bugün
- ekşi sözlük referans16
- mekke anlaşması19
- yeni partinin çerçeve yasa kararı5
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
- kod yazarken müzik dinlemek6
- torpil peşinde koşan tip5
- yazarların para ödediği yapay zekalar6
- merfulu11
- en gey özelliğiniz9
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- 2000 doğumlu kızlar2
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- hamferdi yazarlar3
- din ve ahlak4
- erecto bey bay birader2
- online 40 yazar ne yapıyor5
- recep tayyip erdoğan4
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- yanlışlıkla gey olmak9
- bir insanın muadilini bulmak5
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- wc'ye telefonsuz girmek7
- gizli artılayan yazar3
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- günlük tutan erkek19
- en estetik meyveler2
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- bol bol su içmek2
- rodrigo mora6
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- kulağın pıtı gibi olması3
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- nihal atsız2
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- her yerde sümkürebilen insan6
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- arda güler5
- mükemmeliyetçi insan2
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- hastane randevusu2
- gratisin içini merak etmek8
- halkını düşünmeyen lider4
- sıcak hava vs soğuk hava2
- merhabalarr5
vardı bir zaman. baya da aktifti hani. içimizden geleni,içimizden geldiği gibi, çoğu zaman da edebi kaygı gütmeden yazıyorduk aslında. biz yazıyorduk, aşık olduğumuz adam yazıyordu, ona aşık olan kadın yazıyordu. herkes gizliden gizliye, bazen de açıktan açığa birbirinin hayatını takip ediyordu. eğlenceli ve yaratıcı bir yanı da vardı aslında. 4 sene, haftada 1 - 2 yazı yazacak kadar ne vardı hayatımızda bilmiyorum. sanırım o zamanlar çok genç ve tecrübesizdik. güven çoktu, umut çoktu, aşk vardı bir de. gözü kapalı teslim olmak gibi. yeni başlanan işler heyecanlıydı, yeni tanışılan insanları tanıma çabası eğlenceliydi. hayal kırıklıkları kısmı var bir de, onlar da son derece gerçekti. buz gibi hani. yere düşüp de paramparça olmuş camlar gibi can kırıklarımızı yazıyorduk. bazen fazlaca depresifti ama bir o kadar da gerçekti.
sonra noldu?
sonra sanırım büyüdük. güven azaldı, umut azaldı, aşk kayboldu. çünkü can yanığından sonra hayatımıza giren kimseye eskisi gibi güvenemedik, kendimizi açamadık. yani gözü kapalı teslim olamadık. çünkü dizlerimiz, dirseklerimiz yara bere içindeydi ve düşmek çok can yakıyordu bir aşktan. o yüzdendir ki kendi kabuğumuza çekildik. kendimizi koruma altına aldık. yeni başlanan hiçbir şey keyif vermemeye başladı çünkü öğrendik ki her şey bir süre sonra monotonlaşır, her heyecan bir süre sonra geçer. yeni insanları tanımaya çalışmak eğlenceli gelmemeye başladı, çünkü öğrendik ki yaş büyüdükçe insanların içi çürür. pek çoğunun yani. o yüzden elimizi kime atsak bir küf kokusu bulaşır elimize. küf kokusu eğlenceli değildir. işte bu monotonlukta yazacak pek bir şey de kalmadı. neden? çünkü her gözyaşı, her hayal kırıklığı ve her monotonluk bir birinin aynıydı. birbirinin aynı olan her yeni gün hakkında da yazacak pek bir şey yoktu aslında.
ha bir de feysbuk, tivitir çıktı sonra. blogların pabuçları dama atıldı. blog.. sahi vardı bir zaman. hala blog yazan var mı ya da yazılanları okuyan.. merak konusu.
sonra noldu?
sonra sanırım büyüdük. güven azaldı, umut azaldı, aşk kayboldu. çünkü can yanığından sonra hayatımıza giren kimseye eskisi gibi güvenemedik, kendimizi açamadık. yani gözü kapalı teslim olamadık. çünkü dizlerimiz, dirseklerimiz yara bere içindeydi ve düşmek çok can yakıyordu bir aşktan. o yüzdendir ki kendi kabuğumuza çekildik. kendimizi koruma altına aldık. yeni başlanan hiçbir şey keyif vermemeye başladı çünkü öğrendik ki her şey bir süre sonra monotonlaşır, her heyecan bir süre sonra geçer. yeni insanları tanımaya çalışmak eğlenceli gelmemeye başladı, çünkü öğrendik ki yaş büyüdükçe insanların içi çürür. pek çoğunun yani. o yüzden elimizi kime atsak bir küf kokusu bulaşır elimize. küf kokusu eğlenceli değildir. işte bu monotonlukta yazacak pek bir şey de kalmadı. neden? çünkü her gözyaşı, her hayal kırıklığı ve her monotonluk bir birinin aynıydı. birbirinin aynı olan her yeni gün hakkında da yazacak pek bir şey yoktu aslında.
ha bir de feysbuk, tivitir çıktı sonra. blogların pabuçları dama atıldı. blog.. sahi vardı bir zaman. hala blog yazan var mı ya da yazılanları okuyan.. merak konusu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar