bugün
- dolapta iki biram var6
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek5
- sarı saçın yakıştığı ünlüler7
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- kedilerle uyumak9
- acil durumda aranacak kişi5
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- nasılsın4
- içten içe üşümek5
- gecenin şarkısı7
- sevişmek hüner değil6
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- yazılımcıların flört algoritması2
- rafine zevkleri olan erkek12
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- bursa da kayıp emrah gedik için arama çalışmaları2
- gözlerim dolmuş boşalmış bir kere3
- yüzüklerin efendisi3
- cumhuriyet bayramı7
- sansar salvo2
- değerli olduğunu hissettirmek6
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar3
- giysi fiyatlarının uçması9
- salon erkeği10
- beni anlama2
- hasar kaydı olan kıza aşık olan genco3
- bir gün baksam ki gelmişsin2
- ekşi sözlük9
- lüks araba istemeyen erkek9
- kendinden vazgeçmemek4
- nejat işler2
- protein tozu fiyatlarinin çıldırmış olması2
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- ilker başbuğ7
- youtube canlı yayın mesaj hatası2
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- fırında tavuk6
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- 2008 ekonomik krizi7
- beyaz pasta7
- üniversiteli kızlar6
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- ruffles ketçaplı7
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak4
- jeffrey epstein4
Kuşların cıvıldadığı renkli bir yaz gününde, Alsancak'da bir banka oturmuş kendi ayaklarıyla oyuna dalmıştı küçük bir çocuk gibi. içinde gezinmekte olan kelebekleri elini sokup tek tek özgür bırakmak istiyordu. O kadar birikmişlerdi ki, bir an kendisinin yavaşça havalanacağını sandı..
Dakikalarca öylece oturup kurtarılmayı beklemeye koyuldu.
'O'na benzeyen yüzlerce yüze baktı; ama yüzlercesine.. Her baktığı 'O'ndan sonra yeni bir kelebek ekleniyordu diğerlerinin yanına; tam midesinin ortasına. Kendi ağırlığını neredeyse hissetmiyordu. Vücudunun ve kafasının ağırlığını taşıyan o kelebeklerdi sanki, fakat daha fazla ayakta tutmaya yetmedi kelebekler oğlanı; yine o banka salıverdi kendini.. Tekrar başladı ayaklarıyla oynamaya..
Saatlerce orada öylece oturup kurtarılmayı bekledi.
Kelebeklerin yol açtığı bir fırtına vardı sanki içinde. Körfeze giren her gemiye doğru koşup çılgınlar gibi bağırmak istiyordu, fakat buna gücü yoktu.. Henüz kendi ağırlığını bile taşıyamıyordu. Ayağa kalkmayı denemek istedi.. Kelebekler onun ayağa kalkmasında bir nebze yardımcı oldu ve doğruldu. Bir simitçinin yanına doğru ilişti ''O'nu seviyorum'' diyebilmenin düşüncesi bile ona yettikten sonra geri döndü ve yine o banka salıverdi kendini.. Yine başladı ayaklarıyla oynamaya.
Günlerce orada öylece oturup kurtarılmayı bekledi; tabi ki kelebekleriyle..
Elinde bir parça beyaz peynirden başka birşey yoktu. Ayaklarıyla oynuyordu. Kelebeklerini besliyordu. Yine 'O'na benzeyen yüzlerce yüze bakıyordu; ama yüzlercesine.. Baktıklarından sonra yeni bir kelebek ekleniyordu diğerlerinin yanına. Sanki canının içinde canlar vardı. Yüzeylercesi hem de..
Büyük uğraşlarla, az önce oturup ayaklarıyla oynadığı banka yavaşça uzandı. Berrak gökyüzüne bakmaya koyuldu. Bulutlardan şekiller çıkartmaya çalıştı ama her seferinde 'o'nun yüzüne benziyorlardı yine. Üstelik bulutlar da ona 'O'nun yüzü kadar uzaktı. Yine kelebeklerin sayısı artıyordu..
Aylarca orada öylece uzanıp kurtarılmayı bekledi. Ses çıkartmadan yine; kelebekleriyle..
Artık o kadar fazla birikmişti ki içindeki kelebekler, acı vermeye başladı. Sanki mide çeperini delmeye çalışıyorlardı, içini yavaşça kanatmaya başlamışlardı. Aniden yavaşça gökyüzüne havalanmaya başladı oğlan;
Yükseldi..
Yükseldi..
Yükseldi..
Yükseldikçe nefesi kesilmeye başladı.. ilk defa artık haykırmak zorunda olduğunu anladı ve var gücüyle boşluğa doğru bağırdı;
''SENi SEViYORUM !''
Onun bağırışıyla içindeki her bir kelebek özgür kalmıştı, fakat ağırlığını taşıyan bir şey kalmayınca çocuk, gökyüzünden aşağıya doğru düşmeye başladı. Düşerken saniyeler süresince kurtarılmayı istedi. Artık kelebekleri de yoktu. Bu büyük bir rahatlık olmalıydı nihayet, fakat istem dışı yollardan kendi sonunu hazırlamıştı. Üstelik ne yaparsa yapsın her türlüsü sonu olacaktı. Biliyordu..
Düştüğü yerde kanlar içinde yatmaktaydı. Çevresine doluşan yüzlerce insana son bir kez baktı; yüzlercesine... Dakikalarca kurtarılmayı bekledi..
insanlara son kez bakarken öksürdü ve ağzından son bir kelebek daha yavaşça gökyüzüne süzüldü.. Oğlan; yüzündeki tebessümle gozlerini yumdu.
Cesedi Alsancak'da, yüzlerce insan arasında saatlerce kaldırılmayı bekledi.
Dakikalarca öylece oturup kurtarılmayı beklemeye koyuldu.
'O'na benzeyen yüzlerce yüze baktı; ama yüzlercesine.. Her baktığı 'O'ndan sonra yeni bir kelebek ekleniyordu diğerlerinin yanına; tam midesinin ortasına. Kendi ağırlığını neredeyse hissetmiyordu. Vücudunun ve kafasının ağırlığını taşıyan o kelebeklerdi sanki, fakat daha fazla ayakta tutmaya yetmedi kelebekler oğlanı; yine o banka salıverdi kendini.. Tekrar başladı ayaklarıyla oynamaya..
Saatlerce orada öylece oturup kurtarılmayı bekledi.
Kelebeklerin yol açtığı bir fırtına vardı sanki içinde. Körfeze giren her gemiye doğru koşup çılgınlar gibi bağırmak istiyordu, fakat buna gücü yoktu.. Henüz kendi ağırlığını bile taşıyamıyordu. Ayağa kalkmayı denemek istedi.. Kelebekler onun ayağa kalkmasında bir nebze yardımcı oldu ve doğruldu. Bir simitçinin yanına doğru ilişti ''O'nu seviyorum'' diyebilmenin düşüncesi bile ona yettikten sonra geri döndü ve yine o banka salıverdi kendini.. Yine başladı ayaklarıyla oynamaya.
Günlerce orada öylece oturup kurtarılmayı bekledi; tabi ki kelebekleriyle..
Elinde bir parça beyaz peynirden başka birşey yoktu. Ayaklarıyla oynuyordu. Kelebeklerini besliyordu. Yine 'O'na benzeyen yüzlerce yüze bakıyordu; ama yüzlercesine.. Baktıklarından sonra yeni bir kelebek ekleniyordu diğerlerinin yanına. Sanki canının içinde canlar vardı. Yüzeylercesi hem de..
Büyük uğraşlarla, az önce oturup ayaklarıyla oynadığı banka yavaşça uzandı. Berrak gökyüzüne bakmaya koyuldu. Bulutlardan şekiller çıkartmaya çalıştı ama her seferinde 'o'nun yüzüne benziyorlardı yine. Üstelik bulutlar da ona 'O'nun yüzü kadar uzaktı. Yine kelebeklerin sayısı artıyordu..
Aylarca orada öylece uzanıp kurtarılmayı bekledi. Ses çıkartmadan yine; kelebekleriyle..
Artık o kadar fazla birikmişti ki içindeki kelebekler, acı vermeye başladı. Sanki mide çeperini delmeye çalışıyorlardı, içini yavaşça kanatmaya başlamışlardı. Aniden yavaşça gökyüzüne havalanmaya başladı oğlan;
Yükseldi..
Yükseldi..
Yükseldi..
Yükseldikçe nefesi kesilmeye başladı.. ilk defa artık haykırmak zorunda olduğunu anladı ve var gücüyle boşluğa doğru bağırdı;
''SENi SEViYORUM !''
Onun bağırışıyla içindeki her bir kelebek özgür kalmıştı, fakat ağırlığını taşıyan bir şey kalmayınca çocuk, gökyüzünden aşağıya doğru düşmeye başladı. Düşerken saniyeler süresince kurtarılmayı istedi. Artık kelebekleri de yoktu. Bu büyük bir rahatlık olmalıydı nihayet, fakat istem dışı yollardan kendi sonunu hazırlamıştı. Üstelik ne yaparsa yapsın her türlüsü sonu olacaktı. Biliyordu..
Düştüğü yerde kanlar içinde yatmaktaydı. Çevresine doluşan yüzlerce insana son bir kez baktı; yüzlercesine... Dakikalarca kurtarılmayı bekledi..
insanlara son kez bakarken öksürdü ve ağzından son bir kelebek daha yavaşça gökyüzüne süzüldü.. Oğlan; yüzündeki tebessümle gozlerini yumdu.
Cesedi Alsancak'da, yüzlerce insan arasında saatlerce kaldırılmayı bekledi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar