bugün
- yaşam enerjisi veren şeyler4
- flörtöz erkek iticiliği8
- ben üşümem6
- sakar şakir'in gardrop fuat'ın karısına basması2
- sarman kedi beslemek2
- bol tereyağlı iskender7
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde3
- küçük şeylerle mutlu olabilen kadın2
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- anasonlu nargile5
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz36
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı4
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- bir şeyler söyle5
- okan buruk13
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- sabahları nefret edilen şeyler4
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler5
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- gecenin şarkısı10
- whynot3
- robert pattinson3
- boyumun 2 cm kısalması28
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe3
- tereyağı bal ikilisi2
- zengin erkek vs fakir kız4
- her ilde üniversite kurulması6
- kızlar bakar mısınız13
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- ankara echoes2
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- islamda namaz yoktur13
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- tutunamayanlar8
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- chatgpt ile dertleşmek7
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- güne bir söz bırak3
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- delulu2
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- gece açlığı6
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı74
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı18
- ölmek istemek ama ölememek5
- kiraz cicegi kolonyasi42
Osmanlıca zaten halihazırda "Türkçe" dir arkadaşlar. Onu Bu gün ithamlarınızla Araplaştırdınız. bizler dün olduğumuz kişiden siz diye bahsetmeye alışmış / alıştırılmış bir milletiz. Sanıldığının aksine Türkiye bir gecede metamorfoza uğramış değildir ve kullanılan Türkçe tarihi Türkçeden ibarettir. Neyse konumuza gelelim.
Osmanlıca artık kullanım alanı bulunmayan, daha doğru bir ifadeyle Osmanlı Türkçesi olarak adlandırılan bir dildir. dünya üzerinde bulunan diğer her dil gibi farklı kültürlerle ilişkiden doğan sözcük ithali yaşamıştır. Özellikle Arapça ve Farsça sözcükler zamanla Türkçeye ithal edilmiş, dil ve anlam zenginliği bütünleşmiştir.
Osmanlı Türkçesi Türklerin orta Asya'dan günümüze değin bulunduğu ve hareket halinde olduğu coğrafyalardan Evrilerek, yerleşik kültürlerden etkilenerek zamanla sözcük hafızasının genişlemesiyle Osmanlı dönemindeki haline gelmiştir. Yani aslında Osmanlıca doğrudan Osmanlı'da ortaya çıkmış değildir. Yine buna uygun olarak kendine has grift bir gramer geliştirmiştir. Türkler islamı benimsedikleri günden bu yana Arap alfabesinide kullanagelmişlerdir.
Tarihi Türkiye Türkçesi dönemlere ayrılabilir. Her dönemin belli başlı özellikleri vardır. Örneğin 13. Ve 15. Yüzyıl Türkçeleri günümüz Türkçesine daha fazla benzer. Bunları dönemin menakibnameleri, nasihatnameleri ya da Aşıkpaşazade tarihi gibi tarih yazıcılığı geleneğinden öğrenebiliyoruz. 2. Beyazit ile artan bariz farsi bir etki söz konusudur. Nihayetinde hem halk tabanında hem devlet ricalinde, divanlarda konuşmalar bu yeni durumdan nasibini almış, duruma uygun olarak evrilmiştir. Yine Yavuz sultan selim ile arabi etki artmış ve dil gayet tabii etkilenmiştir.
19. Yüzyıla geldiğimizde kesif bir Fransız etkisi hissedilir. Bilindiği gibi sosyal olaylar siyasi olaylardan etkilenecek ve bu etkinin en yüksek tezahürü kendini dilde gösterecektir. Nitekim öyle olmuş Osmanlı'nın yenileşme sürecinde yön batıya kaymış, Fransızca başta olmak üzere birçok Avrupa menşeili sözcük Osmanlı Türkçesine girmiştir. Nihayetinde dil yine ihya edilmiş, yine zenginleşmiştir.
Yine kendi içinde bir takım yazı türleri geliştirmiş, her yazı türünün kullanımı dönem ve kullanılan materyale göre farklılık göstermiştir. Kufi, nesih, rik'a, sülüs, ta'lık, siyakat,divani, reyhani gibi.
Bu gün kültürel yozlaşma konusundaki hassasiyetimiz nedense dil yozlaşması konusunda gösterilmiyor. Bu sadece istanbul Türkçesi kullanalım, yazım yanlışı yapmayalım vs şekilciliğinden ileri gitmiyor. ithal edilen sözcükler menşei ne olursa olsun halkın ortak hafızasında sakladığı ve özümsendiği sürece senindir. Var olan kavramı anlamlandıracak ve Türkçe türetecek olan işte bu hafızadır. Yoksa dil dediğimiz inorganik bağ yok olacak, körelecek, kısırlaşacaktır. Dilde anlaşılabilirlik önemlidir fakat gelişmeyi getirecek olan kavram ve kelimelerin atılması kısırlığı doğurur. Bizde cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan temizlik başlangıç mantalitesine uygun olarak sonlandırılamamış bu da batı menşeili kelimelerin ağırlığı ile sonuçlanmıştır.
Osmanlıca artık kullanım alanı bulunmayan, daha doğru bir ifadeyle Osmanlı Türkçesi olarak adlandırılan bir dildir. dünya üzerinde bulunan diğer her dil gibi farklı kültürlerle ilişkiden doğan sözcük ithali yaşamıştır. Özellikle Arapça ve Farsça sözcükler zamanla Türkçeye ithal edilmiş, dil ve anlam zenginliği bütünleşmiştir.
Osmanlı Türkçesi Türklerin orta Asya'dan günümüze değin bulunduğu ve hareket halinde olduğu coğrafyalardan Evrilerek, yerleşik kültürlerden etkilenerek zamanla sözcük hafızasının genişlemesiyle Osmanlı dönemindeki haline gelmiştir. Yani aslında Osmanlıca doğrudan Osmanlı'da ortaya çıkmış değildir. Yine buna uygun olarak kendine has grift bir gramer geliştirmiştir. Türkler islamı benimsedikleri günden bu yana Arap alfabesinide kullanagelmişlerdir.
Tarihi Türkiye Türkçesi dönemlere ayrılabilir. Her dönemin belli başlı özellikleri vardır. Örneğin 13. Ve 15. Yüzyıl Türkçeleri günümüz Türkçesine daha fazla benzer. Bunları dönemin menakibnameleri, nasihatnameleri ya da Aşıkpaşazade tarihi gibi tarih yazıcılığı geleneğinden öğrenebiliyoruz. 2. Beyazit ile artan bariz farsi bir etki söz konusudur. Nihayetinde hem halk tabanında hem devlet ricalinde, divanlarda konuşmalar bu yeni durumdan nasibini almış, duruma uygun olarak evrilmiştir. Yine Yavuz sultan selim ile arabi etki artmış ve dil gayet tabii etkilenmiştir.
19. Yüzyıla geldiğimizde kesif bir Fransız etkisi hissedilir. Bilindiği gibi sosyal olaylar siyasi olaylardan etkilenecek ve bu etkinin en yüksek tezahürü kendini dilde gösterecektir. Nitekim öyle olmuş Osmanlı'nın yenileşme sürecinde yön batıya kaymış, Fransızca başta olmak üzere birçok Avrupa menşeili sözcük Osmanlı Türkçesine girmiştir. Nihayetinde dil yine ihya edilmiş, yine zenginleşmiştir.
Yine kendi içinde bir takım yazı türleri geliştirmiş, her yazı türünün kullanımı dönem ve kullanılan materyale göre farklılık göstermiştir. Kufi, nesih, rik'a, sülüs, ta'lık, siyakat,divani, reyhani gibi.
Bu gün kültürel yozlaşma konusundaki hassasiyetimiz nedense dil yozlaşması konusunda gösterilmiyor. Bu sadece istanbul Türkçesi kullanalım, yazım yanlışı yapmayalım vs şekilciliğinden ileri gitmiyor. ithal edilen sözcükler menşei ne olursa olsun halkın ortak hafızasında sakladığı ve özümsendiği sürece senindir. Var olan kavramı anlamlandıracak ve Türkçe türetecek olan işte bu hafızadır. Yoksa dil dediğimiz inorganik bağ yok olacak, körelecek, kısırlaşacaktır. Dilde anlaşılabilirlik önemlidir fakat gelişmeyi getirecek olan kavram ve kelimelerin atılması kısırlığı doğurur. Bizde cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan temizlik başlangıç mantalitesine uygun olarak sonlandırılamamış bu da batı menşeili kelimelerin ağırlığı ile sonuçlanmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar