bugün

yalnızlık

zamanla değeri artan medeni hal...
bazı haftalar, 'kimse aramasa' duygusu geçer içinden.
hafta sonu kendi programını yaparsın.
cumartesi öğlen eve gelinecek.
kanepeye ayaklar tavana bakar şekilde uzanacaksın.
yüz civarında okunmamış, kanepede, sehpada, yandaki sandalyede, kitaplığın alt raflarında, tv sehpasında ve etajerde dağınık duran kitaplardan birini alacak, gerçeklikten kopacaksın...
bırakmazlar.
hiç kimse aramamışsa kız kardeşin arar ve gerçek dünyanın gereksiz konularıyla yüzleşirsin yeniden.
akşam birlikte maç izlemek için kafeye davet alırsın.
elinde pazar kalır.
plan, gece geç saatlere kadar internette takılıp, girilmemiş siteleri gezmek; bilim, felsefe, sanat, fotoğraf, edebiyat, okey, poker gibi zevkli konular arasında turlamak; sabah ezanından hemen önce uyumaktır.
saat 13.00'de uyanılacak, iyi bir kahvaltı hazırlanacak ve sonra kitaplar yeniden etrafa toplanacak ve yetmediğinde ses sistemi bilgisayara bağlanarak bir film seçilecektir...
Bir aydır uğramadığın bir arkadaşın arar ve fırça atar: neredesin lan, niye uğramıyorsun? Hanım, kız seni soruyor, küstürdün mü diye beni fırçalıyorlar. Bahane istemez, akşam bizdesin!..

yalnızlık, hiç kimsen olmamasıdır. arada bir de olsa, nasılsın diye soran biri varsa yalnız sayılmazsın.

benim ruhum yalnız... ve sanıyorum, hayatımda bir kadın bile olsaydı, öyle kalacaktı. çünkü tanıdığım her kadın, bir sonraki kusursuz, gerçek üstü hayalin eksik bir kopyası oluyor. içimdeki o muazzam boşluk, hep dolu olan bir iki küçük odacık dışında hep boş kalıyor.
© copyright 2005 - 2026