokaklar2
- ismet gürbüz'ün en sevdiği yemek2
- fazla akbili olan var mı4
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası17
- radyo mars2
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları9
- eyy sjsjsjsjs sen kimsin ya4
üretim ilişkisinden koparıldığında ucubeye dönüşen ve ne idüğü bir kavram olan, günümüzün dokunulmazlık kazanmış fetişsel yönetim biçimi. liberalizmin kavramları karmaşa içine soktuğu ve bu düşünce tarzının bilincimiz her yanını sardığı günümüzde, demokrasi üretim ilişkisinden kopuk basit bir ifade özgürlüğü ya da hoşgörü kavramlarına indirgenmeye çalışıyor.
reel sosyalizmin yıkılışı ile beraber toplumsal mücadele alanının daralması ve mücadelenin sermaye egemenliğinde, onun ideolojik belirlenmelerine göre yapılması demokrasiyi "özgürlükler skalası" haline getiriyor. oysa ki; işin derininde daha fazla sömürüden başka bir şey gelmiyor. demokrasi başlı başına ""sömürü" gibi bir kavramın alanını kaplamamakta. fakat demokrasi alanını işgal eden mülk sahibi sınıfların elinde bu kavram gerçekliğinden uzaklaştırılmış, içi boşaltılmıştır. sınıflardan bağımsız bir demokrasi olamaz, o nedenle bugün demokrasi; sömürü özgürlüğü ve hakim mülk sahibi sınıfların kendi meşruiyet alanlarını yaratması anlamına geliyor.
emek hareketinin düşük yoğunlukta olduğu zamanlarda, mülk sahibi sınıflar, toplumun diğer kesimlerine kendi çıkarlarını uzlaşma ile kendi hakimiyetini devam ettirecek toplumsal damarlar bulur. işte bu dönemde hoşgörü, fikirlere saygı gibi muğlaklaştırılmış, özünden koparılmış kavramlar, hakim sınıfın toplumsal algıdaki elini güçlendiren bir kavrama denk düşüyor. "halk istedi oldu" gibi oy sayısı mantığına dayalı geçersiz görüşler, yalnızca sömürü düzeninin devamını sağlayacak bir safdillikten öte bir noktaya gitmiyor. bugün "turuncu devrimler" adı altında pazarlanan renkli devrimler, demokrasi ve özgürlük sloganları altında bağımlı ülkeleri tekrardan yapılandırmaya çalışan emperyalizmin meşruluk alanını güçlendirmekten, bağımsızlık gibi çok önemli bir kavramı ise ucubeleştiriyor. o nedenle bugün bu tarz bir çıkış sermaye sınıfının toplumdaki ağırlığını güçlendirmesi demektir.
sonuçta, demokrasi sınıflar dengesinden bağımsız olarak kavranamayacağı gibi, sınıf mücadelesinin dmokrasi uğruna yadsınması, sınıf işbirlikçiliğinin dolayısıyla mülk sahibi sınıfların çürüyen düzeninin toplumsal meşruiyet kaynaklarını desteklemektedir. o nedenle bugün demokrasi gibi muğlaklaştırılmış ve aklı bulandırılmış bir kavram, ilericiliğin alanını belirleyemez. ilericiliğin alanını belirleyecek olan şey; sınıflar dengesini mülk sahibi sınıfların aleyhine, emekçilerin lehine bozacak olan toplumsal hareketlerdir yani emekçilerin hızla sosyalizm mücadelesine kazandırılmasıdır. diğer tüm yollar ise mülk sahibi sınıfların yoluna çıkmaktadır.
reel sosyalizmin yıkılışı ile beraber toplumsal mücadele alanının daralması ve mücadelenin sermaye egemenliğinde, onun ideolojik belirlenmelerine göre yapılması demokrasiyi "özgürlükler skalası" haline getiriyor. oysa ki; işin derininde daha fazla sömürüden başka bir şey gelmiyor. demokrasi başlı başına ""sömürü" gibi bir kavramın alanını kaplamamakta. fakat demokrasi alanını işgal eden mülk sahibi sınıfların elinde bu kavram gerçekliğinden uzaklaştırılmış, içi boşaltılmıştır. sınıflardan bağımsız bir demokrasi olamaz, o nedenle bugün demokrasi; sömürü özgürlüğü ve hakim mülk sahibi sınıfların kendi meşruiyet alanlarını yaratması anlamına geliyor.
emek hareketinin düşük yoğunlukta olduğu zamanlarda, mülk sahibi sınıflar, toplumun diğer kesimlerine kendi çıkarlarını uzlaşma ile kendi hakimiyetini devam ettirecek toplumsal damarlar bulur. işte bu dönemde hoşgörü, fikirlere saygı gibi muğlaklaştırılmış, özünden koparılmış kavramlar, hakim sınıfın toplumsal algıdaki elini güçlendiren bir kavrama denk düşüyor. "halk istedi oldu" gibi oy sayısı mantığına dayalı geçersiz görüşler, yalnızca sömürü düzeninin devamını sağlayacak bir safdillikten öte bir noktaya gitmiyor. bugün "turuncu devrimler" adı altında pazarlanan renkli devrimler, demokrasi ve özgürlük sloganları altında bağımlı ülkeleri tekrardan yapılandırmaya çalışan emperyalizmin meşruluk alanını güçlendirmekten, bağımsızlık gibi çok önemli bir kavramı ise ucubeleştiriyor. o nedenle bugün bu tarz bir çıkış sermaye sınıfının toplumdaki ağırlığını güçlendirmesi demektir.
sonuçta, demokrasi sınıflar dengesinden bağımsız olarak kavranamayacağı gibi, sınıf mücadelesinin dmokrasi uğruna yadsınması, sınıf işbirlikçiliğinin dolayısıyla mülk sahibi sınıfların çürüyen düzeninin toplumsal meşruiyet kaynaklarını desteklemektedir. o nedenle bugün demokrasi gibi muğlaklaştırılmış ve aklı bulandırılmış bir kavram, ilericiliğin alanını belirleyemez. ilericiliğin alanını belirleyecek olan şey; sınıflar dengesini mülk sahibi sınıfların aleyhine, emekçilerin lehine bozacak olan toplumsal hareketlerdir yani emekçilerin hızla sosyalizm mücadelesine kazandırılmasıdır. diğer tüm yollar ise mülk sahibi sınıfların yoluna çıkmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar