bugün
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları29
- ragnar rockefeller38
- gocu'nun sağlığı3
- cennet mahallesi göttingenli ethem2
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- ankara da nato zirvesi2
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- sözlük yazarlarının trileçeleri19
- serdal adalı2
- götüngenli ethem2
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- insanların neden böyle olması3
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması12
- arkadaşlar derin şeyler düşünüyorum6
- kocaman kelebek girdi dışarıdan3
- çocukken içine kapanık olmak5
- aylık 336 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- ona bir şey söyle11
- uysaljakoben3
- selülit kadına yakışıyor4
- günün şiiri14
- viski içen erkek seksiliği4
- daha önce başkasına nude atmış kızla evlenmek2
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- sevilen kadının orasını burasını yalamak2
- lahmacunun yanında ne içilir10
- bir amaca hizmet etmek4
- deniz göktaş37
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- türklerin tembel bir millet olması8
- devlet bahçeli4
- eşinize kaç gram altın mehir verdiniz3
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması7
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- cd devrinin bitmesi8
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler5
- babamın hiç 31 çekmemesi5
- bacakları traş edip canlı show yapan erkek3
- ahmet sezar bey'e mesaj gitmemesi3
- evli olduğunu saklayan kişi8
- velvet33
- gocu meme ucu5
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım4
- erling braut haaland2
- gürültüsü en rahatsız edici şey5
- fsm köprüsü ndeki abd bayrağı ışıklandırması5
- gocu'ya yazdığım şiir3
- oberyn martell vs ramsay bolton3
Sağlam şiirlere sahip, fazla tanınmayan bir şairdir. "Lô'ya son mektup" eseri okunmaya değerdir.
"parmağımı yontup sana bu mektubu yazıyorum lo.
iyice oku ve sonra dudaklarına dokundur.
bırak yansınlar.
sarhoşum başım dönüyor.
zaten şarap şişelerinin burunları kanadı mı işleri tamamdır.
bir bardak dolusu, bir bardak dolusu daha derken
şişeler ölür yalnızlık kalır.
ama sen gülersen lô her taraf aydınlanır.
dişlerin pembe dilinin yoluna dizilmiş nurdan birer fener ki
hâlâ hatırladıkça gözlerim kamaşır.
az önce penceremi açarken,
gece uzun ipekli bir kumaş gibi dağılıyordu rüzgârda.
sen saçlarını çözünce gece olur biliyorum.
taktığın gül gökte bir ay gibi duruyordu.
fakat bir gün gelecek lô,
yavaş yavaş şafak sökecek o ipek saçlarının kıyısından.
çünkü zaman bir rüzgârdır. daima eser ve daima şişiktir yelkenlerimiz ki hep yol almaktayız ülkesine ihtiyarlığın.
hayal gerçek ayırmadan hep seni duyuyor seni yaşıyorum lô.
bir gün göğsünün mabedine yaslandım.
kalbin bir kilisenin çanı gibi atıyordu.
bütün sevdalılar eteklerine diz çökerken
ben tepeden tırnağa mum kesildim,
iri beyaz bir mum.
bir fitil gibi saçlarımı tutuşturup senin için yandım.
başım, boynum omuzlarım yavaş yavaş eriyordu.
tam alev kalbime doğru inerken birden söndüm.
çünkü kalbimde sen vardın lô,
incinmeni istemiyordum.
aradan yıllar geçti.
mevsimler ufukta cümbüşlü bir kervan gibi akıp gitti.
geriye kalan yine yalnızlığımdı,
yine bulut bulut sargıları içinde uluyan hasta bir sonbahar.
ne bileklerimi kesebilmek cesaretini bulabildim kendimde
ne yaşama gücünü lô.
ağlama.
sakın benim için ağlama.
yoksa her taraf deniz demektir.
üstelik gözlerin eski mısır gemisine benzerler,
kirpiklerin simsiyah binlerce kürek.
ki ıslanmaya görsünler
alır başlarını giderler biliyorum.
sonra büsbütün tenha kalır ellerimin limanları
kalbime akşam çöker.
elveda lô. ey sevda bahçemde boy atan keder.
"parmağımı yontup sana bu mektubu yazıyorum lo.
iyice oku ve sonra dudaklarına dokundur.
bırak yansınlar.
sarhoşum başım dönüyor.
zaten şarap şişelerinin burunları kanadı mı işleri tamamdır.
bir bardak dolusu, bir bardak dolusu daha derken
şişeler ölür yalnızlık kalır.
ama sen gülersen lô her taraf aydınlanır.
dişlerin pembe dilinin yoluna dizilmiş nurdan birer fener ki
hâlâ hatırladıkça gözlerim kamaşır.
az önce penceremi açarken,
gece uzun ipekli bir kumaş gibi dağılıyordu rüzgârda.
sen saçlarını çözünce gece olur biliyorum.
taktığın gül gökte bir ay gibi duruyordu.
fakat bir gün gelecek lô,
yavaş yavaş şafak sökecek o ipek saçlarının kıyısından.
çünkü zaman bir rüzgârdır. daima eser ve daima şişiktir yelkenlerimiz ki hep yol almaktayız ülkesine ihtiyarlığın.
hayal gerçek ayırmadan hep seni duyuyor seni yaşıyorum lô.
bir gün göğsünün mabedine yaslandım.
kalbin bir kilisenin çanı gibi atıyordu.
bütün sevdalılar eteklerine diz çökerken
ben tepeden tırnağa mum kesildim,
iri beyaz bir mum.
bir fitil gibi saçlarımı tutuşturup senin için yandım.
başım, boynum omuzlarım yavaş yavaş eriyordu.
tam alev kalbime doğru inerken birden söndüm.
çünkü kalbimde sen vardın lô,
incinmeni istemiyordum.
aradan yıllar geçti.
mevsimler ufukta cümbüşlü bir kervan gibi akıp gitti.
geriye kalan yine yalnızlığımdı,
yine bulut bulut sargıları içinde uluyan hasta bir sonbahar.
ne bileklerimi kesebilmek cesaretini bulabildim kendimde
ne yaşama gücünü lô.
ağlama.
sakın benim için ağlama.
yoksa her taraf deniz demektir.
üstelik gözlerin eski mısır gemisine benzerler,
kirpiklerin simsiyah binlerce kürek.
ki ıslanmaya görsünler
alır başlarını giderler biliyorum.
sonra büsbütün tenha kalır ellerimin limanları
kalbime akşam çöker.
elveda lô. ey sevda bahçemde boy atan keder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar