bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- insanın bu hayattaki amacı17
- fenerbahçe'nin kemalistlerin takımı olması5
- hatay arap şehridir5
- aşık yorguni6
- saxo bank'tan altın yükseliş yorumu3
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması11
- kimseyi memnun edememek10
- 2026 dünya kupasını almak için yapmamız gerekenler3
- fildişi sahili'nin çoğunun müslüman olması3
- 10 lu yaşların çabuk geçmesi7
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi10
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi10
- 17 haziran 2026 ırak norveç maçı4
- 17 haziran 20262
- ilk buluşmada öpen kız3
- akademisyen egosu6
- hoşlanılan kızla buluşmadan önce eskorta gitmek3
- erkek ısrarı5
- güne bir şarkı bırak10
- uludağ sözlüğün cenaze namazı3
- buddy dude23
- dolandırıcı2
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- bu haftanın bitmek bilmemesi2
- intihar etmek7
- çekyat kanepe kaplatma8
- heyt bea5
- ışıktan daha hızlı olan şey7
- çok güzel seven kadın5
- sözlüğe gelince alınan koku7
- ilk öpücük3
- yaşadım demek için ne yapmalı10
- heyt bea vs herhangi bir yazar3
- yeni sevgilide olması istenen özellikler6
- kitap alıntıları2
- eylül akşamında eskişehir de yürümek2
- destur zall hazretleri3
- 21 temmuz 2026 fenerbahçe gornik zabrze maçı2
- türklerin yunan adalarına tatile gitme nedeni7
- azazzazzz2
- hayata dair iç burkan detaylar4
- erikli su5
- hukukportali com2
- san sebastian cheesecake2
- biz dededen chp liyiz başka partiye oy veremeyiz2
- sedat pekmez4
- iha ve siha ile övünmek3
- 16 haziran 2026 diş hekimliğinde doktora skandalı2
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın6
4 yıldır hayatta kalmaya çalıştığım, her gece yatarken sabah başka bir şehirde uyanmayı hayal ettiğim şehir. Merak eden arkadaşlara geniş geniş anlatayım.
Güzel yanlarından başlarsak;
*kaşar, bal, tereyağ gibi bilumum süt ürününü ve lezzetli et ürünlerini üst kalitede bulabilirsiniz. Aktif sayılabilecek bir havaalanı var. Ayrıca Ani harabeleri görülmeye değer. (Güzel yanlar bitti)
Kötü taraflarından doktora tezi yazarım ama özet geçeyim;
*En kötü yönü rakımıdır. 1750 metre civarı bir rakımla Türkiye'nin en yüksek birkaç ilinden biridir. Bu yükseklik birkaç yıl kaldıktan sonra size solunum yolları rahatsızlıkları, kronik yorgunluk, dolaşım sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları gibi bilimum can sıkıcı şekillerde dönüş yapacaktır.
*Bir başka en kötü yönü de iklimidir. Seyir halindeki dizel araçların donabildiği, bazen donup patlayan borulardan dolayı özellikle varoş semtlere su verilemediği, sümük donması denen şehir efsanesinin gerçek olduğunun suratınıza tokat gibi çarpıldığı, bazen nefes almayı imkansız hale getirebilen, 35mt2 eve 340tl doğalgaz faturası ödediğiniz bir soğuk var burda. Benim bizzat şahit olduğum en düşük derece -39'du. Fakat -48'in resmini çeken arkadaşlarım da var. Bunun yanında şehrin kuru havası sürekli bir ağız kuruluğu, dudaklarda ve ellerde çatlama gibi sıkıntılara da yol açıyor
*Bir başka sıkıntı da asosyal yapısı. Akşamları malum sokaklarında kimseyi göremiyorsunuz. insanlar nerde vakit geçiriyor, 4 yıldır çözemedim. Ben geldiğimde sadece Antik kafe vardı. Şimdi cafe sayısı epey arttı. Fakat bir çoğu başka bir maddede detaylı olarak açıklayacağım "cellolarla" dolu. Yazları açık alanda alkol alabileceğiniz herhangi bir alan bulunmazken kışları da sevgilinizle bacınızla gidip iki bira içebileceğiniz bir yer yok. 2-3 ayda bir Erzurum Devlet Tiyatrosu gelir, Konservatuar çok seyrek konser verir. Ayda bir tane de üçüncü sınıf şarkıcı getirilir. Tüm sosyal yaşam bundan ibaret. Bu arada bir AVM bile yok. Alışveriş yapmak için 200 kilometre uzaktaki Erzurum'a gitmeniz gerekebilir. internet alışverişleri olmazsa olmazımız. (Kargo var)
*Üst maddede bahsettiğim cellolar; Adana'nın Conoları, Erzurum'un hıştoları, batıdaki şehirlerin Apaçileri gibi Kars'ın da Celloları var. Bunlar her yerde olduğu gibi ipsiz sapsız, eğitimsiz, edepsiz, saygısız ve serseri tipler. "Ola ne diysen olaa" gibi nidalarla ilk atarlarına kalkıp "Ola bana bu şehirde laf edenin aklını alaram ogglum", "Bu boynunu yerin altına sohtuğum bana ne diyi kıral?" gibi veciz tümcelerle başınıza bela olmaya çalışırlar. Tiksınçsınız.
*Bir başka kötü yönü kamu kurumlarının işleyişidir. Mesela yollarındaki çukurları ancak batının aşırı ücra köylerinde bulursunuz. Her altı aydı bir rot başıydı, rotildi, amortisördü... imanımız gevriyor. Belediye başkanları bir ara. sokağa asfalt dökünce önünde ekipçe fotoğraf çektirip "Kars'ı bayındır bir şehir haline getiriyoruz" mesajlarıyla yerel basına manşet oluyorlar. Belediyecilik=asfalt anlayışı var fakat yine de yollar köstebek yuvası gibi. Sorarsanız kış koşulları yüzündenmiş. Ben Kuzey kutup dairesine gitmiş adamım, alemin Finlandiyalısının 6 ay kış değil direkt 6 ay gece olan memleketlerinde bir tane bile çukur yok. Kışa bok atmak niye? Ayrıca çalışmayan tek kamu kurumu belediyeler de değil. Hastanelerin hali içler acısı. Borç batağında her gün yerel basının diline düşen bir üniversite hastanesiyle, tüm doktorların birbirine rapor yazıp "bana ne la gebersinler, ben memlekete kaçıyorum" mantığıyla çalıştığı, MHRS'den randevu almanıza rağmen sabah 6'da gelip tekrar sıraya girmeniz gereken bir de devlet hastanesi var. Herhangi bir özel hastane yok. Birçok durumda Erzurum'a, o da yetmezse Ankara'ya gitmek zorunda kalıyorsunuz (1100km)
Şimdi istanbul'da, izmir'de, Bursa'da, Ankara'da falan yaşayan arkadaşlar; lütfen benim için odanızın camını açın, içeri temiz şükür girsin.
Güzel yanlarından başlarsak;
*kaşar, bal, tereyağ gibi bilumum süt ürününü ve lezzetli et ürünlerini üst kalitede bulabilirsiniz. Aktif sayılabilecek bir havaalanı var. Ayrıca Ani harabeleri görülmeye değer. (Güzel yanlar bitti)
Kötü taraflarından doktora tezi yazarım ama özet geçeyim;
*En kötü yönü rakımıdır. 1750 metre civarı bir rakımla Türkiye'nin en yüksek birkaç ilinden biridir. Bu yükseklik birkaç yıl kaldıktan sonra size solunum yolları rahatsızlıkları, kronik yorgunluk, dolaşım sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları gibi bilimum can sıkıcı şekillerde dönüş yapacaktır.
*Bir başka en kötü yönü de iklimidir. Seyir halindeki dizel araçların donabildiği, bazen donup patlayan borulardan dolayı özellikle varoş semtlere su verilemediği, sümük donması denen şehir efsanesinin gerçek olduğunun suratınıza tokat gibi çarpıldığı, bazen nefes almayı imkansız hale getirebilen, 35mt2 eve 340tl doğalgaz faturası ödediğiniz bir soğuk var burda. Benim bizzat şahit olduğum en düşük derece -39'du. Fakat -48'in resmini çeken arkadaşlarım da var. Bunun yanında şehrin kuru havası sürekli bir ağız kuruluğu, dudaklarda ve ellerde çatlama gibi sıkıntılara da yol açıyor
*Bir başka sıkıntı da asosyal yapısı. Akşamları malum sokaklarında kimseyi göremiyorsunuz. insanlar nerde vakit geçiriyor, 4 yıldır çözemedim. Ben geldiğimde sadece Antik kafe vardı. Şimdi cafe sayısı epey arttı. Fakat bir çoğu başka bir maddede detaylı olarak açıklayacağım "cellolarla" dolu. Yazları açık alanda alkol alabileceğiniz herhangi bir alan bulunmazken kışları da sevgilinizle bacınızla gidip iki bira içebileceğiniz bir yer yok. 2-3 ayda bir Erzurum Devlet Tiyatrosu gelir, Konservatuar çok seyrek konser verir. Ayda bir tane de üçüncü sınıf şarkıcı getirilir. Tüm sosyal yaşam bundan ibaret. Bu arada bir AVM bile yok. Alışveriş yapmak için 200 kilometre uzaktaki Erzurum'a gitmeniz gerekebilir. internet alışverişleri olmazsa olmazımız. (Kargo var)
*Üst maddede bahsettiğim cellolar; Adana'nın Conoları, Erzurum'un hıştoları, batıdaki şehirlerin Apaçileri gibi Kars'ın da Celloları var. Bunlar her yerde olduğu gibi ipsiz sapsız, eğitimsiz, edepsiz, saygısız ve serseri tipler. "Ola ne diysen olaa" gibi nidalarla ilk atarlarına kalkıp "Ola bana bu şehirde laf edenin aklını alaram ogglum", "Bu boynunu yerin altına sohtuğum bana ne diyi kıral?" gibi veciz tümcelerle başınıza bela olmaya çalışırlar. Tiksınçsınız.
*Bir başka kötü yönü kamu kurumlarının işleyişidir. Mesela yollarındaki çukurları ancak batının aşırı ücra köylerinde bulursunuz. Her altı aydı bir rot başıydı, rotildi, amortisördü... imanımız gevriyor. Belediye başkanları bir ara. sokağa asfalt dökünce önünde ekipçe fotoğraf çektirip "Kars'ı bayındır bir şehir haline getiriyoruz" mesajlarıyla yerel basına manşet oluyorlar. Belediyecilik=asfalt anlayışı var fakat yine de yollar köstebek yuvası gibi. Sorarsanız kış koşulları yüzündenmiş. Ben Kuzey kutup dairesine gitmiş adamım, alemin Finlandiyalısının 6 ay kış değil direkt 6 ay gece olan memleketlerinde bir tane bile çukur yok. Kışa bok atmak niye? Ayrıca çalışmayan tek kamu kurumu belediyeler de değil. Hastanelerin hali içler acısı. Borç batağında her gün yerel basının diline düşen bir üniversite hastanesiyle, tüm doktorların birbirine rapor yazıp "bana ne la gebersinler, ben memlekete kaçıyorum" mantığıyla çalıştığı, MHRS'den randevu almanıza rağmen sabah 6'da gelip tekrar sıraya girmeniz gereken bir de devlet hastanesi var. Herhangi bir özel hastane yok. Birçok durumda Erzurum'a, o da yetmezse Ankara'ya gitmek zorunda kalıyorsunuz (1100km)
Şimdi istanbul'da, izmir'de, Bursa'da, Ankara'da falan yaşayan arkadaşlar; lütfen benim için odanızın camını açın, içeri temiz şükür girsin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar