bugün
- fatih tekke5
- yolcu ettiğin kişinin ardından küçük su dökmek3
- sözlüğün en güzel 100 kadını3
- saatte 100 km hızla gidip 100 km yol alamamak3
- sözlüğün en sevilen yazarı30
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması2
- fenerbahçe vs galatasaray21
- isviçre alplerinde leğenle kaymak3
- gocu4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı49
- mucize beklemek2
- kelle paça4
- sözlüğün kepengini kaldırırken düşünülen3
- toplu taşımada tanımadığın birinin omzuna uyumak2
- dambılları el bombası gibi sağa sola atmak2
- erdoğan'a makarna için oy verildiğini sanan tip4
- sorgulayan aklı insana kim verdi19
- ateistlerin yaşama amacı24
- kadınlar yüzünden sözlüğün bu halde olması10
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
- kürtler eşcinseller solcular ve afyonlular6
- teröriste sövmek artık yasak23
- apo idam edilmeli12
- güne bir şiir bırak5
- birinin omzuna dokunup kadeh tokuşturmak2
- bazı kızların çok güzel olması2
- 2027 sözlük kuralları5
- yeter ulan artık19
- cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde revizyon11
- yazın bitiyor olması4
- fenerin sanki bizi biraz fazla rezil etmesi19
- velvet17
- sözlükle ilgili endişeler6
- sözlüğe küsmek15
- sarapci koala54
- fenerbahçe25
- tarihin en kötü lyonu14
- sözlük'ün erkek tipsizleri ve çirkinleri8
- apoya küfür edince sinirlenen akpliler ve mhpliler11
- 27 ağustos 2026 ferencvaros trabzonspor maçı6
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar16
- öfke6
- kıskanılan nickler4
- gta 65
- saraca'nın şeklinin ve tipinin değişmesi7
- bir kızın kucağınıza oturması6
- özür dilemeyi bilmek2
- hemcinsinde çekici bulduğun detaylar3
- islam barış dinidir43
- gayler5
Sağlam şiirlere sahip, fazla tanınmayan bir şairdir. "Lô'ya son mektup" eseri okunmaya değerdir.
"parmağımı yontup sana bu mektubu yazıyorum lo.
iyice oku ve sonra dudaklarına dokundur.
bırak yansınlar.
sarhoşum başım dönüyor.
zaten şarap şişelerinin burunları kanadı mı işleri tamamdır.
bir bardak dolusu, bir bardak dolusu daha derken
şişeler ölür yalnızlık kalır.
ama sen gülersen lô her taraf aydınlanır.
dişlerin pembe dilinin yoluna dizilmiş nurdan birer fener ki
hâlâ hatırladıkça gözlerim kamaşır.
az önce penceremi açarken,
gece uzun ipekli bir kumaş gibi dağılıyordu rüzgârda.
sen saçlarını çözünce gece olur biliyorum.
taktığın gül gökte bir ay gibi duruyordu.
fakat bir gün gelecek lô,
yavaş yavaş şafak sökecek o ipek saçlarının kıyısından.
çünkü zaman bir rüzgârdır. daima eser ve daima şişiktir yelkenlerimiz ki hep yol almaktayız ülkesine ihtiyarlığın.
hayal gerçek ayırmadan hep seni duyuyor seni yaşıyorum lô.
bir gün göğsünün mabedine yaslandım.
kalbin bir kilisenin çanı gibi atıyordu.
bütün sevdalılar eteklerine diz çökerken
ben tepeden tırnağa mum kesildim,
iri beyaz bir mum.
bir fitil gibi saçlarımı tutuşturup senin için yandım.
başım, boynum omuzlarım yavaş yavaş eriyordu.
tam alev kalbime doğru inerken birden söndüm.
çünkü kalbimde sen vardın lô,
incinmeni istemiyordum.
aradan yıllar geçti.
mevsimler ufukta cümbüşlü bir kervan gibi akıp gitti.
geriye kalan yine yalnızlığımdı,
yine bulut bulut sargıları içinde uluyan hasta bir sonbahar.
ne bileklerimi kesebilmek cesaretini bulabildim kendimde
ne yaşama gücünü lô.
ağlama.
sakın benim için ağlama.
yoksa her taraf deniz demektir.
üstelik gözlerin eski mısır gemisine benzerler,
kirpiklerin simsiyah binlerce kürek.
ki ıslanmaya görsünler
alır başlarını giderler biliyorum.
sonra büsbütün tenha kalır ellerimin limanları
kalbime akşam çöker.
elveda lô. ey sevda bahçemde boy atan keder.
"parmağımı yontup sana bu mektubu yazıyorum lo.
iyice oku ve sonra dudaklarına dokundur.
bırak yansınlar.
sarhoşum başım dönüyor.
zaten şarap şişelerinin burunları kanadı mı işleri tamamdır.
bir bardak dolusu, bir bardak dolusu daha derken
şişeler ölür yalnızlık kalır.
ama sen gülersen lô her taraf aydınlanır.
dişlerin pembe dilinin yoluna dizilmiş nurdan birer fener ki
hâlâ hatırladıkça gözlerim kamaşır.
az önce penceremi açarken,
gece uzun ipekli bir kumaş gibi dağılıyordu rüzgârda.
sen saçlarını çözünce gece olur biliyorum.
taktığın gül gökte bir ay gibi duruyordu.
fakat bir gün gelecek lô,
yavaş yavaş şafak sökecek o ipek saçlarının kıyısından.
çünkü zaman bir rüzgârdır. daima eser ve daima şişiktir yelkenlerimiz ki hep yol almaktayız ülkesine ihtiyarlığın.
hayal gerçek ayırmadan hep seni duyuyor seni yaşıyorum lô.
bir gün göğsünün mabedine yaslandım.
kalbin bir kilisenin çanı gibi atıyordu.
bütün sevdalılar eteklerine diz çökerken
ben tepeden tırnağa mum kesildim,
iri beyaz bir mum.
bir fitil gibi saçlarımı tutuşturup senin için yandım.
başım, boynum omuzlarım yavaş yavaş eriyordu.
tam alev kalbime doğru inerken birden söndüm.
çünkü kalbimde sen vardın lô,
incinmeni istemiyordum.
aradan yıllar geçti.
mevsimler ufukta cümbüşlü bir kervan gibi akıp gitti.
geriye kalan yine yalnızlığımdı,
yine bulut bulut sargıları içinde uluyan hasta bir sonbahar.
ne bileklerimi kesebilmek cesaretini bulabildim kendimde
ne yaşama gücünü lô.
ağlama.
sakın benim için ağlama.
yoksa her taraf deniz demektir.
üstelik gözlerin eski mısır gemisine benzerler,
kirpiklerin simsiyah binlerce kürek.
ki ıslanmaya görsünler
alır başlarını giderler biliyorum.
sonra büsbütün tenha kalır ellerimin limanları
kalbime akşam çöker.
elveda lô. ey sevda bahçemde boy atan keder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar