bugün
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- amerika birleşik devletleri4
- forma3
- puma2
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek13
- avusturya2
- dünya2
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- iran3
- true'ya arkadan sahip olmak12
- senegal3
- kemal kılıçdaroğlu14
- gömlek giymek2
- tanga neden giyilir11
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı8
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- maxi araujo2
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı3
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı10
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- namus takıntısı olan erkek17
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- nesrin cavadzade9
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet5
- ankaradaki çıkılamayan yokuş6
- ona bir şey söyle14
- futbol10
- hayatın renginin kalmaması7
- kısa saçlı hatun çekiciliği4
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- yeni zelanda2
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını4
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- evlenmemeyi başarı olarak görmek8
- 16 haziran 2026 avusturya ürdün maçı2
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz9
- son gün aslan burcu olmak4
- cumhuriyet halk partisi2
- yalnız yaşamak6
- ece irtem8
- regl dönemi çirkinliği8
- yazarların pahalı zevkleri3
- badelenmiş sözlük yazarları7
- haksızlığa uğrayanın hakkını alması2
Hay bin yakzan'ın müellifi ibn-i sina'nın * aktardığı, huneyn bin ishak'ın yunanca'dan arapça'ya tercüme ettiği, alegorik, felsefi bir öyküsü vardır: salaman ve absal.
Mezkur öyküde aklı temsil eden, bilime tutku derecesinde bağlı olan kral hermanus keşfedilen yasaları sonraki nesillere aktarabilmek için bu piramitleri inşa ettirir. Bu öyle bir tutkudur ki hermanus'un gözü akıldan başka bir şey görmez ve kadınlar ile hiç ilgilenmez. Hatta büyük maceralar yaşadıktan sonra tahta geçecek olan oğlu salaman bile bir nevi yapay bir rahimde dünya'ya gelir. Salaman da daha sonra babası gibi kendini akıl dışındaki şeylerden soyutlayan bir kişiliğe bürünür.
Hikaye, anlatıldığına göre, piramitlerin bir yerine gizlenmiş altın levhalar ile kayıt altına alınmış ve daha sonra platon bu levhaları mısır seyahati sırasında keşfetmiştir. Fakat devrin kralları bu levhaları almaya izin vermediğinden, platon öğrencisi aristo'ya bunu almasını öğütlemiş ve aristo ise iskender'in mısır'ı fethetmesinin ardından platon'un gösterdiği gizli yollarla levhaları keşfedip bu hikayeyi aktarabilmiştir. Levhaların sonunda salaman'ın ağzından şu satırlar yazılıdır:
"Bilgiyi ve krallığı yetkin ve tam olan yücelerden iste. Eksikliler yalnız eksiklikler verebilir."
Esasında bu hikayenin(salaman ve absal), aktaranın(aristo), tercüme edenin(huneyn bin ishak), tercüme edileni duyuranın da(ibn-i sina) ortak bir yönü vardır o da "akılcı" olmalarıdır. Zaten bunlar toptan aristocu veya daha kulağa hoş geldiğini düşündüğüm -bazı farklar olsa da genel itibari ile aynı olan- tabir ile "meşşaî" filozoflarıdır. Hikayede iklikalos diye öğütleyici, tavsiye verici bir karakter daha vardır. Platon'un hikaye'nin dışında kalması da zannımca bu filozofların düşüncelerinin veya bu aristocu yaklaşımın yansımasıdır.
Hikaye piramitleri anlatan eski kaynaklar ile bir uyum içerisindedir. Kral, oğlu, bilim, akıl, tutku, tufan... piramitlerin mantığını tanımlayan bir çok şey hikayede mevcuttur.
Bilimsel yasaları kaydetme işinin nasıl olduğuna dair bazı kitaplarda ipuçları vardır. Bu ehramı(özellikle keops) anlatan eski kaynaklarda piramidin duvarlarında 10000 sayfayı dolduracak nitelikte yazılar olduğundan bahsediliyor. Maalesef bu yazılardan günümüzde bir eser kalmamış. Piramidin taşları üzerine doldurulan ve düz bir görüntü oluşmasına sebep olan kireçtaşı sıvası da çoktan kayıpları karışmış vaziyette.
Harun Reşid'in oğlu halife el-memun döneminin merakıyla bağdaşan bir şekilde -gerçi kitaplarda bu piramitlerin içinde olduğu söylenen hazineyi bulmak için yapılmış bir girişim olarak zikredilse de, bunu döneminin gelişmelerine dayanarak inanmıyorum- piramitlere girmeye çalışmış ve uzun uğraşlar sonucu bir gedik açıp piramidin bugün bildiğimiz 2 odasını ve bazı yollarını keşfetmiştir. Ama gelin görün ki bu piramitlere dair o dönemde matematiksel hesaplamalar yok denecek kadar azdır. Neredeyse bir şey yapılmamıştır. Yani hem duvarlarında binlerce sayfa tutan yazıları olan bir piramit karşınızda olacak hem de keşfetme dürtünüz sessiz kalacak! Burası ya bir çelişkidir ya da henüz çözülememiş bir muammadır. ingilizler ve fransızlar zaman içinde piramitleri teknik boyutuyla epey incelemişler fakat yine büyük bir yekûn oluşturacak sorular cevapsız kalmıştır.
Kral odasında yalnızca kendi halinde duran bir "lahit"in olmasını da, yalnızca bir takım ritüelleri kralın yerine getirmesi için konulduğunu düşünmek de bence yanlış bir yaklaşım. Yani bu odanın boş olmasının da hikaye ile ilgili bir alegorik bağı olduğunu düşünüyorum. Piramitler anlamın kendisi olduğu gibi oda ve kenarı kırık lahit de bu anlamın, "haram"ın, "ehram"ın kendisi olabilir.
Edit: düzeltme.
Mezkur öyküde aklı temsil eden, bilime tutku derecesinde bağlı olan kral hermanus keşfedilen yasaları sonraki nesillere aktarabilmek için bu piramitleri inşa ettirir. Bu öyle bir tutkudur ki hermanus'un gözü akıldan başka bir şey görmez ve kadınlar ile hiç ilgilenmez. Hatta büyük maceralar yaşadıktan sonra tahta geçecek olan oğlu salaman bile bir nevi yapay bir rahimde dünya'ya gelir. Salaman da daha sonra babası gibi kendini akıl dışındaki şeylerden soyutlayan bir kişiliğe bürünür.
Hikaye, anlatıldığına göre, piramitlerin bir yerine gizlenmiş altın levhalar ile kayıt altına alınmış ve daha sonra platon bu levhaları mısır seyahati sırasında keşfetmiştir. Fakat devrin kralları bu levhaları almaya izin vermediğinden, platon öğrencisi aristo'ya bunu almasını öğütlemiş ve aristo ise iskender'in mısır'ı fethetmesinin ardından platon'un gösterdiği gizli yollarla levhaları keşfedip bu hikayeyi aktarabilmiştir. Levhaların sonunda salaman'ın ağzından şu satırlar yazılıdır:
"Bilgiyi ve krallığı yetkin ve tam olan yücelerden iste. Eksikliler yalnız eksiklikler verebilir."
Esasında bu hikayenin(salaman ve absal), aktaranın(aristo), tercüme edenin(huneyn bin ishak), tercüme edileni duyuranın da(ibn-i sina) ortak bir yönü vardır o da "akılcı" olmalarıdır. Zaten bunlar toptan aristocu veya daha kulağa hoş geldiğini düşündüğüm -bazı farklar olsa da genel itibari ile aynı olan- tabir ile "meşşaî" filozoflarıdır. Hikayede iklikalos diye öğütleyici, tavsiye verici bir karakter daha vardır. Platon'un hikaye'nin dışında kalması da zannımca bu filozofların düşüncelerinin veya bu aristocu yaklaşımın yansımasıdır.
Hikaye piramitleri anlatan eski kaynaklar ile bir uyum içerisindedir. Kral, oğlu, bilim, akıl, tutku, tufan... piramitlerin mantığını tanımlayan bir çok şey hikayede mevcuttur.
Bilimsel yasaları kaydetme işinin nasıl olduğuna dair bazı kitaplarda ipuçları vardır. Bu ehramı(özellikle keops) anlatan eski kaynaklarda piramidin duvarlarında 10000 sayfayı dolduracak nitelikte yazılar olduğundan bahsediliyor. Maalesef bu yazılardan günümüzde bir eser kalmamış. Piramidin taşları üzerine doldurulan ve düz bir görüntü oluşmasına sebep olan kireçtaşı sıvası da çoktan kayıpları karışmış vaziyette.
Harun Reşid'in oğlu halife el-memun döneminin merakıyla bağdaşan bir şekilde -gerçi kitaplarda bu piramitlerin içinde olduğu söylenen hazineyi bulmak için yapılmış bir girişim olarak zikredilse de, bunu döneminin gelişmelerine dayanarak inanmıyorum- piramitlere girmeye çalışmış ve uzun uğraşlar sonucu bir gedik açıp piramidin bugün bildiğimiz 2 odasını ve bazı yollarını keşfetmiştir. Ama gelin görün ki bu piramitlere dair o dönemde matematiksel hesaplamalar yok denecek kadar azdır. Neredeyse bir şey yapılmamıştır. Yani hem duvarlarında binlerce sayfa tutan yazıları olan bir piramit karşınızda olacak hem de keşfetme dürtünüz sessiz kalacak! Burası ya bir çelişkidir ya da henüz çözülememiş bir muammadır. ingilizler ve fransızlar zaman içinde piramitleri teknik boyutuyla epey incelemişler fakat yine büyük bir yekûn oluşturacak sorular cevapsız kalmıştır.
Kral odasında yalnızca kendi halinde duran bir "lahit"in olmasını da, yalnızca bir takım ritüelleri kralın yerine getirmesi için konulduğunu düşünmek de bence yanlış bir yaklaşım. Yani bu odanın boş olmasının da hikaye ile ilgili bir alegorik bağı olduğunu düşünüyorum. Piramitler anlamın kendisi olduğu gibi oda ve kenarı kırık lahit de bu anlamın, "haram"ın, "ehram"ın kendisi olabilir.
Edit: düzeltme.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar