bugün
- mor semsiyeli yabanci16
- seni yeşerteceğim diyen erkek6
- yüzükoyun uyuyan erkekte gizli eşcinsellik vardır8
- yazarların şu an dinledikleri şarkı8
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor13
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum9
- sigara içen kızla öpüşülür mü12
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- sözlükte kavga etmek7
- cilgincapkin219
- kadınlar hakkında bazı mülahazalar4
- memeleri füze gibi kadın13
- buddy dude21
- güncelleme2
- 5 taneden fazla makyaj malzemesi sayabilen erkek5
- kabuksuz kaplumbaga7
- ona bir şey söyle11
- kocamı çalıştırmam diyen kadın3
- bisiklet marka tavsiyesi10
- neden herkes aynı şeyi söylüyor3
- karton toplayan abi7
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek10
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- yazarların parfümleri2
- insanlarda bıraktığımız iz5
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- chp'nin hali ne olacak46
- güzel götlü kız vs güzel gözlü kız7
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- bana wp den yazdı3
- 2026 dünya kupası şampiyonu olacak takım4
- mermi abla4
- erden timur2
- kızıl cin4
- enayimiknatisii12
- masklavi'nin düşünceleri18
- çok kişilikli biri olmanın dayanılmaz dramı2
- ilahi adaletin tecelli etmesi5
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- gammazlar çetesi17
- rüzgarın yönünün terse dönmesi4
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler11
- gecenin şiiri4
- gocu25
- artık online sayısını göremiyor olmamız4
- uysaljakoben17
- supergirl'den hoşlanmak2
- musallada duran kendini beğenmiş tabut3
Ben liseye gidiyordum daha, Paris'e ilk kez ayak basmam da ertesi yılın işidir. Fakat şimdi... Tarihte misli görülmemiş bu amansız keşmekeşe, bu yorucu karmaşaya, bu vahşi kalabalığa, yetmiş iki milletin sanki zincirlerinden boşalmış deli danalar gibi ortalıkta dört dönen bu gezginler seline de, bir daha ayak basar mıyım, bilmem. Paris, bitmiş. Bitmiş. Ne şiiri kalmış, ne tadı tuzu. Dört yanda yalnızca ellerinde su şişeleriyle yarı çıplak kızlar ve abullabut yürüyüp sağa sola da aval aval bakan, sonra da kaldırımın ortasında küt diye duran dünya köylüleri... Burjuvazi çekilmiş, ortadan kaybolmuş, Paris alt sınıflara ve yabancılara bırakılmış.
Ya da, yaşlandık. Ya da, ikisi birden.
Bizimkiler 68 ya da 69 değil, 70 ve 71'de zıvanadan çıktılar. Ben o ara üniversiteye girdim ama kendimi de tuttum.
Dolayısıyla, bizim kuşağa da, bizden azıcık büyüklere de "68 kuşağı" yerine "71 kuşağı" ya da "12 Mart kuşağı" denilse daha iyi olurdu ya, yer etmiş bir kere...
Şu sıralar Paris'te, olayların kırkıncı yıldönümü anılıyor tabii, kitaplar, albümler, makaleler, filmler, programlar, tartışmalar... Ancak kendi kendine kırkılan, bizim kuşak... Gençliğin umurunda bile değil bu hikâye. Onlar yeni çıkan GTA IV adlı bir video oyunuyla ve Nintendo'nun yeni Wii Fit programıyla ilgileniyorlar. Video oyunları pazarında dünyada 23 milyar Avro, Fransa'da 2.5 milyar Avro dönüyormuş, kim tükürür 68 olaylarına?
Fakat bize sorarlarsa da, vay canına, kırk yıl... Şaka değil, kırk yıl...
Öğrenci lokantasında yemek 1.5 Frank (Mazet'ye mi takılsak, Mabillon'a mı?)... En kabadayı kitap 20 Frank... O zaman video mu vardı? Ankara'da televizyon yayını yeni başlamıştı, istanbul üç yıl daha bekleyecekti...
Paris olaylarında çok yaralı vardı ama bir tek kişi bile ölmedi. (Görüntüler dört gün önceki Şişli görüntüleri...)
Aynı günlerde bir de "Prag baharı" yaşandı, Kızılordu geri gelince bir çocuk kendini yaktı. (Wenceslas Meydanı'nda orospu peşinde koşmaktan kendini alan gezginlerimiz, olayın geçtiği yere dikilmiş Jan Palach Anıtı'nı görebilirler.)
Türk komünistleri, Paris ayaklanmasını yürekten destekliyor, fakat Çekoslovakya kepazeliğine, özgürlüğe, tartışmaya, "güler yüzlü sosyalizme" izin verilmemesine de "sosyalizmin iç meselesidir, kapitalistler karışmasınlar" demeyi biliyorlardı... (1956 Budapeşte ayaklanmasında ağızlarını açamamışlardı.)
Oysa Fransız Komünist Partisi, Paris ayaklanmasına bulaşmamakla kalmamış, buna açık seçik karşı çıkmış, hatta hükümete "dayanın, pes etmeyin, sakın istifaya mistifaya kalkmayın, birkaç gün daha sürdürüp bitirirler" şeklinde akıl vermişti!
Bizimkilere "o zaman Vietnam da kapitalizmin iç meselesidir, siz oraya ne karışıyorsunuz" diye soruyordum, yanıt alamıyordum.
Sıtkım o sıralar mı sıyrılmaya başlamıştı acaba?
Hayır, 1967 yılında Bulgaristan ve Yugoslavya'yı gördüğümde ve dehşete kapıldığımda galiba...
Sovyetler Birliği'nin "iç meselelerini", ispanya iç Savaşı'nda cumhuriyetçi cephede olup biten "iç meseleleri" öğrenince de öfkem büsbütün arttı.
Dört gün önce istanbul'da birtakım olaylar yaşandı. Bilgisayar ekranından izleyebildim.
Hükümeti iyice yıpratmaktan başka da bir işe yaramadı.
iyi, yıpratın... Hükümet gitsin... Kaos ortamında ücretleriniz artar... Belki faşistler gelip ananızı ağlatırlarsa daha da mutlu olursunuz...
Kırk yıl önce Türkiye'de "faşizm gelirse daha iyi olur, çünkü çelişkiler keskinleşir, emekçi daha çok bilenir" diyen dangalaklar vardı!..
Çıkarınızın nerede olduğunu ne zaman öğreneceksiniz? Bizim suçumuz da yaşımızın ilerlemesi olsa gerek, kırk yıl öncesini yaşayıp ders almış olmak.
Alırsınız, siz de öğrenirsiniz. Ben hayatta olmam, belki aranızdan biri 2048 yılında buna benzer bir yazı yazar.
engin ardıç
Ya da, yaşlandık. Ya da, ikisi birden.
Bizimkiler 68 ya da 69 değil, 70 ve 71'de zıvanadan çıktılar. Ben o ara üniversiteye girdim ama kendimi de tuttum.
Dolayısıyla, bizim kuşağa da, bizden azıcık büyüklere de "68 kuşağı" yerine "71 kuşağı" ya da "12 Mart kuşağı" denilse daha iyi olurdu ya, yer etmiş bir kere...
Şu sıralar Paris'te, olayların kırkıncı yıldönümü anılıyor tabii, kitaplar, albümler, makaleler, filmler, programlar, tartışmalar... Ancak kendi kendine kırkılan, bizim kuşak... Gençliğin umurunda bile değil bu hikâye. Onlar yeni çıkan GTA IV adlı bir video oyunuyla ve Nintendo'nun yeni Wii Fit programıyla ilgileniyorlar. Video oyunları pazarında dünyada 23 milyar Avro, Fransa'da 2.5 milyar Avro dönüyormuş, kim tükürür 68 olaylarına?
Fakat bize sorarlarsa da, vay canına, kırk yıl... Şaka değil, kırk yıl...
Öğrenci lokantasında yemek 1.5 Frank (Mazet'ye mi takılsak, Mabillon'a mı?)... En kabadayı kitap 20 Frank... O zaman video mu vardı? Ankara'da televizyon yayını yeni başlamıştı, istanbul üç yıl daha bekleyecekti...
Paris olaylarında çok yaralı vardı ama bir tek kişi bile ölmedi. (Görüntüler dört gün önceki Şişli görüntüleri...)
Aynı günlerde bir de "Prag baharı" yaşandı, Kızılordu geri gelince bir çocuk kendini yaktı. (Wenceslas Meydanı'nda orospu peşinde koşmaktan kendini alan gezginlerimiz, olayın geçtiği yere dikilmiş Jan Palach Anıtı'nı görebilirler.)
Türk komünistleri, Paris ayaklanmasını yürekten destekliyor, fakat Çekoslovakya kepazeliğine, özgürlüğe, tartışmaya, "güler yüzlü sosyalizme" izin verilmemesine de "sosyalizmin iç meselesidir, kapitalistler karışmasınlar" demeyi biliyorlardı... (1956 Budapeşte ayaklanmasında ağızlarını açamamışlardı.)
Oysa Fransız Komünist Partisi, Paris ayaklanmasına bulaşmamakla kalmamış, buna açık seçik karşı çıkmış, hatta hükümete "dayanın, pes etmeyin, sakın istifaya mistifaya kalkmayın, birkaç gün daha sürdürüp bitirirler" şeklinde akıl vermişti!
Bizimkilere "o zaman Vietnam da kapitalizmin iç meselesidir, siz oraya ne karışıyorsunuz" diye soruyordum, yanıt alamıyordum.
Sıtkım o sıralar mı sıyrılmaya başlamıştı acaba?
Hayır, 1967 yılında Bulgaristan ve Yugoslavya'yı gördüğümde ve dehşete kapıldığımda galiba...
Sovyetler Birliği'nin "iç meselelerini", ispanya iç Savaşı'nda cumhuriyetçi cephede olup biten "iç meseleleri" öğrenince de öfkem büsbütün arttı.
Dört gün önce istanbul'da birtakım olaylar yaşandı. Bilgisayar ekranından izleyebildim.
Hükümeti iyice yıpratmaktan başka da bir işe yaramadı.
iyi, yıpratın... Hükümet gitsin... Kaos ortamında ücretleriniz artar... Belki faşistler gelip ananızı ağlatırlarsa daha da mutlu olursunuz...
Kırk yıl önce Türkiye'de "faşizm gelirse daha iyi olur, çünkü çelişkiler keskinleşir, emekçi daha çok bilenir" diyen dangalaklar vardı!..
Çıkarınızın nerede olduğunu ne zaman öğreneceksiniz? Bizim suçumuz da yaşımızın ilerlemesi olsa gerek, kırk yıl öncesini yaşayıp ders almış olmak.
Alırsınız, siz de öğrenirsiniz. Ben hayatta olmam, belki aranızdan biri 2048 yılında buna benzer bir yazı yazar.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
