bugün
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri6
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi7
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir7
- ürdün6
- bu dünyada ebedi yaşayacağız2
- futbol10
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- hilafetin türklere faydası18
- aykolik'in size istanbul'u gezdirmesi3
- filistin5
- ismet gurbuz'e tavsiyeler3
- kız sanılan yazarlar11
- almanya da yaşayan yazarlar3
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- yumurta turşusu2
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği5
- kibarhergele14
- nervioya talip olmak5
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- öleceğin günü bilmek4
- barney stinson2
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- 2026 2027 süper lig şampiyonu galatasaray2
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- ismet gürbüz ile almanya da sosisli yemek3
- istanbul da cirit atmak5
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- çin2
- ak partinin izmiri asla alamayacak olması2
- azerbaycan da öğretmenlere başörtüsü yasağı3
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- george washington7
- sözlüğün kırbacı10
- mustafa kemal atatürk2
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- türkiye6
- sorusormayin7
- sözlükte sevap işlemek2
- maaşınızla nasıl yatırım yapıyorsunuz12
- hangi yazarla çift olursunuz28
- yuvarlak masa şövalyelerinin meeting set etmesi2
- ucan tekme atan hipopotam45
- çorapla ıslak bir yere basmak2
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- siyatik2
- güllü davası nda tuğyan'ın savunması2
- arda turan2
galatasaraylıyım.
ve hayatımda ilk defa bugünkü kadar heyecansızım bu sevdada. ilk defa galibiyetimize sevinemiyorum. ilk defa maçları izlemek içimden gelmiyor. ilk defa utanıyorum kulübümden. ilk defa.
öncesini okuyup öğrenmeden önce diyebilirim ki, herşey prekazinin o müthiç golüyle başladı benim için, hani şu monaco'ya attığı gol. oydu benim ilk galatasaraylı olduğumu hissettiğim ve hatırladığım an. daha sonra ikinci monaco maçı. ondan sonra ise 3-0 dan 4-3 lük fener maçını hatırlıyorum, hey allahım, o kara gün bile güzel geliyor şimdi.
derken artık galatasarayla birlikte büyümeye başladım, 1.kalli dönemi, hollmann, manchester zaferi, daha o zamanlar aşk duygusunu tattım en derinlerde. herşey ortadaydı, evet o zamanlar en iyiydik. daha dünyanın bir numarası olmamıştık ama türkiyenin en iyisiydik yine. yine avrupada döktürüyorduk, yine tektik. sonra faruk süren geldi kulübümüzün başına. fatih terim'i de takımın başına getirdi. hey gidi günler, daha imparator bile değildi o zaman.
bir rüya başladı işte o zaman. hagi geldi. emre diye yeni yetme bir velet çıktı piyasaya. şampiyon olmaya başladık, olduk, oldukça olduk. sürekli daha iyi olduk. tek gol atınca sevindiğimiz şampiyonlar liginde bile ne olursa olsun çıtayı yükselttik, çıkamasak bile kılpayı kaçırmaya başladık. hagi'nin unutulmaz gollerinde biz yaşıyorduk evet, o golleri gördük capcanlı bir şekilde. büyük kaptanımızı bile sevdik o dönem, büyük kaptan yaptık onu kolay bir şey mi bu..? türkiye'deki her maçta 4-5 gol atar olduk bir ara. o kadar güzeldi ki herşey, şimdi düşününce gerçekten rüya mıydı diye içimden geçmiyor değil..
popescu diye bir set, taffarel gibi bir duvarımız vardı bizim. adam ağladı ya, war mıydı ötesi..? evet 4. senenin sonunda yine şampiyon olmuştuk, herşeyin ilkini başaran biz yine başarmıştık ilki. 4 sene üstüste şampiyon olmuştuk. hiç olmadığımız kadar gururluyduk artık. takımımız kimilerinin düşündüğü gibi, tesadüfen gitmiyordu. emin adımlarla avrupanın ve dünyanın tepesine ilerliyordu.
chelsea'dan 5 yemiştik evet. deplasmanda eze eze hakem oyunlarıyla 1-0 yenildiğimiz chelsea'den kendi sahamızda 10 yemediğimiz için sevinecek durumdaydık. o günü de yaşadık. bu arada kendimizi öyle bir rüyanın içinde bulmuştuk ki o dört sene, ezeli rakibimiz fenerbahceye en kötü zamanında bile yenilmemize rağmen, pek de umrumuzda olmuyordu. işte bu gerçekten bir rüyada olduğumuzu ispatlıyordu aslında. her ne kadar johnson'un o golü atmasına hala inanamasak da*
ümit davala.. sen nasıl bu kadar soğukkanlı bir şekilde atarsın o dakikada penaltıyı, ey milan fatihi.. ilk defa ağlıyordum takımım için, o nasıl bir sevinçti öyle. halbuki neydi ki olay, topu topu uefaya katılacaktık. o müthiş oyunumuza rağmen çıkamamıştık işte gruptan. uefa ile avunacaktık artık.
bologna, b.dortmund, mallorca, leeds, arsenal..
her birisini anlatmaya kalksam uzun entry kasanlara falan girerim, en iyisi geçeyim o günleri. hani yani amaç o değil ondan*
imparator gitti, lucescu geldi. jardel geldi, süper kupa geldi. vee büyük başkan gitti. galiba rüyadan o anda uyandık.
mehmet cansun geldi, sokaklarda falan galatasaraya para toplamaya başladılar, işte ilk o zaman ne oluyoruz yaa dedik..
çok durmadı cansun ve ekibi, 8 ay sonra gittiler bavullarını toplayıp. seviniyorduk aslında ama hiç düşünmedik o zaman beterin beteri olabileceğini. bugünleri görmek mi? olamazdı ya böyle birşey, yok daha neler...di bizim için.
özhan canaydın geldi. lucescuyu göndermekle başladı işe. real madrid fatihiydi o. fatih terimden sonra kim gelirse gelsin bir antipati beslenecekti zaten, ama lucescu da bu olmamıştı. kendini sevdirmeyi başarmıştı. gönlümüzde taht kurmayı başarmıştı. her ne kadar o kadroyu şampiyon yapamasa da, bizi şampiyonlar liginde çeyrek finale çıkarmayı başarmış ve ertesi sene hakikaten de beş para etmez kadromuzla bizi şampiyon yapmıştı.
işte o lucescuyu gönderdi canaydın. hem de yerine terim'i getirerek. imparatoru getirerek. sanırım canaydın dönemlerinin en kötü özelliği oydu. hayranı olduğumuz kim varsa, onlardan bizi soğutmak için elinden geleni yaptı. işte fatih terim, işte hagi, işte bülent korkmaz.
hangi galatasaraylı hagi'ye küfredebilirdi, buna inanabiliyor musunuz? evet, işte ben bunu yaptım. arkadaş kabul edelim, adam teknik direktörlükten anlamıyordu, bu bir gerçekti. tek yaptığı 5-1 lik türkiye kupası şampiyonluğuydu ki, dillere destan, kendini daha güzel aklayamazdı heralde. ribery'e de dua etsin bu arada..
bu dönemde neler mi yaşadık? uefaya bile katılamadı takımımız bir sene. bir sene trömsö isimli bir köy takımına elendik. ezeli rakibimiz ligi 6.sırada bitirdiği sene bizi 6-0 yendi. avrupaya gittiğimiz diğer seneler gelen vurdu, giden vurdu. orhan ak, cihan haspolatlı gibi adamlar bizim yıldızımız oldular. rakiplerimiz dünya yıldızlarını getirirken bizi pires pires diye oyaladılar, yerine heinz diye birini getirdiler. adını bilmediğimiz yabancı oyuncular geldi gitti bir sürü. barış gibi serkan gibi yeni yetme top tutma yeteneği olmayan oyuncular en iyi oyuncularımız oldu, ayhan'dan medet ummaya başladık. allah kahretmesin ne oldu bize..?
hiç mi iyi birşey olmadı bu dönemde.. evet oldu. iki tane. birincisi ribery geldi. sonunu biliyorsunuz, her ne kadar karaktersiz olduğunu düşünsem de ribery'nin, sonuç olarak suç yönetimindir. ikincisi ise gerets'in galatasarayımızın başına gelmesidir. böyle bir adamı bile kovarcasına göndererek, milyonların önünde ağlatmayı başarmıştır bu yönetim. gerets'e o anda sarılmak isteyen binlerce galatasaraylıdan biri de benim, evet. adam iki senede taht kurdu kalbimizde.
fenerbahce taraftarı olağan seçimimiz öncesinde pankart açtı. "adayımız canaydın" diye. ve canaydın, o günlerdeki umudumuz yiğit şardan'ı safdışı bıraktı. neymiş, liseliymiş. değiştirseler de şu lisenin ismini kurtulsak şu liselilerden.
biz bu utançları yaşayacak taraftarlar değiliz. bunları haketmedik biz. canaydın gitti, yerine gölgesi geldi. onun adamları, onun istediği yönetim şekli. taraftarın tek sevgilisi vardı yönetimden, abdurrahim albayrak. ne kadar onurlu bir insanmış ki, kendisine yapılan tüm şerefsizliklere rağmen hala çıkıyor ve sonuna kadar takımımın arkasındayım diye ağlıyor. ağlıyor adam ya, koca adam ağlıyor allahsız köpekler, sizin yüzünüzden. neymiş, kıroymuş efendim
velhasıl kelam, bugün galatasaray yenince yine seviniyorum. ama yenilince içim cız etmiyor. maçını kaçırsam çok da tın diyorum. ve en kötüsü de ne biliyor musunuz. yeni yönetim en az iki sene kabus gibi üzerimizde. bu en az iki sene daha böyle umursamaz, utanır şekilde geçecek demek galiba. umarım yanılıyorumdur.
yine de onsuz yapamıyorum işte, her ne kadar rezil bir kadromuz, kötü bir yönetimimiz olsa da, maçlarda kötü oynasak da, takımda bir gelecek görmesek de. her ne kadar utansam da..
evet, yine de galatasaraylıyım.
nokta
ve hayatımda ilk defa bugünkü kadar heyecansızım bu sevdada. ilk defa galibiyetimize sevinemiyorum. ilk defa maçları izlemek içimden gelmiyor. ilk defa utanıyorum kulübümden. ilk defa.
öncesini okuyup öğrenmeden önce diyebilirim ki, herşey prekazinin o müthiç golüyle başladı benim için, hani şu monaco'ya attığı gol. oydu benim ilk galatasaraylı olduğumu hissettiğim ve hatırladığım an. daha sonra ikinci monaco maçı. ondan sonra ise 3-0 dan 4-3 lük fener maçını hatırlıyorum, hey allahım, o kara gün bile güzel geliyor şimdi.
derken artık galatasarayla birlikte büyümeye başladım, 1.kalli dönemi, hollmann, manchester zaferi, daha o zamanlar aşk duygusunu tattım en derinlerde. herşey ortadaydı, evet o zamanlar en iyiydik. daha dünyanın bir numarası olmamıştık ama türkiyenin en iyisiydik yine. yine avrupada döktürüyorduk, yine tektik. sonra faruk süren geldi kulübümüzün başına. fatih terim'i de takımın başına getirdi. hey gidi günler, daha imparator bile değildi o zaman.
bir rüya başladı işte o zaman. hagi geldi. emre diye yeni yetme bir velet çıktı piyasaya. şampiyon olmaya başladık, olduk, oldukça olduk. sürekli daha iyi olduk. tek gol atınca sevindiğimiz şampiyonlar liginde bile ne olursa olsun çıtayı yükselttik, çıkamasak bile kılpayı kaçırmaya başladık. hagi'nin unutulmaz gollerinde biz yaşıyorduk evet, o golleri gördük capcanlı bir şekilde. büyük kaptanımızı bile sevdik o dönem, büyük kaptan yaptık onu kolay bir şey mi bu..? türkiye'deki her maçta 4-5 gol atar olduk bir ara. o kadar güzeldi ki herşey, şimdi düşününce gerçekten rüya mıydı diye içimden geçmiyor değil..
popescu diye bir set, taffarel gibi bir duvarımız vardı bizim. adam ağladı ya, war mıydı ötesi..? evet 4. senenin sonunda yine şampiyon olmuştuk, herşeyin ilkini başaran biz yine başarmıştık ilki. 4 sene üstüste şampiyon olmuştuk. hiç olmadığımız kadar gururluyduk artık. takımımız kimilerinin düşündüğü gibi, tesadüfen gitmiyordu. emin adımlarla avrupanın ve dünyanın tepesine ilerliyordu.
chelsea'dan 5 yemiştik evet. deplasmanda eze eze hakem oyunlarıyla 1-0 yenildiğimiz chelsea'den kendi sahamızda 10 yemediğimiz için sevinecek durumdaydık. o günü de yaşadık. bu arada kendimizi öyle bir rüyanın içinde bulmuştuk ki o dört sene, ezeli rakibimiz fenerbahceye en kötü zamanında bile yenilmemize rağmen, pek de umrumuzda olmuyordu. işte bu gerçekten bir rüyada olduğumuzu ispatlıyordu aslında. her ne kadar johnson'un o golü atmasına hala inanamasak da*
ümit davala.. sen nasıl bu kadar soğukkanlı bir şekilde atarsın o dakikada penaltıyı, ey milan fatihi.. ilk defa ağlıyordum takımım için, o nasıl bir sevinçti öyle. halbuki neydi ki olay, topu topu uefaya katılacaktık. o müthiş oyunumuza rağmen çıkamamıştık işte gruptan. uefa ile avunacaktık artık.
bologna, b.dortmund, mallorca, leeds, arsenal..
her birisini anlatmaya kalksam uzun entry kasanlara falan girerim, en iyisi geçeyim o günleri. hani yani amaç o değil ondan*
imparator gitti, lucescu geldi. jardel geldi, süper kupa geldi. vee büyük başkan gitti. galiba rüyadan o anda uyandık.
mehmet cansun geldi, sokaklarda falan galatasaraya para toplamaya başladılar, işte ilk o zaman ne oluyoruz yaa dedik..
çok durmadı cansun ve ekibi, 8 ay sonra gittiler bavullarını toplayıp. seviniyorduk aslında ama hiç düşünmedik o zaman beterin beteri olabileceğini. bugünleri görmek mi? olamazdı ya böyle birşey, yok daha neler...di bizim için.
özhan canaydın geldi. lucescuyu göndermekle başladı işe. real madrid fatihiydi o. fatih terimden sonra kim gelirse gelsin bir antipati beslenecekti zaten, ama lucescu da bu olmamıştı. kendini sevdirmeyi başarmıştı. gönlümüzde taht kurmayı başarmıştı. her ne kadar o kadroyu şampiyon yapamasa da, bizi şampiyonlar liginde çeyrek finale çıkarmayı başarmış ve ertesi sene hakikaten de beş para etmez kadromuzla bizi şampiyon yapmıştı.
işte o lucescuyu gönderdi canaydın. hem de yerine terim'i getirerek. imparatoru getirerek. sanırım canaydın dönemlerinin en kötü özelliği oydu. hayranı olduğumuz kim varsa, onlardan bizi soğutmak için elinden geleni yaptı. işte fatih terim, işte hagi, işte bülent korkmaz.
hangi galatasaraylı hagi'ye küfredebilirdi, buna inanabiliyor musunuz? evet, işte ben bunu yaptım. arkadaş kabul edelim, adam teknik direktörlükten anlamıyordu, bu bir gerçekti. tek yaptığı 5-1 lik türkiye kupası şampiyonluğuydu ki, dillere destan, kendini daha güzel aklayamazdı heralde. ribery'e de dua etsin bu arada..
bu dönemde neler mi yaşadık? uefaya bile katılamadı takımımız bir sene. bir sene trömsö isimli bir köy takımına elendik. ezeli rakibimiz ligi 6.sırada bitirdiği sene bizi 6-0 yendi. avrupaya gittiğimiz diğer seneler gelen vurdu, giden vurdu. orhan ak, cihan haspolatlı gibi adamlar bizim yıldızımız oldular. rakiplerimiz dünya yıldızlarını getirirken bizi pires pires diye oyaladılar, yerine heinz diye birini getirdiler. adını bilmediğimiz yabancı oyuncular geldi gitti bir sürü. barış gibi serkan gibi yeni yetme top tutma yeteneği olmayan oyuncular en iyi oyuncularımız oldu, ayhan'dan medet ummaya başladık. allah kahretmesin ne oldu bize..?
hiç mi iyi birşey olmadı bu dönemde.. evet oldu. iki tane. birincisi ribery geldi. sonunu biliyorsunuz, her ne kadar karaktersiz olduğunu düşünsem de ribery'nin, sonuç olarak suç yönetimindir. ikincisi ise gerets'in galatasarayımızın başına gelmesidir. böyle bir adamı bile kovarcasına göndererek, milyonların önünde ağlatmayı başarmıştır bu yönetim. gerets'e o anda sarılmak isteyen binlerce galatasaraylıdan biri de benim, evet. adam iki senede taht kurdu kalbimizde.
fenerbahce taraftarı olağan seçimimiz öncesinde pankart açtı. "adayımız canaydın" diye. ve canaydın, o günlerdeki umudumuz yiğit şardan'ı safdışı bıraktı. neymiş, liseliymiş. değiştirseler de şu lisenin ismini kurtulsak şu liselilerden.
biz bu utançları yaşayacak taraftarlar değiliz. bunları haketmedik biz. canaydın gitti, yerine gölgesi geldi. onun adamları, onun istediği yönetim şekli. taraftarın tek sevgilisi vardı yönetimden, abdurrahim albayrak. ne kadar onurlu bir insanmış ki, kendisine yapılan tüm şerefsizliklere rağmen hala çıkıyor ve sonuna kadar takımımın arkasındayım diye ağlıyor. ağlıyor adam ya, koca adam ağlıyor allahsız köpekler, sizin yüzünüzden. neymiş, kıroymuş efendim
velhasıl kelam, bugün galatasaray yenince yine seviniyorum. ama yenilince içim cız etmiyor. maçını kaçırsam çok da tın diyorum. ve en kötüsü de ne biliyor musunuz. yeni yönetim en az iki sene kabus gibi üzerimizde. bu en az iki sene daha böyle umursamaz, utanır şekilde geçecek demek galiba. umarım yanılıyorumdur.
yine de onsuz yapamıyorum işte, her ne kadar rezil bir kadromuz, kötü bir yönetimimiz olsa da, maçlarda kötü oynasak da, takımda bir gelecek görmesek de. her ne kadar utansam da..
evet, yine de galatasaraylıyım.
nokta
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar