bugün
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek9
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu20
- münafık6
- fatma betül sayan kaya29
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek8
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam7
- camilerdeki ayak kokusu7
- yapay zekanın çok yapay olması8
- sözlük açacak olsanız3
- terhis oluyorum sözlük3
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- kız kankanın ehonomi çoh eyi demesi3
- damla sakızlı muhallebi9
- kezoyu neyzen bakışıyla iskandil etmek4
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- daha 17 dizisi4
- iş görüşmesinde para vermiyoruz denilmesi2
- sicilya kizlari4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- eteği açan kadına bakmayan erkek2
- her şeyi bilen halk4
- allah ne muradın varsa versin2
- henüz yolun başında olan yazarlar5
- musiker2
- asansörde yukarı bakma refleksi2
- yarinin ayaklarını avuçlarında ısıtan sığır4
- yaprak dökümü sonrası türkiye3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi9
- ocean vitamind32
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane5
- boşanmak2
- avrupa5
- seri katilin özellikleri2
- fatma betülüm yapmaz9
- kahve içerken piyasa yapmak3
- iyi menemenin sırrı22
- masklavi felsefesi5
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması5
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak3
- negatif insanları hayatına almamak2
- ayrılıkçı kürtler2
- damat adayının yaprak dökümü oğuz gibi olması2
- ciddiye alınmamak2
- sinirlenen dilenci kadın6
- türk polisinin şefkatli kolları3
- haram para5
yönetmenliğini ve senaryosunu paul haggis'in üstlendiği başrolleri epey kalabalık ve zengin olan 2004 yapımı bir dram filmi. aynı zamanda oscar ödülünü kucaklamış bir yapım. elbette filmin otoritelerce böyle mühim bir ödüle layık görülmesi seyircinin beklentisini arttırıyor. işte bende böyle bir beklenti ile izledim crash filmini. çok mu beğendim? hayır. hayatımda izlediğim en iyi filmlerden biri miydi? cevabım yine hayır. lakin tüm bunlara rağmen yinede hakkında kötü bir film demenin doğru olmayacağını düşünüyorum. zira film bazı ayrıntıları gayet iyi seyirciye sunmuş. özellikle şu önyargı hususunda gerçekten iyi bir film olmuş.
filmin belki de en dikkate değer tarafı kurgusu. tema tamamen tesadüfler üzerine yoğunlaşmış. işte zaten tam bu noktada işler karışıyor. birbiriyle alakasız birden fazla insan hayatının bir şekilde kesişmesi hadisesinde kurguda sanki bir zorlama senaryo havası hakim. aynı zorlama filmin değindiği ırkçılık konusunda da hakim. resmen seyircinin gözüne soka soka anlatıyor her ne anlatıyorsa. bu açıdan mesaj kaygısı güttüğü çok açık. belki biraz daha özenle anlatmak istediğini sunabilirdi diye düşünüyorum. bu açıdan bir dengesizlik mevcut. filmin belki de dengeleri tutturduğu en iyi nokta oyunculuklarda. filmin oyuncu künyesi bir hayli zengin. hepside başrol oyuncuları ve her biri öteki kadar filmde yer almış. bu anlamda kimse kimseni üzerinde değil. başrol açısından iyi bir dağılım olduğu söylenebilir.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. çok rica ederim ondan sonra vay efendim ben bilmiyordum, vay efendim ben görmedim demeyiniz.*
--spoiler--
filmin belki de en iyi şekilde değindiği şey önyargı. bunun ne denli fena ve aldatıcı bir şey olduğunu filmin birkaç sahnesinde gayet iyi işlenmiş. buna cevap olacak cinsten en iyi sahne ise filmin başında savcının karısı gözüyle potansiyel suçlu olarak lanse edilen zencinin ilerleyen sahnelerde aslında ne denli iyi bir aile babası ve insan olduğu görülüyor.
filmin bir diğer mühim sahnelerinden biri afişe de konu olmuş insanın içine dokunan pelerin sahnesidir.
--spoiler--
film daha ilk karede şöyle diyerek başlar;
"bir dokunma duygusu...
gerçek bir şehirde yürürken insanlar sana çarpar durur.
los angeles'da kimse sana dokunmaz.
hep bir metal ya da cam ardındayız.
o dokunuşları öyle özlüyoruz ki bir şeyler hissetmek için birbirimize çarpıyoruz."
izlemeye değer bir paul haggis rejisi. iyi seyirler.
filmin belki de en dikkate değer tarafı kurgusu. tema tamamen tesadüfler üzerine yoğunlaşmış. işte zaten tam bu noktada işler karışıyor. birbiriyle alakasız birden fazla insan hayatının bir şekilde kesişmesi hadisesinde kurguda sanki bir zorlama senaryo havası hakim. aynı zorlama filmin değindiği ırkçılık konusunda da hakim. resmen seyircinin gözüne soka soka anlatıyor her ne anlatıyorsa. bu açıdan mesaj kaygısı güttüğü çok açık. belki biraz daha özenle anlatmak istediğini sunabilirdi diye düşünüyorum. bu açıdan bir dengesizlik mevcut. filmin belki de dengeleri tutturduğu en iyi nokta oyunculuklarda. filmin oyuncu künyesi bir hayli zengin. hepside başrol oyuncuları ve her biri öteki kadar filmde yer almış. bu anlamda kimse kimseni üzerinde değil. başrol açısından iyi bir dağılım olduğu söylenebilir.
şimdi buradan sonra yazacaklarım fena halde spoiler içermektedir, bilginize sunulur. çok rica ederim ondan sonra vay efendim ben bilmiyordum, vay efendim ben görmedim demeyiniz.*
--spoiler--
filmin belki de en iyi şekilde değindiği şey önyargı. bunun ne denli fena ve aldatıcı bir şey olduğunu filmin birkaç sahnesinde gayet iyi işlenmiş. buna cevap olacak cinsten en iyi sahne ise filmin başında savcının karısı gözüyle potansiyel suçlu olarak lanse edilen zencinin ilerleyen sahnelerde aslında ne denli iyi bir aile babası ve insan olduğu görülüyor.
filmin bir diğer mühim sahnelerinden biri afişe de konu olmuş insanın içine dokunan pelerin sahnesidir.
--spoiler--
film daha ilk karede şöyle diyerek başlar;
"bir dokunma duygusu...
gerçek bir şehirde yürürken insanlar sana çarpar durur.
los angeles'da kimse sana dokunmaz.
hep bir metal ya da cam ardındayız.
o dokunuşları öyle özlüyoruz ki bir şeyler hissetmek için birbirimize çarpıyoruz."
izlemeye değer bir paul haggis rejisi. iyi seyirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com