bugün
- hikayeyi devam ettir55
- enteresan neden kavga yok7
- çekirge5
- üç harflilerden korkmak5
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- 28 temmuz 2026 depremi5
- mezoterapi10
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak12
- adalarda bisiklet sürmek4
- nesrin doğan doğanlar çelik dövme2
- arkadaşlar bakar mısınız28
- evreşe yollarını dar olmaması4
- sözlük yazarlarının saatleri9
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- usualsuspects'in yazlığında tatil yapmak2
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak8
- kürk giyen erkek6
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir2
- kavganın kazananı yoktur5
- house of the dragon3
- pilot bir erkekle sevgili olmak10
- sigara 1000 tl olsa bile içerim3
- tbmm'nin çalışma takvimini uzatması2
- diyojen den fıçı bira istemek3
- filozofların aileden zengin oldukları gerçeği3
- zaman baba10
- uysaljakoben17
- sedef adası3
- traş olamamak3
- tai lung24
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- sokakta kavga teknikleri13
- bisiklete velespit diyen insan2
- bu suyun esansı eksik ağam2
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- birayla patates kızartması2
- esaslı bira2
- nickten isim tahmini yapmak72
- köy evinde sex yapmak4
- ilk buluşma2
- ikea2
- özür dileyip kusura bakma diyen insan3
- vakıf üniversiteleri2
- i dünya savaşı sonunda sibirya da itilaf işgali2
- karadağ'dan türk vatandaşlarına vize5
- piyango alma sebepleri2
- çok içen yuzır2
- türklerin islama göre yaşamaması4
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
Osmanlıca zaten halihazırda "Türkçe" dir arkadaşlar. Onu Bu gün ithamlarınızla Araplaştırdınız. bizler dün olduğumuz kişiden siz diye bahsetmeye alışmış / alıştırılmış bir milletiz. Sanıldığının aksine Türkiye bir gecede metamorfoza uğramış değildir ve kullanılan Türkçe tarihi Türkçeden ibarettir. Neyse konumuza gelelim.
Osmanlıca artık kullanım alanı bulunmayan, daha doğru bir ifadeyle Osmanlı Türkçesi olarak adlandırılan bir dildir. dünya üzerinde bulunan diğer her dil gibi farklı kültürlerle ilişkiden doğan sözcük ithali yaşamıştır. Özellikle Arapça ve Farsça sözcükler zamanla Türkçeye ithal edilmiş, dil ve anlam zenginliği bütünleşmiştir.
Osmanlı Türkçesi Türklerin orta Asya'dan günümüze değin bulunduğu ve hareket halinde olduğu coğrafyalardan Evrilerek, yerleşik kültürlerden etkilenerek zamanla sözcük hafızasının genişlemesiyle Osmanlı dönemindeki haline gelmiştir. Yani aslında Osmanlıca doğrudan Osmanlı'da ortaya çıkmış değildir. Yine buna uygun olarak kendine has grift bir gramer geliştirmiştir. Türkler islamı benimsedikleri günden bu yana Arap alfabesinide kullanagelmişlerdir.
Tarihi Türkiye Türkçesi dönemlere ayrılabilir. Her dönemin belli başlı özellikleri vardır. Örneğin 13. Ve 15. Yüzyıl Türkçeleri günümüz Türkçesine daha fazla benzer. Bunları dönemin menakibnameleri, nasihatnameleri ya da Aşıkpaşazade tarihi gibi tarih yazıcılığı geleneğinden öğrenebiliyoruz. 2. Beyazit ile artan bariz farsi bir etki söz konusudur. Nihayetinde hem halk tabanında hem devlet ricalinde, divanlarda konuşmalar bu yeni durumdan nasibini almış, duruma uygun olarak evrilmiştir. Yine Yavuz sultan selim ile arabi etki artmış ve dil gayet tabii etkilenmiştir.
19. Yüzyıla geldiğimizde kesif bir Fransız etkisi hissedilir. Bilindiği gibi sosyal olaylar siyasi olaylardan etkilenecek ve bu etkinin en yüksek tezahürü kendini dilde gösterecektir. Nitekim öyle olmuş Osmanlı'nın yenileşme sürecinde yön batıya kaymış, Fransızca başta olmak üzere birçok Avrupa menşeili sözcük Osmanlı Türkçesine girmiştir. Nihayetinde dil yine ihya edilmiş, yine zenginleşmiştir.
Yine kendi içinde bir takım yazı türleri geliştirmiş, her yazı türünün kullanımı dönem ve kullanılan materyale göre farklılık göstermiştir. Kufi, nesih, rik'a, sülüs, ta'lık, siyakat,divani, reyhani gibi.
Bu gün kültürel yozlaşma konusundaki hassasiyetimiz nedense dil yozlaşması konusunda gösterilmiyor. Bu sadece istanbul Türkçesi kullanalım, yazım yanlışı yapmayalım vs şekilciliğinden ileri gitmiyor. ithal edilen sözcükler menşei ne olursa olsun halkın ortak hafızasında sakladığı ve özümsendiği sürece senindir. Var olan kavramı anlamlandıracak ve Türkçe türetecek olan işte bu hafızadır. Yoksa dil dediğimiz inorganik bağ yok olacak, körelecek, kısırlaşacaktır. Dilde anlaşılabilirlik önemlidir fakat gelişmeyi getirecek olan kavram ve kelimelerin atılması kısırlığı doğurur. Bizde cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan temizlik başlangıç mantalitesine uygun olarak sonlandırılamamış bu da batı menşeili kelimelerin ağırlığı ile sonuçlanmıştır.
Osmanlıca artık kullanım alanı bulunmayan, daha doğru bir ifadeyle Osmanlı Türkçesi olarak adlandırılan bir dildir. dünya üzerinde bulunan diğer her dil gibi farklı kültürlerle ilişkiden doğan sözcük ithali yaşamıştır. Özellikle Arapça ve Farsça sözcükler zamanla Türkçeye ithal edilmiş, dil ve anlam zenginliği bütünleşmiştir.
Osmanlı Türkçesi Türklerin orta Asya'dan günümüze değin bulunduğu ve hareket halinde olduğu coğrafyalardan Evrilerek, yerleşik kültürlerden etkilenerek zamanla sözcük hafızasının genişlemesiyle Osmanlı dönemindeki haline gelmiştir. Yani aslında Osmanlıca doğrudan Osmanlı'da ortaya çıkmış değildir. Yine buna uygun olarak kendine has grift bir gramer geliştirmiştir. Türkler islamı benimsedikleri günden bu yana Arap alfabesinide kullanagelmişlerdir.
Tarihi Türkiye Türkçesi dönemlere ayrılabilir. Her dönemin belli başlı özellikleri vardır. Örneğin 13. Ve 15. Yüzyıl Türkçeleri günümüz Türkçesine daha fazla benzer. Bunları dönemin menakibnameleri, nasihatnameleri ya da Aşıkpaşazade tarihi gibi tarih yazıcılığı geleneğinden öğrenebiliyoruz. 2. Beyazit ile artan bariz farsi bir etki söz konusudur. Nihayetinde hem halk tabanında hem devlet ricalinde, divanlarda konuşmalar bu yeni durumdan nasibini almış, duruma uygun olarak evrilmiştir. Yine Yavuz sultan selim ile arabi etki artmış ve dil gayet tabii etkilenmiştir.
19. Yüzyıla geldiğimizde kesif bir Fransız etkisi hissedilir. Bilindiği gibi sosyal olaylar siyasi olaylardan etkilenecek ve bu etkinin en yüksek tezahürü kendini dilde gösterecektir. Nitekim öyle olmuş Osmanlı'nın yenileşme sürecinde yön batıya kaymış, Fransızca başta olmak üzere birçok Avrupa menşeili sözcük Osmanlı Türkçesine girmiştir. Nihayetinde dil yine ihya edilmiş, yine zenginleşmiştir.
Yine kendi içinde bir takım yazı türleri geliştirmiş, her yazı türünün kullanımı dönem ve kullanılan materyale göre farklılık göstermiştir. Kufi, nesih, rik'a, sülüs, ta'lık, siyakat,divani, reyhani gibi.
Bu gün kültürel yozlaşma konusundaki hassasiyetimiz nedense dil yozlaşması konusunda gösterilmiyor. Bu sadece istanbul Türkçesi kullanalım, yazım yanlışı yapmayalım vs şekilciliğinden ileri gitmiyor. ithal edilen sözcükler menşei ne olursa olsun halkın ortak hafızasında sakladığı ve özümsendiği sürece senindir. Var olan kavramı anlamlandıracak ve Türkçe türetecek olan işte bu hafızadır. Yoksa dil dediğimiz inorganik bağ yok olacak, körelecek, kısırlaşacaktır. Dilde anlaşılabilirlik önemlidir fakat gelişmeyi getirecek olan kavram ve kelimelerin atılması kısırlığı doğurur. Bizde cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan temizlik başlangıç mantalitesine uygun olarak sonlandırılamamış bu da batı menşeili kelimelerin ağırlığı ile sonuçlanmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar