bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- aleksey batrakov25
- nükleer bomba6
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı26
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- değişik meslekler3
- tanımadığı kadına tokat atan adam15
- yarın fenerbahçe liverpool maçı 20 45 te trt 1 de2
- yagmurcu çık açıkla10
- okan buruk3
- media markt'ın çinlilere satılması2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- hayvan düşmanı2
- kırıkkaleli olmak istemek5
- galatasaray 2 vfb stuttgart 02
- dedenize sahip çıkar mısınız5
- the elder scrolls vi3
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- 9 haziran 20052
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak3
- sözlük dedeleri6
- atatürk düşmanı5
- son talika2
- kablosuz mouse13
- durkheimın intihar teorisi6
- arap götü9
- futbol14
- iskilipli atıf hoca20
- cevheri güven4
- uefa şampiyonlar ligi4
- türkiye10
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı2
- galatasaray3
- vfb stuttgart2
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek3
- öylesine bir şeyler yaz4
- ismet gürbüz'ün almanyada doğması2
- istanbul13
- melis babadağ'ın ayakları2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- arda güler'in ankara da doğması2
- ormanda orman kebabı yemek2
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- sözlük kürdü55
- susualsuspects4
kelime anlami 'sacma' olan absurd kavrami, varolusculuk akimindan sonra ortaya konulan bir kavramdir. insan - evren iliskisi ve kavramsallik ile yakindan ilintili olan kavram, ozellikle albert camus tarafından ayrintilandirilmistir.
orhan hancerlioglu, dusunce tarihi isimli kitabinda absurd kavramini camus'nun goruslerinden orneklerle anlatmistir. camus'ye gore evren sacmadir, uyumsuzdur, akla aykiridir, bilinemezdir. bilim yoluyla evren degil sadece olgular kavranabilir. camus'ye gore, evrenin en buyuk sacmaliklarindan biri olum kavramidir. varolusculugun acikca savundugu fikirlerden biri, varolusun icinde toplumsalligi da barindiran 'oz'den once geldigi ve evrenin insan icin varoldugudur. bu durumda insan icin varolan evrenin insani yok etmesi son derece sacma bir durumdur.
camus, insanin evrenin sacmaligi ve olumle bitisi karsisinda ilk bakista secmeye meyilli oldugu iki yoldan bahseder; bunlardan biri evrenin otesini umut etmek, digeri ise kendini oldurmektir. aslinda bu iki yol da sacmadir. camus tam bu noktada nihilistlerden ayri bir yol tutar: "ruhum, olumsuz hayati isteme, mumkun olani tuket." diyerek olumu ya da umudu degil, yasami savunur. olum ya da umudu kacamak olarak nitelendirir; onemli olan yarini dusunmeden dunya uzerinde mumkun oldugu kadar cok kalarak evrene direnmektir. bu yasam surecinde evrene bir anlam yuklemeye kalkismaz, sadece yasar:
"dunyanin kendisini asan bir anlami var midir bilmiyorum; ama bu anlami bilmedigimi, ogrenmemin de benim icin simdilik imkansiz oldugunu biliyorum. durumumun disinda olan bir anlamin benim icin anlami ne? ben ancak insan terimleriyle anlayabilirim. dokundugum sey bana karsi direnen sey, iste budur benim anladigim. oyleyse anladigimi birakmamaliyim. bana acik goruneni, bana karsi bile olsa, tutmaliyim."
camus'ye gore evren insana karsidir ve insan evrenle uyumsuzdur. eskiden evrende yasamaya deger bir anlam olup olmadigi sorgulanirken bu dusunceyle birlikte ne kadar anlamsiz olursa o kadar iyi yasanacagini soyler. yasamak uyumsuzu yasatmaktır ve uyumsuzla birlikte sonsuz ozgurluk gelmektedir. kisi uyumsuzlukla birlikte herhangi bir amaca hizmet etme zorunlulugunun ortadan kalkisini da kazanmistir; tek yapabilecegi her seyle birlikte kendisini de tuketmektir. bu yuzden uyumsuz:
1. meydan okur.
2. hayat disindaki her seye ilgisiz kalir.
hayat disindaki her seye ilgisiz kalmayla birlikte kisinin deger siralamasi da ortadan kalkar; ama bu her seyi degersizlestirdigi anlamina da gelmez. oncelikle kisi, olumu degil yasami secerek hayata belli bir deger biçer; dolayisiyla da uyumsuzun benimseyebilecegi tek erdem kendini -zorunlu- kilan erdemdir.
bu durumda kisi yaptiklarindan sadece sorumlu bulunabilir. bir marifet ya da sucdurumu soz konusu degildir. camus'ye gore tanrilar tarafindan tepeye varmadan asagiya yuvarlanan bir kayayi sonsuza kadar tepeye cikarmaya calismaya mahkum edilen sisyphos mutludur; cunku kaderi kendisinindir; biliyor ve umut etmiyordur. bilmeyen ve umut edenler mutsuzluga mahkumdur.
camus, uyumsuza uc nitelik bicer: kafa tutma, ozgurluk ve cesitlilik. dusuncenin kaderi imgeler halinde sicramaktir ve hayatin uyumsuzlugunu gormek kisiye her turlü asiriliga kucak acma hakkini verir. kisinin sacma olan evrene karsi durabilmek icin yapabilecegi en iyi sey sacmalamaktir.
iste sacmalamanın bu varolussal savunusu, kavramsal muzikte de oldugu gibi kendisini koruyarak yerini bulmaktadir. sese uyumlu ya da uyumsuz gibi bir deger bicme durumu ortadan kalkmis ve tipki hayata da uygulanmasi gerektigi gibi notr bir bakis acisiyla ele alinmaya baslanmistir. ayrica son derece yumusak ve 'uyumlu' bir parcayi soyleyen sarkici, parcanin ortasinda bagirip cagirma ve kufretme hakkini kendisinde gormeye baslamistir.
camus'nun absurd bakisina gore, dunyanin yuce bir anlami olmamasina ragmen onda bir sey vardir ve bu insandir; cunku sadece insan anlam arar. dunyanin insandan baska bir anlami yoktur. insanin kazanabilecegi en buyuk zafer, mutlulugudur ve kisi bu zaferi kaderine karsi kazanir. kisinin zaferi, yani mutluluk, dunyayı ondan hicbir sey beklemeden sevmektir.
orhan hancerlioglu, dusunce tarihi isimli kitabinda absurd kavramini camus'nun goruslerinden orneklerle anlatmistir. camus'ye gore evren sacmadir, uyumsuzdur, akla aykiridir, bilinemezdir. bilim yoluyla evren degil sadece olgular kavranabilir. camus'ye gore, evrenin en buyuk sacmaliklarindan biri olum kavramidir. varolusculugun acikca savundugu fikirlerden biri, varolusun icinde toplumsalligi da barindiran 'oz'den once geldigi ve evrenin insan icin varoldugudur. bu durumda insan icin varolan evrenin insani yok etmesi son derece sacma bir durumdur.
camus, insanin evrenin sacmaligi ve olumle bitisi karsisinda ilk bakista secmeye meyilli oldugu iki yoldan bahseder; bunlardan biri evrenin otesini umut etmek, digeri ise kendini oldurmektir. aslinda bu iki yol da sacmadir. camus tam bu noktada nihilistlerden ayri bir yol tutar: "ruhum, olumsuz hayati isteme, mumkun olani tuket." diyerek olumu ya da umudu degil, yasami savunur. olum ya da umudu kacamak olarak nitelendirir; onemli olan yarini dusunmeden dunya uzerinde mumkun oldugu kadar cok kalarak evrene direnmektir. bu yasam surecinde evrene bir anlam yuklemeye kalkismaz, sadece yasar:
"dunyanin kendisini asan bir anlami var midir bilmiyorum; ama bu anlami bilmedigimi, ogrenmemin de benim icin simdilik imkansiz oldugunu biliyorum. durumumun disinda olan bir anlamin benim icin anlami ne? ben ancak insan terimleriyle anlayabilirim. dokundugum sey bana karsi direnen sey, iste budur benim anladigim. oyleyse anladigimi birakmamaliyim. bana acik goruneni, bana karsi bile olsa, tutmaliyim."
camus'ye gore evren insana karsidir ve insan evrenle uyumsuzdur. eskiden evrende yasamaya deger bir anlam olup olmadigi sorgulanirken bu dusunceyle birlikte ne kadar anlamsiz olursa o kadar iyi yasanacagini soyler. yasamak uyumsuzu yasatmaktır ve uyumsuzla birlikte sonsuz ozgurluk gelmektedir. kisi uyumsuzlukla birlikte herhangi bir amaca hizmet etme zorunlulugunun ortadan kalkisini da kazanmistir; tek yapabilecegi her seyle birlikte kendisini de tuketmektir. bu yuzden uyumsuz:
1. meydan okur.
2. hayat disindaki her seye ilgisiz kalir.
hayat disindaki her seye ilgisiz kalmayla birlikte kisinin deger siralamasi da ortadan kalkar; ama bu her seyi degersizlestirdigi anlamina da gelmez. oncelikle kisi, olumu degil yasami secerek hayata belli bir deger biçer; dolayisiyla da uyumsuzun benimseyebilecegi tek erdem kendini -zorunlu- kilan erdemdir.
bu durumda kisi yaptiklarindan sadece sorumlu bulunabilir. bir marifet ya da sucdurumu soz konusu degildir. camus'ye gore tanrilar tarafindan tepeye varmadan asagiya yuvarlanan bir kayayi sonsuza kadar tepeye cikarmaya calismaya mahkum edilen sisyphos mutludur; cunku kaderi kendisinindir; biliyor ve umut etmiyordur. bilmeyen ve umut edenler mutsuzluga mahkumdur.
camus, uyumsuza uc nitelik bicer: kafa tutma, ozgurluk ve cesitlilik. dusuncenin kaderi imgeler halinde sicramaktir ve hayatin uyumsuzlugunu gormek kisiye her turlü asiriliga kucak acma hakkini verir. kisinin sacma olan evrene karsi durabilmek icin yapabilecegi en iyi sey sacmalamaktir.
iste sacmalamanın bu varolussal savunusu, kavramsal muzikte de oldugu gibi kendisini koruyarak yerini bulmaktadir. sese uyumlu ya da uyumsuz gibi bir deger bicme durumu ortadan kalkmis ve tipki hayata da uygulanmasi gerektigi gibi notr bir bakis acisiyla ele alinmaya baslanmistir. ayrica son derece yumusak ve 'uyumlu' bir parcayi soyleyen sarkici, parcanin ortasinda bagirip cagirma ve kufretme hakkini kendisinde gormeye baslamistir.
camus'nun absurd bakisina gore, dunyanin yuce bir anlami olmamasina ragmen onda bir sey vardir ve bu insandir; cunku sadece insan anlam arar. dunyanin insandan baska bir anlami yoktur. insanin kazanabilecegi en buyuk zafer, mutlulugudur ve kisi bu zaferi kaderine karsi kazanir. kisinin zaferi, yani mutluluk, dunyayı ondan hicbir sey beklemeden sevmektir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar