bugün
- kız yazarlara sataşmak vs meriçlik8
- clydeless vs velvet7
- 15 18 yaş arasına müebbet hapis düzenlemesi11
- velvet korumam altındadır22
- mason greenwood29
- haluk levent'in kumar oynamasının asıl sebebi11
- öğretmenlikte sürekli motivasyon beklemek3
- erdoğan'ın gerçekten asrın lideri olması9
- sözlükte kadın yazar kalmaması4
- tas kafa saç modeli5
- 10 bin lira verseler bu gece sokakta yatar mısın14
- sözlüğün hemfikir olduğu tek konu16
- geceye bir kemal kılıçdaroğlu sözü bırak2
- güne bir tespit bırak6
- sinir bozucu şeyler14
- iki birayla yatağa atılan kız devri bitmesi5
- hiç eksi vermemek8
- 3 bin tl'ye ekmek arası döner satan işletme2
- fiat egea vs renault fluence3
- simit4
- borsayı kim 14 000 de tutuyor4
- 14 temmuz 2026 fransa ispanya maçı9
- sevgiliyle dağ evindeyken şömine önünde sevişmek12
- ben geldim naneler33
- suça sürüklenen çocuk düzenlemesi tbmm de4
- tinder kıza selamın aleyküm yazdım2
- gocu21
- ilk adımı karşıdan bekleyen erkek23
- velvet17
- ekşi sözlük yazarlarının kahvaltıları3
- aylık 445 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- danla bilic3
- kütüphane2
- saçma sapan ritüeller2
- 14 temmuz şempanze günü7
- suca suruklenen cocuk2
- skoda superb2
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı7
- erkeklerin güzel kız görünce verdiği tepki9
- parliament night blue3
- kilo vermek isteyenlere tavsiyeler3
- ellerine kurban olduğum sözlük kızı6
- ilk buluşmada onlar konuşur akp yapar diyen kız5
- kahve içmek3
- kadidi çıkmak4
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz4
- sevgiliniz karşı cinsle tatile gidebilir mi13
- pasif sıçıcılık3
- nicki kısa olanın penisi küçük olur22
- oğuzhan uğur4
19 kasım 2015 perşembe.
yaklaşık 2 ay süren normal bir arkadaşlık sonunda, iş için bir otelde bulunduğumuz esnada vestiyere bıraktığı çantasının içine bir mektup attım. bir şiir. yeteneğim olmamasına rağmen, içimden gelen safiyane bir kaç mısra ile nostaljik bir şekilde açılayım istedim ona.
"hoşgeldin;
hayatıma anlam katan,
sabahları tebessümle uyanmama sebep olan...
hoşgeldin;
bana iş yerine gitmek için can attıran,
izinli günümde bile işe gidebilmek için bahane aratan...
hoşgeldin;
salı ve çarşamba günlerinden nefret etmeme sebep olan (izinli günleri),
bana hayatımda ilk defa mektup yazdıran...
hoşgeldin;
bütün aşk şarkılarının yazılma sebebi,
bütün şairlerin ilham kaynağı...
hoşgeldin;
çocukluğumun bayram sabahı, en sevdiğim tasom,
bütün bilyelerim, yanımdan ayırmadığım yumoş'um...
hoşgeldin;
hayatımı değiştiren, renklendiren, canlandıran,
hayatımı tamamıyla sorgulamama sebep olan...
hoşgeldin;
içimde kelebekler uçuşturan,
elimi terleten, içimi titreten, sesimi çatallaştıran...
ve hoşgeldin;
sesi gülen kadın,
sol yanım'a hoşgeldin...
o akşam saat 23:00 a kadar herhangi bir tepki almadım.
daha fazla dayanamayarak 23:30 gibi evinin önüne gidip aradım onu.
+ bu bektup benim için mi gerçekten?
- farkında değil miydin sanki?
+ bir şeyler seziyordum ama hiç emin olamamıştım.
- şimdi biliyorsun artık. buradan evime kadar müzik dinleyerek gideceğim, hoşgeldin temalı bir şarkı mı yoksa elveda temalı bir şarkı mı dinleyeyim?
+ şu anda içinde bulunduğum durumu anlatacak herhangi bir şarkı yok.
- o zaman ben hoşgeldin temalı dinliyorum.
+ ... gecenin vakti bu soğukta niye buraya kadar geldin, şarkı falan dinleme seninle konuşucam gidene kadar.
kilidi çeviripte eve adım attığım âna kadar nasıl bu hâle geldiğimi anlattım.
o da bana ağlaya ağlaya daha 3 ay önce, evlenme arefesindeyken, nişanlısının onu "sen çok iyisin. seninle bir sorunum yok ama annenle anlaşamıyorum ben" ana temalı tamamen saçmalıktan oluşan bir telefon mesajıyla terkettiğini anlattı.
herhangi birine karşı herhangi bir şey hissedecek durumda olmadığını.
ben n'aptım?
her platoniğin ne kadar yanlış olduğunu bilsede aldığı kararı.
"arkadaş kalalım."
sonraki 4 ay boyunca konuştuk. romantik hiç bir konuya girmeden konuştuk ama neredeyse her gece saat 23:00 lerden 03:00 lere kadar.
konuşacak ne buluyorduk bilmiyorum ama çok eğleniyorduk.
bu zaman diliminde çok buluştuk.
beraber sinemaya, alışverişlere, galataya, istiklale, eminönüne, ümraniyeye vs. gittik.
21 şubat olan doğum gününde yurt dışında olacağım için, uçağımın kalkacağı 14 şubat günü hediyelerini verdim.
ailesini her şeyden çok sevdiği için, ailesinin bulunduğu bir resmi çerçevelettirip verdim.
ailesinin bulunduğu ile gidebilmesi için açık tarihli gidiş-dönüş uçak bileti verdim. kendisi alamayacağı için değil, onu ailesine, mutluluğuna kavuştaracak şeye ben sebep olmak istedim.
ve birbirimizin şımarıklıktan kaşımızı, gözümüzü oynatıp maymunlaştığımız 7 fotoğrafı kalpli bir yastığa bastırıp verdim.
sohbetimiz hiç kesilmedi.
ben sürekli küçük sinyaller vermeye devam ettim, o sürekli görmezden gelmeye devam etti. geçtiğimiz perşembe akşamı, jolly joker deki koray avcı konserine gittik.
konser çıkışı altunizadeden evine kadar 1 saat boyunca yürüdük, ve ben herşeyi anlattım.
ve bir de şans istedim.
+ ben sana karşı bir şey hissetmiyorum.
- gecelerce konuşmalar, konserler, geziler.. bunlar normal bir arkadaşlık mı sence?
+ sen benim ne arkadaşımsın, ne sevgilimsin. arkadaş yerinede koyamıyorum ama hiçbir şeyde hissedemiyorum sana karşı.
- o zaman bana bir şans ver. benimleyken mutlu olduğunu görebiliyorum. şu an acın taze, belki zamanla bir şeyler hissedebilirsin?
+ bana yarın akşama kadar müsaade et olur mu?
- tamam, iyi düşün lütfen.
ve ertesi akşam gelen mesaj;
"çok düşündüm ama olmaz. seni zaten uzun süredir tanıyorum, bana verebileceğin herşeyi verdin. bütün bunlardan sonra sana karşı birşeyler hissedemediysem, bundan sonra da hissedemem. ve ilerde bu şekilde bir ayrılık durumu yaşarsak çok daha kötü olursun, daha fazla birbirimizi kırmayalım."
ben şimdi ne yapayım sözlük.
gönül sakın peşini bırakma diyor.
her yerden umut parçacıkları çıkarıyor.
neden direk reddetmedi de süre istedi ki en başında?
gecelerce konuşmalar, gezmeler, tozmalar.
siz söyleyin sözlük kızları, var mı hayatınızda her gün 3-4 saat telefonda konuştuğunuz, gezdiğiniz, tozduğunuz ama hiç birşey hissetmediğiniz adamlar?
işin en kötü yanı aynı yerde çalışıyor olmak.
unutmayı aklının ucundan bile geçirsen, onu her gün göreceksin, her gün duyacaksın.
böyle birşeyle nasıl başa çıkılır
yaklaşık 2 ay süren normal bir arkadaşlık sonunda, iş için bir otelde bulunduğumuz esnada vestiyere bıraktığı çantasının içine bir mektup attım. bir şiir. yeteneğim olmamasına rağmen, içimden gelen safiyane bir kaç mısra ile nostaljik bir şekilde açılayım istedim ona.
"hoşgeldin;
hayatıma anlam katan,
sabahları tebessümle uyanmama sebep olan...
hoşgeldin;
bana iş yerine gitmek için can attıran,
izinli günümde bile işe gidebilmek için bahane aratan...
hoşgeldin;
salı ve çarşamba günlerinden nefret etmeme sebep olan (izinli günleri),
bana hayatımda ilk defa mektup yazdıran...
hoşgeldin;
bütün aşk şarkılarının yazılma sebebi,
bütün şairlerin ilham kaynağı...
hoşgeldin;
çocukluğumun bayram sabahı, en sevdiğim tasom,
bütün bilyelerim, yanımdan ayırmadığım yumoş'um...
hoşgeldin;
hayatımı değiştiren, renklendiren, canlandıran,
hayatımı tamamıyla sorgulamama sebep olan...
hoşgeldin;
içimde kelebekler uçuşturan,
elimi terleten, içimi titreten, sesimi çatallaştıran...
ve hoşgeldin;
sesi gülen kadın,
sol yanım'a hoşgeldin...
o akşam saat 23:00 a kadar herhangi bir tepki almadım.
daha fazla dayanamayarak 23:30 gibi evinin önüne gidip aradım onu.
+ bu bektup benim için mi gerçekten?
- farkında değil miydin sanki?
+ bir şeyler seziyordum ama hiç emin olamamıştım.
- şimdi biliyorsun artık. buradan evime kadar müzik dinleyerek gideceğim, hoşgeldin temalı bir şarkı mı yoksa elveda temalı bir şarkı mı dinleyeyim?
+ şu anda içinde bulunduğum durumu anlatacak herhangi bir şarkı yok.
- o zaman ben hoşgeldin temalı dinliyorum.
+ ... gecenin vakti bu soğukta niye buraya kadar geldin, şarkı falan dinleme seninle konuşucam gidene kadar.
kilidi çeviripte eve adım attığım âna kadar nasıl bu hâle geldiğimi anlattım.
o da bana ağlaya ağlaya daha 3 ay önce, evlenme arefesindeyken, nişanlısının onu "sen çok iyisin. seninle bir sorunum yok ama annenle anlaşamıyorum ben" ana temalı tamamen saçmalıktan oluşan bir telefon mesajıyla terkettiğini anlattı.
herhangi birine karşı herhangi bir şey hissedecek durumda olmadığını.
ben n'aptım?
her platoniğin ne kadar yanlış olduğunu bilsede aldığı kararı.
"arkadaş kalalım."
sonraki 4 ay boyunca konuştuk. romantik hiç bir konuya girmeden konuştuk ama neredeyse her gece saat 23:00 lerden 03:00 lere kadar.
konuşacak ne buluyorduk bilmiyorum ama çok eğleniyorduk.
bu zaman diliminde çok buluştuk.
beraber sinemaya, alışverişlere, galataya, istiklale, eminönüne, ümraniyeye vs. gittik.
21 şubat olan doğum gününde yurt dışında olacağım için, uçağımın kalkacağı 14 şubat günü hediyelerini verdim.
ailesini her şeyden çok sevdiği için, ailesinin bulunduğu bir resmi çerçevelettirip verdim.
ailesinin bulunduğu ile gidebilmesi için açık tarihli gidiş-dönüş uçak bileti verdim. kendisi alamayacağı için değil, onu ailesine, mutluluğuna kavuştaracak şeye ben sebep olmak istedim.
ve birbirimizin şımarıklıktan kaşımızı, gözümüzü oynatıp maymunlaştığımız 7 fotoğrafı kalpli bir yastığa bastırıp verdim.
sohbetimiz hiç kesilmedi.
ben sürekli küçük sinyaller vermeye devam ettim, o sürekli görmezden gelmeye devam etti. geçtiğimiz perşembe akşamı, jolly joker deki koray avcı konserine gittik.
konser çıkışı altunizadeden evine kadar 1 saat boyunca yürüdük, ve ben herşeyi anlattım.
ve bir de şans istedim.
+ ben sana karşı bir şey hissetmiyorum.
- gecelerce konuşmalar, konserler, geziler.. bunlar normal bir arkadaşlık mı sence?
+ sen benim ne arkadaşımsın, ne sevgilimsin. arkadaş yerinede koyamıyorum ama hiçbir şeyde hissedemiyorum sana karşı.
- o zaman bana bir şans ver. benimleyken mutlu olduğunu görebiliyorum. şu an acın taze, belki zamanla bir şeyler hissedebilirsin?
+ bana yarın akşama kadar müsaade et olur mu?
- tamam, iyi düşün lütfen.
ve ertesi akşam gelen mesaj;
"çok düşündüm ama olmaz. seni zaten uzun süredir tanıyorum, bana verebileceğin herşeyi verdin. bütün bunlardan sonra sana karşı birşeyler hissedemediysem, bundan sonra da hissedemem. ve ilerde bu şekilde bir ayrılık durumu yaşarsak çok daha kötü olursun, daha fazla birbirimizi kırmayalım."
ben şimdi ne yapayım sözlük.
gönül sakın peşini bırakma diyor.
her yerden umut parçacıkları çıkarıyor.
neden direk reddetmedi de süre istedi ki en başında?
gecelerce konuşmalar, gezmeler, tozmalar.
siz söyleyin sözlük kızları, var mı hayatınızda her gün 3-4 saat telefonda konuştuğunuz, gezdiğiniz, tozduğunuz ama hiç birşey hissetmediğiniz adamlar?
işin en kötü yanı aynı yerde çalışıyor olmak.
unutmayı aklının ucundan bile geçirsen, onu her gün göreceksin, her gün duyacaksın.
böyle birşeyle nasıl başa çıkılır
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar