bugün
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı42
- hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler15
- fenerbahçe17
- kapadokya20
- bir sözlük kızıyla şapır şupur öpüşmek13
- ne okudunuz8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle8
- islam barış dinidir43
- yeni partili sözlük yazarları26
- ne kadar mutlusun5
- sarapci koala51
- fenerin şl de ziki tutacak olması3
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar4
- boş yapasınız gelince ne yapıyorsunuz14
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor5
- sözlüğün açık ara en sevilmeyen yazarı seçilmek18
- sözlüğe fotoğraf atmak6
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek4
- fener lyon'u yener mi4
- sözlüğe veda edecek yazarların son konuşmaları6
- arkadaşlar çok acil bi baksanıza10
- ankete gelin beyler31
- tai lung47
- ne kadar yaşlısın22
- geleceğe bir not bırak4
- anın görüntüsü20
- recep tayyip erdoğan25
- güç ellerinde olsa halkın içinden geçecek kitle5
- velvet45
- tamircisi ölünce satılan araba3
- friedrich hegel la bi cay icek12
- cingan kasa transit4
- ismail kartal6
- pizza2
- mason greenwood7
- türk vatandaşı olmak istemeyni vatandaşlktan atmak3
- iyilik vs dürüstlük5
- hintli kadınların aslında güzel olması7
- günlük dua zikir tesbih ve ibadetler3
- sözlüğe küsmek9
- akp mhp dem ittifakı8
- sabahlara kadar cips kolayla bilgisayarda oturmak5
- zeki insanların sevilmemesi5
- akp bitince troller nolacak4
- gece geç saatte ışığı yanan evler5
- çalışmayan erkekle evlenilir mi10
- balık3
- kadının kocasına ismiyle hitap etmesi edepsizliktr6
- fenerbahçe'ye bir cisim yaklaşması2
- hard seven hatun6
Bundan 2000 yılı aşkın bir süre önce, eski Yunanistan Via Siraküze şehrinde bir bilim adamı,herkese açık genel bir hamamda suyla dolu banyo küvetine girmişti. Arkasına yaslanıp da, suyun banyo küvetinin yanlarından dışarı aktığını görünce aklında parlak bir fikir kıvılcımlandı.
-Evreka,evreka,diye bağırarak küvetten fırladı.Bir hamam havlusuna sarındı ve doğru evine koştu.
Bilim tarihine geçen bu banyo olayındaki adam, "evreka, evreka" yani "buldum,buldum" diye sokaklarda koşan ünlü Yunan bilgini, Arşimet'ten başkası değildi.
Arşimet'in küvetteki suyu gözlerken farkına vardığı gerçek, bu olguyla bulduğu şey,uzun süreden beri üzerinde çalıştığı, cevap aradığı bir sorunla ilgiliydi. Yunan Kralı Hiero , saray kuyumcusuna yeni bir taç hazırlamasını emretmişti . Bunu yapması için de belirli miktarda altın verilmişti. Kral, kuyumcunun altının bir kısmını çaldığından ve onun yerine daha ucuz olan gümüş kullandığından şüpheleniyordu. Saray bilgini Arşimet'ten de gerçeği ortaya çıkarmasını istemişti.
Arşimet.madenlerin değişik ağırlıkları olduğunu biliyordu. Küçük bir altın küpü,boyutları aynı olan gümüş bir küpten daha ağırdı. Altından tacı eritip boyutları belirli bir tüp kalıbına dökebilir ve bunun ağırlığını aynı boyutlarda gümüş bir küpün ağırlığıyla kıyaslayabilirdi. Fakat bu durumda taç bozulacaktı. Onun için başka bir çare bulması gerekiyordu.
Banyo yaparken farkına vardığı gerçek şuydu Küvete girdiği zaman,küvette bulunan suyun seviyesi yükselmişti. Başka türlü söylemek gerekirse, vücudunun ağırlığı (kitlesi),belirli miktarda bir su kitlesinin yerini almıştı.
Bunun üzerine hemen evine koşup bazı deneyler yaptı.Çok geçmeden, değişik maddelerin aynı miktar suyun yerini almadığını gördü. Altın gümüşten ağır olduğu için, saf altından yapılmış bir küp, saf gümüşten yapılmış bir küpten daha küçüktü. Arşimet, altın küpün gümüş küpten daha az suyun yerini aldığını gördü.
Tacın yapısında gümüş olup olmadığını bulmak için bu ilkeden yararlanmayı düşündü. Bir su kabına, tacın ağırlığına eşit miktarda altın,başka bir kaba gene tacın ağırlığına eşit miktarda gümüş,üçüncü bir kaba da tacın kendini koydu.Yaptığı deneyde, tacın altından daha fazla ve gümüşten daha az su kitlesiyle yer değiştirdiğini ortaya yıkardı.
Bu sonuca göre, taç sırf altın veya sırf gümüşten yapılmamıştı. Bunların karışımından yapılmıştı. Arşimet'in buluşuyla, kralın kuyumcusu sadece işinden değil hayatından da oldu.
Arşimet böylelikle kralın derdini halletmişti ama,deneylerine son vermedi. Katı maddelerin bünyesine ilişkin en önemli bilgileri,bir kapta yer değiştirdikleri su miktarını ölçerek, bundan vardığı sonuçlarla ortaya koydu. "Arşimet Kanunu" diye tanımlanan bu ilke,aradan yirmi yüzyıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen bilim adamları tarafından yapılan bazı hesaplamalarda hâlâ güvenle uygulanmaktadır.
C) çağdaki filozofların ve matematikçilerin çoğu,düşüncelerini kuramsal (teorik) olarak ortaya koymakla yetinirlerdi. Bunların doğruluğunu ispatlamak çabasına girişmezlerdi.Arşimet, çalışmalarını ve vardığı sonuçların doğruluğunu deneyle re dayandırıyordu.
Arşimet'in,çok büyük ağırlıkları çok küçük bir çabayla hareket ettirebilen bir makine yaptığı da ona ilişkin söylentiler arasındadır. Söylentiye göre, Arşimet bu makinenin kasnaklarından geçirilen,bir ucu yüklü bir gemiye bağlı bir zincirin öteki ucunu Kral Hiero'ya uzatmıştı. Kral Hiero da zinciri çekmiş ve büyük bir şaşkınlıkla koca geminin hareket ettiğini görmüştü.
Bir süre sonra, Romalılar Siraküze şehrini kuşatmışlardı. Yunanlılar, Roma gemilerine karşı Arşimet'in bu makinesinden yararlandılar. Büyük kancalarını, kıskaç görünüşündeki kollarını denize doğru indiren ve Roma gemilerini böylece kavrayıp havaya kaldıran makine,onları kayalıkların üzerine atarak parçalanmalarını sağlıyordu. Arşimet'in bir başka uygulaması da,dev büyüteçlerle Roma gemilerinin üzerine güneş ışığını düşürmesi ve gemileri yakmasıydı.Bilim tarihinde ölümsüz yeri olan Arşimet, matematik ve geometri konusunda çok değerli eserler yazmıştır.
isa'dan önce 212 yılında Romalılar nihayet Siraküze şehrine girmişler, Roma ordusunun komutanı Marcellus,bu büyük bilim adamına dokunulmamasını emretmişti. Pazar yerinde toprağa çizdiği bir daireyle ilgili hesaplar yapan büyük bilim adamı sarhoş bir Romalı asker tarafından öldürüldü..
-Evreka,evreka,diye bağırarak küvetten fırladı.Bir hamam havlusuna sarındı ve doğru evine koştu.
Bilim tarihine geçen bu banyo olayındaki adam, "evreka, evreka" yani "buldum,buldum" diye sokaklarda koşan ünlü Yunan bilgini, Arşimet'ten başkası değildi.
Arşimet'in küvetteki suyu gözlerken farkına vardığı gerçek, bu olguyla bulduğu şey,uzun süreden beri üzerinde çalıştığı, cevap aradığı bir sorunla ilgiliydi. Yunan Kralı Hiero , saray kuyumcusuna yeni bir taç hazırlamasını emretmişti . Bunu yapması için de belirli miktarda altın verilmişti. Kral, kuyumcunun altının bir kısmını çaldığından ve onun yerine daha ucuz olan gümüş kullandığından şüpheleniyordu. Saray bilgini Arşimet'ten de gerçeği ortaya çıkarmasını istemişti.
Arşimet.madenlerin değişik ağırlıkları olduğunu biliyordu. Küçük bir altın küpü,boyutları aynı olan gümüş bir küpten daha ağırdı. Altından tacı eritip boyutları belirli bir tüp kalıbına dökebilir ve bunun ağırlığını aynı boyutlarda gümüş bir küpün ağırlığıyla kıyaslayabilirdi. Fakat bu durumda taç bozulacaktı. Onun için başka bir çare bulması gerekiyordu.
Banyo yaparken farkına vardığı gerçek şuydu Küvete girdiği zaman,küvette bulunan suyun seviyesi yükselmişti. Başka türlü söylemek gerekirse, vücudunun ağırlığı (kitlesi),belirli miktarda bir su kitlesinin yerini almıştı.
Bunun üzerine hemen evine koşup bazı deneyler yaptı.Çok geçmeden, değişik maddelerin aynı miktar suyun yerini almadığını gördü. Altın gümüşten ağır olduğu için, saf altından yapılmış bir küp, saf gümüşten yapılmış bir küpten daha küçüktü. Arşimet, altın küpün gümüş küpten daha az suyun yerini aldığını gördü.
Tacın yapısında gümüş olup olmadığını bulmak için bu ilkeden yararlanmayı düşündü. Bir su kabına, tacın ağırlığına eşit miktarda altın,başka bir kaba gene tacın ağırlığına eşit miktarda gümüş,üçüncü bir kaba da tacın kendini koydu.Yaptığı deneyde, tacın altından daha fazla ve gümüşten daha az su kitlesiyle yer değiştirdiğini ortaya yıkardı.
Bu sonuca göre, taç sırf altın veya sırf gümüşten yapılmamıştı. Bunların karışımından yapılmıştı. Arşimet'in buluşuyla, kralın kuyumcusu sadece işinden değil hayatından da oldu.
Arşimet böylelikle kralın derdini halletmişti ama,deneylerine son vermedi. Katı maddelerin bünyesine ilişkin en önemli bilgileri,bir kapta yer değiştirdikleri su miktarını ölçerek, bundan vardığı sonuçlarla ortaya koydu. "Arşimet Kanunu" diye tanımlanan bu ilke,aradan yirmi yüzyıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen bilim adamları tarafından yapılan bazı hesaplamalarda hâlâ güvenle uygulanmaktadır.
C) çağdaki filozofların ve matematikçilerin çoğu,düşüncelerini kuramsal (teorik) olarak ortaya koymakla yetinirlerdi. Bunların doğruluğunu ispatlamak çabasına girişmezlerdi.Arşimet, çalışmalarını ve vardığı sonuçların doğruluğunu deneyle re dayandırıyordu.
Arşimet'in,çok büyük ağırlıkları çok küçük bir çabayla hareket ettirebilen bir makine yaptığı da ona ilişkin söylentiler arasındadır. Söylentiye göre, Arşimet bu makinenin kasnaklarından geçirilen,bir ucu yüklü bir gemiye bağlı bir zincirin öteki ucunu Kral Hiero'ya uzatmıştı. Kral Hiero da zinciri çekmiş ve büyük bir şaşkınlıkla koca geminin hareket ettiğini görmüştü.
Bir süre sonra, Romalılar Siraküze şehrini kuşatmışlardı. Yunanlılar, Roma gemilerine karşı Arşimet'in bu makinesinden yararlandılar. Büyük kancalarını, kıskaç görünüşündeki kollarını denize doğru indiren ve Roma gemilerini böylece kavrayıp havaya kaldıran makine,onları kayalıkların üzerine atarak parçalanmalarını sağlıyordu. Arşimet'in bir başka uygulaması da,dev büyüteçlerle Roma gemilerinin üzerine güneş ışığını düşürmesi ve gemileri yakmasıydı.Bilim tarihinde ölümsüz yeri olan Arşimet, matematik ve geometri konusunda çok değerli eserler yazmıştır.
isa'dan önce 212 yılında Romalılar nihayet Siraküze şehrine girmişler, Roma ordusunun komutanı Marcellus,bu büyük bilim adamına dokunulmamasını emretmişti. Pazar yerinde toprağa çizdiği bir daireyle ilgili hesaplar yapan büyük bilim adamı sarhoş bir Romalı asker tarafından öldürüldü..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar