bugün
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek19
- sude sendromu9
- yagmurcu5
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak8
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı4
- en sevdiğiniz ayı3
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz18
- 2027 asgari ücret tahmin yarışması3
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak5
- kemal kılıçdaroğlu6
- sözlük açsanız ismi ne olurdu9
- yandaş basını okumak2
- don don bey birader2
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- kürt kızlarının güzel olması3
- 30 yaşına girmek6
- hristiyanlık8
- özenilen şeyler3
- bir şeyler söyle2
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- kızları en güzel olan şehir13
- silver ile evlenecek erkek52
- ey insan3
- samed agirbas3
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- sırrı süreyya önder28
- intihardaki vücut pozisyonunu yatakta taklit etmek3
- erkek erkeğe arkadaşça sakso çekmek3
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- euro 20163
- mauro icardi13
- bir insanı aslında olmadığına ikna etmek2
- sarapci koala58
- dindarların çoğunun fakir olması10
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- and the oscar goes to5
- affetmenin gücü6
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- hayatinin bittigini fark etmek2
- akrostişli şiir6
- flört uygulamasında yazılımcı profili2
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- dün gece ne oldu13
- sıfır atık vakfı3
gladiator'de oynadığının belki de bikaç gömlek üstünü bir oyunculuğuna rağmen şerefsiz juri tarafından oskar verilmemiştir russel crowe'a. çok feci bozuluyorum buna arkadaş ben. neymiş? oskar ödüllerinde iki kez üst üste ödül almak herkese nasip olmazmış. siye!
ilk izlediğim zamanı hiç unutamam bu filmin, vizyona girer girmez biletimi alıp okul çıkışı gitmiştim izlemeye, o zamanlar matematiğe filan da ilgim vardı tabi, filmden sonra matematikçi olacam, ben de şizofren olacam gibi saçmalamalarımı saymazsak şimdi dönüp baktığımda beni ne kadar etkilediğini daha iyi anlıyorum bu filmin. ekonomiye merak sarmam, eşit paylaşımın olabileceğine inanmam ve sonrasında da komünizm fikriyle tanışmam gibi birçok konuda belki de bu filmdir temelde beni bu derece etkileyen. john nash'ın derslere girmemesi, oyun kuramı'ndaki bireyin davranışları ve bulunduğu toplulukla kollektif hareketinin, her bireyin hem bireysel hem de bir arada ortak hareket etmesinin herkese fayda sağlayacağı çıkarımı, toplumsal devrimlerin önce zihinsel devrimlerden geçtiğini öğretmesi. film kesinlikle bir kere de anlaşılabilecek bir film değil, her izleyişinizde içindeki yeni bir parçayı keşfediyor ve bu parçaları kafanızda doğru yere koyduğunuzda puzzleın arkasındaki resim daha da netleşiyor. izleyin, izletin.
bir de spoylır verelim;
--spoiler--
adamımız evlenme teklif edecektir, ama matematikçilik histerisi tutar, kanıtları görmeden emin olamaz.
j.n.: Alicia, ilişkimiz uzun vadelibir birlikteliğe dönüşebilir mi? Bunun için kanıta ihtiyacım var, doğruluğu ispatlanabilir veriler lazım bana.
a: Kusura bakma, ama kendimi toparlamam lazım. Aşka dair çocukça fikirlerimi yeniden gözden geçirmeliyim. Kanıt mı?
j.n.: ispatlanabilir veriler.
a: Tamam. Pekala, evrenin büyüklüğü ne kadar?
j.n.: Sonsuz.
a: Nereden biliyorsun?
j.n. :Çünkü bütün veriler öyle gösteriyor.
a: Ama daha kanıtlanmadı.
j.n.: ...
a: Kendin görmedin. Nasıl emin olabiliyorsun?
j.n.: eee, Emin değilim, sadece inanıyorum.
a: Sanırım aşk da bunun gibi bir şey.
--spoiler--
aslında herşey biraz inançla, inanmakla alakalı. dünya'nın daha iyi bir yer olacağına, insanlığa faydalı bir şeyler yapılabileceğine inanmak lazım bir parça da. tanrısal bir inanç değil burda kastettiğim, sadece amaca giderken bu amaca kesinlikle ulaşacağını bilmek de bir nevi inanmaktır. inandığın doğruların peşinden koşmak ve onları ispatlamaktır. nash'in anlatmak istediği de bu sanki, biraz hayal gücünden kimseye zarar gelmez.
ilk izlediğim zamanı hiç unutamam bu filmin, vizyona girer girmez biletimi alıp okul çıkışı gitmiştim izlemeye, o zamanlar matematiğe filan da ilgim vardı tabi, filmden sonra matematikçi olacam, ben de şizofren olacam gibi saçmalamalarımı saymazsak şimdi dönüp baktığımda beni ne kadar etkilediğini daha iyi anlıyorum bu filmin. ekonomiye merak sarmam, eşit paylaşımın olabileceğine inanmam ve sonrasında da komünizm fikriyle tanışmam gibi birçok konuda belki de bu filmdir temelde beni bu derece etkileyen. john nash'ın derslere girmemesi, oyun kuramı'ndaki bireyin davranışları ve bulunduğu toplulukla kollektif hareketinin, her bireyin hem bireysel hem de bir arada ortak hareket etmesinin herkese fayda sağlayacağı çıkarımı, toplumsal devrimlerin önce zihinsel devrimlerden geçtiğini öğretmesi. film kesinlikle bir kere de anlaşılabilecek bir film değil, her izleyişinizde içindeki yeni bir parçayı keşfediyor ve bu parçaları kafanızda doğru yere koyduğunuzda puzzleın arkasındaki resim daha da netleşiyor. izleyin, izletin.
bir de spoylır verelim;
--spoiler--
adamımız evlenme teklif edecektir, ama matematikçilik histerisi tutar, kanıtları görmeden emin olamaz.
j.n.: Alicia, ilişkimiz uzun vadelibir birlikteliğe dönüşebilir mi? Bunun için kanıta ihtiyacım var, doğruluğu ispatlanabilir veriler lazım bana.
a: Kusura bakma, ama kendimi toparlamam lazım. Aşka dair çocukça fikirlerimi yeniden gözden geçirmeliyim. Kanıt mı?
j.n.: ispatlanabilir veriler.
a: Tamam. Pekala, evrenin büyüklüğü ne kadar?
j.n.: Sonsuz.
a: Nereden biliyorsun?
j.n. :Çünkü bütün veriler öyle gösteriyor.
a: Ama daha kanıtlanmadı.
j.n.: ...
a: Kendin görmedin. Nasıl emin olabiliyorsun?
j.n.: eee, Emin değilim, sadece inanıyorum.
a: Sanırım aşk da bunun gibi bir şey.
--spoiler--
aslında herşey biraz inançla, inanmakla alakalı. dünya'nın daha iyi bir yer olacağına, insanlığa faydalı bir şeyler yapılabileceğine inanmak lazım bir parça da. tanrısal bir inanç değil burda kastettiğim, sadece amaca giderken bu amaca kesinlikle ulaşacağını bilmek de bir nevi inanmaktır. inandığın doğruların peşinden koşmak ve onları ispatlamaktır. nash'in anlatmak istediği de bu sanki, biraz hayal gücünden kimseye zarar gelmez.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar