bugün
- sevgililer nerede seks yapıyor6
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması10
- klavyenizde ben aslında yazdıktan sonra ne çıkıyor6
- 0 0 720
- akepede kliklerin savaşı11
- erdoğan olmasa türkiye bölünür4
- pandela15
- depremlerin sebebi2
- israil10
- arkadaş3
- tuzla bit pazarı2
- atatürkçü zannedilen ünlüler3
- para parayı çeker mi5
- yapay zeka ile kod yazmanin getirdigi tembellik5
- ahmet burak erdoğan5
- iran abd doha görüşmesi3
- atatürk'ün dindar rte'nin laik olması4
- türkiye13
- aktrollerin bana bir şey olmaz sanrısı3
- sözlük kızlarının kirpikleri2
- türk düşmanlığı allah'a düşmanlıktır3
- chp grup toplantısı2
- sanal ortamda sevgili arayan evli erkek4
- türkiye büyüyor3
- bik bik'in aşuresi6
- aşure vs waffle3
- tek başına uzun yol gitmek7
- ali naci küçük2
- dostluk2
- 30 haziran4
- günün şiiri10
- bugün ne yaptınız5
- özgürlük ve disiplin paradoksu4
- swinger2
- türkler2
- ona bir cümle bırak8
- rüyalar gerçek olsaydı2
- düşünmek hakkında düşünmek5
- türklerin pis olması6
- evli kadınla beraber olmak4
- filistin in ermeni soykırımını tanıması35
- gocu4
- neden sevgilim yok6
- aşure vs baklava vs kazandibi vs sütlaç3
- yazarların özlü sözleri11
- eşini hiç aldatmamış mal erkek2
- ankara3
- kadın yazarların daha fazla oylanıp takip edilmesi5
- garsona kötü davranmak3
- türklerin aptal olduğu gerçeği2
sevgilinin, dil yarasıyla yüreğinize açtığı yarayla yaşanabilir.
" istediğim kadar mutlu değilim, nasıl olacağımın yarısını biliyorum diğer yarısını bilen kişi ile henüz tanışmadım mı acaba? "
şimdiye kadar bana ettiği en ağır laflardan biriydi. ilk okuduğumda nutkum tutuldu. ilerleyen saatlerde kafamı yastığa koyduğumda yine hatırladım. canım yandı. gözlerimden süzelen damlalarla ıslanmış yastığı çevirdim. alev topuna dönmüş yüzüm, yastığın soğuk yüzüyle rahatladı. ama içimdeki ateş hala yanıyordu....
hayatına giren kadınlardan farklı olduğumu düşünüyordum. onu en çok seven, gözlerinin içine bakarak mutluluğu için çabalayan, çırpınan en çok ben değil miydim. bunu bu kadar yürekten istediğim için belkide bir farkım olması gerektiğini düşünüyordum. anladım ki bir ben düşünüyormuşum.
kalbimdeki yeriyle yüreğimi büyüten, o büyüklükle yaptığım bütün emek ve sevgi ona yetmemişti. belki de bunu hiç görememişti. oysa yıllarca görmesi için onu, ne kadar zorlamıştım.
kendimi onun yanında düşünmüşüm. meğer ruhum hep onunlaymış. şimdi ise esen bir fırtına, onun yanından beni uzaklara savurmuş. bilmediğim bir yere düşmüşüm. her yanım toz duman, kolum kanadım kalkmaz olmuş. ıssızlıkta ıssız kalmışım. haddimi bilmişim.
şimdi ruhumu onun yanına tekrar götürmeye ne gücüm, ne de bunu istediğine inandığım birisi kalmış.
" keşke onu ben mutlu edebilseydim " demek şu saatte ne kadar anlamsız ve acı. oysa sırf bu keşkeleri dememek için uğraşmamışmıydım.
sevgi emekti. o, benim emeğimdi. meğer bir benim bildiğim, ona ise yetmemiş bir emekmiş. şimdi ise daha fazlasını yapmaya, ne yürek, ne fırsat, ne de gücüm var.
ona karşı içten gülümsememi görmeden benimle tanışmıştı. şimdi hangi söz, hangi cümle o ana dönüp, o gülümsememi ona gösterebilirdi.
zaman geçmişti. ben bana verdiği zamanda sevdiğim adamı mutlu etmeyi yine, başaramamıştım.
onun varlığı dahi beni güçlü, mutlu ederken ben ona bu duyguyu yaşatamamışım. canım öyle yanıyor ki.
o bana bu lafı etmiş. belli ki ben bu lafı hak etmişim. peki hak edecek ne yapmıştım.
önümde iki seçenek kaldı. onun benimle mutlu olmadığını bildiğim halde kendi mutluluğum için onu zorlayarak devam edeceğim, ya da anlamsızlığımı, haddimi bilerek, kendimi hatırlatmaktan vazgeçeceğim. benim için sanırım ikincisi daha gururlu bir seçim olmuştu.
" istediğim kadar mutlu değilim, nasıl olacağımın yarısını biliyorum diğer yarısını bilen kişi ile henüz tanışmadım mı acaba? "
şimdiye kadar bana ettiği en ağır laflardan biriydi. ilk okuduğumda nutkum tutuldu. ilerleyen saatlerde kafamı yastığa koyduğumda yine hatırladım. canım yandı. gözlerimden süzelen damlalarla ıslanmış yastığı çevirdim. alev topuna dönmüş yüzüm, yastığın soğuk yüzüyle rahatladı. ama içimdeki ateş hala yanıyordu....
hayatına giren kadınlardan farklı olduğumu düşünüyordum. onu en çok seven, gözlerinin içine bakarak mutluluğu için çabalayan, çırpınan en çok ben değil miydim. bunu bu kadar yürekten istediğim için belkide bir farkım olması gerektiğini düşünüyordum. anladım ki bir ben düşünüyormuşum.
kalbimdeki yeriyle yüreğimi büyüten, o büyüklükle yaptığım bütün emek ve sevgi ona yetmemişti. belki de bunu hiç görememişti. oysa yıllarca görmesi için onu, ne kadar zorlamıştım.
kendimi onun yanında düşünmüşüm. meğer ruhum hep onunlaymış. şimdi ise esen bir fırtına, onun yanından beni uzaklara savurmuş. bilmediğim bir yere düşmüşüm. her yanım toz duman, kolum kanadım kalkmaz olmuş. ıssızlıkta ıssız kalmışım. haddimi bilmişim.
şimdi ruhumu onun yanına tekrar götürmeye ne gücüm, ne de bunu istediğine inandığım birisi kalmış.
" keşke onu ben mutlu edebilseydim " demek şu saatte ne kadar anlamsız ve acı. oysa sırf bu keşkeleri dememek için uğraşmamışmıydım.
sevgi emekti. o, benim emeğimdi. meğer bir benim bildiğim, ona ise yetmemiş bir emekmiş. şimdi ise daha fazlasını yapmaya, ne yürek, ne fırsat, ne de gücüm var.
ona karşı içten gülümsememi görmeden benimle tanışmıştı. şimdi hangi söz, hangi cümle o ana dönüp, o gülümsememi ona gösterebilirdi.
zaman geçmişti. ben bana verdiği zamanda sevdiğim adamı mutlu etmeyi yine, başaramamıştım.
onun varlığı dahi beni güçlü, mutlu ederken ben ona bu duyguyu yaşatamamışım. canım öyle yanıyor ki.
o bana bu lafı etmiş. belli ki ben bu lafı hak etmişim. peki hak edecek ne yapmıştım.
önümde iki seçenek kaldı. onun benimle mutlu olmadığını bildiğim halde kendi mutluluğum için onu zorlayarak devam edeceğim, ya da anlamsızlığımı, haddimi bilerek, kendimi hatırlatmaktan vazgeçeceğim. benim için sanırım ikincisi daha gururlu bir seçim olmuştu.
Gündemdeki Haberler