bugün
- nervio adlı yazarın dillere destan güzelliği10
- sözlük yazarlarının ruh hali9
- 14 onlyfansçinin mallarına el konulması8
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı2
- uysaljakoben11
- durduk yere instagramda takipten çıkan arkadaş9
- recep tayyip erdoğan5
- bir şeyler söyle9
- sydney sweeney'in memeleri8
- gezip tozmanın gereksiz yorgunluk olması3
- sözlükte yazmanın faydaları7
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak11
- chp'nin hali ne olacak58
- haşmetli bir penise sahip olmak3
- evlilik vs bekarlık7
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı4
- mutlu bir ilişkinin anahtarı5
- şirinler köyüne yeni şirin13
- karun kadar malın olsa ne fayda4
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek9
- lor peyniri yemek2
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması5
- çokomeldeki harflerden rahatsız olan adam2
- evrim teorisine göre ilk canlı hemen türedi mi8
- arkadaşlar bakar mısınız15
- yakışıklı erkek gören türk kızının tepkisi9
- ilişki mi yaşıyoruz satranç mı oynuyoruz amk4
- kadınlar neyden hoşlanır3
- nataşalara para yedirmek9
- 13 haziran 2026 fenerbahçe beko beşiktaş rain maçı4
- kaşar sucuk salamın sofrada lüks sayıldığı yıllar3
- ağzına alırken iğrenmeyen bayan2
- saraca finch house6
- kötü biri olduğunu bilmek10
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi16
- en iyi antidepresan16
- aşık olunca neye benziyorsunuz4
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek9
- 13 haziran 2026 katar isviçre maçı2
- diyanetin abd'deki villaları16
- selam sizinle tanışmış mıydık4
- ağzıyla osuruk sesi çıkaran misafir çocuğu3
- şu an hissedilen duygu3
- tc'nin geleceği cumhuriyeti kuran chp ile olacak4
- türkiye avustralya maçı3
- true'nin akp'ye oy vermesi5
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- kemal kılıçdaroğlu13
- madenci eylemini haber yapan gazeteciye soruşturma2
- bugün güzel3
yönetmenliğini ve senaryosunu paul haggis'in üstlendiği başrolleri epey kalabalık ve zengin olan 2004 yapımı bir dram filmi. aynı zamanda oscar ödülünü kucaklamış bir yapım. elbette filmin otoritelerce böyle mühim bir ödüle layık görülmesi seyircinin beklentisini arttırıyor. işte bende böyle bir beklenti ile izledim crash filmini. çok mu beğendim? hayır. hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biri miydi? cevabım yine hayır. lakin tüm bunlara rağmen yinede hakkında kötü bir film demenin doğru olmayacağını düşünüyorum. zira film bazı ayrıntıları gayet iyi seyirciye sunmuş. özellikle şu önyargı hususunda gerçekten iyi bir film olmuş.
filmin belki de en dikkate değer tarafı kurgusu. tema tamamen tesadüfler üzerine yoğunlaşmış. işte zaten tam bu noktada işler karışıyor. birbiriyle alakasız birden fazla insan hayatının bir şekilde kesişmesi hadisesinde kurguda sanki bir zorlama senaryo havası hakim. aynı zorlama filmin değindiği ırkçılık konusunda da hakim. resmen seyircinin gözüne soka soka anlatıyor her ne anlatıyorsa. bu açıdan mesaj kaygısı güttüğü çok açık. belki biraz daha özenle anlatmak istediğini sunabilirdi diye düşünüyorum. bu açıdan bir dengesizlik mevcut. filmin belki de dengeleri tutturduğu en iyi nokta oyunculuklarda. filmin oyuncu künyesi bir hayli zengin. hepside başrol oyuncuları ve her biri öteki kadar filmde yer almış. bu anlamda kimse kimseni üzerinde değil. başrol açısından iyi bir dağılım olduğu söylenebilir.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. çok rica ederim ondan sonra vay efendim ben bilmiyordum, vay efendim ben görmedim demeyiniz.*
--spoiler--
filmin belki de en iyi şekilde değindiği şey önyargı. bunun ne denli fena ve aldatıcı bir şey olduğunu filmin birkaç sahnesinde gayet iyi işlenmiş. buna cevap olacak cinsten en iyi sahne ise filmin başında savcının karısı gözüyle potansiyel suçlu olarak lanse edilen zencinin ilerleyen sahnelerde aslında ne denli iyi bir aile babası ve insan olduğu görülüyor.
filmin bir diğer mühim sahnelerinden biri afişe de konu olmuş insanın içine dokunan pelerin sahnesidir.
--spoiler--
film daha ilk karede şöyle diyerek başlar;
"bir dokunma duygusu...
gerçek bir şehirde yürürken insanlar sana çarpar durur.
los angeles'da kimse sana dokunmaz.
hep bir metal ya da cam ardındayız.
o dokunuşları öyle özlüyoruz ki bir şeyler hissetmek için birbirimize çarpıyoruz."
izlemeye değer bir paul haggis rejisi. iyi seyirler.
filmin belki de en dikkate değer tarafı kurgusu. tema tamamen tesadüfler üzerine yoğunlaşmış. işte zaten tam bu noktada işler karışıyor. birbiriyle alakasız birden fazla insan hayatının bir şekilde kesişmesi hadisesinde kurguda sanki bir zorlama senaryo havası hakim. aynı zorlama filmin değindiği ırkçılık konusunda da hakim. resmen seyircinin gözüne soka soka anlatıyor her ne anlatıyorsa. bu açıdan mesaj kaygısı güttüğü çok açık. belki biraz daha özenle anlatmak istediğini sunabilirdi diye düşünüyorum. bu açıdan bir dengesizlik mevcut. filmin belki de dengeleri tutturduğu en iyi nokta oyunculuklarda. filmin oyuncu künyesi bir hayli zengin. hepside başrol oyuncuları ve her biri öteki kadar filmde yer almış. bu anlamda kimse kimseni üzerinde değil. başrol açısından iyi bir dağılım olduğu söylenebilir.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. çok rica ederim ondan sonra vay efendim ben bilmiyordum, vay efendim ben görmedim demeyiniz.*
--spoiler--
filmin belki de en iyi şekilde değindiği şey önyargı. bunun ne denli fena ve aldatıcı bir şey olduğunu filmin birkaç sahnesinde gayet iyi işlenmiş. buna cevap olacak cinsten en iyi sahne ise filmin başında savcının karısı gözüyle potansiyel suçlu olarak lanse edilen zencinin ilerleyen sahnelerde aslında ne denli iyi bir aile babası ve insan olduğu görülüyor.
filmin bir diğer mühim sahnelerinden biri afişe de konu olmuş insanın içine dokunan pelerin sahnesidir.
--spoiler--
film daha ilk karede şöyle diyerek başlar;
"bir dokunma duygusu...
gerçek bir şehirde yürürken insanlar sana çarpar durur.
los angeles'da kimse sana dokunmaz.
hep bir metal ya da cam ardındayız.
o dokunuşları öyle özlüyoruz ki bir şeyler hissetmek için birbirimize çarpıyoruz."
izlemeye değer bir paul haggis rejisi. iyi seyirler.