bugün
- erkeklerin öküzlük sorunu13
- kuran da namaz yok15
- en iyi simit hangi şehirdedir7
- simit ile gevrek arasındaki farklar10
- arkadaşlar geri geldim4
- kadınlara alınabilecek hediyeler6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- kadınlar arası rekabet7
- ateistlerin temel hatası3
- kadın kadının destekçidir5
- ege üniversitesi vs dokuz eylül üniversitesi4
- grup sexte sevgilisine sert davranan adamı öldürdü3
- çorum kalesi4
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları2
- eren kaşıkçı9
- velvet18
- katates ve gocu6
- neden namaz kılmıyorsun2
- birader yazarlar pide fırını2
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi9
- erkek gibi konuşan kız6
- fatura2
- bu entry 80 artı alsın masklavi'yi chpli yapıyorum3
- arkadaşlar uyudunuz mu9
- etimesgut belediyesi ne yolsuzluk operasyonu2
- ısparta simidi2
- erdal beşikçioğlu4
- yoran insanların ortak özellikleri8
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi7
- film izlerken sevişmek6
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- insan olmaya ceyrek kala17
- tamer yiğit3
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı10
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- hikayeyi devam ettir52
- yeni parti51
- seri gizli artı oy veren melek11
- ha diyen kız3
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin9
- oooo manifest4
- coca cola zero gerçekten zararlı mı9
- islamcilara sorulmasi gereken sorular5
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak5
- manifest grubu vs tarkan16
- nickten isim tahmini yapmak72
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj7
yönetmenliğini ve senaryosunu paul haggis'in üstlendiği başrolleri epey kalabalık ve zengin olan 2004 yapımı bir dram filmi. aynı zamanda oscar ödülünü kucaklamış bir yapım. elbette filmin otoritelerce böyle mühim bir ödüle layık görülmesi seyircinin beklentisini arttırıyor. işte bende böyle bir beklenti ile izledim crash filmini. çok mu beğendim? hayır. hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biri miydi? cevabım yine hayır. lakin tüm bunlara rağmen yinede hakkında kötü bir film demenin doğru olmayacağını düşünüyorum. zira film bazı ayrıntıları gayet iyi seyirciye sunmuş. özellikle şu önyargı hususunda gerçekten iyi bir film olmuş.
filmin belki de en dikkate değer tarafı kurgusu. tema tamamen tesadüfler üzerine yoğunlaşmış. işte zaten tam bu noktada işler karışıyor. birbiriyle alakasız birden fazla insan hayatının bir şekilde kesişmesi hadisesinde kurguda sanki bir zorlama senaryo havası hakim. aynı zorlama filmin değindiği ırkçılık konusunda da hakim. resmen seyircinin gözüne soka soka anlatıyor her ne anlatıyorsa. bu açıdan mesaj kaygısı güttüğü çok açık. belki biraz daha özenle anlatmak istediğini sunabilirdi diye düşünüyorum. bu açıdan bir dengesizlik mevcut. filmin belki de dengeleri tutturduğu en iyi nokta oyunculuklarda. filmin oyuncu künyesi bir hayli zengin. hepside başrol oyuncuları ve her biri öteki kadar filmde yer almış. bu anlamda kimse kimseni üzerinde değil. başrol açısından iyi bir dağılım olduğu söylenebilir.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. çok rica ederim ondan sonra vay efendim ben bilmiyordum, vay efendim ben görmedim demeyiniz.*
--spoiler--
filmin belki de en iyi şekilde değindiği şey önyargı. bunun ne denli fena ve aldatıcı bir şey olduğunu filmin birkaç sahnesinde gayet iyi işlenmiş. buna cevap olacak cinsten en iyi sahne ise filmin başında savcının karısı gözüyle potansiyel suçlu olarak lanse edilen zencinin ilerleyen sahnelerde aslında ne denli iyi bir aile babası ve insan olduğu görülüyor.
filmin bir diğer mühim sahnelerinden biri afişe de konu olmuş insanın içine dokunan pelerin sahnesidir.
--spoiler--
film daha ilk karede şöyle diyerek başlar;
"bir dokunma duygusu...
gerçek bir şehirde yürürken insanlar sana çarpar durur.
los angeles'da kimse sana dokunmaz.
hep bir metal ya da cam ardındayız.
o dokunuşları öyle özlüyoruz ki bir şeyler hissetmek için birbirimize çarpıyoruz."
izlemeye değer bir paul haggis rejisi. iyi seyirler.
filmin belki de en dikkate değer tarafı kurgusu. tema tamamen tesadüfler üzerine yoğunlaşmış. işte zaten tam bu noktada işler karışıyor. birbiriyle alakasız birden fazla insan hayatının bir şekilde kesişmesi hadisesinde kurguda sanki bir zorlama senaryo havası hakim. aynı zorlama filmin değindiği ırkçılık konusunda da hakim. resmen seyircinin gözüne soka soka anlatıyor her ne anlatıyorsa. bu açıdan mesaj kaygısı güttüğü çok açık. belki biraz daha özenle anlatmak istediğini sunabilirdi diye düşünüyorum. bu açıdan bir dengesizlik mevcut. filmin belki de dengeleri tutturduğu en iyi nokta oyunculuklarda. filmin oyuncu künyesi bir hayli zengin. hepside başrol oyuncuları ve her biri öteki kadar filmde yer almış. bu anlamda kimse kimseni üzerinde değil. başrol açısından iyi bir dağılım olduğu söylenebilir.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. çok rica ederim ondan sonra vay efendim ben bilmiyordum, vay efendim ben görmedim demeyiniz.*
--spoiler--
filmin belki de en iyi şekilde değindiği şey önyargı. bunun ne denli fena ve aldatıcı bir şey olduğunu filmin birkaç sahnesinde gayet iyi işlenmiş. buna cevap olacak cinsten en iyi sahne ise filmin başında savcının karısı gözüyle potansiyel suçlu olarak lanse edilen zencinin ilerleyen sahnelerde aslında ne denli iyi bir aile babası ve insan olduğu görülüyor.
filmin bir diğer mühim sahnelerinden biri afişe de konu olmuş insanın içine dokunan pelerin sahnesidir.
--spoiler--
film daha ilk karede şöyle diyerek başlar;
"bir dokunma duygusu...
gerçek bir şehirde yürürken insanlar sana çarpar durur.
los angeles'da kimse sana dokunmaz.
hep bir metal ya da cam ardındayız.
o dokunuşları öyle özlüyoruz ki bir şeyler hissetmek için birbirimize çarpıyoruz."
izlemeye değer bir paul haggis rejisi. iyi seyirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar