bugün
- en son aldığınız iltifat8
- erleg han sarı tekerdir5
- fake hesap kullanan yazarlar uçurulsun5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- hayvan gibi acı salça yemek5
- yunanistan24
- dekolteye bakar mısınız15
- zenginlik hayatı3
- gocu12
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- aylık 416 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor6
- sifonu çekince gitmeyen bok2
- domdomusa'nın çaylağının açılması gerekliliği3
- irmik helvası vs un helvası18
- fırın poşetinde tavuk patates4
- 582
- bir adamı kanunla koruyan zihniyet2
- rammstein'ı ram markası sanmak3
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
- cennet3
- sevilen kızın sessiz ama ölümcül ossurması2
- ismail kartal3
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- malidzano2
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- erleg han2
- priapizm4
- japonya23
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin19
- cem küçük7
- hayat her şeye rağmen güzel insanı3
- 31 çekerken dinlenecek şarkılar3
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- hoşlanılan kızın sevgilisi olduğunu öğrenmek4
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması6
- bik bikle yemek yapmak10
- midilli adası3
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır6
- ketçap aromalı ruffles10
- adanalı ateist10
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- o şarkıyı açma anısı var3
- gammaz çetesi çökertildi8
- domdomusa'nın haksız yere çaylaklanması8
- türk kahvesi7
asıl başlık, ilkokulda sevilen kızın ismini patates baskısıyla yazmak olacaktı.
ilkokul 2. sınıftayız. patates baskısını yeni keşfedeceğimiz günler. öğretmen o gün "yarın herkes birer tane patates getirsin, size sürpriz yapacağım." dediğinde sınıfça çok heyecanlanmıştık.
o zamanlar sınıfın sessiz ama çok tatlı kızlarından birini seviyorum. ama böyle bakıp bakıp duruyorum tüm çocukluğumla. keşke bir şeye ihtiyacı olsa da koşup yapsam diye iç geçiriyorum.
o gün aklıma bir cinlik geldi. çok parlak zekalı(!)olduğumdan ertesi gün okula giderken biraz fazla patates götürüp öğretmene gösterip patates getirmeyi unutan arkadaşlara ve özellikle sevdiğim kız getirmemiş ise ona verip onu etkilemeye çalışacaktım. evet çok zekiydim amk.
sabah önlüğümü giydikten sonra çantama yaklaşık 2 kilo patates koydum. evet burada da sivri zekamı konuşturup ne olur ne olmaz diye 1 kilo civarı da soğan koydum. aklımı seveyim. sonuçta sokaktaki satıcılar bile patates soğan 3 kilo 1 milyon diye bağırıyorlardı o günlerde.
çantayı okula götürene kadar belim çıkmıştı. neyse ki sınıfa girip çantamı bıraktığımda rahatlamıştım. resim dersi geldiğinde öğretmenimiz " şimdi herkes getirdiği patatesleri çıkarsın". dedi.
tam bu sırada sınıfı iyice kolacan edip sevdiğim kızın patates getirmemiş olmasını görünce atıldım..
callo: örtmenim örtmenim, ben fazladan patates getirdim.
örtmen: aferin callo, bak bir arkadaşın getirmeyı unutmus.
bir arkadaşın dedii benim sevdiğim kızdı. çantamdan 2 kilo patates bulunan poşeti aldığım gibi öğretmene koştum. öğretmenimiz şaşkın görünüyordu.
örtmen: callo ne kadar getirdin böyle. gerek yoktu ki bu kadar boşuna getirmişsin.
callo: örtmenim soğan da getirdim. bakın.
derken çantamdan 1 kiloluk soğan poşetini çıkarmış sallıyordum.
soğanları gören herkes delicesine gülmeye başladı.
anınısikim ben de kıpkırmızı olmuştum. herkes domates de var mı amk der gibi bakıyordu çantama doğru.
öğretmen sınıfı susturdu, 2 tane patatesi torbadan alıp birini sevdiğim kıza verdi birini de kendisine aldı.
sonra patatesi kesip yıldız şekli yaptı ve sulu boyayla boyayıp resim defterinin kağıdına bastırıp " işte böyle çocuklar, yapamayan söylesin yardım edeyim." dedi.
ben olayı kavramıştım. utangaçlığım da geçmişti. aklıma başka süpersonik bir fikir geldi. sevdiğim kızın ismini patates baskısıyla yazıp ona gösterecektim.
öncelikle patatesi ikiye ayırıp bir yarısını kalp şeklinde ortaya çıkardım. kalbin tam içine de sevdiğim kızın ismi olan elif *yazacaktım.
elif i ters yazmalıydım ki baskı yapınca düz okunsundu. kalbin orta üst tarafına elif yazdım. kırmızıyla boyayıp resim defterime bastığımda kalp içinde elif yazısı çok güzel bir şekilde çıkmıştı. çok hoşuma gitmişti.
ancak elif kısmı yukarıda kaldığından alt kısım epey boş görünüyordu. ben de elif in soy ismini de yazmaya kadar verdim. elif in soy ismi keşe ydi. keşe yi de yazdıktan sonra bir güzel boyayıp zaten epey dağılmış olan sınıfta elif in yanına öğretmene pek fark ettirmeden yavaşça süzüldüm.
elif i omzundan dürttüm ve şöyle dedim.
callo: elif sana bir şey göstereceğim.
elif: şey teşekkür ederim patates için.
callo: önemli değil daha istersen var biliyorsun.
elif: hihihihi yok teşekkür ederim. ne göstereceksin peki?
callo: bak şimdi.
deyip elimdeki patatesi elif in resim defterine çattt diye bastırdım. birkaç saniye basılı tuttuktan sonra patatesi kaldırdım.
aman allahım.
çok kötü bir şey olmuştu.
resim defterinde "elif eşek" yazıyordu. bunu gören elif ağlamaya başladı. henüz ikinci sınıftaydık çünkü. böyle bir durumda bir kız ağlardı.
meğer keşe yi yazarken ters çevirmeyi unutmuşum. halbuki elif i çevirmiştim.
kaderin bir cilvesiydi belki de. örtmen bana kızdı..
ve aşık olduğum ilk kızı ağlatmıştım o gün.
ondan sonra kimi sevdiysem ben ağladım..
ilkokul 2. sınıftayız. patates baskısını yeni keşfedeceğimiz günler. öğretmen o gün "yarın herkes birer tane patates getirsin, size sürpriz yapacağım." dediğinde sınıfça çok heyecanlanmıştık.
o zamanlar sınıfın sessiz ama çok tatlı kızlarından birini seviyorum. ama böyle bakıp bakıp duruyorum tüm çocukluğumla. keşke bir şeye ihtiyacı olsa da koşup yapsam diye iç geçiriyorum.
o gün aklıma bir cinlik geldi. çok parlak zekalı(!)olduğumdan ertesi gün okula giderken biraz fazla patates götürüp öğretmene gösterip patates getirmeyi unutan arkadaşlara ve özellikle sevdiğim kız getirmemiş ise ona verip onu etkilemeye çalışacaktım. evet çok zekiydim amk.
sabah önlüğümü giydikten sonra çantama yaklaşık 2 kilo patates koydum. evet burada da sivri zekamı konuşturup ne olur ne olmaz diye 1 kilo civarı da soğan koydum. aklımı seveyim. sonuçta sokaktaki satıcılar bile patates soğan 3 kilo 1 milyon diye bağırıyorlardı o günlerde.
çantayı okula götürene kadar belim çıkmıştı. neyse ki sınıfa girip çantamı bıraktığımda rahatlamıştım. resim dersi geldiğinde öğretmenimiz " şimdi herkes getirdiği patatesleri çıkarsın". dedi.
tam bu sırada sınıfı iyice kolacan edip sevdiğim kızın patates getirmemiş olmasını görünce atıldım..
callo: örtmenim örtmenim, ben fazladan patates getirdim.
örtmen: aferin callo, bak bir arkadaşın getirmeyı unutmus.
bir arkadaşın dedii benim sevdiğim kızdı. çantamdan 2 kilo patates bulunan poşeti aldığım gibi öğretmene koştum. öğretmenimiz şaşkın görünüyordu.
örtmen: callo ne kadar getirdin böyle. gerek yoktu ki bu kadar boşuna getirmişsin.
callo: örtmenim soğan da getirdim. bakın.
derken çantamdan 1 kiloluk soğan poşetini çıkarmış sallıyordum.
soğanları gören herkes delicesine gülmeye başladı.
anınısikim ben de kıpkırmızı olmuştum. herkes domates de var mı amk der gibi bakıyordu çantama doğru.
öğretmen sınıfı susturdu, 2 tane patatesi torbadan alıp birini sevdiğim kıza verdi birini de kendisine aldı.
sonra patatesi kesip yıldız şekli yaptı ve sulu boyayla boyayıp resim defterinin kağıdına bastırıp " işte böyle çocuklar, yapamayan söylesin yardım edeyim." dedi.
ben olayı kavramıştım. utangaçlığım da geçmişti. aklıma başka süpersonik bir fikir geldi. sevdiğim kızın ismini patates baskısıyla yazıp ona gösterecektim.
öncelikle patatesi ikiye ayırıp bir yarısını kalp şeklinde ortaya çıkardım. kalbin tam içine de sevdiğim kızın ismi olan elif *yazacaktım.
elif i ters yazmalıydım ki baskı yapınca düz okunsundu. kalbin orta üst tarafına elif yazdım. kırmızıyla boyayıp resim defterime bastığımda kalp içinde elif yazısı çok güzel bir şekilde çıkmıştı. çok hoşuma gitmişti.
ancak elif kısmı yukarıda kaldığından alt kısım epey boş görünüyordu. ben de elif in soy ismini de yazmaya kadar verdim. elif in soy ismi keşe ydi. keşe yi de yazdıktan sonra bir güzel boyayıp zaten epey dağılmış olan sınıfta elif in yanına öğretmene pek fark ettirmeden yavaşça süzüldüm.
elif i omzundan dürttüm ve şöyle dedim.
callo: elif sana bir şey göstereceğim.
elif: şey teşekkür ederim patates için.
callo: önemli değil daha istersen var biliyorsun.
elif: hihihihi yok teşekkür ederim. ne göstereceksin peki?
callo: bak şimdi.
deyip elimdeki patatesi elif in resim defterine çattt diye bastırdım. birkaç saniye basılı tuttuktan sonra patatesi kaldırdım.
aman allahım.
çok kötü bir şey olmuştu.
resim defterinde "elif eşek" yazıyordu. bunu gören elif ağlamaya başladı. henüz ikinci sınıftaydık çünkü. böyle bir durumda bir kız ağlardı.
meğer keşe yi yazarken ters çevirmeyi unutmuşum. halbuki elif i çevirmiştim.
kaderin bir cilvesiydi belki de. örtmen bana kızdı..
ve aşık olduğum ilk kızı ağlatmıştım o gün.
ondan sonra kimi sevdiysem ben ağladım..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar