bugün
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri19
- sosyalleşmenin zorlaşması5
- true neden sevilmiyor sorunsalı23
- sözlükte 15488 gammaz olması9
- evlenmek istememenin garip karşılanması5
- patronunuzun whatsapp profil fotoğrafı4
- her akşam kocasına kuruyemiş hazırlayan kadın6
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz27
- mazotun 100 lira olacağı tarih11
- tanrı olsaydi dünyadaki kötülüklere ayar verirdi8
- acı kıyaslamak4
- kürtaj dede5
- ılık su içen erkek8
- hasta çocukları için el açtırılan babalar2
- kaşif kozinoğlu soruşturması raci şaşmaz ifadesi3
- viski kola10
- gnosis2
- g i l d e d l i l y12
- mal gelecek dükkanın önüne park etme9
- pipet kullanan erkek8
- yazın otellerdeki cuckold çiftler2
- eskort tutup swinger partisine katılmak2
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay16
- mazotun litresi 96 lira13
- saraca093
- harp okulu öğrencilerinden korkan padişah2
- istanbul taksicileri2
- hamas18
- gokyuzunun silinen rengi16
- ekonomi çok iyi7
- eski bölümleri izlenilebilen spor programı5
- bugün ne oldu3
- sözlük erkeklerinin 80 ler de çekildiği fotoğraf7
- spor yapmayan erkek7
- burcunu açıklamayan insan18
- bu saatte hamburger yenir mi10
- mekke anlaşması4
- kürdü sevmek ruha iyi gelir11
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı27
- dram filmi seven erkek5
- internette tanışılan kızın gerçekte maymun çıkması6
- duman avcıları4
- evde balık pişirmek2
- düğünde kılıç kemeri isteyen kadın6
- seninle böyle olabilirdik7
- hava soğudu ulan2
- soğuk su içme mevsiminin sonuna gelmek4
- fenerbahçe yi kurtarma planı6
- çocukken yapılan ahlaksızlıklar4
- naruto dayi4
Bir süredir dil-varlık KAVRAMI ilişkisinden ötürü üzerinde -tekrardan- çalıştığım filozof. Birinci dönem Wittgenstein ile ikinci dönem Wittgenstein bana birbirini değilleyen iki ayrı Wittgenstein olmaktan çok, bir bütünü teşkil eden iki ayrı Wittgensteinmış gibi geliyor. Bu elbette temelsiz bir düşünce sadece.
Şu sıra Wittgenstein'da ilgilendiğim konu "dil oyunu" olarak adlandırdığı bütün. Talih ki ben bu hususta okuma yaparken geçenlerde bir derginin 2 veya 3. Yazısında direkt bundan bahsedildiğini gördüm.
Dil oyunu... ikinci dönem Wittgenstein, elbette tutkunu ve bağımlısı olduğu "dil"den kopmuyor, aslına bakılırsa yalnızca bir düşüncedeki iki ögenin yerini değiştiriyor: dildeki kullandığımız sözcüklere metafizik anlamlarını geri vermek ve dildeki metafizik anlamda sözcüklere kullanılan anlamı vermek.
Wittgenstein, her ne değin metafiziğe karşı olan bir tavır sergilese de dil, dil oyunu, bağlam vb. Kavramlarla uğraşırken bir şekilde metafiziği koltuğunun altına alıyor.
Kendisinin "dil oyunu" dediği şeyi kendisinin yaptığı gibi tanımlarsak "dil ile dilin örüldüğü eylemlerden oluşan bütüne dil oyunu denir." Bu dil oyununda benim ilgilendiğim kısım dil oyununun ontolojik bakımdan önceliği.
Evet, garip gelebilir ama dil oyunu, dilden önceseldir. Bu ontolojik öncelik aslında, dilin sözcüklerinin her zaman, yalnızca "kullanıldığı bağlamda" o "kullanılan anlamı"nda kullanıldığına işaret eder.
Bu oldukça mühim bir ifade. Zira anlamı belirleyen bir bağlamdan bahsediyorsak, dil olguların hiçbir suretle tasarımı olamaz. Ya da şöyle söyleyelim: dil, olguların "BiRiNCi dereceden" tasarımı olamaz. Daha önce buna ilişkin bir yazı yazmıştım ama ancak şimdi teyit ediyorum.
Hayır, bununla kalmadı elbette. Eğer yine bir bağlam-anlam belirleniminden bahsediyorsak bu kez de olguların bağlamlarda belirli tasarımları ifade ettiğini söylememiz gerekmez mi? Şöyle yani, bir şey, ancak o bağlamda ifade ettiği amaca göre, o şey olarak imlenir. Bu açıdan bakıldığında olgu yerine de "fenomen" kullanmak daha doğru olacaktır. Zira burada bir nesnellik değil, nes-'ne'lik (kelime oyunu sadece) söz konusu.
Daha da ileri gitmek istiyorum, dildeki sözcüklerin anlamlarının içerisinde belirlendiği bağlam (buraya bir yıldız koyalım) ne kadar kapsayıcı olursa, sözcüğe o kadar kapsayan bir anlam mı verir; yoksa o sözcüğün ve diğer tüm sözcüklerin tüm varolanlarla birlikte dahil olduğu sözcüğe mi götürür?
Bakın, işte bu soru "Varlık"a gider. Zira var-lık tüm bağlamları aştığından, dil üzerinde bir kavram olur. Eğer dili aşıyorsa, onu dile getirmenin tek yolu...
Edit: ah, bu arada yazı tamamen eleştiriye açık. En nihayetinde olumlama için değilleme çalışmaları gerekli.
Şu sıra Wittgenstein'da ilgilendiğim konu "dil oyunu" olarak adlandırdığı bütün. Talih ki ben bu hususta okuma yaparken geçenlerde bir derginin 2 veya 3. Yazısında direkt bundan bahsedildiğini gördüm.
Dil oyunu... ikinci dönem Wittgenstein, elbette tutkunu ve bağımlısı olduğu "dil"den kopmuyor, aslına bakılırsa yalnızca bir düşüncedeki iki ögenin yerini değiştiriyor: dildeki kullandığımız sözcüklere metafizik anlamlarını geri vermek ve dildeki metafizik anlamda sözcüklere kullanılan anlamı vermek.
Wittgenstein, her ne değin metafiziğe karşı olan bir tavır sergilese de dil, dil oyunu, bağlam vb. Kavramlarla uğraşırken bir şekilde metafiziği koltuğunun altına alıyor.
Kendisinin "dil oyunu" dediği şeyi kendisinin yaptığı gibi tanımlarsak "dil ile dilin örüldüğü eylemlerden oluşan bütüne dil oyunu denir." Bu dil oyununda benim ilgilendiğim kısım dil oyununun ontolojik bakımdan önceliği.
Evet, garip gelebilir ama dil oyunu, dilden önceseldir. Bu ontolojik öncelik aslında, dilin sözcüklerinin her zaman, yalnızca "kullanıldığı bağlamda" o "kullanılan anlamı"nda kullanıldığına işaret eder.
Bu oldukça mühim bir ifade. Zira anlamı belirleyen bir bağlamdan bahsediyorsak, dil olguların hiçbir suretle tasarımı olamaz. Ya da şöyle söyleyelim: dil, olguların "BiRiNCi dereceden" tasarımı olamaz. Daha önce buna ilişkin bir yazı yazmıştım ama ancak şimdi teyit ediyorum.
Hayır, bununla kalmadı elbette. Eğer yine bir bağlam-anlam belirleniminden bahsediyorsak bu kez de olguların bağlamlarda belirli tasarımları ifade ettiğini söylememiz gerekmez mi? Şöyle yani, bir şey, ancak o bağlamda ifade ettiği amaca göre, o şey olarak imlenir. Bu açıdan bakıldığında olgu yerine de "fenomen" kullanmak daha doğru olacaktır. Zira burada bir nesnellik değil, nes-'ne'lik (kelime oyunu sadece) söz konusu.
Daha da ileri gitmek istiyorum, dildeki sözcüklerin anlamlarının içerisinde belirlendiği bağlam (buraya bir yıldız koyalım) ne kadar kapsayıcı olursa, sözcüğe o kadar kapsayan bir anlam mı verir; yoksa o sözcüğün ve diğer tüm sözcüklerin tüm varolanlarla birlikte dahil olduğu sözcüğe mi götürür?
Bakın, işte bu soru "Varlık"a gider. Zira var-lık tüm bağlamları aştığından, dil üzerinde bir kavram olur. Eğer dili aşıyorsa, onu dile getirmenin tek yolu...
Edit: ah, bu arada yazı tamamen eleştiriye açık. En nihayetinde olumlama için değilleme çalışmaları gerekli.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar