bugün
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek21
- havalar da ısındı5
- yalnız yaşamak10
- son 20 yılın en gıcık lafı10
- hep kendini suçlamak4
- ona bir şey söyle17
- sadece bayan entrylerini okumak5
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak3
- çekyat kanepe kaplatma4
- iyi bakalım4
- pizzanın kenarını yememek4
- vazgeçmek2
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı13
- herşeyi boş verip pastör olmak3
- yanlız o hareketi yalnış yapıyorsun2
- true'ya arkadan sahip olmak17
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği2
- dandik üniversite mezunlarının ortak özellikleri3
- eşek sucuğu3
- en son ne aldınız5
- hayatımın özeti3
- kahvede muhabbet etmek3
- bornova2
- naber lan filozof denilen ülke2
- hazır mantı3
- evlenmeyi başaramamış erkek5
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- okun düştüğü yere kamp'ya da şehir kurmak2
- varoşluk göstergesi küçük detaylar5
- modern hayaletli ev2
- diamond bosphoruss denen yazar5
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- bi kulağımızın arkası kaldı2
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı9
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı8
- işyerinde oyun oynamak2
- avutan düşünceler2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması3
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması8
- 0850 ile başlayan numaraları cevaplamayan tip2
- suudi arabistan uruguay maçı saat 1 de trt 1 de2
- belçika 1 mısır 12
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı3
- ali güven2
- 16 haziran 2026 suudi arabistan uruguay maçı3
- yazarların kabusları2
- tanga neden giyilir11
- namus takıntısı olan erkek17
Sana böyle akmaktan çok korktuğum için
oldu herşey
şelaleler de bu yüzden ilgilendiriyor beni
dünya çok üzücü bir yerdi savaş filmlerini ve
samurayları eskisi gibi sevmiyordum.. bir boşluktan
aşağı mı bırakıyordum kendimi.. teller tenimi çizip
canımı mı yakıyordu.. mutsuzluğumamı alışıyordum
seni severken, yoksa kan kaybından mı ölüyordum..
daha fazla parçalanacak parçam yoktu..
neyse,
sevgilim telefonun öbür ucunda ruffles yiyordu.
Ben meleğimin kanatlarını kırdım, ordan geliyorum
siz yine de ikiz bardakları kırmayın
bir deliydim, elemetlerin de ruhları olduğuna
inanıyordum,
aklıma suyun intiharı geliyordu hep
şelale deyince
divaneliği söylüyordum
sana böyle akmaktan çok korktuğum içindi
şelalenin sinirini bozdum az önce
ordan geliyorum
II
elveda ırmak hoşçakal alacakaranlık
geçtim yıllar sonra anımsanacak alınganlıklardan
silahlar ve bellek gerektiren aşkın seramik
teninden, itinalı ve alıngan
yüzümün gürültüsünü unuttum
şüpheci ve med-cezir aşkından oldu böyle
acemi düştüm, yüzünün kayganlığından utanıp,
saçlarının ritminden kaçacak kadar.
şimdi benden bu uzak yol seslerini alsalar,
hazin öyküleri ve yüzünü özlediğim zamanları alsalar
ormandı, yağmur sonrasıydı, tazelenmiş yaprakların
üzerinde su damlacıkları tutunuyordu, sanki geç bir
vakit eve dönüyordum, yüzümü Heidiye ısmarlamıştım,
annem lastik tokalarımı yakıyor,
annem beni rüzgara bırakıyor bu yüzden’ gibi olmayacak
şeyler söylerim sana
anımsadıklarımın yanlış olduklarını, yine de hepsinin
bir deprem olduğunu kim bilebilir?ikimizin arasında
duran şuboydan boya ırmak, şu boydan boya alacakaranlık
ikimizin arasındaki şu depremin bir bellek uykusu
olduğunu kim bilecek?
eskiden olsaydı tuzlu düşler anımsardım
ağzımda eriyip yokolan tadını güneşin, alevin ipekle
savaşını, saçlarının altında akan ırmaklarda
yıkandığım sabahları anımsardım.
tenine dokundukça bıçak sırtı bir nefeste susan,
felç olan sözleri anımsardım.
elveda ırmak,
hoşçakal alacakaranlık.
oldu herşey
şelaleler de bu yüzden ilgilendiriyor beni
dünya çok üzücü bir yerdi savaş filmlerini ve
samurayları eskisi gibi sevmiyordum.. bir boşluktan
aşağı mı bırakıyordum kendimi.. teller tenimi çizip
canımı mı yakıyordu.. mutsuzluğumamı alışıyordum
seni severken, yoksa kan kaybından mı ölüyordum..
daha fazla parçalanacak parçam yoktu..
neyse,
sevgilim telefonun öbür ucunda ruffles yiyordu.
Ben meleğimin kanatlarını kırdım, ordan geliyorum
siz yine de ikiz bardakları kırmayın
bir deliydim, elemetlerin de ruhları olduğuna
inanıyordum,
aklıma suyun intiharı geliyordu hep
şelale deyince
divaneliği söylüyordum
sana böyle akmaktan çok korktuğum içindi
şelalenin sinirini bozdum az önce
ordan geliyorum
II
elveda ırmak hoşçakal alacakaranlık
geçtim yıllar sonra anımsanacak alınganlıklardan
silahlar ve bellek gerektiren aşkın seramik
teninden, itinalı ve alıngan
yüzümün gürültüsünü unuttum
şüpheci ve med-cezir aşkından oldu böyle
acemi düştüm, yüzünün kayganlığından utanıp,
saçlarının ritminden kaçacak kadar.
şimdi benden bu uzak yol seslerini alsalar,
hazin öyküleri ve yüzünü özlediğim zamanları alsalar
ormandı, yağmur sonrasıydı, tazelenmiş yaprakların
üzerinde su damlacıkları tutunuyordu, sanki geç bir
vakit eve dönüyordum, yüzümü Heidiye ısmarlamıştım,
annem lastik tokalarımı yakıyor,
annem beni rüzgara bırakıyor bu yüzden’ gibi olmayacak
şeyler söylerim sana
anımsadıklarımın yanlış olduklarını, yine de hepsinin
bir deprem olduğunu kim bilebilir?ikimizin arasında
duran şuboydan boya ırmak, şu boydan boya alacakaranlık
ikimizin arasındaki şu depremin bir bellek uykusu
olduğunu kim bilecek?
eskiden olsaydı tuzlu düşler anımsardım
ağzımda eriyip yokolan tadını güneşin, alevin ipekle
savaşını, saçlarının altında akan ırmaklarda
yıkandığım sabahları anımsardım.
tenine dokundukça bıçak sırtı bir nefeste susan,
felç olan sözleri anımsardım.
elveda ırmak,
hoşçakal alacakaranlık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar