bugün
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim30
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- o 8 0 diyen biri vardı5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok9
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam2
- türklerin özellikleri3
- terapi niteliğindeki şeyler10
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- sabah yedi buçukta işe başlamak2
- kaşe2
- emre iptal kuyt ile devam2
- fil dişi bacak toz pembe ten kirpikler'na parmak2
- sobaları hazırlayın2
- votka2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- kışın gelmesi2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir3
- nervio43
- türkiye ve avrupa farkları2
- büzülmüş çizgili dudaklar2
- soğuk sabah2
- aşk10
- arabada sakso4
- fenerbahçeli yazarlar8
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği12
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- iyi menemenin sırrı7
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- febelilerin herşeyi abartması3
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- iyi memenin sırrı7
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- israil'in gazze de çadıra hava saldırısı2
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- abd ara seçimlerinin f35 ve caatsa'ya etkisi2
- almanca bilmek5
- muslettin amca14
- kale3112 ifşa7
- siyah sütyen5
- sözlük kürdü55
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- passatı olan erkek6
- aleksey batrakov27
bir antipsikotik yüzünden bünyemde ortaya çıkan ve günlerdir başıma büyük belalar açan beter rahatsızlık. ilacı kullanan çoğu insanda ortaya çıkmazken bir grup insanda bu yan etkinin neden ortaya çıktığını doktorlar daha iyi bilir ama huzursuz bacak sendromunuz varsa antipsikotik almadan önce iki kere düşünün. çünkü bu rahatsızlık somatik sinir sistemiyle alakalı bir olaymış ve antipsikotik tetikliyormuş anladığım kadarıyla. eğer ilacı aldıysanız ve akatizi başladıysa da endişe etmeyin, ve direkt doktorunuza gidin.
hala tamamen iyi hissetmesem de yerimde durabiliyorum artık, tüm bunların altında psikolojik sebepler de yattığından biraz rahatlamamı sağlar diye kendimi zorlayarak başıma gelenleri yazacağım. belki yaşayanlara da faydası olur. başlayabilirsem yazı uzun olacak gibime geliyor.
geçtiğimiz haftalardan birinde bir gün kronik iç sıkıntılarımdan biri bastırdı, yine hayat çok anlamsız gelmeye başladı. hayatımda da her şey ters düz olduğundan ve ben toparlayacak gücü bulamadığımdan artık devlet hastanesinde bir psikiyatriste görüneyim dedim. ilaç yazıp yolluyor biliyorum ama ilaca bile razıydım. bir hafta sonra gittim. şaşırtmadı ve ilaç yazdı. abizol ve lustral. aldım ve kullanmaya başladım.
iki gün sonra bana bir şeyler olmaya başladı. yerimde duramıyorum. sürekli hareket etme ihtiyacı duyuyorum. huzursuz bacak sendromunda bir türlü rahat edemezsiniz ya onun on kat daha beter hali. koltukta oturuyorum, bir dakika içinde onlarca kez pozisyon değiştiriyorum. sabit durduğumda kafayı yiyecek gibi oluyorum. böyle anlatınca komik dursa da oldukça dayanılmaz. sebebi abizolmüş ve bu yaşadıklarıma akatizi deniyormuş.
lanet olsun ki haftasonuydu. cumartesi başladı bu durum. pazar sabahına kadar dayandım. pazar sabahı kpss ye girecektim, ilk doksan dakika çıkmak yasakmış. beni oraya çivileseler 90 dakika o sırada sabit duramayacağımdan sınava gitmeme rağmen, başlamasına on beş dakika kala sınıftan çıkıp eve geldim bu yüzden, girmedim. sonra çantamı kapıp acilde soluğu aldım. tabi bu sırada yolda geçirdiğim minibüs yolculukları bile benim canıma okuyordu, sürekli kıpırdanıp duruyordum. bir tek hareket halindeyken rahat edebiliyordum biraz olsun. acildeki doktor bana o ilacı hemen kes dedi, başka da bir şey yapmadı. ben de o akşam içmedim, aynı günün sabahı korkudan lustrali de almadım hatta. ama o gün akşam olana kadar öldüm. vücudumun kaybettiğim kontrolüyle birlikte beynimin kontrolünü de kaybetmeye başladım. ölüm düşünceleri bastırmaya başladı acaba lustrali almadığımdan mı oldu bu bilmiyorum ama içimde biriktirdiğim tüm korkular beynimi ele geçirmeye başladı, ölücem, kontrolümü kaybedip kendimi öldürücem sandım. kalbim son hız atmaya, sıkışmaya başladı, kalp krizi geçirmekten korktum. nasıl savuşturdum, nasıl sağ çıktım bilmiyorum o an ama anladığım şey bunun gelmek üzere olan panik atak krizi olduğuydu. kafamı dağıtmaya zorladım kendimi devasa bir güç harcayarak ve aylar önce gittiğim ama maddi sebeplerle devam edemediğim, çok güvendiğim psikiyatristimi aradım ağlayarak. bana ertesi gün için randevu verdi sabaha. gittim ama yine metroda kriz geliyordu, sakin ol son üç durak, son iki durak diye diye kendimi rahatlatmaya çalıştım. gittim ve 2 saati aşkın konuştuk, çok rahatlattı sağolsun. o daha çok psikolojik olduğuna inandığından ve ilaçsız baş etmemi istediğinden bir şey olursa saat kaç olursa olsun aramamı söyledi ve ilaç vermedi. geldim eve. panik atak krizleri uzaklaşsa da akatizi hala devam ediyordu.
babamlarla konuştum, babam halimi duyar duymaz o akşam soluğu yanımda aldı. ertesi gün bana bu ilacı veren doktora gittik. bazı hastalarda yarımla başlanılsa bile böyle yan etkiler yaptığını söyledi, akatizinin geçmesi için dideral verdi, başka antipsikotik ve antidepresan yazacaktı istemedim. ilaç almadan terapi düşündüğümü söyledim. o da kesinlikle terapi almam gerektiğini söyledi, aynı zamanda psikiyatrist olan bir terapistten. ve eve döndük.
bugünse hala geçmiş sayılmaz fakat akatizim az kaldı ve kafam rahatladı, panik atak belirtileri yok oldu. şu an vitamin ve pasiflora kullandığımdan mahalledeki eczacıya danıştım birlikte kullanıldığında dideralle etkileşir mi diye o da pasiflora ile dideralin ağır gelebileceğini söyledi ve akatizinin tamamen geçmesi için ilk olarak kafamı boşaltmamı, içime attıklarımı akıtmamı söyledi. hatta arada sıkıldığımda oraya gelebileceğimi, oradaki ablayla ve kendisiyle konuşabileceğimi söyledi. çok tatlı bir amcaydı. bugün heykele, setbaşına yürüyerek gidip geldiğini, yeni geldiğini söyledi ve bana da çıkıp bolca yürümemi önerdi. yaklaşık bir yıl önce yine oradaki abladan, iflasın eşiğinde olduğunu duymuştum bu eczacı amcanın, gittiğim o gün üzüldüğünü ve yine kafa dağıtmak için yürüyüşe gittiğini duymuştum unutmuyorum. bugün tanışmak nasip oldu, bundan sonra diğer iki eczaneye hiç gitmeyeceğim.
canıma okuyan bu olaydan iki ders çıkardım. hayat rutini içinde unutsak da hiçbir şey sağlıktan önemli değil bu bir! bir de öyle her doktorun yazdığı ilacı (hele ki ilaç ağırsa) çerez niyetine kullanmadan önce iki kere düşünmek gerek! artık sorunlarımla antidepresan kullanmadan baş etmeye çalışacağım bir de.
hala tamamen iyi hissetmesem de yerimde durabiliyorum artık, tüm bunların altında psikolojik sebepler de yattığından biraz rahatlamamı sağlar diye kendimi zorlayarak başıma gelenleri yazacağım. belki yaşayanlara da faydası olur. başlayabilirsem yazı uzun olacak gibime geliyor.
geçtiğimiz haftalardan birinde bir gün kronik iç sıkıntılarımdan biri bastırdı, yine hayat çok anlamsız gelmeye başladı. hayatımda da her şey ters düz olduğundan ve ben toparlayacak gücü bulamadığımdan artık devlet hastanesinde bir psikiyatriste görüneyim dedim. ilaç yazıp yolluyor biliyorum ama ilaca bile razıydım. bir hafta sonra gittim. şaşırtmadı ve ilaç yazdı. abizol ve lustral. aldım ve kullanmaya başladım.
iki gün sonra bana bir şeyler olmaya başladı. yerimde duramıyorum. sürekli hareket etme ihtiyacı duyuyorum. huzursuz bacak sendromunda bir türlü rahat edemezsiniz ya onun on kat daha beter hali. koltukta oturuyorum, bir dakika içinde onlarca kez pozisyon değiştiriyorum. sabit durduğumda kafayı yiyecek gibi oluyorum. böyle anlatınca komik dursa da oldukça dayanılmaz. sebebi abizolmüş ve bu yaşadıklarıma akatizi deniyormuş.
lanet olsun ki haftasonuydu. cumartesi başladı bu durum. pazar sabahına kadar dayandım. pazar sabahı kpss ye girecektim, ilk doksan dakika çıkmak yasakmış. beni oraya çivileseler 90 dakika o sırada sabit duramayacağımdan sınava gitmeme rağmen, başlamasına on beş dakika kala sınıftan çıkıp eve geldim bu yüzden, girmedim. sonra çantamı kapıp acilde soluğu aldım. tabi bu sırada yolda geçirdiğim minibüs yolculukları bile benim canıma okuyordu, sürekli kıpırdanıp duruyordum. bir tek hareket halindeyken rahat edebiliyordum biraz olsun. acildeki doktor bana o ilacı hemen kes dedi, başka da bir şey yapmadı. ben de o akşam içmedim, aynı günün sabahı korkudan lustrali de almadım hatta. ama o gün akşam olana kadar öldüm. vücudumun kaybettiğim kontrolüyle birlikte beynimin kontrolünü de kaybetmeye başladım. ölüm düşünceleri bastırmaya başladı acaba lustrali almadığımdan mı oldu bu bilmiyorum ama içimde biriktirdiğim tüm korkular beynimi ele geçirmeye başladı, ölücem, kontrolümü kaybedip kendimi öldürücem sandım. kalbim son hız atmaya, sıkışmaya başladı, kalp krizi geçirmekten korktum. nasıl savuşturdum, nasıl sağ çıktım bilmiyorum o an ama anladığım şey bunun gelmek üzere olan panik atak krizi olduğuydu. kafamı dağıtmaya zorladım kendimi devasa bir güç harcayarak ve aylar önce gittiğim ama maddi sebeplerle devam edemediğim, çok güvendiğim psikiyatristimi aradım ağlayarak. bana ertesi gün için randevu verdi sabaha. gittim ama yine metroda kriz geliyordu, sakin ol son üç durak, son iki durak diye diye kendimi rahatlatmaya çalıştım. gittim ve 2 saati aşkın konuştuk, çok rahatlattı sağolsun. o daha çok psikolojik olduğuna inandığından ve ilaçsız baş etmemi istediğinden bir şey olursa saat kaç olursa olsun aramamı söyledi ve ilaç vermedi. geldim eve. panik atak krizleri uzaklaşsa da akatizi hala devam ediyordu.
babamlarla konuştum, babam halimi duyar duymaz o akşam soluğu yanımda aldı. ertesi gün bana bu ilacı veren doktora gittik. bazı hastalarda yarımla başlanılsa bile böyle yan etkiler yaptığını söyledi, akatizinin geçmesi için dideral verdi, başka antipsikotik ve antidepresan yazacaktı istemedim. ilaç almadan terapi düşündüğümü söyledim. o da kesinlikle terapi almam gerektiğini söyledi, aynı zamanda psikiyatrist olan bir terapistten. ve eve döndük.
bugünse hala geçmiş sayılmaz fakat akatizim az kaldı ve kafam rahatladı, panik atak belirtileri yok oldu. şu an vitamin ve pasiflora kullandığımdan mahalledeki eczacıya danıştım birlikte kullanıldığında dideralle etkileşir mi diye o da pasiflora ile dideralin ağır gelebileceğini söyledi ve akatizinin tamamen geçmesi için ilk olarak kafamı boşaltmamı, içime attıklarımı akıtmamı söyledi. hatta arada sıkıldığımda oraya gelebileceğimi, oradaki ablayla ve kendisiyle konuşabileceğimi söyledi. çok tatlı bir amcaydı. bugün heykele, setbaşına yürüyerek gidip geldiğini, yeni geldiğini söyledi ve bana da çıkıp bolca yürümemi önerdi. yaklaşık bir yıl önce yine oradaki abladan, iflasın eşiğinde olduğunu duymuştum bu eczacı amcanın, gittiğim o gün üzüldüğünü ve yine kafa dağıtmak için yürüyüşe gittiğini duymuştum unutmuyorum. bugün tanışmak nasip oldu, bundan sonra diğer iki eczaneye hiç gitmeyeceğim.
canıma okuyan bu olaydan iki ders çıkardım. hayat rutini içinde unutsak da hiçbir şey sağlıktan önemli değil bu bir! bir de öyle her doktorun yazdığı ilacı (hele ki ilaç ağırsa) çerez niyetine kullanmadan önce iki kere düşünmek gerek! artık sorunlarımla antidepresan kullanmadan baş etmeye çalışacağım bir de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar