bugün
- kabak tatlısını sevenler8
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- nervio'nun gerçek yüzü6
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı14
- nervio'nun asıl benzediği ünlü6
- kafanın çok büyük olması8
- nervio34
- barış alper yılmaz4
- birçok kadın evliliğini eskort hizmeti gibi yapıyo3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- yalnız çirkin asosyal erkek6
- bırak kolumu acıtıyorsun4
- bafra pidesi2
- anın görüntüsü23
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam6
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- 2019 tasarımı4
- tarcanlar oto ekspertiz2
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- emre aydın dinlemek2
- nerdesiniz3
- ibrahim tatlısesin peygamber olma ihtimali5
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı2
- kabak tatlısını sevmeyenler2
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- bu koyden olsam ne olacak3
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak3
- mercedese binen memur2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- duygu özaslan6
- 30 kasım 20262
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı24
- 29 kasım 20262
- kabak tatlısının üzerine tahin dökmek2
- 27 kasım 20262
- ismet gurbuz 20242
- kahtalı mıçı hayranı kız4
- mesibaglari2
- 19 kasım 20262
- timsah yürüyüşü4
- özel ders vermek4
- 8 kasım 20264
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek7
- ya şeytan haklıysa5
- zorunlu askerliğin ahlaki sorunu3
- beni benden alırsan seni sana bırakmam3
- askerde özlenen şeyler9
- beni benden alırsan bene nolur3
hükümsüz bir hayat buldum; ulus ulus, şehir şehir, ilçe ilçe, cadde cadde, sokak sokak dolaştım, ara mahallelere dahi girdim; devlet adamlarına, dünyanın en zenginlerine, annelere-babalara, kardeşlere, yazarlara, orospulara, savaş kahramanlarına, dünyayı kurtaranlara, aşıklara, acı ile yoğrulan alimlere, tasavvufilere, zerdüştlere, eşcinsellere sordum ve bulamadım sahibini. onu ıssız ve kimsenin görmeyeceği bir köşeye bıraktım. ölü müydü?.. bilmiyorum ki? benim elimde kalmasın, ben de kaybolmasın da, ne olursa olsun...
***
hayatın farklı pencerelerinden bakıp, kendi kimliğine en yakın bulduğu ile beyin ve kalbini dolduranlarda mutlu mu oldu sanıyorsunuz? peki neden bedbaht öldü mevlana, şems'in dostluğu ve dahi aşkının yoluna rağmen, onca tasavvufi açılımların adamı olmasına rağmen hem de? ulus-devlet düşüncesinin ilk temsilcisi, hayata ahlaki açılarının kalıplaşmış kural ve kuramlarını kırarak tarihe damgasını vurmuş ama açlıktan hep nefesi kokmuş, hep zorluklarla savaşmak zorunda kalmış machiavelli? yakışıklılığı ile ve çok güzel karısı zelda sayre'ye sahip olan ünlü yazar fitzgerald? üstelik hayatta bütünleştiğini düşündüğü dört şeye sahipti o; paraya, yakışıklılığa, aşkına ve yazmaya. şimdilerde gençliğine lanet okumasına rağmen uluslararası sesini ve düşüncelerini duyuran, yazdıkları ile herkesi etkisi altına alan elif şafak? üstelik o anne de oldu.
yani aşkı arayan onu bulduğunda mutlu değil, yazıya tapan onu yazdığında tatmin değil, çağa damgasını vuran farklı fikirleri ya da icatları getirenler anlaşılmamanın üzüntüsünü duymakta, çok paralı ağabeylerimiz-ablalarımızda da var bir huzurluk, mutsuzluk. neden biliyor musunuz; mutluluk anlaşılamıyor.
anın içinde saklı kalanı zamanın içine yaymak istiyorduk hep; akışında yaşamayı müdahalelerle süslüyorduk çoğunlukla; var olanı çoğaltmak yerine tatminsizlikle tüketiyorduk, kavramlara hep maddi değer biçtik; iktidar olmak uğruna her şeyi umarsızca talan ettik.
yaşanılan mutsuzlukların o kadar çok sebebi vardı ki, hem de bu sebepleri mal edecek haller, sistemler, kişiler...
***
kimsenin görmeyeceği bir köşeye bıraktım onu. ölü müydü?.. bilmiyorum ki? benim elimde kalmasın, ben de kaybolmasın da, ne olursa olsun... kimse kabul etmediyse, kimse almadıysa, kimse istemediyse işe yaramazdır bu diye düşündüm. oysa ışıl ışıldı, oysa umut doluydu, anaçtı, ellerimdeyken, sahibini ararken bana nasıl da tatmin ve huzur ve ne derler ona; hani şey, hani herkesin istediği, hani herkesin muhtelif şeylerde aradığı; hahhh, mutluluk vermişti.
kimse almadıysa, kimse kabul etmediyse ben neden alayımdı ki onu, değil mi?
(bkz: bu da mutluluğun hikayesi imiş).
***
hayatın farklı pencerelerinden bakıp, kendi kimliğine en yakın bulduğu ile beyin ve kalbini dolduranlarda mutlu mu oldu sanıyorsunuz? peki neden bedbaht öldü mevlana, şems'in dostluğu ve dahi aşkının yoluna rağmen, onca tasavvufi açılımların adamı olmasına rağmen hem de? ulus-devlet düşüncesinin ilk temsilcisi, hayata ahlaki açılarının kalıplaşmış kural ve kuramlarını kırarak tarihe damgasını vurmuş ama açlıktan hep nefesi kokmuş, hep zorluklarla savaşmak zorunda kalmış machiavelli? yakışıklılığı ile ve çok güzel karısı zelda sayre'ye sahip olan ünlü yazar fitzgerald? üstelik hayatta bütünleştiğini düşündüğü dört şeye sahipti o; paraya, yakışıklılığa, aşkına ve yazmaya. şimdilerde gençliğine lanet okumasına rağmen uluslararası sesini ve düşüncelerini duyuran, yazdıkları ile herkesi etkisi altına alan elif şafak? üstelik o anne de oldu.
yani aşkı arayan onu bulduğunda mutlu değil, yazıya tapan onu yazdığında tatmin değil, çağa damgasını vuran farklı fikirleri ya da icatları getirenler anlaşılmamanın üzüntüsünü duymakta, çok paralı ağabeylerimiz-ablalarımızda da var bir huzurluk, mutsuzluk. neden biliyor musunuz; mutluluk anlaşılamıyor.
anın içinde saklı kalanı zamanın içine yaymak istiyorduk hep; akışında yaşamayı müdahalelerle süslüyorduk çoğunlukla; var olanı çoğaltmak yerine tatminsizlikle tüketiyorduk, kavramlara hep maddi değer biçtik; iktidar olmak uğruna her şeyi umarsızca talan ettik.
yaşanılan mutsuzlukların o kadar çok sebebi vardı ki, hem de bu sebepleri mal edecek haller, sistemler, kişiler...
***
kimsenin görmeyeceği bir köşeye bıraktım onu. ölü müydü?.. bilmiyorum ki? benim elimde kalmasın, ben de kaybolmasın da, ne olursa olsun... kimse kabul etmediyse, kimse almadıysa, kimse istemediyse işe yaramazdır bu diye düşündüm. oysa ışıl ışıldı, oysa umut doluydu, anaçtı, ellerimdeyken, sahibini ararken bana nasıl da tatmin ve huzur ve ne derler ona; hani şey, hani herkesin istediği, hani herkesin muhtelif şeylerde aradığı; hahhh, mutluluk vermişti.
kimse almadıysa, kimse kabul etmediyse ben neden alayımdı ki onu, değil mi?
(bkz: bu da mutluluğun hikayesi imiş).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com