bugün
- üniversiteli eskort kadınlar11
- kendini çok önemli sanan yazar11
- fenerbahçe biraz sert biraz katı12
- türk kızı4
- beyaz giyince kesin üstüne yemek dökmek3
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı76
- nineteen ninety four5
- şahin siyonistle islamcı kardeştir2
- bütün dövmeli kızlar patlaktır7
- allah tüm insanları isa'nın suretinde yaratmıştır4
- şehrin bağırsaklarını sevmek5
- kedi sevmeyen insan4
- e r'e k t o r5
- bir insanı tanımak4
- özgür özel11
- kazandibinin pişmemiş kek olması2
- fikir paylaşma günü4
- hazreti muhammed yahudilerle ticaret yapmaz mıydı2
- türkiye'yi ışid zihniyeti yönetseydi nasıl olurdu3
- küs olan yazarları öpüştürüp barıştırmak7
- mutfağına konuk olunan yazara arkadan sarılmak5
- bir başlık açmak için akla fikir gelmemesi2
- osimhensiz galatasaray6
- tava böreği3
- sudekiray7
- okul zilinin pavlovsal etkisi7
- kiraz cicegi kolonyasi20
- e r'e k t o r bay bey birader2
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak6
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız6
- fenerbahçe15
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı17
- gece gece bamya yenir mi8
- ikizler burcu4
- rus kadınla evlenir misiniz10
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan4
- eski sevgilinin yeni sevgilisi4
- bakarız diyen erkek17
- ruhi çenet11
- izzet altınmeşe dinlemenin felsefesi2
- sözlüğün akmaması3
- recep tayyip erdoğan15
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- bisikletle çok ama çok böyle acayip hızlı gitmek2
- zaman makinesiyle geçmişe maket alışverişine gitmk2
- pilot karısı bile olamamak2
- okan buruk9
- televizyonda sevdiğin filme denk gelmek2
- anne with an e2
bütün bunları anlatmak için ayda 400 TL psikologa en az bir o kadar da biraya para veriyorum. en az 10 adet arkadaşımla ara ara görüşüyorum ve kafalarını ütülüyorum.
kesmedi.
bundan 6 yıl önce, dünyanın neresinde, hangi koşullarda, hangi kimlikte görürsem göreyim aşık olacağımdan emin olduğum insanla karşılaştım.
6 yıl boyunca onu her gördüğümde kalbim yerinden oynadı, dünya üzerinde daha güzel bir yüz olacağına inanmadım-hala inanmıyorum-, daha güzel bir ses duyamayacağıma eminim, bir insanın gülüşünün bir diğerinin hayatını nasıl ters yüz edebileceğini bilmezdim, sayesinde öğrendim.
tabi hayat bu kadar romantik değil. hayat avam. hayatta parasızlık var. kaynana fişteklemesi dediğimiz olaylar var. üremeyi ebeveynlik sanan insanlar var. ego savaşı var. "benim dediğim " "hayır benim dediğim" var. en çok kim emek verdi sidik yarışı var. kıskançlık var. hayat boktandı, benim zihnimin bir köşesi hala dokunulmaz idi. ama o zihnindekileri dahi açmayan bir yabancıydı. güzel gözleri bana bakıyor ama ne düşünüyor belli değildi.
6 yıl birlikte geçirdikten, evi barkı çeyizi dizdikten, nişan yaptıktan, hayatımızı bilikte geçireceğimize dair ilanı bir tek donald trump duymamışken-o zaman çok da gündemimizde değildi, şimdi olsa eminim ona da bizimle ilgili ölümcül fikirlerini sorardık- yollarımız ayrıldı. "sen öyle dedin" "sen böyle yaptın" diyerek ayrıldık. trump'a gerek kalmadı. anası yeterliydi.
sonra ne oldu?
klasik Türk filmi devam etti. pusuya yatmış yakın arkadaş ufak ufak hayata sızar, ellerinden tutar, "neden istenmedim, neden, onsuz da yaşarım ne olacak" diye düşünen kadın karakter gelen bu şefkatli çağrıya kendini kaptırır, "hayat böyle de güzel, beklemeyeceğim artık yeter" der.... fakat nafile.
aşk hayatta bir kez başa gelir. hissedilen diğer her şey mutluluk, huzur, tutku, şefkat, sevgidir belki. güzeldir hepsi. ama aşk tek seferliktir. hayat psikologla geçirilen mantık yürütme seanslarının gazına ve içilen galonlarca içkinin ayyaşlığında bok püsür geçer.
geri de dönemezsin. bir başkasının ellerinden tutmuş olmanın getirdiği utanç ile "istemiyorum seni" demek zorunda kalırsın. böylece bir sıradan hayat daha boktan sebepler uğruna boktan bir süreçle nihayet bulur.
hayat garip, boklar falan.
kesmedi.
bundan 6 yıl önce, dünyanın neresinde, hangi koşullarda, hangi kimlikte görürsem göreyim aşık olacağımdan emin olduğum insanla karşılaştım.
6 yıl boyunca onu her gördüğümde kalbim yerinden oynadı, dünya üzerinde daha güzel bir yüz olacağına inanmadım-hala inanmıyorum-, daha güzel bir ses duyamayacağıma eminim, bir insanın gülüşünün bir diğerinin hayatını nasıl ters yüz edebileceğini bilmezdim, sayesinde öğrendim.
tabi hayat bu kadar romantik değil. hayat avam. hayatta parasızlık var. kaynana fişteklemesi dediğimiz olaylar var. üremeyi ebeveynlik sanan insanlar var. ego savaşı var. "benim dediğim " "hayır benim dediğim" var. en çok kim emek verdi sidik yarışı var. kıskançlık var. hayat boktandı, benim zihnimin bir köşesi hala dokunulmaz idi. ama o zihnindekileri dahi açmayan bir yabancıydı. güzel gözleri bana bakıyor ama ne düşünüyor belli değildi.
6 yıl birlikte geçirdikten, evi barkı çeyizi dizdikten, nişan yaptıktan, hayatımızı bilikte geçireceğimize dair ilanı bir tek donald trump duymamışken-o zaman çok da gündemimizde değildi, şimdi olsa eminim ona da bizimle ilgili ölümcül fikirlerini sorardık- yollarımız ayrıldı. "sen öyle dedin" "sen böyle yaptın" diyerek ayrıldık. trump'a gerek kalmadı. anası yeterliydi.
sonra ne oldu?
klasik Türk filmi devam etti. pusuya yatmış yakın arkadaş ufak ufak hayata sızar, ellerinden tutar, "neden istenmedim, neden, onsuz da yaşarım ne olacak" diye düşünen kadın karakter gelen bu şefkatli çağrıya kendini kaptırır, "hayat böyle de güzel, beklemeyeceğim artık yeter" der.... fakat nafile.
aşk hayatta bir kez başa gelir. hissedilen diğer her şey mutluluk, huzur, tutku, şefkat, sevgidir belki. güzeldir hepsi. ama aşk tek seferliktir. hayat psikologla geçirilen mantık yürütme seanslarının gazına ve içilen galonlarca içkinin ayyaşlığında bok püsür geçer.
geri de dönemezsin. bir başkasının ellerinden tutmuş olmanın getirdiği utanç ile "istemiyorum seni" demek zorunda kalırsın. böylece bir sıradan hayat daha boktan sebepler uğruna boktan bir süreçle nihayet bulur.
hayat garip, boklar falan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar