bugün
- midye7
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- sevgiliyle yapılabilecek en güzel aktivite6
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi8
- seksting yapacak yazarlar veritabanı6
- kiraz cicegi kolonyasi33
- sözlük yazarlarının tatlıları20
- tabağında yemek bırakan erkek5
- kokoreç3
- kırk yaşında ayağına yatan elli küsürlük yazar9
- oğlum donat şu masayı3
- neden kadın ayağına ilgi duyulduğu sorusu3
- ayakseverlik3
- sevgiliyle yemek yaparken sevişmeye başlamak5
- stanley termosu olan kız3
- iş sözleşmesinde 5 yıl hamile kalamaz maddesi7
- izlenilen ilk yabancı dizi10
- düşün ki o bunu okuyor6
- corona2
- erdal özyağcıların küçük zamparalığı4
- su içen kız3
- uludağ sözlük kızlarının güzel olması7
- boş yapan yazar3
- en çok öğrenmek istediğiniz diller3
- esaretin bedeli filmini hapiste izlemek2
- dördüncü yakup3
- halil ibrahim türküsü2
- kadın yazarların kavga etmesi11
- bitiremediği yemeği paketleten erkek modeli4
- uçak gemisini batıran ilk kişi3
- yoğundum arayamadım yazamadım sözüne inanılmaması2
- suç ve ceza kitabını alıp okumamak3
- sözlükçülerin müzik zevklerini anlatan şarkılar4
- imf büyüme beklentisi3
- uludağ sözlük erkeklerinin çok tipsiz olması5
- anal sex yapan kadın5
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen15
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- kuran da namazın olmaması21
- türklerin paradan çok itibara önem vermesi4
- am frekansı4
- denize girmek6
- yeni 31 çekmiş erkek tatlılığı4
- kıbrıs ta üniversite okumak2
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- şaban oğlu şaban filminde elması çalan kişi3
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler15
- fusya semsiyeli yabanci18
- fransa mı kazansın fas mı2
gladiator'de oynadığının belki de bikaç gömlek üstünü bir oyunculuğuna rağmen şerefsiz juri tarafından oskar verilmemiştir russel crowe'a. çok feci bozuluyorum buna arkadaş ben. neymiş? oskar ödüllerinde iki kez üst üste ödül almak herkese nasip olmazmış. siye!
ilk izlediğim zamanı hiç unutamam bu filmin, vizyona girer girmez biletimi alıp okul çıkışı gitmiştim izlemeye, o zamanlar matematiğe filan da ilgim vardı tabi, filmden sonra matematikçi olacam, ben de şizofren olacam gibi saçmalamalarımı saymazsak şimdi dönüp baktığımda beni ne kadar etkilediğini daha iyi anlıyorum bu filmin. ekonomiye merak sarmam, eşit paylaşımın olabileceğine inanmam ve sonrasında da komünizm fikriyle tanışmam gibi birçok konuda belki de bu filmdir temelde beni bu derece etkileyen. john nash'ın derslere girmemesi, oyun kuramı'ndaki bireyin davranışları ve bulunduğu toplulukla kollektif hareketinin, her bireyin hem bireysel hem de bir arada ortak hareket etmesinin herkese fayda sağlayacağı çıkarımı, toplumsal devrimlerin önce zihinsel devrimlerden geçtiğini öğretmesi. film kesinlikle bir kere de anlaşılabilecek bir film değil, her izleyişinizde içindeki yeni bir parçayı keşfediyor ve bu parçaları kafanızda doğru yere koyduğunuzda puzzleın arkasındaki resim daha da netleşiyor. izleyin, izletin.
bir de spoylır verelim;
--spoiler--
adamımız evlenme teklif edecektir, ama matematikçilik histerisi tutar, kanıtları görmeden emin olamaz.
j.n.: Alicia, ilişkimiz uzun vadelibir birlikteliğe dönüşebilir mi? Bunun için kanıta ihtiyacım var, doğruluğu ispatlanabilir veriler lazım bana.
a: Kusura bakma, ama kendimi toparlamam lazım. Aşka dair çocukça fikirlerimi yeniden gözden geçirmeliyim. Kanıt mı?
j.n.: ispatlanabilir veriler.
a: Tamam. Pekala, evrenin büyüklüğü ne kadar?
j.n.: Sonsuz.
a: Nereden biliyorsun?
j.n. :Çünkü bütün veriler öyle gösteriyor.
a: Ama daha kanıtlanmadı.
j.n.: ...
a: Kendin görmedin. Nasıl emin olabiliyorsun?
j.n.: eee, Emin değilim, sadece inanıyorum.
a: Sanırım aşk da bunun gibi bir şey.
--spoiler--
aslında herşey biraz inançla, inanmakla alakalı. dünya'nın daha iyi bir yer olacağına, insanlığa faydalı bir şeyler yapılabileceğine inanmak lazım bir parça da. tanrısal bir inanç değil burda kastettiğim, sadece amaca giderken bu amaca kesinlikle ulaşacağını bilmek de bir nevi inanmaktır. inandığın doğruların peşinden koşmak ve onları ispatlamaktır. nash'in anlatmak istediği de bu sanki, biraz hayal gücünden kimseye zarar gelmez.
ilk izlediğim zamanı hiç unutamam bu filmin, vizyona girer girmez biletimi alıp okul çıkışı gitmiştim izlemeye, o zamanlar matematiğe filan da ilgim vardı tabi, filmden sonra matematikçi olacam, ben de şizofren olacam gibi saçmalamalarımı saymazsak şimdi dönüp baktığımda beni ne kadar etkilediğini daha iyi anlıyorum bu filmin. ekonomiye merak sarmam, eşit paylaşımın olabileceğine inanmam ve sonrasında da komünizm fikriyle tanışmam gibi birçok konuda belki de bu filmdir temelde beni bu derece etkileyen. john nash'ın derslere girmemesi, oyun kuramı'ndaki bireyin davranışları ve bulunduğu toplulukla kollektif hareketinin, her bireyin hem bireysel hem de bir arada ortak hareket etmesinin herkese fayda sağlayacağı çıkarımı, toplumsal devrimlerin önce zihinsel devrimlerden geçtiğini öğretmesi. film kesinlikle bir kere de anlaşılabilecek bir film değil, her izleyişinizde içindeki yeni bir parçayı keşfediyor ve bu parçaları kafanızda doğru yere koyduğunuzda puzzleın arkasındaki resim daha da netleşiyor. izleyin, izletin.
bir de spoylır verelim;
--spoiler--
adamımız evlenme teklif edecektir, ama matematikçilik histerisi tutar, kanıtları görmeden emin olamaz.
j.n.: Alicia, ilişkimiz uzun vadelibir birlikteliğe dönüşebilir mi? Bunun için kanıta ihtiyacım var, doğruluğu ispatlanabilir veriler lazım bana.
a: Kusura bakma, ama kendimi toparlamam lazım. Aşka dair çocukça fikirlerimi yeniden gözden geçirmeliyim. Kanıt mı?
j.n.: ispatlanabilir veriler.
a: Tamam. Pekala, evrenin büyüklüğü ne kadar?
j.n.: Sonsuz.
a: Nereden biliyorsun?
j.n. :Çünkü bütün veriler öyle gösteriyor.
a: Ama daha kanıtlanmadı.
j.n.: ...
a: Kendin görmedin. Nasıl emin olabiliyorsun?
j.n.: eee, Emin değilim, sadece inanıyorum.
a: Sanırım aşk da bunun gibi bir şey.
--spoiler--
aslında herşey biraz inançla, inanmakla alakalı. dünya'nın daha iyi bir yer olacağına, insanlığa faydalı bir şeyler yapılabileceğine inanmak lazım bir parça da. tanrısal bir inanç değil burda kastettiğim, sadece amaca giderken bu amaca kesinlikle ulaşacağını bilmek de bir nevi inanmaktır. inandığın doğruların peşinden koşmak ve onları ispatlamaktır. nash'in anlatmak istediği de bu sanki, biraz hayal gücünden kimseye zarar gelmez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar