bugün
- evlenmeyi başaramamış erkek4
- true'ya arkadan sahip olmak14
- kısa saçlı hatun çekiciliği7
- 16 haziran 2026 iran yeni zelanda maçı10
- bir limon yarım dolar avrupadan pahalı2
- varoşluk göstergesi küçük detaylar4
- yükseleni aslan olan aslan burcu kadını5
- kadın olsaydım çok açık giyerdim22
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek13
- haksızlığa uğrayanın hakkını alması3
- kadınların romantik sözleri pek sallamaması2
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- yazilimcilarin flort hayati üzerine veri analizi2
- ece irtem9
- tanga neden giyilir11
- amerika birleşik devletleri4
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı10
- namus takıntısı olan erkek17
- 15 haziran 2026 belçika mısır maçı8
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- bir erkekte kabul edilemez 250 özellik8
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi20
- iran3
- arkadaşlar uyudunuz mu5
- açık giyinebilmek özgürlüktür9
- nesrin cavadzade9
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik6
- senegal3
- forma3
- kemal kılıçdaroğlu14
- ankaralıların melih gökçeği arıyoruz demesi8
- puma2
- avusturya2
- dünya2
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum10
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı3
- hayatın renginin kalmaması7
- sohbet edilen kişinin sürekli telefonla uğraşması7
- ankaradaki çıkılamayan yokuş6
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet5
- futbol10
- pornoda hoşlanılan kıza benzer kız aramak9
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz9
- evlenmemeyi başarı olarak görmek8
- en son ne aldınız3
- maxi araujo2
- yalnız yaşamak6
- ona bir şey söyle14
- regl dönemi çirkinliği8
- badelenmiş sözlük yazarları7
asıl başlık, ilkokulda sevilen kızın ismini patates baskısıyla yazmak olacaktı.
ilkokul 2. sınıftayız. patates baskısını yeni keşfedeceğimiz günler. öğretmen o gün "yarın herkes birer tane patates getirsin, size sürpriz yapacağım." dediğinde sınıfça çok heyecanlanmıştık.
o zamanlar sınıfın sessiz ama çok tatlı kızlarından birini seviyorum. ama böyle bakıp bakıp duruyorum tüm çocukluğumla. keşke bir şeye ihtiyacı olsa da koşup yapsam diye iç geçiriyorum.
o gün aklıma bir cinlik geldi. çok parlak zekalı(!)olduğumdan ertesi gün okula giderken biraz fazla patates götürüp öğretmene gösterip patates getirmeyi unutan arkadaşlara ve özellikle sevdiğim kız getirmemiş ise ona verip onu etkilemeye çalışacaktım. evet çok zekiydim amk.
sabah önlüğümü giydikten sonra çantama yaklaşık 2 kilo patates koydum. evet burada da sivri zekamı konuşturup ne olur ne olmaz diye 1 kilo civarı da soğan koydum. aklımı seveyim. sonuçta sokaktaki satıcılar bile patates soğan 3 kilo 1 milyon diye bağırıyorlardı o günlerde.
çantayı okula götürene kadar belim çıkmıştı. neyse ki sınıfa girip çantamı bıraktığımda rahatlamıştım. resim dersi geldiğinde öğretmenimiz " şimdi herkes getirdiği patatesleri çıkarsın". dedi.
tam bu sırada sınıfı iyice kolacan edip sevdiğim kızın patates getirmemiş olmasını görünce atıldım..
callo: örtmenim örtmenim, ben fazladan patates getirdim.
örtmen: aferin callo, bak bir arkadaşın getirmeyı unutmus.
bir arkadaşın dedii benim sevdiğim kızdı. çantamdan 2 kilo patates bulunan poşeti aldığım gibi öğretmene koştum. öğretmenimiz şaşkın görünüyordu.
örtmen: callo ne kadar getirdin böyle. gerek yoktu ki bu kadar boşuna getirmişsin.
callo: örtmenim soğan da getirdim. bakın.
derken çantamdan 1 kiloluk soğan poşetini çıkarmış sallıyordum.
soğanları gören herkes delicesine gülmeye başladı.
anınısikim ben de kıpkırmızı olmuştum. herkes domates de var mı amk der gibi bakıyordu çantama doğru.
öğretmen sınıfı susturdu, 2 tane patatesi torbadan alıp birini sevdiğim kıza verdi birini de kendisine aldı.
sonra patatesi kesip yıldız şekli yaptı ve sulu boyayla boyayıp resim defterinin kağıdına bastırıp " işte böyle çocuklar, yapamayan söylesin yardım edeyim." dedi.
ben olayı kavramıştım. utangaçlığım da geçmişti. aklıma başka süpersonik bir fikir geldi. sevdiğim kızın ismini patates baskısıyla yazıp ona gösterecektim.
öncelikle patatesi ikiye ayırıp bir yarısını kalp şeklinde ortaya çıkardım. kalbin tam içine de sevdiğim kızın ismi olan elif *yazacaktım.
elif i ters yazmalıydım ki baskı yapınca düz okunsundu. kalbin orta üst tarafına elif yazdım. kırmızıyla boyayıp resim defterime bastığımda kalp içinde elif yazısı çok güzel bir şekilde çıkmıştı. çok hoşuma gitmişti.
ancak elif kısmı yukarıda kaldığından alt kısım epey boş görünüyordu. ben de elif in soy ismini de yazmaya kadar verdim. elif in soy ismi keşe ydi. keşe yi de yazdıktan sonra bir güzel boyayıp zaten epey dağılmış olan sınıfta elif in yanına öğretmene pek fark ettirmeden yavaşça süzüldüm.
elif i omzundan dürttüm ve şöyle dedim.
callo: elif sana bir şey göstereceğim.
elif: şey teşekkür ederim patates için.
callo: önemli değil daha istersen var biliyorsun.
elif: hihihihi yok teşekkür ederim. ne göstereceksin peki?
callo: bak şimdi.
deyip elimdeki patatesi elif in resim defterine çattt diye bastırdım. birkaç saniye basılı tuttuktan sonra patatesi kaldırdım.
aman allahım.
çok kötü bir şey olmuştu.
resim defterinde "elif eşek" yazıyordu. bunu gören elif ağlamaya başladı. henüz ikinci sınıftaydık çünkü. böyle bir durumda bir kız ağlardı.
meğer keşe yi yazarken ters çevirmeyi unutmuşum. halbuki elif i çevirmiştim.
kaderin bir cilvesiydi belki de. örtmen bana kızdı..
ve aşık olduğum ilk kızı ağlatmıştım o gün.
ondan sonra kimi sevdiysem ben ağladım..
ilkokul 2. sınıftayız. patates baskısını yeni keşfedeceğimiz günler. öğretmen o gün "yarın herkes birer tane patates getirsin, size sürpriz yapacağım." dediğinde sınıfça çok heyecanlanmıştık.
o zamanlar sınıfın sessiz ama çok tatlı kızlarından birini seviyorum. ama böyle bakıp bakıp duruyorum tüm çocukluğumla. keşke bir şeye ihtiyacı olsa da koşup yapsam diye iç geçiriyorum.
o gün aklıma bir cinlik geldi. çok parlak zekalı(!)olduğumdan ertesi gün okula giderken biraz fazla patates götürüp öğretmene gösterip patates getirmeyi unutan arkadaşlara ve özellikle sevdiğim kız getirmemiş ise ona verip onu etkilemeye çalışacaktım. evet çok zekiydim amk.
sabah önlüğümü giydikten sonra çantama yaklaşık 2 kilo patates koydum. evet burada da sivri zekamı konuşturup ne olur ne olmaz diye 1 kilo civarı da soğan koydum. aklımı seveyim. sonuçta sokaktaki satıcılar bile patates soğan 3 kilo 1 milyon diye bağırıyorlardı o günlerde.
çantayı okula götürene kadar belim çıkmıştı. neyse ki sınıfa girip çantamı bıraktığımda rahatlamıştım. resim dersi geldiğinde öğretmenimiz " şimdi herkes getirdiği patatesleri çıkarsın". dedi.
tam bu sırada sınıfı iyice kolacan edip sevdiğim kızın patates getirmemiş olmasını görünce atıldım..
callo: örtmenim örtmenim, ben fazladan patates getirdim.
örtmen: aferin callo, bak bir arkadaşın getirmeyı unutmus.
bir arkadaşın dedii benim sevdiğim kızdı. çantamdan 2 kilo patates bulunan poşeti aldığım gibi öğretmene koştum. öğretmenimiz şaşkın görünüyordu.
örtmen: callo ne kadar getirdin böyle. gerek yoktu ki bu kadar boşuna getirmişsin.
callo: örtmenim soğan da getirdim. bakın.
derken çantamdan 1 kiloluk soğan poşetini çıkarmış sallıyordum.
soğanları gören herkes delicesine gülmeye başladı.
anınısikim ben de kıpkırmızı olmuştum. herkes domates de var mı amk der gibi bakıyordu çantama doğru.
öğretmen sınıfı susturdu, 2 tane patatesi torbadan alıp birini sevdiğim kıza verdi birini de kendisine aldı.
sonra patatesi kesip yıldız şekli yaptı ve sulu boyayla boyayıp resim defterinin kağıdına bastırıp " işte böyle çocuklar, yapamayan söylesin yardım edeyim." dedi.
ben olayı kavramıştım. utangaçlığım da geçmişti. aklıma başka süpersonik bir fikir geldi. sevdiğim kızın ismini patates baskısıyla yazıp ona gösterecektim.
öncelikle patatesi ikiye ayırıp bir yarısını kalp şeklinde ortaya çıkardım. kalbin tam içine de sevdiğim kızın ismi olan elif *yazacaktım.
elif i ters yazmalıydım ki baskı yapınca düz okunsundu. kalbin orta üst tarafına elif yazdım. kırmızıyla boyayıp resim defterime bastığımda kalp içinde elif yazısı çok güzel bir şekilde çıkmıştı. çok hoşuma gitmişti.
ancak elif kısmı yukarıda kaldığından alt kısım epey boş görünüyordu. ben de elif in soy ismini de yazmaya kadar verdim. elif in soy ismi keşe ydi. keşe yi de yazdıktan sonra bir güzel boyayıp zaten epey dağılmış olan sınıfta elif in yanına öğretmene pek fark ettirmeden yavaşça süzüldüm.
elif i omzundan dürttüm ve şöyle dedim.
callo: elif sana bir şey göstereceğim.
elif: şey teşekkür ederim patates için.
callo: önemli değil daha istersen var biliyorsun.
elif: hihihihi yok teşekkür ederim. ne göstereceksin peki?
callo: bak şimdi.
deyip elimdeki patatesi elif in resim defterine çattt diye bastırdım. birkaç saniye basılı tuttuktan sonra patatesi kaldırdım.
aman allahım.
çok kötü bir şey olmuştu.
resim defterinde "elif eşek" yazıyordu. bunu gören elif ağlamaya başladı. henüz ikinci sınıftaydık çünkü. böyle bir durumda bir kız ağlardı.
meğer keşe yi yazarken ters çevirmeyi unutmuşum. halbuki elif i çevirmiştim.
kaderin bir cilvesiydi belki de. örtmen bana kızdı..
ve aşık olduğum ilk kızı ağlatmıştım o gün.
ondan sonra kimi sevdiysem ben ağladım..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar