bugün
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- gecenin şarkısı9
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- yazarların buluşmak istediği yazar11
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz35
- insanlar değişmez4
- saat dokuzu beş geçe atam dolmabahçe de2
- ölmek istemek ama ölememek5
- bol tereyağlı iskender5
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri35
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak10
- anasonlu nargile4
- bende eksik olan ne diye düşünmek5
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- bir gay yakışıklı bir erkeği nasıl tavlayabilir2
- chatgpt ile dertleşmek7
- gece açlığı6
- cumartesi gecesi erken uyuyan insan3
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması3
- tutunamayanlar8
- ayrılık sonrası herkesi benzetmek3
- boyumun 2 cm kısalması28
- kızlar bakar mısınız13
- flörtöz erkek iticiliği5
- placebo konserinde bayilmak2
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- gece gündüz acı çekmek2
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- islamda namaz yoktur13
- arkadaşlar hesabımı gizliyorum6
- chp'nin türkiye'ye yaptıkları6
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- kendi kendine nazar değdirmek3
- uludağ sözlük en popüler yazarını seçiyor9
- istanbul da 2 ilçede denize girme yasağı4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı19
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri4
- israil'e saldıran her ulus helaka uğrayacak6
- sözlük yazarlarını analiz eden yazar5
- freddy krueger ve kırmızı çizgili kazağı2
- sözlük yazarlarının mastürbasyon teknikleri6
- 12 eylül 2026 suudi arabistanın vurulması8
- tanrılar3
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- nişantaşı nda 36 lı tuvalet kağıdıyla yürümek8
- beyin sinir ve omurilik cerrahisi uzmanı3
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım12
- her ilde üniversite kurulması6
- hakaret etmek7
General Augusto Pinochet, 1973 yılında kanlı bir darbeyle iktidara gelmiş ve 17 yıl boyunca Şili'yi yönetmişti.
Pinochet dönemindeki siyasî şiddet olaylarında yaklaşık üç bin kişi öldü, işkence gördü ya da sürgüne gönderildi.
* * *
Victor Jara da işkence edilerek öldürülen o 3 bin kişiden biri.
Bir farkla...
Jara, ölümüyle Pinochet Hükümeti'ne direnişin uluslararası simgesi haline geldi.
Askeri cuntanın 11 Eylül 1973'te Allende'yi devirmesinden sonra tutuklanan Jara, toplama kampı olarak kullanılan bir stada getirilmişti.
Jara'ya işkence edilmiş, gitar çalmaması için elleri tüfek dipçikleriyle ezilmiş, ardından da vurularak öldürülmüştü.
Jara'nın sesi ve hazin hikayesi hiçbir zaman unutulmadı.
Sesi, hep yankılanıp durdu:
"Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
* * *
Tarihler öldürülüş anını şöyle resmeder:
"Jara daha sonra partisinin marşı Venceremos'u söylemeye başladı.
Korkak, titrek değildi sesi, kendinden emindi. Katillere boyun eğmeyeceğini haykırır gibiydi.
Askerler -ki ellerinde silahları, dışarıda tankları ve bombardıman uçakları vardı- Jara'nın güvercin gibi uçan türkülerinden korktular.
Bir asker tüfeğinin kabzasını kaldırdı. Onu susturmak ve öbürlerine ibret olması için Jara'nın parmaklarını kırdı.
Kırık parmakları gitarın tellerine vuramıyordu. O da marşı var gücüyle söylemeye başladı.
Üstelik şimdi stadyumdakiler de ona katılmışlardı.
Şili'nin dört bir yanından bu stadyuma getirilen binlerce kişi faşizmin karşısında; işkence göreceklerini, öldürüleceklerini bildikleri halde, katillerin suratına 'Venceremos!' (Kazanacağız!) diye haykırıyorlardı.
"Venceremos venceremos
Kıralım zincirlerimizi
Venceremos venceremos
Zulme ve yoksulluğa paydos!'
Jara'nın istediği de buydu...
Victor Jara'nın ölü bedeni dört gün sonra bir sokakta bulundu. Ağır işkencelerden geçirilmiş ve vücudu kurşunlarla delik deşik edilmişti.'
Victor Jara yoksul köylerdenbirinde ve yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya geldi.
Babası çobandı.
Annesi düğünlerde, törenlerde gitar çalıyordu. Jara okuma-yazmayı ve müziğin büyüsünü cantador' olan annesinden öğrendi. Annem çalarken o tahta kutudan çıkan ezgiler içime işlerdi. Anımsıyorum, o çalarken olduğum yerde taş kesilir, kendimden geçerdim. Sonra, en büyük zevklerimden biri de gitara dokunmak, yavaş yavaş okşamaktı.Ne hayaller kurardım o zamanlar... Uçsuz bucaksız bir hayal denizine dalar giderdim...'
Şili türküleri dinleyerek geçen çocukluğunun ardından 15 yaşına geldiğinde annesi öldü. Bu ölümailenin dağılmasına, Jara'nın da okulunu bırakmasına neden oldu. Kilise okuluna gitmeye karar verdi. Müzik bilgisinin temelleri de burada atıldı. Okul bittikten sonra rahiplik yapmadı.
* * *
Jara, çeşitli işlerde kısa süreli çalıştı ve sonunda Şili Üniversitesi korosuna girdi. ilk bestelerini burada yaptı. Burada Yeni Şarkı' akımının kurucusu olan Violet Parra ile tanıştı ve onunla çalışmaya başladı.
Parra, inka ve Aztek kültürlerini, Akdeniz ve Afrika kültürleriyle kaynaştırarak 'Yeni Şarkı'yı oluşturdu. Jara da Yeni Şarkı çalışmalarını sürdürdü. Latin Amerika'nın geleneksel müziğiyle folklorik öğelerini aldı ve bunları çoksesli bir hale getirdi.
Yeni Şarkı, kısa zamanda emperyalizmin ve sömürgeciliğin karşısında bir sembol haline geldi. Artık Jara'nın şarkıları fabrikalarda, okullarda, sokaklardaydı. O, elinde gitarıyla her grevde, her öğrenci eyleminde direniş şarkılarını söylüyordu. Sesi çoktan Şili sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına ulaşmıştı.
Pinochet Faşizmi, Victor Jara'yı katlettiğinde ben 20 yaşındaydım.
Öldürülüş biçimi Şili stadyumundan çıktı, dalga dalga yayıldı ve bizlere ulaştı... Bizi içine aldı ve biz bunu hiç unutmadık.
Bizler de 12 Mart 1971 faşizminin esaretinden kurtulmaya çalışıyorduk.
Öldürülüş biçimini hiç unutmadığım bu efsanevi şarkıcıdan yıllar sonra yeniden söz etmemin bir nedeni var.
Victor Jara'nın ölümünden 31 yıl sonra yargıç Juan Carlos Urrutia, 9 Aralık 2004'de emekli subay Mario Manr¡quez Bravo'ya dava açtı.
Bravo, Jara öldürüldüğü sırada Şili stadyumundan sorumlu en üst rütbedeki subaydı.
Ölümlerden o sorumlu tutulmaktaydı.
2004'te başlayan bu dava geçenlerde sonuçlandı ve albay Mario Manriquez suçlu bulundu.
* * *
Jara'nın ölümünden 35 yıl sonraki bu gelişme beni 12 Mart'a ve o sürece eşlik eden Pinochet Dönemi'ne geri götürdü.
Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
Bu şarkıyı söyleyen birinin parmaklarını kıran, bileklerini ezen, onu kurşunlayan bir vahşeti, siz de bilin ve bunu unutmayın diye de bu yazıyı yazdım. *
Pinochet dönemindeki siyasî şiddet olaylarında yaklaşık üç bin kişi öldü, işkence gördü ya da sürgüne gönderildi.
* * *
Victor Jara da işkence edilerek öldürülen o 3 bin kişiden biri.
Bir farkla...
Jara, ölümüyle Pinochet Hükümeti'ne direnişin uluslararası simgesi haline geldi.
Askeri cuntanın 11 Eylül 1973'te Allende'yi devirmesinden sonra tutuklanan Jara, toplama kampı olarak kullanılan bir stada getirilmişti.
Jara'ya işkence edilmiş, gitar çalmaması için elleri tüfek dipçikleriyle ezilmiş, ardından da vurularak öldürülmüştü.
Jara'nın sesi ve hazin hikayesi hiçbir zaman unutulmadı.
Sesi, hep yankılanıp durdu:
"Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
* * *
Tarihler öldürülüş anını şöyle resmeder:
"Jara daha sonra partisinin marşı Venceremos'u söylemeye başladı.
Korkak, titrek değildi sesi, kendinden emindi. Katillere boyun eğmeyeceğini haykırır gibiydi.
Askerler -ki ellerinde silahları, dışarıda tankları ve bombardıman uçakları vardı- Jara'nın güvercin gibi uçan türkülerinden korktular.
Bir asker tüfeğinin kabzasını kaldırdı. Onu susturmak ve öbürlerine ibret olması için Jara'nın parmaklarını kırdı.
Kırık parmakları gitarın tellerine vuramıyordu. O da marşı var gücüyle söylemeye başladı.
Üstelik şimdi stadyumdakiler de ona katılmışlardı.
Şili'nin dört bir yanından bu stadyuma getirilen binlerce kişi faşizmin karşısında; işkence göreceklerini, öldürüleceklerini bildikleri halde, katillerin suratına 'Venceremos!' (Kazanacağız!) diye haykırıyorlardı.
"Venceremos venceremos
Kıralım zincirlerimizi
Venceremos venceremos
Zulme ve yoksulluğa paydos!'
Jara'nın istediği de buydu...
Victor Jara'nın ölü bedeni dört gün sonra bir sokakta bulundu. Ağır işkencelerden geçirilmiş ve vücudu kurşunlarla delik deşik edilmişti.'
Victor Jara yoksul köylerdenbirinde ve yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya geldi.
Babası çobandı.
Annesi düğünlerde, törenlerde gitar çalıyordu. Jara okuma-yazmayı ve müziğin büyüsünü cantador' olan annesinden öğrendi. Annem çalarken o tahta kutudan çıkan ezgiler içime işlerdi. Anımsıyorum, o çalarken olduğum yerde taş kesilir, kendimden geçerdim. Sonra, en büyük zevklerimden biri de gitara dokunmak, yavaş yavaş okşamaktı.Ne hayaller kurardım o zamanlar... Uçsuz bucaksız bir hayal denizine dalar giderdim...'
Şili türküleri dinleyerek geçen çocukluğunun ardından 15 yaşına geldiğinde annesi öldü. Bu ölümailenin dağılmasına, Jara'nın da okulunu bırakmasına neden oldu. Kilise okuluna gitmeye karar verdi. Müzik bilgisinin temelleri de burada atıldı. Okul bittikten sonra rahiplik yapmadı.
* * *
Jara, çeşitli işlerde kısa süreli çalıştı ve sonunda Şili Üniversitesi korosuna girdi. ilk bestelerini burada yaptı. Burada Yeni Şarkı' akımının kurucusu olan Violet Parra ile tanıştı ve onunla çalışmaya başladı.
Parra, inka ve Aztek kültürlerini, Akdeniz ve Afrika kültürleriyle kaynaştırarak 'Yeni Şarkı'yı oluşturdu. Jara da Yeni Şarkı çalışmalarını sürdürdü. Latin Amerika'nın geleneksel müziğiyle folklorik öğelerini aldı ve bunları çoksesli bir hale getirdi.
Yeni Şarkı, kısa zamanda emperyalizmin ve sömürgeciliğin karşısında bir sembol haline geldi. Artık Jara'nın şarkıları fabrikalarda, okullarda, sokaklardaydı. O, elinde gitarıyla her grevde, her öğrenci eyleminde direniş şarkılarını söylüyordu. Sesi çoktan Şili sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına ulaşmıştı.
Pinochet Faşizmi, Victor Jara'yı katlettiğinde ben 20 yaşındaydım.
Öldürülüş biçimi Şili stadyumundan çıktı, dalga dalga yayıldı ve bizlere ulaştı... Bizi içine aldı ve biz bunu hiç unutmadık.
Bizler de 12 Mart 1971 faşizminin esaretinden kurtulmaya çalışıyorduk.
Öldürülüş biçimini hiç unutmadığım bu efsanevi şarkıcıdan yıllar sonra yeniden söz etmemin bir nedeni var.
Victor Jara'nın ölümünden 31 yıl sonra yargıç Juan Carlos Urrutia, 9 Aralık 2004'de emekli subay Mario Manr¡quez Bravo'ya dava açtı.
Bravo, Jara öldürüldüğü sırada Şili stadyumundan sorumlu en üst rütbedeki subaydı.
Ölümlerden o sorumlu tutulmaktaydı.
2004'te başlayan bu dava geçenlerde sonuçlandı ve albay Mario Manriquez suçlu bulundu.
* * *
Jara'nın ölümünden 35 yıl sonraki bu gelişme beni 12 Mart'a ve o sürece eşlik eden Pinochet Dönemi'ne geri götürdü.
Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
Bu şarkıyı söyleyen birinin parmaklarını kıran, bileklerini ezen, onu kurşunlayan bir vahşeti, siz de bilin ve bunu unutmayın diye de bu yazıyı yazdım. *
Güncel Önemli Başlıklar