bugün
- tanrı yok16
- ateistlerin nursuz olması23
- ota boka devşirme diyen hırto27
- atatürkçü sanatçı azlığı3
- sabah nasıl uyanıyorsunuz14
- nervio bugün ne giydi acabası12
- 2026 yılında hala sigara içen kişi9
- aylık 368 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- şaka maka ups boobbs'un da yaşlanmış olması12
- bana kimse eksi oy atamaz9
- sözlüğün tanrıçası olmak12
- gocu nickli lavuğun neden kaşınması13
- sözlük kızlarının ateşli olduğu gerçeği13
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu18
- çırılçıplak sözlüğe entry girmek7
- true nickli namussuz yazar15
- mason greenwood57
- sözlüğün fingirdekleri10
- sözlüğün en götü güzel kızı8
- seçimde kime oy vereceğiz8
- sürekli yeme isteği8
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak16
- özgür özel vs kemal kılıçdaroğlu4
- yurtdışında hintli misin diye sorulması11
- atatürk ün ateist olması8
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- canımın waffle çekmesi5
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar14
- başkasının ısırdığı yemeği yer misiniz8
- yunanlıların yağlı güreşi çalmaları11
- bir insana akpliliği üzerinden saldırmak31
- fetö nün siyasi ayağı19
- köylü olan ailemden utanıyorum12
- hoşlanılan kızın onlyfans hesabı olması5
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız40
- uysaljakoben19
- sözlüğün yılanı8
- velvet'in silver'a benzemesi15
- arkadaşlar bu çanta nasıl5
- geceye bir şarkı bırak23
- bir sarma yapmışım9
- birini hep düşünüyorsan o da seni düşünüyor mudur3
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı12
- kürtlerin tekelinde olan meslekler13
- ahbap18
- sözlüğün 500 cc memelisi6
- the merich5
- etin üzerine tereyağı dökmek7
- yurtdışında arap mısın diye sorulması11
- türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması13
General Augusto Pinochet, 1973 yılında kanlı bir darbeyle iktidara gelmiş ve 17 yıl boyunca Şili'yi yönetmişti.
Pinochet dönemindeki siyasî şiddet olaylarında yaklaşık üç bin kişi öldü, işkence gördü ya da sürgüne gönderildi.
* * *
Victor Jara da işkence edilerek öldürülen o 3 bin kişiden biri.
Bir farkla...
Jara, ölümüyle Pinochet Hükümeti'ne direnişin uluslararası simgesi haline geldi.
Askeri cuntanın 11 Eylül 1973'te Allende'yi devirmesinden sonra tutuklanan Jara, toplama kampı olarak kullanılan bir stada getirilmişti.
Jara'ya işkence edilmiş, gitar çalmaması için elleri tüfek dipçikleriyle ezilmiş, ardından da vurularak öldürülmüştü.
Jara'nın sesi ve hazin hikayesi hiçbir zaman unutulmadı.
Sesi, hep yankılanıp durdu:
"Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
* * *
Tarihler öldürülüş anını şöyle resmeder:
"Jara daha sonra partisinin marşı Venceremos'u söylemeye başladı.
Korkak, titrek değildi sesi, kendinden emindi. Katillere boyun eğmeyeceğini haykırır gibiydi.
Askerler -ki ellerinde silahları, dışarıda tankları ve bombardıman uçakları vardı- Jara'nın güvercin gibi uçan türkülerinden korktular.
Bir asker tüfeğinin kabzasını kaldırdı. Onu susturmak ve öbürlerine ibret olması için Jara'nın parmaklarını kırdı.
Kırık parmakları gitarın tellerine vuramıyordu. O da marşı var gücüyle söylemeye başladı.
Üstelik şimdi stadyumdakiler de ona katılmışlardı.
Şili'nin dört bir yanından bu stadyuma getirilen binlerce kişi faşizmin karşısında; işkence göreceklerini, öldürüleceklerini bildikleri halde, katillerin suratına 'Venceremos!' (Kazanacağız!) diye haykırıyorlardı.
"Venceremos venceremos
Kıralım zincirlerimizi
Venceremos venceremos
Zulme ve yoksulluğa paydos!'
Jara'nın istediği de buydu...
Victor Jara'nın ölü bedeni dört gün sonra bir sokakta bulundu. Ağır işkencelerden geçirilmiş ve vücudu kurşunlarla delik deşik edilmişti.'
Victor Jara yoksul köylerdenbirinde ve yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya geldi.
Babası çobandı.
Annesi düğünlerde, törenlerde gitar çalıyordu. Jara okuma-yazmayı ve müziğin büyüsünü cantador' olan annesinden öğrendi. Annem çalarken o tahta kutudan çıkan ezgiler içime işlerdi. Anımsıyorum, o çalarken olduğum yerde taş kesilir, kendimden geçerdim. Sonra, en büyük zevklerimden biri de gitara dokunmak, yavaş yavaş okşamaktı.Ne hayaller kurardım o zamanlar... Uçsuz bucaksız bir hayal denizine dalar giderdim...'
Şili türküleri dinleyerek geçen çocukluğunun ardından 15 yaşına geldiğinde annesi öldü. Bu ölümailenin dağılmasına, Jara'nın da okulunu bırakmasına neden oldu. Kilise okuluna gitmeye karar verdi. Müzik bilgisinin temelleri de burada atıldı. Okul bittikten sonra rahiplik yapmadı.
* * *
Jara, çeşitli işlerde kısa süreli çalıştı ve sonunda Şili Üniversitesi korosuna girdi. ilk bestelerini burada yaptı. Burada Yeni Şarkı' akımının kurucusu olan Violet Parra ile tanıştı ve onunla çalışmaya başladı.
Parra, inka ve Aztek kültürlerini, Akdeniz ve Afrika kültürleriyle kaynaştırarak 'Yeni Şarkı'yı oluşturdu. Jara da Yeni Şarkı çalışmalarını sürdürdü. Latin Amerika'nın geleneksel müziğiyle folklorik öğelerini aldı ve bunları çoksesli bir hale getirdi.
Yeni Şarkı, kısa zamanda emperyalizmin ve sömürgeciliğin karşısında bir sembol haline geldi. Artık Jara'nın şarkıları fabrikalarda, okullarda, sokaklardaydı. O, elinde gitarıyla her grevde, her öğrenci eyleminde direniş şarkılarını söylüyordu. Sesi çoktan Şili sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına ulaşmıştı.
Pinochet Faşizmi, Victor Jara'yı katlettiğinde ben 20 yaşındaydım.
Öldürülüş biçimi Şili stadyumundan çıktı, dalga dalga yayıldı ve bizlere ulaştı... Bizi içine aldı ve biz bunu hiç unutmadık.
Bizler de 12 Mart 1971 faşizminin esaretinden kurtulmaya çalışıyorduk.
Öldürülüş biçimini hiç unutmadığım bu efsanevi şarkıcıdan yıllar sonra yeniden söz etmemin bir nedeni var.
Victor Jara'nın ölümünden 31 yıl sonra yargıç Juan Carlos Urrutia, 9 Aralık 2004'de emekli subay Mario Manr¡quez Bravo'ya dava açtı.
Bravo, Jara öldürüldüğü sırada Şili stadyumundan sorumlu en üst rütbedeki subaydı.
Ölümlerden o sorumlu tutulmaktaydı.
2004'te başlayan bu dava geçenlerde sonuçlandı ve albay Mario Manriquez suçlu bulundu.
* * *
Jara'nın ölümünden 35 yıl sonraki bu gelişme beni 12 Mart'a ve o sürece eşlik eden Pinochet Dönemi'ne geri götürdü.
Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
Bu şarkıyı söyleyen birinin parmaklarını kıran, bileklerini ezen, onu kurşunlayan bir vahşeti, siz de bilin ve bunu unutmayın diye de bu yazıyı yazdım. *
Pinochet dönemindeki siyasî şiddet olaylarında yaklaşık üç bin kişi öldü, işkence gördü ya da sürgüne gönderildi.
* * *
Victor Jara da işkence edilerek öldürülen o 3 bin kişiden biri.
Bir farkla...
Jara, ölümüyle Pinochet Hükümeti'ne direnişin uluslararası simgesi haline geldi.
Askeri cuntanın 11 Eylül 1973'te Allende'yi devirmesinden sonra tutuklanan Jara, toplama kampı olarak kullanılan bir stada getirilmişti.
Jara'ya işkence edilmiş, gitar çalmaması için elleri tüfek dipçikleriyle ezilmiş, ardından da vurularak öldürülmüştü.
Jara'nın sesi ve hazin hikayesi hiçbir zaman unutulmadı.
Sesi, hep yankılanıp durdu:
"Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
* * *
Tarihler öldürülüş anını şöyle resmeder:
"Jara daha sonra partisinin marşı Venceremos'u söylemeye başladı.
Korkak, titrek değildi sesi, kendinden emindi. Katillere boyun eğmeyeceğini haykırır gibiydi.
Askerler -ki ellerinde silahları, dışarıda tankları ve bombardıman uçakları vardı- Jara'nın güvercin gibi uçan türkülerinden korktular.
Bir asker tüfeğinin kabzasını kaldırdı. Onu susturmak ve öbürlerine ibret olması için Jara'nın parmaklarını kırdı.
Kırık parmakları gitarın tellerine vuramıyordu. O da marşı var gücüyle söylemeye başladı.
Üstelik şimdi stadyumdakiler de ona katılmışlardı.
Şili'nin dört bir yanından bu stadyuma getirilen binlerce kişi faşizmin karşısında; işkence göreceklerini, öldürüleceklerini bildikleri halde, katillerin suratına 'Venceremos!' (Kazanacağız!) diye haykırıyorlardı.
"Venceremos venceremos
Kıralım zincirlerimizi
Venceremos venceremos
Zulme ve yoksulluğa paydos!'
Jara'nın istediği de buydu...
Victor Jara'nın ölü bedeni dört gün sonra bir sokakta bulundu. Ağır işkencelerden geçirilmiş ve vücudu kurşunlarla delik deşik edilmişti.'
Victor Jara yoksul köylerdenbirinde ve yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya geldi.
Babası çobandı.
Annesi düğünlerde, törenlerde gitar çalıyordu. Jara okuma-yazmayı ve müziğin büyüsünü cantador' olan annesinden öğrendi. Annem çalarken o tahta kutudan çıkan ezgiler içime işlerdi. Anımsıyorum, o çalarken olduğum yerde taş kesilir, kendimden geçerdim. Sonra, en büyük zevklerimden biri de gitara dokunmak, yavaş yavaş okşamaktı.Ne hayaller kurardım o zamanlar... Uçsuz bucaksız bir hayal denizine dalar giderdim...'
Şili türküleri dinleyerek geçen çocukluğunun ardından 15 yaşına geldiğinde annesi öldü. Bu ölümailenin dağılmasına, Jara'nın da okulunu bırakmasına neden oldu. Kilise okuluna gitmeye karar verdi. Müzik bilgisinin temelleri de burada atıldı. Okul bittikten sonra rahiplik yapmadı.
* * *
Jara, çeşitli işlerde kısa süreli çalıştı ve sonunda Şili Üniversitesi korosuna girdi. ilk bestelerini burada yaptı. Burada Yeni Şarkı' akımının kurucusu olan Violet Parra ile tanıştı ve onunla çalışmaya başladı.
Parra, inka ve Aztek kültürlerini, Akdeniz ve Afrika kültürleriyle kaynaştırarak 'Yeni Şarkı'yı oluşturdu. Jara da Yeni Şarkı çalışmalarını sürdürdü. Latin Amerika'nın geleneksel müziğiyle folklorik öğelerini aldı ve bunları çoksesli bir hale getirdi.
Yeni Şarkı, kısa zamanda emperyalizmin ve sömürgeciliğin karşısında bir sembol haline geldi. Artık Jara'nın şarkıları fabrikalarda, okullarda, sokaklardaydı. O, elinde gitarıyla her grevde, her öğrenci eyleminde direniş şarkılarını söylüyordu. Sesi çoktan Şili sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına ulaşmıştı.
Pinochet Faşizmi, Victor Jara'yı katlettiğinde ben 20 yaşındaydım.
Öldürülüş biçimi Şili stadyumundan çıktı, dalga dalga yayıldı ve bizlere ulaştı... Bizi içine aldı ve biz bunu hiç unutmadık.
Bizler de 12 Mart 1971 faşizminin esaretinden kurtulmaya çalışıyorduk.
Öldürülüş biçimini hiç unutmadığım bu efsanevi şarkıcıdan yıllar sonra yeniden söz etmemin bir nedeni var.
Victor Jara'nın ölümünden 31 yıl sonra yargıç Juan Carlos Urrutia, 9 Aralık 2004'de emekli subay Mario Manr¡quez Bravo'ya dava açtı.
Bravo, Jara öldürüldüğü sırada Şili stadyumundan sorumlu en üst rütbedeki subaydı.
Ölümlerden o sorumlu tutulmaktaydı.
2004'te başlayan bu dava geçenlerde sonuçlandı ve albay Mario Manriquez suçlu bulundu.
* * *
Jara'nın ölümünden 35 yıl sonraki bu gelişme beni 12 Mart'a ve o sürece eşlik eden Pinochet Dönemi'ne geri götürdü.
Şefkatli bir güvercin
gibi uçar gitarımın sesi...'
Bu şarkıyı söyleyen birinin parmaklarını kıran, bileklerini ezen, onu kurşunlayan bir vahşeti, siz de bilin ve bunu unutmayın diye de bu yazıyı yazdım. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar