bugün
- bik bik 220
- gay olduğunu saklayan erkek5
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı18
- herzevekil13
- türkiyede evlenmeyenlerin sayısı 20 milyon olması4
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın25
- ressam özgür korkmazgil güncel imgenin politikası2
- balkona israil bayrağı asmak4
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği6
- teomancalmasur23
- noodle6
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- deri tayt giyen kız osurunca hava nasıl çıkıyor4
- sözlük yazarları neden birbirinden nefret ediyor4
- psikolog4
- cia in takibe aldığı 23 sözlük yazarı4
- olmaz olsun öyle yetkili4
- tanga giyen kişi osurursa ıslık sesi mi çıkıyor4
- 115 bin entry giren işsiz yazar2
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- güzel göt görünce tansiyonun düşmesi3
- türk solu16
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- rafael leao6
- bir erkeğin en mutlu olduğu an5
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- nervio14
- ismetin ciddi sıkıntıları olması9
- ankara allah'ın belası bir yerdir4
- wada 35 yaşında4
- bu sözlüğe yıllarımı verdim3
- mi6'nın takibe aldığı sözlük yazarları2
- çingene dilenci ile sevişmek3
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- tüylü ve sulu şeftali2
- gece 11 de eve sipariş edilebilecek en güzel şey3
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- şeftalili dondurma2
- şeftali ağaçları dökülüyor yaprakları2
- uludağ sözlük korosu alet dağılımı3
- sabah akşam ayak muhabbeti yapan sözlük4
- platon un mağara alegorisi2
- akp'li yayman'ın fon krizi açıklaması4
- sözlük yazarlarının şeftalileri2
- yakında sözlüğe geri dönüşler olabilir2
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- humbaracı ismed bin gürbüz paşa6
- sizin taptıklarınız ayağımın altındadır diyen kız4
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik2
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
asıl başlık, ilkokulda sevilen kızın ismini patates baskısıyla yazmak olacaktı.
ilkokul 2. sınıftayız. patates baskısını yeni keşfedeceğimiz günler. öğretmen o gün "yarın herkes birer tane patates getirsin, size sürpriz yapacağım." dediğinde sınıfça çok heyecanlanmıştık.
o zamanlar sınıfın sessiz ama çok tatlı kızlarından birini seviyorum. ama böyle bakıp bakıp duruyorum tüm çocukluğumla. keşke bir şeye ihtiyacı olsa da koşup yapsam diye iç geçiriyorum.
o gün aklıma bir cinlik geldi. çok parlak zekalı(!)olduğumdan ertesi gün okula giderken biraz fazla patates götürüp öğretmene gösterip patates getirmeyi unutan arkadaşlara ve özellikle sevdiğim kız getirmemiş ise ona verip onu etkilemeye çalışacaktım. evet çok zekiydim amk.
sabah önlüğümü giydikten sonra çantama yaklaşık 2 kilo patates koydum. evet burada da sivri zekamı konuşturup ne olur ne olmaz diye 1 kilo civarı da soğan koydum. aklımı seveyim. sonuçta sokaktaki satıcılar bile patates soğan 3 kilo 1 milyon diye bağırıyorlardı o günlerde.
çantayı okula götürene kadar belim çıkmıştı. neyse ki sınıfa girip çantamı bıraktığımda rahatlamıştım. resim dersi geldiğinde öğretmenimiz " şimdi herkes getirdiği patatesleri çıkarsın". dedi.
tam bu sırada sınıfı iyice kolacan edip sevdiğim kızın patates getirmemiş olmasını görünce atıldım..
callo: örtmenim örtmenim, ben fazladan patates getirdim.
örtmen: aferin callo, bak bir arkadaşın getirmeyı unutmus.
bir arkadaşın dedii benim sevdiğim kızdı. çantamdan 2 kilo patates bulunan poşeti aldığım gibi öğretmene koştum. öğretmenimiz şaşkın görünüyordu.
örtmen: callo ne kadar getirdin böyle. gerek yoktu ki bu kadar boşuna getirmişsin.
callo: örtmenim soğan da getirdim. bakın.
derken çantamdan 1 kiloluk soğan poşetini çıkarmış sallıyordum.
soğanları gören herkes delicesine gülmeye başladı.
anınısikim ben de kıpkırmızı olmuştum. herkes domates de var mı amk der gibi bakıyordu çantama doğru.
öğretmen sınıfı susturdu, 2 tane patatesi torbadan alıp birini sevdiğim kıza verdi birini de kendisine aldı.
sonra patatesi kesip yıldız şekli yaptı ve sulu boyayla boyayıp resim defterinin kağıdına bastırıp " işte böyle çocuklar, yapamayan söylesin yardım edeyim." dedi.
ben olayı kavramıştım. utangaçlığım da geçmişti. aklıma başka süpersonik bir fikir geldi. sevdiğim kızın ismini patates baskısıyla yazıp ona gösterecektim.
öncelikle patatesi ikiye ayırıp bir yarısını kalp şeklinde ortaya çıkardım. kalbin tam içine de sevdiğim kızın ismi olan elif *yazacaktım.
elif i ters yazmalıydım ki baskı yapınca düz okunsundu. kalbin orta üst tarafına elif yazdım. kırmızıyla boyayıp resim defterime bastığımda kalp içinde elif yazısı çok güzel bir şekilde çıkmıştı. çok hoşuma gitmişti.
ancak elif kısmı yukarıda kaldığından alt kısım epey boş görünüyordu. ben de elif in soy ismini de yazmaya kadar verdim. elif in soy ismi keşe ydi. keşe yi de yazdıktan sonra bir güzel boyayıp zaten epey dağılmış olan sınıfta elif in yanına öğretmene pek fark ettirmeden yavaşça süzüldüm.
elif i omzundan dürttüm ve şöyle dedim.
callo: elif sana bir şey göstereceğim.
elif: şey teşekkür ederim patates için.
callo: önemli değil daha istersen var biliyorsun.
elif: hihihihi yok teşekkür ederim. ne göstereceksin peki?
callo: bak şimdi.
deyip elimdeki patatesi elif in resim defterine çattt diye bastırdım. birkaç saniye basılı tuttuktan sonra patatesi kaldırdım.
aman allahım.
çok kötü bir şey olmuştu.
resim defterinde "elif eşek" yazıyordu. bunu gören elif ağlamaya başladı. henüz ikinci sınıftaydık çünkü. böyle bir durumda bir kız ağlardı.
meğer keşe yi yazarken ters çevirmeyi unutmuşum. halbuki elif i çevirmiştim.
kaderin bir cilvesiydi belki de. örtmen bana kızdı..
ve aşık olduğum ilk kızı ağlatmıştım o gün.
ondan sonra kimi sevdiysem ben ağladım..
ilkokul 2. sınıftayız. patates baskısını yeni keşfedeceğimiz günler. öğretmen o gün "yarın herkes birer tane patates getirsin, size sürpriz yapacağım." dediğinde sınıfça çok heyecanlanmıştık.
o zamanlar sınıfın sessiz ama çok tatlı kızlarından birini seviyorum. ama böyle bakıp bakıp duruyorum tüm çocukluğumla. keşke bir şeye ihtiyacı olsa da koşup yapsam diye iç geçiriyorum.
o gün aklıma bir cinlik geldi. çok parlak zekalı(!)olduğumdan ertesi gün okula giderken biraz fazla patates götürüp öğretmene gösterip patates getirmeyi unutan arkadaşlara ve özellikle sevdiğim kız getirmemiş ise ona verip onu etkilemeye çalışacaktım. evet çok zekiydim amk.
sabah önlüğümü giydikten sonra çantama yaklaşık 2 kilo patates koydum. evet burada da sivri zekamı konuşturup ne olur ne olmaz diye 1 kilo civarı da soğan koydum. aklımı seveyim. sonuçta sokaktaki satıcılar bile patates soğan 3 kilo 1 milyon diye bağırıyorlardı o günlerde.
çantayı okula götürene kadar belim çıkmıştı. neyse ki sınıfa girip çantamı bıraktığımda rahatlamıştım. resim dersi geldiğinde öğretmenimiz " şimdi herkes getirdiği patatesleri çıkarsın". dedi.
tam bu sırada sınıfı iyice kolacan edip sevdiğim kızın patates getirmemiş olmasını görünce atıldım..
callo: örtmenim örtmenim, ben fazladan patates getirdim.
örtmen: aferin callo, bak bir arkadaşın getirmeyı unutmus.
bir arkadaşın dedii benim sevdiğim kızdı. çantamdan 2 kilo patates bulunan poşeti aldığım gibi öğretmene koştum. öğretmenimiz şaşkın görünüyordu.
örtmen: callo ne kadar getirdin böyle. gerek yoktu ki bu kadar boşuna getirmişsin.
callo: örtmenim soğan da getirdim. bakın.
derken çantamdan 1 kiloluk soğan poşetini çıkarmış sallıyordum.
soğanları gören herkes delicesine gülmeye başladı.
anınısikim ben de kıpkırmızı olmuştum. herkes domates de var mı amk der gibi bakıyordu çantama doğru.
öğretmen sınıfı susturdu, 2 tane patatesi torbadan alıp birini sevdiğim kıza verdi birini de kendisine aldı.
sonra patatesi kesip yıldız şekli yaptı ve sulu boyayla boyayıp resim defterinin kağıdına bastırıp " işte böyle çocuklar, yapamayan söylesin yardım edeyim." dedi.
ben olayı kavramıştım. utangaçlığım da geçmişti. aklıma başka süpersonik bir fikir geldi. sevdiğim kızın ismini patates baskısıyla yazıp ona gösterecektim.
öncelikle patatesi ikiye ayırıp bir yarısını kalp şeklinde ortaya çıkardım. kalbin tam içine de sevdiğim kızın ismi olan elif *yazacaktım.
elif i ters yazmalıydım ki baskı yapınca düz okunsundu. kalbin orta üst tarafına elif yazdım. kırmızıyla boyayıp resim defterime bastığımda kalp içinde elif yazısı çok güzel bir şekilde çıkmıştı. çok hoşuma gitmişti.
ancak elif kısmı yukarıda kaldığından alt kısım epey boş görünüyordu. ben de elif in soy ismini de yazmaya kadar verdim. elif in soy ismi keşe ydi. keşe yi de yazdıktan sonra bir güzel boyayıp zaten epey dağılmış olan sınıfta elif in yanına öğretmene pek fark ettirmeden yavaşça süzüldüm.
elif i omzundan dürttüm ve şöyle dedim.
callo: elif sana bir şey göstereceğim.
elif: şey teşekkür ederim patates için.
callo: önemli değil daha istersen var biliyorsun.
elif: hihihihi yok teşekkür ederim. ne göstereceksin peki?
callo: bak şimdi.
deyip elimdeki patatesi elif in resim defterine çattt diye bastırdım. birkaç saniye basılı tuttuktan sonra patatesi kaldırdım.
aman allahım.
çok kötü bir şey olmuştu.
resim defterinde "elif eşek" yazıyordu. bunu gören elif ağlamaya başladı. henüz ikinci sınıftaydık çünkü. böyle bir durumda bir kız ağlardı.
meğer keşe yi yazarken ters çevirmeyi unutmuşum. halbuki elif i çevirmiştim.
kaderin bir cilvesiydi belki de. örtmen bana kızdı..
ve aşık olduğum ilk kızı ağlatmıştım o gün.
ondan sonra kimi sevdiysem ben ağladım..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar