bugün
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- nervio abla12
- sedat pekmez42
- türkiye'de iyi bir insan olmak8
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları8
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron13
- diyetisyen eşliğinde zayıflamak4
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- larisalisa öldü mü6
- küfürbaz haydo6
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği7
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan3
- 10 haziran 2026 otokoç'a silahlı saldırı yapılması4
- sanatçılardan kılıçdaroğluna büyük tokat3
- anhedonist3
- kafa iyiyken başlık açmak2
- sek sevilen şeyler4
- yapay zeka moderatörü11
- schopenhauer'un kadın nefreti5
- karton toplayan abi3
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı2
- fakir ve cahilken doğurmak7
- dua4
- yemek ücreti2
- çelik erişçi4
- altı üstü istanbul dizisi2
- lahmacun yiyen erkeklerin kıro olması5
- şarkıcıların chp'nin şarkı kullanımını yasaklaması3
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği5
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey9
- altının düşüşü7
- aşk3
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak8
- merhaba arkadaslar4
- bir yazarı seven yazarı da sevmemek5
- edep2
- erkek regline isim önerileri5
- skalanın en tepesindeki kezo2
- kısa şort giyen şişman kız5
- chp'nin hali ne olacak34
- orhan pamuk vs amin maalouf2
- annesizlik8
- orhan pamuk vs ahmet altan2
- macbook edinme sebepleri5
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz11
Ben liseye gidiyordum daha, Paris'e ilk kez ayak basmam da ertesi yılın işidir. Fakat şimdi... Tarihte misli görülmemiş bu amansız keşmekeşe, bu yorucu karmaşaya, bu vahşi kalabalığa, yetmiş iki milletin sanki zincirlerinden boşalmış deli danalar gibi ortalıkta dört dönen bu gezginler seline de, bir daha ayak basar mıyım, bilmem. Paris, bitmiş. Bitmiş. Ne şiiri kalmış, ne tadı tuzu. Dört yanda yalnızca ellerinde su şişeleriyle yarı çıplak kızlar ve abullabut yürüyüp sağa sola da aval aval bakan, sonra da kaldırımın ortasında küt diye duran dünya köylüleri... Burjuvazi çekilmiş, ortadan kaybolmuş, Paris alt sınıflara ve yabancılara bırakılmış.
Ya da, yaşlandık. Ya da, ikisi birden.
Bizimkiler 68 ya da 69 değil, 70 ve 71'de zıvanadan çıktılar. Ben o ara üniversiteye girdim ama kendimi de tuttum.
Dolayısıyla, bizim kuşağa da, bizden azıcık büyüklere de "68 kuşağı" yerine "71 kuşağı" ya da "12 Mart kuşağı" denilse daha iyi olurdu ya, yer etmiş bir kere...
Şu sıralar Paris'te, olayların kırkıncı yıldönümü anılıyor tabii, kitaplar, albümler, makaleler, filmler, programlar, tartışmalar... Ancak kendi kendine kırkılan, bizim kuşak... Gençliğin umurunda bile değil bu hikâye. Onlar yeni çıkan GTA IV adlı bir video oyunuyla ve Nintendo'nun yeni Wii Fit programıyla ilgileniyorlar. Video oyunları pazarında dünyada 23 milyar Avro, Fransa'da 2.5 milyar Avro dönüyormuş, kim tükürür 68 olaylarına?
Fakat bize sorarlarsa da, vay canına, kırk yıl... Şaka değil, kırk yıl...
Öğrenci lokantasında yemek 1.5 Frank (Mazet'ye mi takılsak, Mabillon'a mı?)... En kabadayı kitap 20 Frank... O zaman video mu vardı? Ankara'da televizyon yayını yeni başlamıştı, istanbul üç yıl daha bekleyecekti...
Paris olaylarında çok yaralı vardı ama bir tek kişi bile ölmedi. (Görüntüler dört gün önceki Şişli görüntüleri...)
Aynı günlerde bir de "Prag baharı" yaşandı, Kızılordu geri gelince bir çocuk kendini yaktı. (Wenceslas Meydanı'nda orospu peşinde koşmaktan kendini alan gezginlerimiz, olayın geçtiği yere dikilmiş Jan Palach Anıtı'nı görebilirler.)
Türk komünistleri, Paris ayaklanmasını yürekten destekliyor, fakat Çekoslovakya kepazeliğine, özgürlüğe, tartışmaya, "güler yüzlü sosyalizme" izin verilmemesine de "sosyalizmin iç meselesidir, kapitalistler karışmasınlar" demeyi biliyorlardı... (1956 Budapeşte ayaklanmasında ağızlarını açamamışlardı.)
Oysa Fransız Komünist Partisi, Paris ayaklanmasına bulaşmamakla kalmamış, buna açık seçik karşı çıkmış, hatta hükümete "dayanın, pes etmeyin, sakın istifaya mistifaya kalkmayın, birkaç gün daha sürdürüp bitirirler" şeklinde akıl vermişti!
Bizimkilere "o zaman Vietnam da kapitalizmin iç meselesidir, siz oraya ne karışıyorsunuz" diye soruyordum, yanıt alamıyordum.
Sıtkım o sıralar mı sıyrılmaya başlamıştı acaba?
Hayır, 1967 yılında Bulgaristan ve Yugoslavya'yı gördüğümde ve dehşete kapıldığımda galiba...
Sovyetler Birliği'nin "iç meselelerini", ispanya iç Savaşı'nda cumhuriyetçi cephede olup biten "iç meseleleri" öğrenince de öfkem büsbütün arttı.
Dört gün önce istanbul'da birtakım olaylar yaşandı. Bilgisayar ekranından izleyebildim.
Hükümeti iyice yıpratmaktan başka da bir işe yaramadı.
iyi, yıpratın... Hükümet gitsin... Kaos ortamında ücretleriniz artar... Belki faşistler gelip ananızı ağlatırlarsa daha da mutlu olursunuz...
Kırk yıl önce Türkiye'de "faşizm gelirse daha iyi olur, çünkü çelişkiler keskinleşir, emekçi daha çok bilenir" diyen dangalaklar vardı!..
Çıkarınızın nerede olduğunu ne zaman öğreneceksiniz? Bizim suçumuz da yaşımızın ilerlemesi olsa gerek, kırk yıl öncesini yaşayıp ders almış olmak.
Alırsınız, siz de öğrenirsiniz. Ben hayatta olmam, belki aranızdan biri 2048 yılında buna benzer bir yazı yazar.
engin ardıç
Ya da, yaşlandık. Ya da, ikisi birden.
Bizimkiler 68 ya da 69 değil, 70 ve 71'de zıvanadan çıktılar. Ben o ara üniversiteye girdim ama kendimi de tuttum.
Dolayısıyla, bizim kuşağa da, bizden azıcık büyüklere de "68 kuşağı" yerine "71 kuşağı" ya da "12 Mart kuşağı" denilse daha iyi olurdu ya, yer etmiş bir kere...
Şu sıralar Paris'te, olayların kırkıncı yıldönümü anılıyor tabii, kitaplar, albümler, makaleler, filmler, programlar, tartışmalar... Ancak kendi kendine kırkılan, bizim kuşak... Gençliğin umurunda bile değil bu hikâye. Onlar yeni çıkan GTA IV adlı bir video oyunuyla ve Nintendo'nun yeni Wii Fit programıyla ilgileniyorlar. Video oyunları pazarında dünyada 23 milyar Avro, Fransa'da 2.5 milyar Avro dönüyormuş, kim tükürür 68 olaylarına?
Fakat bize sorarlarsa da, vay canına, kırk yıl... Şaka değil, kırk yıl...
Öğrenci lokantasında yemek 1.5 Frank (Mazet'ye mi takılsak, Mabillon'a mı?)... En kabadayı kitap 20 Frank... O zaman video mu vardı? Ankara'da televizyon yayını yeni başlamıştı, istanbul üç yıl daha bekleyecekti...
Paris olaylarında çok yaralı vardı ama bir tek kişi bile ölmedi. (Görüntüler dört gün önceki Şişli görüntüleri...)
Aynı günlerde bir de "Prag baharı" yaşandı, Kızılordu geri gelince bir çocuk kendini yaktı. (Wenceslas Meydanı'nda orospu peşinde koşmaktan kendini alan gezginlerimiz, olayın geçtiği yere dikilmiş Jan Palach Anıtı'nı görebilirler.)
Türk komünistleri, Paris ayaklanmasını yürekten destekliyor, fakat Çekoslovakya kepazeliğine, özgürlüğe, tartışmaya, "güler yüzlü sosyalizme" izin verilmemesine de "sosyalizmin iç meselesidir, kapitalistler karışmasınlar" demeyi biliyorlardı... (1956 Budapeşte ayaklanmasında ağızlarını açamamışlardı.)
Oysa Fransız Komünist Partisi, Paris ayaklanmasına bulaşmamakla kalmamış, buna açık seçik karşı çıkmış, hatta hükümete "dayanın, pes etmeyin, sakın istifaya mistifaya kalkmayın, birkaç gün daha sürdürüp bitirirler" şeklinde akıl vermişti!
Bizimkilere "o zaman Vietnam da kapitalizmin iç meselesidir, siz oraya ne karışıyorsunuz" diye soruyordum, yanıt alamıyordum.
Sıtkım o sıralar mı sıyrılmaya başlamıştı acaba?
Hayır, 1967 yılında Bulgaristan ve Yugoslavya'yı gördüğümde ve dehşete kapıldığımda galiba...
Sovyetler Birliği'nin "iç meselelerini", ispanya iç Savaşı'nda cumhuriyetçi cephede olup biten "iç meseleleri" öğrenince de öfkem büsbütün arttı.
Dört gün önce istanbul'da birtakım olaylar yaşandı. Bilgisayar ekranından izleyebildim.
Hükümeti iyice yıpratmaktan başka da bir işe yaramadı.
iyi, yıpratın... Hükümet gitsin... Kaos ortamında ücretleriniz artar... Belki faşistler gelip ananızı ağlatırlarsa daha da mutlu olursunuz...
Kırk yıl önce Türkiye'de "faşizm gelirse daha iyi olur, çünkü çelişkiler keskinleşir, emekçi daha çok bilenir" diyen dangalaklar vardı!..
Çıkarınızın nerede olduğunu ne zaman öğreneceksiniz? Bizim suçumuz da yaşımızın ilerlemesi olsa gerek, kırk yıl öncesini yaşayıp ders almış olmak.
Alırsınız, siz de öğrenirsiniz. Ben hayatta olmam, belki aranızdan biri 2048 yılında buna benzer bir yazı yazar.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
