bugün
- ısparta nokulu5
- 29 ekim cumhuriyet bayramı12
- cumhuriyet bayramı14
- gocu'nun sözlüğe vedası3
- sözlük yazarlarının çayları5
- sırrı süreyyacı ünlülerin 29 ekim kutlaması5
- sözlüğün artık kapanacak hale gelmesi2
- escort taş mı yesin7
- haftanın gammazları listesi3
- türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır3
- bir kıza saklama kabı hediye etmek11
- apo piçtir piç kalacak3
- ben sana inanıyorum2
- koşmak yerine ağırlık kaldırmak5
- vegan yaşam2
- hayat koçu ile yaşam koçu arasındaki fark6
- alzheimer günlüğü3
- akın gürlek3
- uefa şampiyonlar ligi6
- ezberin gereksiz olduğu yanılgısı4
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek8
- sarı saçın yakıştığı ünlüler9
- sorgulanmamış bir hayat yaşanmaya değmez3
- yuzırların ekşiye kaçması3
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına7
- müslüm gürses şarkılarındaki felsefi sözler4
- ne mutlu türküm diyene2
- eski sevgilinin 29 ekim bayramını kutlamak2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı66
- acil durumda aranacak kişi6
- insan aklıyla açıklanamayan konular6
- beşbuçuk tek mi çift midir2
- kedilerle uyumak9
- şiir yazmak4
- rafine zevkleri olan erkek11
- sohbete hmmm ile bitiren kıza verilecek cevaplar3
- gecenin şarkısı9
- tuvalet kağıdını renkli alan insan10
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak5
- fırında tavuk10
- cumhuriyetten rahatsız olan insan18
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek7
- istanbul11
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar4
- hasar kaydı olan kıza aşık olan genco4
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- giysi fiyatlarının uçması9
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- dolapta iki biram var6
- salon erkeği9
Yerin yüzü, yerin altı olmuş.
Hiç birimizin, toprak altındaki ölülerden farkı kalmamış.
Ruhlarımız,
Meydanları dolduran bedenlerimizi çoktan terk etmiş.
Hiç bir şey için çok geç değil derken bile,
Zaman kaybetmişiz.
Sokakta aç kalan bir çocuğu,
Halil ibrahim sofralarımızdaki sohbete, ismen davet etmişiz.
Yeni bir günün, yeni bir umutsuzluk olduğu sabahlara;
Geceden kalmışız, bir düş kırıklığı ile.
Kışın henüz kestane kızartacağımız günleri gelmeden,
Biz ısınmak için, beklentilerimizi ateşe vermişiz.
Sevmişiz, yani sevmişizdir herhalde.
Sevilmişsek -varsayalım yani-
Demek ki sevişmişiz.
Güldüğümüzü de hatırlar gibi oluyoruz bazen,
Tebessüm mü, hadi onu da sayalım bu sefer.
Mutlu olduğumuz anlar,
Unutmakta ısrar ettiğimiz bir rüya gibi gelse de,
Bir kaçımız tuttuysa küçüklüğünde günlük
Bir sayfa dolusu olmasa bile bir kaç satırda vardır be.
En az bir kere ıslanmışızdır ahmak ıslatan yağmurunda.
Yüzümüzde aptal saptal bir gülümseme ile,
Yerlerdeki karınca yuvalarına basmadan,
Kaldırımın kenarında yürümeye çabalarken.
Önce birbirimizi itip,
Sonra düşmeyelim diye sıkıca sarılırken;
Birlikte düşmekten hiç korkmamışızdır.
Şimdi korkuyorsak düşmekten, sadece yalnız kaldığımızdan mütevellit,
Islanmaktan çekindiğimiz için hamal gibi taşıyorsak her gün şemsiyeleri,
Sevişmek uğruna kırk takla atarken, sevmek ağır geliyorsa yüreklerimize,
Tebessümlerimizin yerlerini, sebepsiz gerginlikler aldıysa,
Anılarımızı paylaştığımız sayfaları, öfke nöbetlerimizde yırttıysak,
Bir çocuğun boğazından geçecek lokma, bizim çöpümüzden gittiyse onun sofrasına,
Buyurun cenaze namazına.
Hiç birimizin, toprak altındaki ölülerden farkı kalmamış.
Ruhlarımız,
Meydanları dolduran bedenlerimizi çoktan terk etmiş.
Hiç bir şey için çok geç değil derken bile,
Zaman kaybetmişiz.
Sokakta aç kalan bir çocuğu,
Halil ibrahim sofralarımızdaki sohbete, ismen davet etmişiz.
Yeni bir günün, yeni bir umutsuzluk olduğu sabahlara;
Geceden kalmışız, bir düş kırıklığı ile.
Kışın henüz kestane kızartacağımız günleri gelmeden,
Biz ısınmak için, beklentilerimizi ateşe vermişiz.
Sevmişiz, yani sevmişizdir herhalde.
Sevilmişsek -varsayalım yani-
Demek ki sevişmişiz.
Güldüğümüzü de hatırlar gibi oluyoruz bazen,
Tebessüm mü, hadi onu da sayalım bu sefer.
Mutlu olduğumuz anlar,
Unutmakta ısrar ettiğimiz bir rüya gibi gelse de,
Bir kaçımız tuttuysa küçüklüğünde günlük
Bir sayfa dolusu olmasa bile bir kaç satırda vardır be.
En az bir kere ıslanmışızdır ahmak ıslatan yağmurunda.
Yüzümüzde aptal saptal bir gülümseme ile,
Yerlerdeki karınca yuvalarına basmadan,
Kaldırımın kenarında yürümeye çabalarken.
Önce birbirimizi itip,
Sonra düşmeyelim diye sıkıca sarılırken;
Birlikte düşmekten hiç korkmamışızdır.
Şimdi korkuyorsak düşmekten, sadece yalnız kaldığımızdan mütevellit,
Islanmaktan çekindiğimiz için hamal gibi taşıyorsak her gün şemsiyeleri,
Sevişmek uğruna kırk takla atarken, sevmek ağır geliyorsa yüreklerimize,
Tebessümlerimizin yerlerini, sebepsiz gerginlikler aldıysa,
Anılarımızı paylaştığımız sayfaları, öfke nöbetlerimizde yırttıysak,
Bir çocuğun boğazından geçecek lokma, bizim çöpümüzden gittiyse onun sofrasına,
Buyurun cenaze namazına.
Gündemdeki Haberler