bugün
- yazarları gülümseten şeyler5
- sarı yeleli aslan trump8
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi11
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler12
- hababam sınıfı semra hoca7
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- montla sıçmak3
- eraser2
- klima çarpması2
- olgay'ı pezevenklerin eline vermek3
- kalmadı3
- ani gelen can sıkıntısı2
- iç sıkıntısından intihar etmek2
- kendi kendine konuşmak5
- zallın fake hesabı var mı9
- siyah araba4
- anın görüntüsü19
- en gey özelliğiniz13
- mor semsiyeli yabanci21
- 40 yaşında bekar kadın6
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- türkiye a milli futbol takımı2
- yaz günü bira içmek4
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı3
- ben bir hata yaptım4
- özşen madencilik işçilerinin direnişi8
- gocu26
- dinciler4
- sözlüğün kırbacı11
- eşimi aldattım vicdan azabı çekiyorum4
- kadınlar hakkında net gerçekler4
- dönerci isim önerileri4
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- kahverengi bi renkse kahve ne renk3
- başkan2
- chp'nin hali ne olacak49
- ben geldim naneler6
- tüm zamanların en iyi kadrosuna sahip takımı2
- terör devleti3
- uludağ sözlüğü 3 kelime ile anlat3
- siz hepiniz biz türkiye marşı4
- ilk buluşmaya karnı aç gelen kezo5
- 12 haziran 2026 güney kore çekya maçı4
- clydeless bonnie6
- bisikletle giderken arkadan daat yapan araba6
- oralı olmayan yazarlar4
- erkeklerin annelerini aramadan duramamaları5
milliyetçi söylemlerde bulunmayacağım. bizim hapisanelerimiz hiç de öyle rahat ve demokratik değil. hapisanelerimizde yapılan taciz ve işkencenin haddi hesabı yok. ama bu filmde bir çok saçmalık var.
öncelikle filmde sadece bir türk oyuncu gördüm ben. bu adamların konuştukları türkçe de türkçe'ye filan benzemiyordu, türkçe konuşulan sahnelerin ingilizce tercümesinde anladım ne demek istediklerini. yapabilecekleri en aptalca şey, anlattıkları ülkenin dilini bilmiyor olmalarıydı bence, hiç profosyonelce değil.
başka bir nokta da, bizim hapisanelerimizde esrarı satanlar genelde gardiyanlardır, mahkumlar değil. mahkumlara bir tanesi dışında hiç değinilmemiş. hapisane edebiyatı yapan, bağlama çalan, kumar oynayan, tacizde bulunan, kahramanımızın hakkını savunan hiç mahkum yok. bu da hiç profosyonel olmamış, sen beş yıl hapiste yat ama hiç bir türkle doğru düzgün muhabbetin olmasın, mümkün mü? adama zorla türkçe öğretip geyik yapar bizim insanımız.
13. kriminal koğuş zaten apayrı bir olay. sanırsın ki insanları ortaçağ zindanlarına atmışlar, susuz yemeksiz bırakıp bitlendirmişler. kıyafetler eski ve yırtık, saçlar uzamış...
türkiye'nin o dönem dış ülkelere uyuşturucuyla savaştığını göstermek için bir kişiyi hapse atması da hiç de abartılacak bir şey değil. bu hep olur, sadece türkiye'de değil, tüm dünyada günah keçileri vardır böyle durumlar için.
açıkçası adamlar türkiye'yi karalamak için bir film çekmiş, birileri de alkışlamış. azıcık aklı olan bir adam da bunu izleyip türkiye'den korkmaz zaten bence. çok zorlama bir karalama üstelik bu. bir yabancı olsam ve bu filmi izlesem korkmazdım, ama yılmaz güney'in duvar adlı filmini izlesem türkiye'nin adını anmazdım. duvar filmi de yasaklandı zamanında bu ülkede, evet, ama kimse o filmi karalama politikasında bulunmakla suçlamadı. o filmde çocuk tacizi vardı, esrar vardı, ispiyoncular, solcular, sloganlar... bir koğuşu taradılar, pek çok mahkumu öldürdüler. mahkumlar birbirlerini öldürdü. gerçek olan o filmdi, onu izleyip gelmiyorsa turistler, bu durumu anlayabilirim. ama midnight express gibi salak bir filmi izleyip de "türkiye'de işkence var, demokrasi ve insan hakları yok" diyen adam da salaktır zaten. kendi hapisanelerinde olanlardan haberdar değil daha gerizekalılar. amerikanın ırakta sergilediği vahşetin bilincinde değiller.
filmde türklere küfredilen kısımsa zaten çok gereksiz ve etkisizdi bence, ben de yok yere hapse düşsem ben de o milletteki herkese söverdim herhalde, ama bunu mahkemede haykırma amacı gütmezdim. hani sırf "şu türklere küfredelim filmde güzelce" diye kurgulanmış gibi geldi bana. ama yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım, kahramanımızın rıfkı'yı öldürdüğü sahne yaratıcı ve başarılıydı. hatta filmde beni en çok heyecanlandıran sahne oydu.
öncelikle filmde sadece bir türk oyuncu gördüm ben. bu adamların konuştukları türkçe de türkçe'ye filan benzemiyordu, türkçe konuşulan sahnelerin ingilizce tercümesinde anladım ne demek istediklerini. yapabilecekleri en aptalca şey, anlattıkları ülkenin dilini bilmiyor olmalarıydı bence, hiç profosyonelce değil.
başka bir nokta da, bizim hapisanelerimizde esrarı satanlar genelde gardiyanlardır, mahkumlar değil. mahkumlara bir tanesi dışında hiç değinilmemiş. hapisane edebiyatı yapan, bağlama çalan, kumar oynayan, tacizde bulunan, kahramanımızın hakkını savunan hiç mahkum yok. bu da hiç profosyonel olmamış, sen beş yıl hapiste yat ama hiç bir türkle doğru düzgün muhabbetin olmasın, mümkün mü? adama zorla türkçe öğretip geyik yapar bizim insanımız.
13. kriminal koğuş zaten apayrı bir olay. sanırsın ki insanları ortaçağ zindanlarına atmışlar, susuz yemeksiz bırakıp bitlendirmişler. kıyafetler eski ve yırtık, saçlar uzamış...
türkiye'nin o dönem dış ülkelere uyuşturucuyla savaştığını göstermek için bir kişiyi hapse atması da hiç de abartılacak bir şey değil. bu hep olur, sadece türkiye'de değil, tüm dünyada günah keçileri vardır böyle durumlar için.
açıkçası adamlar türkiye'yi karalamak için bir film çekmiş, birileri de alkışlamış. azıcık aklı olan bir adam da bunu izleyip türkiye'den korkmaz zaten bence. çok zorlama bir karalama üstelik bu. bir yabancı olsam ve bu filmi izlesem korkmazdım, ama yılmaz güney'in duvar adlı filmini izlesem türkiye'nin adını anmazdım. duvar filmi de yasaklandı zamanında bu ülkede, evet, ama kimse o filmi karalama politikasında bulunmakla suçlamadı. o filmde çocuk tacizi vardı, esrar vardı, ispiyoncular, solcular, sloganlar... bir koğuşu taradılar, pek çok mahkumu öldürdüler. mahkumlar birbirlerini öldürdü. gerçek olan o filmdi, onu izleyip gelmiyorsa turistler, bu durumu anlayabilirim. ama midnight express gibi salak bir filmi izleyip de "türkiye'de işkence var, demokrasi ve insan hakları yok" diyen adam da salaktır zaten. kendi hapisanelerinde olanlardan haberdar değil daha gerizekalılar. amerikanın ırakta sergilediği vahşetin bilincinde değiller.
filmde türklere küfredilen kısımsa zaten çok gereksiz ve etkisizdi bence, ben de yok yere hapse düşsem ben de o milletteki herkese söverdim herhalde, ama bunu mahkemede haykırma amacı gütmezdim. hani sırf "şu türklere küfredelim filmde güzelce" diye kurgulanmış gibi geldi bana. ama yiğidi öldürüp hakkını yememek lazım, kahramanımızın rıfkı'yı öldürdüğü sahne yaratıcı ve başarılıydı. hatta filmde beni en çok heyecanlandıran sahne oydu.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar