bugün
- sözlük kürdü39
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum6
- simko323
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler18
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği2
- etnik köken20
- ırkçılık yapmayın12
- ermenilerin kürtleri katlettiği gerçeği10
- erzurum4
- doğu da bir evet git açım de9
- ctrlx6
- osman pamukoğlu4
- nervio24
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif11
- hangi ülke de doğmak isterdin15
- sigara6
- ismail kartal vs okan buruk2
- kürtlüğü gündeme getirerek dikkat çekmek6
- kürt kızına baban terörist mi demek6
- kürt olayının özeti5
- başkomutan recep tayyip erdoğan2
- hangi yazara aşıksınız8
- en iyi çizgi filmler9
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak3
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- güçlü türkiye için ak parti diyoruz4
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü6
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- sözlükteki zengin yazarlar9
- hepimiz türkiyeliyiz4
- dünyadaki en kolay meslek7
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- amedspor22
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- sen ümit özdağ editleri izlesene3
- türk kürt kardeş değildr kürt de türklüğe dahildir3
- anın görüntüsü26
- karıya gitmek4
- karton toplayan çocuk5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- müzik haram mıdır7
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- kemeraltı alageyik sokağı3
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- arap gel oğlum kuçu kuçu4
- neye gülüyorsun2
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
4 yıldır hayatta kalmaya çalıştığım, her gece yatarken sabah başka bir şehirde uyanmayı hayal ettiğim şehir. Merak eden arkadaşlara geniş geniş anlatayım.
Güzel yanlarından başlarsak;
*kaşar, bal, tereyağ gibi bilumum süt ürününü ve lezzetli et ürünlerini üst kalitede bulabilirsiniz. Aktif sayılabilecek bir havaalanı var. Ayrıca Ani harabeleri görülmeye değer. (Güzel yanlar bitti)
Kötü taraflarından doktora tezi yazarım ama özet geçeyim;
*En kötü yönü rakımıdır. 1750 metre civarı bir rakımla Türkiye'nin en yüksek birkaç ilinden biridir. Bu yükseklik birkaç yıl kaldıktan sonra size solunum yolları rahatsızlıkları, kronik yorgunluk, dolaşım sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları gibi bilimum can sıkıcı şekillerde dönüş yapacaktır.
*Bir başka en kötü yönü de iklimidir. Seyir halindeki dizel araçların donabildiği, bazen donup patlayan borulardan dolayı özellikle varoş semtlere su verilemediği, sümük donması denen şehir efsanesinin gerçek olduğunun suratınıza tokat gibi çarpıldığı, bazen nefes almayı imkansız hale getirebilen, 35mt2 eve 340tl doğalgaz faturası ödediğiniz bir soğuk var burda. Benim bizzat şahit olduğum en düşük derece -39'du. Fakat -48'in resmini çeken arkadaşlarım da var. Bunun yanında şehrin kuru havası sürekli bir ağız kuruluğu, dudaklarda ve ellerde çatlama gibi sıkıntılara da yol açıyor
*Bir başka sıkıntı da asosyal yapısı. Akşamları malum sokaklarında kimseyi göremiyorsunuz. insanlar nerde vakit geçiriyor, 4 yıldır çözemedim. Ben geldiğimde sadece Antik kafe vardı. Şimdi cafe sayısı epey arttı. Fakat bir çoğu başka bir maddede detaylı olarak açıklayacağım "cellolarla" dolu. Yazları açık alanda alkol alabileceğiniz herhangi bir alan bulunmazken kışları da sevgilinizle bacınızla gidip iki bira içebileceğiniz bir yer yok. 2-3 ayda bir Erzurum Devlet Tiyatrosu gelir, Konservatuar çok seyrek konser verir. Ayda bir tane de üçüncü sınıf şarkıcı getirilir. Tüm sosyal yaşam bundan ibaret. Bu arada bir AVM bile yok. Alışveriş yapmak için 200 kilometre uzaktaki Erzurum'a gitmeniz gerekebilir. internet alışverişleri olmazsa olmazımız. (Kargo var)
*Üst maddede bahsettiğim cellolar; Adana'nın Conoları, Erzurum'un hıştoları, batıdaki şehirlerin Apaçileri gibi Kars'ın da Celloları var. Bunlar her yerde olduğu gibi ipsiz sapsız, eğitimsiz, edepsiz, saygısız ve serseri tipler. "Ola ne diysen olaa" gibi nidalarla ilk atarlarına kalkıp "Ola bana bu şehirde laf edenin aklını alaram ogglum", "Bu boynunu yerin altına sohtuğum bana ne diyi kıral?" gibi veciz tümcelerle başınıza bela olmaya çalışırlar. Tiksınçsınız.
*Bir başka kötü yönü kamu kurumlarının işleyişidir. Mesela yollarındaki çukurları ancak batının aşırı ücra köylerinde bulursunuz. Her altı aydı bir rot başıydı, rotildi, amortisördü... imanımız gevriyor. Belediye başkanları bir ara. sokağa asfalt dökünce önünde ekipçe fotoğraf çektirip "Kars'ı bayındır bir şehir haline getiriyoruz" mesajlarıyla yerel basına manşet oluyorlar. Belediyecilik=asfalt anlayışı var fakat yine de yollar köstebek yuvası gibi. Sorarsanız kış koşulları yüzündenmiş. Ben Kuzey kutup dairesine gitmiş adamım, alemin Finlandiyalısının 6 ay kış değil direkt 6 ay gece olan memleketlerinde bir tane bile çukur yok. Kışa bok atmak niye? Ayrıca çalışmayan tek kamu kurumu belediyeler de değil. Hastanelerin hali içler acısı. Borç batağında her gün yerel basının diline düşen bir üniversite hastanesiyle, tüm doktorların birbirine rapor yazıp "bana ne la gebersinler, ben memlekete kaçıyorum" mantığıyla çalıştığı, MHRS'den randevu almanıza rağmen sabah 6'da gelip tekrar sıraya girmeniz gereken bir de devlet hastanesi var. Herhangi bir özel hastane yok. Birçok durumda Erzurum'a, o da yetmezse Ankara'ya gitmek zorunda kalıyorsunuz (1100km)
Şimdi istanbul'da, izmir'de, Bursa'da, Ankara'da falan yaşayan arkadaşlar; lütfen benim için odanızın camını açın, içeri temiz şükür girsin.
Güzel yanlarından başlarsak;
*kaşar, bal, tereyağ gibi bilumum süt ürününü ve lezzetli et ürünlerini üst kalitede bulabilirsiniz. Aktif sayılabilecek bir havaalanı var. Ayrıca Ani harabeleri görülmeye değer. (Güzel yanlar bitti)
Kötü taraflarından doktora tezi yazarım ama özet geçeyim;
*En kötü yönü rakımıdır. 1750 metre civarı bir rakımla Türkiye'nin en yüksek birkaç ilinden biridir. Bu yükseklik birkaç yıl kaldıktan sonra size solunum yolları rahatsızlıkları, kronik yorgunluk, dolaşım sistemi hastalıkları, uyku bozuklukları gibi bilimum can sıkıcı şekillerde dönüş yapacaktır.
*Bir başka en kötü yönü de iklimidir. Seyir halindeki dizel araçların donabildiği, bazen donup patlayan borulardan dolayı özellikle varoş semtlere su verilemediği, sümük donması denen şehir efsanesinin gerçek olduğunun suratınıza tokat gibi çarpıldığı, bazen nefes almayı imkansız hale getirebilen, 35mt2 eve 340tl doğalgaz faturası ödediğiniz bir soğuk var burda. Benim bizzat şahit olduğum en düşük derece -39'du. Fakat -48'in resmini çeken arkadaşlarım da var. Bunun yanında şehrin kuru havası sürekli bir ağız kuruluğu, dudaklarda ve ellerde çatlama gibi sıkıntılara da yol açıyor
*Bir başka sıkıntı da asosyal yapısı. Akşamları malum sokaklarında kimseyi göremiyorsunuz. insanlar nerde vakit geçiriyor, 4 yıldır çözemedim. Ben geldiğimde sadece Antik kafe vardı. Şimdi cafe sayısı epey arttı. Fakat bir çoğu başka bir maddede detaylı olarak açıklayacağım "cellolarla" dolu. Yazları açık alanda alkol alabileceğiniz herhangi bir alan bulunmazken kışları da sevgilinizle bacınızla gidip iki bira içebileceğiniz bir yer yok. 2-3 ayda bir Erzurum Devlet Tiyatrosu gelir, Konservatuar çok seyrek konser verir. Ayda bir tane de üçüncü sınıf şarkıcı getirilir. Tüm sosyal yaşam bundan ibaret. Bu arada bir AVM bile yok. Alışveriş yapmak için 200 kilometre uzaktaki Erzurum'a gitmeniz gerekebilir. internet alışverişleri olmazsa olmazımız. (Kargo var)
*Üst maddede bahsettiğim cellolar; Adana'nın Conoları, Erzurum'un hıştoları, batıdaki şehirlerin Apaçileri gibi Kars'ın da Celloları var. Bunlar her yerde olduğu gibi ipsiz sapsız, eğitimsiz, edepsiz, saygısız ve serseri tipler. "Ola ne diysen olaa" gibi nidalarla ilk atarlarına kalkıp "Ola bana bu şehirde laf edenin aklını alaram ogglum", "Bu boynunu yerin altına sohtuğum bana ne diyi kıral?" gibi veciz tümcelerle başınıza bela olmaya çalışırlar. Tiksınçsınız.
*Bir başka kötü yönü kamu kurumlarının işleyişidir. Mesela yollarındaki çukurları ancak batının aşırı ücra köylerinde bulursunuz. Her altı aydı bir rot başıydı, rotildi, amortisördü... imanımız gevriyor. Belediye başkanları bir ara. sokağa asfalt dökünce önünde ekipçe fotoğraf çektirip "Kars'ı bayındır bir şehir haline getiriyoruz" mesajlarıyla yerel basına manşet oluyorlar. Belediyecilik=asfalt anlayışı var fakat yine de yollar köstebek yuvası gibi. Sorarsanız kış koşulları yüzündenmiş. Ben Kuzey kutup dairesine gitmiş adamım, alemin Finlandiyalısının 6 ay kış değil direkt 6 ay gece olan memleketlerinde bir tane bile çukur yok. Kışa bok atmak niye? Ayrıca çalışmayan tek kamu kurumu belediyeler de değil. Hastanelerin hali içler acısı. Borç batağında her gün yerel basının diline düşen bir üniversite hastanesiyle, tüm doktorların birbirine rapor yazıp "bana ne la gebersinler, ben memlekete kaçıyorum" mantığıyla çalıştığı, MHRS'den randevu almanıza rağmen sabah 6'da gelip tekrar sıraya girmeniz gereken bir de devlet hastanesi var. Herhangi bir özel hastane yok. Birçok durumda Erzurum'a, o da yetmezse Ankara'ya gitmek zorunda kalıyorsunuz (1100km)
Şimdi istanbul'da, izmir'de, Bursa'da, Ankara'da falan yaşayan arkadaşlar; lütfen benim için odanızın camını açın, içeri temiz şükür girsin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar