bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı17
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- sözlük yazarlarının tatlıları8
- memeleri ile gündeme oturan yazar8
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması6
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek3
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması3
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması13
- fenerbahahahahahçe7
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- fon vurgunu41
- sevim koş fener'e koydular3
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var4
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- fiziği güzel sözlük kızları4
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- nervio adlı yazara uyarı14
- izmirbeyfendisi5
- ulu sözlük camiasına duyuru4
- anın görüntüsü19
- kaslı sözlük erkekleri3
- kale3112 de olup true da olmayan ne var4
- fiziği kötü sözlük erkekleri3
- from gold from dust10
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- yemek yapmayı bilmeyen erkek5
- nohut köftesi6
- 20 ekim 2026 galatasaray strasbourg basketbol maçı3
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- götü en güzel manifestci3
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- kale'nin bicepsleri4
- sergen yalçın9
- özelden gelen saçma mesajlar12
- fatma betül sayan kaya10
- kale kardeşimizin objeleştirilmesi3
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- arkadaşlar3
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
- clemence baptista16
- sol framenin azgınlarla dolu olması2
- kolye140
- ismail kartal11
Berlin Üniversitesi’nde ders vermekte olan Einstein, Nazilerin etkilerini artırmalarının ardından Almanya’da daha fazla kalamayacağını görmüş ve Paris’e geçmişti. Radikal Gazetesi'nin 17 Eylül 1933’te Almanya’daki Yahudi profesörleri kurtarmak amacıyla bu mektubu Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na gönderdi:
Altında imzası olmasına rağmen, mektubu kaleme alan Albert Einstein değil OSE yönetimiydi. Özel sekreterinin açıkladığına göre Albert Einstein 17 Eylül’ü kapsayan 10 gün boyunca Paris’te değildi. Ama OSE antetli boş kâğıtlara imzalar atmış, gerektiğinde kullanılması için OSE yönetimine bırakmıştı. Bu durumda bu belge bir Einstein mektubu sayılabilir miydi? Bence sayılırdı, çünkü birçok politikacının konuşmalarını ‘ghost writer’ların yazmasına rağmen, bunlar o liderlerin sözleri olarak kabul edilmiyor muydu? Bu da öyle bir şeydi. Kendisi Paris dışında olsa da, mutlaka bu mektupta neler yazıldığından haberdardı. Albert Einstein imzası ile gelen mektup, onun kişisel değil ama resmi bir mektubuydu. (...) O dönemde Başbakan ismet Bey’di. Daha soyadı kanunu kabul edilmediği için henüz inönü soyadını almamıştı. Başbakan, bu mektubu alınca kendi el yazısıyla kenarına bir not düşüp Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’e göndermişti. Ama sonra ortaya çıkan sonuç olumsuzdu. Başbakan ismet Bey, Einstein’ın isteğini reddetmiş ve 14 Kasım 1933 tarihinde şöyle bir mektup göndermişti: ,
Başbakan’ın bu mektubu kapıları Alman bilim adamlarına kapatmış gibi görünüyordu ama sonuç öyle olmamıştı. Sadece Einstein’ın mektubunda teklif ettiği 40 bilim insanı değil 190 bilim insanı Türkiye tarafından kabul edilmişti. Bu bilim insanları önce Almanya’dan, 1938’teki Anschluss’tan sonra Avusturya’dan ve 1939’daki Nazi istilasından sonra Prag’dan gelmişlerdi. (...) Bu dönemde Türkiye’nin katkıları işe yaramış, mesela dokuz ay toplama kampında kaldıktan sonra kurtarılan diş hekimi Alfred Kantorowicz gibi bilim adamları istanbul’da yeni bir hayat kurma olanağı bulmuşlardı. Başbakanın ve bakanlar kurulunun olumsuz tavrına rağmen, bu Türkiye’ye gelmelerini sağlayan güç neydi?
Bazı kaynaklar bunu o sırada Cumhurbaşkanı olan ve Türkiye’nin acilen modernleşmesini arzulayan Kemal Atatürk’e bağlıyorlardı. Bu araştırmacılara göre Atatürk devreye girmiş ve kapıları sonuna kadar açmıştı. ilk bilim insanı grubu geldiği zaman onları Dolmabahçe Sarayı’nda konuk iran Şahı şerefine verilen bir ziyafete davet eden de oydu. Hepsiyle tek tek görüşmüş, onlara hoş geldiniz demişti
Alıntıdır.
Altında imzası olmasına rağmen, mektubu kaleme alan Albert Einstein değil OSE yönetimiydi. Özel sekreterinin açıkladığına göre Albert Einstein 17 Eylül’ü kapsayan 10 gün boyunca Paris’te değildi. Ama OSE antetli boş kâğıtlara imzalar atmış, gerektiğinde kullanılması için OSE yönetimine bırakmıştı. Bu durumda bu belge bir Einstein mektubu sayılabilir miydi? Bence sayılırdı, çünkü birçok politikacının konuşmalarını ‘ghost writer’ların yazmasına rağmen, bunlar o liderlerin sözleri olarak kabul edilmiyor muydu? Bu da öyle bir şeydi. Kendisi Paris dışında olsa da, mutlaka bu mektupta neler yazıldığından haberdardı. Albert Einstein imzası ile gelen mektup, onun kişisel değil ama resmi bir mektubuydu. (...) O dönemde Başbakan ismet Bey’di. Daha soyadı kanunu kabul edilmediği için henüz inönü soyadını almamıştı. Başbakan, bu mektubu alınca kendi el yazısıyla kenarına bir not düşüp Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’e göndermişti. Ama sonra ortaya çıkan sonuç olumsuzdu. Başbakan ismet Bey, Einstein’ın isteğini reddetmiş ve 14 Kasım 1933 tarihinde şöyle bir mektup göndermişti: ,
Başbakan’ın bu mektubu kapıları Alman bilim adamlarına kapatmış gibi görünüyordu ama sonuç öyle olmamıştı. Sadece Einstein’ın mektubunda teklif ettiği 40 bilim insanı değil 190 bilim insanı Türkiye tarafından kabul edilmişti. Bu bilim insanları önce Almanya’dan, 1938’teki Anschluss’tan sonra Avusturya’dan ve 1939’daki Nazi istilasından sonra Prag’dan gelmişlerdi. (...) Bu dönemde Türkiye’nin katkıları işe yaramış, mesela dokuz ay toplama kampında kaldıktan sonra kurtarılan diş hekimi Alfred Kantorowicz gibi bilim adamları istanbul’da yeni bir hayat kurma olanağı bulmuşlardı. Başbakanın ve bakanlar kurulunun olumsuz tavrına rağmen, bu Türkiye’ye gelmelerini sağlayan güç neydi?
Bazı kaynaklar bunu o sırada Cumhurbaşkanı olan ve Türkiye’nin acilen modernleşmesini arzulayan Kemal Atatürk’e bağlıyorlardı. Bu araştırmacılara göre Atatürk devreye girmiş ve kapıları sonuna kadar açmıştı. ilk bilim insanı grubu geldiği zaman onları Dolmabahçe Sarayı’nda konuk iran Şahı şerefine verilen bir ziyafete davet eden de oydu. Hepsiyle tek tek görüşmüş, onlara hoş geldiniz demişti
Alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar