bugün
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar5
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- okan buruk12
- türkiye selefilere kalsa harabeye dönüşmüştü3
- game of thrones taki kerhaneci17
- kendi halkını katleden iran3
- penguenlerin asıl amacı3
- türkiye'deki gündemin yarısı israil hakkında6
- ölümden korkuyor musunuz35
- dyson5
- pakistanlı müslümanların içler acısı yaşam koşulu2
- sözlük kızları dertleşiyor14
- kedi güzellemesi yapmak için ayet uydurmak4
- güzel türkiyem2
- genel ev sloganları5
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı16
- sudanda ölen yüz binlerce müslüman arap2
- burhan özfatura3
- istanbul u özlemek2
- iş arayanların aslında para araması3
- claudian clouds41
- arap nüfusu 500 milyonken soykırım var demek2
- melis sezen'in memeleri5
- ülkü ocakları genel ev olsun4
- mekkeli müşrikler3
- para için bok yemeye bile razı nesil2
- hesap vereceksiniz3
- kaçak sığınmacıları müslüman diye güzellemek4
- para için istemediğin bir işte çalışmak2
- israil de emek gücü vs pakistan da emek gücü2
- arkadaşlar kova erkeğinden olur mu8
- müslüman kardeşine dua etmek4
- fenerbahçe5
- 128 milyar dolar nerede4
- anın görüntüsü25
- netanyahu gibi bi adam neden devleti hortumlamaz2
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı28
- sözlük yazarlarının normal kombinleri26
- netanyahu gibi bi adam niye saddam'a benzemedi2
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- sözlükteki sessiz yazarlar7
- platon'un mağarası3
- yahudi israil'i örnek alıp türkiye'ye uygulamak2
- son üç şifrenizle aynı olamaz3
- sarı saç mavi göz5
- asgari ücreti alım gücünü unutup israil tartışmak2
- almanya da sol partiyi destekleyen gurbetçi5
- bilgisayar alacaklara tavsiyeler5
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
Çok iyi anlamıştım, hiç anlamamıştım, sümüğüme karışıp ağırlaşan gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim. ’’Neden,’’ diye sordum.
Bir şey söylemesin, tekrar eve girelim, kazasız belasız balıkları yiyelim istiyordum. Ama ‘’ Neden’’di işte.
‘’Neden, neden , neden ? ’’
Konuştu :
‘’Şiirlerini en çok Asya seviyor, biliyor musun ? ‘’
Bu ne şeker, ne anlayışlı çocuktu böyle, teselli miydi şimdi bu ?
Karısını istiyordum, şiirlerimi seviyorsa o benim hakkımdı, dünyanın en güzel şiirlerini yazmıştım ona. Burnumu çektim, genzimde dolan kanlı tükürüğün pasını hissettim, Allah’ım ne kadar zavallıydım…
Gerilip bir kafa çakmaya çalıştım, ayaklarım yine yerden kesildi. Yüzüme yapışan otlu toprağı temizlerken,’’ Yakışır mı lan devrimciye böyle lüks ev ? ‘’ diye bağırdım, kalbime doğru oluk oluk lağımlar aktı.
Bağışı eğdim ve bekledim. Onu da yaptı, onu da yaptı, elini uzatıp saçlarım okşadı. Öfke seline boğuldu içim.
‘’Senin,’’ dedim. ‘’ Senin,’’ dedim…
Gerisi gelmiyordu ve o, üzüntüyle yüzüme bakıyordu.
Pençeleyip çıkardım küfrü içimden:
‘’Senin ecdadını sikeyim! ’’
Elimi tuttu. Hırsla çektim elimi, cebimde sigara arandım, buldum, çıkardım , yaktım. Sigarasız elimi tuttu bu kez.
‘’ Çok uzadı, ‘’ dedi. ‘’Hadi gel girelim içeri, Asya kahve yapsın sana. Hem bak yarın bir sürü işimiz var.’’
Soluk alamıyordum. Soluk alamıyordum.
Avazım çıktığı kadar bağırdım:
‘’Dünyanın bütün aşıkları birleşsin ulaan !!
Bağırır bağırmaz utandım kendimden. Yavaşça koluma girdi. Önce biraz direndim, ama Asya’yı özlemiştim, eve doğru yürüdük.
içeri girer girmez, tüm güzellikleri ve gençlikleriyle bakıştılar.
‘’Elbet biter bu gece, biz de yatağımıza döneriz, sızar elbet Şair, biz sevişiriz,’’ diyorlardı. Ben orada ne arıyordum ?
Ağzımı araladım. Bir şiir vardı aklımda, henüz kimsenin bilmediği bir şiir. ilk kez Asya adının geçtiği bir şiir.
‘’Son sözünü bana söylemek isteyen biri var mı?’’ diye başladım.
Yüzlerinde gezdirdim gözlerimi. Bana öyle derin sıkıntıyla bakıyorlardı ki. Ama bir dize daha söylemeye cüret ettim:
‘’Kalbimden yeşil bir kapı açıcam, tüylerinden dönücem… ‘’
Söylediğim anda tıkıştı ağzıma kelimeler, ama dayandım, devam ettim:
‘’Çünkü benim aklım yol kuşlarının tüneyip sessiz sedasız terk ettikleri bir haberedir.’’
Asya sağa sola bir-iki adım attıktan sonra çaprazımdaki koltuğa çöktü, kocam bir nefes dışarı saldı dışarı, bezgin gözleri üzerimdeydi.
Makatım acıyarak bir daha açtım ağzımı:
‘’Güller, pembe güller, hafif güller, Asya’nın o vefasız görkem gülleri…’’
Be osurarak kapattım ağzımı.
Beynim bir demir külçesi gibiydi. Fazla içkiden ishal olmuştum. Gittikçe soğuyan bir ıslaklık duyuyordum en alengerli yerimde.
‘’Seni seviyorum,’’ dedim, gözlerim salonun en insansız, nesnesiz tarafına bakarken.
Orada sadece resimler vardı. Bir köpek resmi.
‘’Boncuk,’’ dedi Asya.
Anlamayarak, umarak çevirdim başımı.
Gözleri yüzünün yarısıydı ve içlerinde balıklar yüzüyordu.
‘’Boncuk, benim çocukluk aşkım’’ diye açıkladı.
Gözlerimi Asya’dan ayırmadan,en hafif sesimle konuştum:
‘’Bende sana aşığım!’’
Gözlerimi kapattım sonra, sızdım.
Bir şey söylemesin, tekrar eve girelim, kazasız belasız balıkları yiyelim istiyordum. Ama ‘’ Neden’’di işte.
‘’Neden, neden , neden ? ’’
Konuştu :
‘’Şiirlerini en çok Asya seviyor, biliyor musun ? ‘’
Bu ne şeker, ne anlayışlı çocuktu böyle, teselli miydi şimdi bu ?
Karısını istiyordum, şiirlerimi seviyorsa o benim hakkımdı, dünyanın en güzel şiirlerini yazmıştım ona. Burnumu çektim, genzimde dolan kanlı tükürüğün pasını hissettim, Allah’ım ne kadar zavallıydım…
Gerilip bir kafa çakmaya çalıştım, ayaklarım yine yerden kesildi. Yüzüme yapışan otlu toprağı temizlerken,’’ Yakışır mı lan devrimciye böyle lüks ev ? ‘’ diye bağırdım, kalbime doğru oluk oluk lağımlar aktı.
Bağışı eğdim ve bekledim. Onu da yaptı, onu da yaptı, elini uzatıp saçlarım okşadı. Öfke seline boğuldu içim.
‘’Senin,’’ dedim. ‘’ Senin,’’ dedim…
Gerisi gelmiyordu ve o, üzüntüyle yüzüme bakıyordu.
Pençeleyip çıkardım küfrü içimden:
‘’Senin ecdadını sikeyim! ’’
Elimi tuttu. Hırsla çektim elimi, cebimde sigara arandım, buldum, çıkardım , yaktım. Sigarasız elimi tuttu bu kez.
‘’ Çok uzadı, ‘’ dedi. ‘’Hadi gel girelim içeri, Asya kahve yapsın sana. Hem bak yarın bir sürü işimiz var.’’
Soluk alamıyordum. Soluk alamıyordum.
Avazım çıktığı kadar bağırdım:
‘’Dünyanın bütün aşıkları birleşsin ulaan !!
Bağırır bağırmaz utandım kendimden. Yavaşça koluma girdi. Önce biraz direndim, ama Asya’yı özlemiştim, eve doğru yürüdük.
içeri girer girmez, tüm güzellikleri ve gençlikleriyle bakıştılar.
‘’Elbet biter bu gece, biz de yatağımıza döneriz, sızar elbet Şair, biz sevişiriz,’’ diyorlardı. Ben orada ne arıyordum ?
Ağzımı araladım. Bir şiir vardı aklımda, henüz kimsenin bilmediği bir şiir. ilk kez Asya adının geçtiği bir şiir.
‘’Son sözünü bana söylemek isteyen biri var mı?’’ diye başladım.
Yüzlerinde gezdirdim gözlerimi. Bana öyle derin sıkıntıyla bakıyorlardı ki. Ama bir dize daha söylemeye cüret ettim:
‘’Kalbimden yeşil bir kapı açıcam, tüylerinden dönücem… ‘’
Söylediğim anda tıkıştı ağzıma kelimeler, ama dayandım, devam ettim:
‘’Çünkü benim aklım yol kuşlarının tüneyip sessiz sedasız terk ettikleri bir haberedir.’’
Asya sağa sola bir-iki adım attıktan sonra çaprazımdaki koltuğa çöktü, kocam bir nefes dışarı saldı dışarı, bezgin gözleri üzerimdeydi.
Makatım acıyarak bir daha açtım ağzımı:
‘’Güller, pembe güller, hafif güller, Asya’nın o vefasız görkem gülleri…’’
Be osurarak kapattım ağzımı.
Beynim bir demir külçesi gibiydi. Fazla içkiden ishal olmuştum. Gittikçe soğuyan bir ıslaklık duyuyordum en alengerli yerimde.
‘’Seni seviyorum,’’ dedim, gözlerim salonun en insansız, nesnesiz tarafına bakarken.
Orada sadece resimler vardı. Bir köpek resmi.
‘’Boncuk,’’ dedi Asya.
Anlamayarak, umarak çevirdim başımı.
Gözleri yüzünün yarısıydı ve içlerinde balıklar yüzüyordu.
‘’Boncuk, benim çocukluk aşkım’’ diye açıkladı.
Gözlerimi Asya’dan ayırmadan,en hafif sesimle konuştum:
‘’Bende sana aşığım!’’
Gözlerimi kapattım sonra, sızdım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar