bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri35
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar10
- sözlük erkeklerinin adonisleri10
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- fon vurgunu41
- fiziği güzel sözlük kızları3
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek3
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- fiziği kötü sözlük erkekleri3
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir3
- memeleri ile gündeme oturan yazar4
- ulu sözlük camiasına duyuru4
- izmirbeyfendisi5
- kale3112 de olup true da olmayan ne var4
- götü en güzel manifestci3
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- from gold from dust10
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- kaslı sözlük erkekleri2
- kale3112 ile kız tavlamak2
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı9
- kale kardeşimizin objeleştirilmesi3
- yemek yapmayı bilmeyen erkek5
- arkadaşlar3
- fatma betül sayan kaya10
- kale'nin bicepsleri4
- nohut köftesi6
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları2
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- abur cuburu tamamen bırakmak3
- bicepsleri ile gündeme oturan yazar2
- sergen yalçın9
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
- özelden gelen saçma mesajlar12
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- boşalırken anıran erkek5
- tofasla 200 basma2
- kale3112 buraya üçlü çektir tayfaya2
- acı soslu süs domuzu7
- clemence baptista16
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- kolye140
- kim bu erzincanlı9
- kurallara neden uyduğumuz sorusu2
- anın görüntüsü18
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
Berlin Üniversitesi’nde ders vermekte olan Einstein, Nazilerin etkilerini artırmalarının ardından Almanya’da daha fazla kalamayacağını görmüş ve Paris’e geçmişti. Radikal Gazetesi'nin 17 Eylül 1933’te Almanya’daki Yahudi profesörleri kurtarmak amacıyla bu mektubu Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na gönderdi:
Altında imzası olmasına rağmen, mektubu kaleme alan Albert Einstein değil OSE yönetimiydi. Özel sekreterinin açıkladığına göre Albert Einstein 17 Eylül’ü kapsayan 10 gün boyunca Paris’te değildi. Ama OSE antetli boş kâğıtlara imzalar atmış, gerektiğinde kullanılması için OSE yönetimine bırakmıştı. Bu durumda bu belge bir Einstein mektubu sayılabilir miydi? Bence sayılırdı, çünkü birçok politikacının konuşmalarını ‘ghost writer’ların yazmasına rağmen, bunlar o liderlerin sözleri olarak kabul edilmiyor muydu? Bu da öyle bir şeydi. Kendisi Paris dışında olsa da, mutlaka bu mektupta neler yazıldığından haberdardı. Albert Einstein imzası ile gelen mektup, onun kişisel değil ama resmi bir mektubuydu. (...) O dönemde Başbakan ismet Bey’di. Daha soyadı kanunu kabul edilmediği için henüz inönü soyadını almamıştı. Başbakan, bu mektubu alınca kendi el yazısıyla kenarına bir not düşüp Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’e göndermişti. Ama sonra ortaya çıkan sonuç olumsuzdu. Başbakan ismet Bey, Einstein’ın isteğini reddetmiş ve 14 Kasım 1933 tarihinde şöyle bir mektup göndermişti: ,
Başbakan’ın bu mektubu kapıları Alman bilim adamlarına kapatmış gibi görünüyordu ama sonuç öyle olmamıştı. Sadece Einstein’ın mektubunda teklif ettiği 40 bilim insanı değil 190 bilim insanı Türkiye tarafından kabul edilmişti. Bu bilim insanları önce Almanya’dan, 1938’teki Anschluss’tan sonra Avusturya’dan ve 1939’daki Nazi istilasından sonra Prag’dan gelmişlerdi. (...) Bu dönemde Türkiye’nin katkıları işe yaramış, mesela dokuz ay toplama kampında kaldıktan sonra kurtarılan diş hekimi Alfred Kantorowicz gibi bilim adamları istanbul’da yeni bir hayat kurma olanağı bulmuşlardı. Başbakanın ve bakanlar kurulunun olumsuz tavrına rağmen, bu Türkiye’ye gelmelerini sağlayan güç neydi?
Bazı kaynaklar bunu o sırada Cumhurbaşkanı olan ve Türkiye’nin acilen modernleşmesini arzulayan Kemal Atatürk’e bağlıyorlardı. Bu araştırmacılara göre Atatürk devreye girmiş ve kapıları sonuna kadar açmıştı. ilk bilim insanı grubu geldiği zaman onları Dolmabahçe Sarayı’nda konuk iran Şahı şerefine verilen bir ziyafete davet eden de oydu. Hepsiyle tek tek görüşmüş, onlara hoş geldiniz demişti
Alıntıdır.
Altında imzası olmasına rağmen, mektubu kaleme alan Albert Einstein değil OSE yönetimiydi. Özel sekreterinin açıkladığına göre Albert Einstein 17 Eylül’ü kapsayan 10 gün boyunca Paris’te değildi. Ama OSE antetli boş kâğıtlara imzalar atmış, gerektiğinde kullanılması için OSE yönetimine bırakmıştı. Bu durumda bu belge bir Einstein mektubu sayılabilir miydi? Bence sayılırdı, çünkü birçok politikacının konuşmalarını ‘ghost writer’ların yazmasına rağmen, bunlar o liderlerin sözleri olarak kabul edilmiyor muydu? Bu da öyle bir şeydi. Kendisi Paris dışında olsa da, mutlaka bu mektupta neler yazıldığından haberdardı. Albert Einstein imzası ile gelen mektup, onun kişisel değil ama resmi bir mektubuydu. (...) O dönemde Başbakan ismet Bey’di. Daha soyadı kanunu kabul edilmediği için henüz inönü soyadını almamıştı. Başbakan, bu mektubu alınca kendi el yazısıyla kenarına bir not düşüp Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’e göndermişti. Ama sonra ortaya çıkan sonuç olumsuzdu. Başbakan ismet Bey, Einstein’ın isteğini reddetmiş ve 14 Kasım 1933 tarihinde şöyle bir mektup göndermişti: ,
Başbakan’ın bu mektubu kapıları Alman bilim adamlarına kapatmış gibi görünüyordu ama sonuç öyle olmamıştı. Sadece Einstein’ın mektubunda teklif ettiği 40 bilim insanı değil 190 bilim insanı Türkiye tarafından kabul edilmişti. Bu bilim insanları önce Almanya’dan, 1938’teki Anschluss’tan sonra Avusturya’dan ve 1939’daki Nazi istilasından sonra Prag’dan gelmişlerdi. (...) Bu dönemde Türkiye’nin katkıları işe yaramış, mesela dokuz ay toplama kampında kaldıktan sonra kurtarılan diş hekimi Alfred Kantorowicz gibi bilim adamları istanbul’da yeni bir hayat kurma olanağı bulmuşlardı. Başbakanın ve bakanlar kurulunun olumsuz tavrına rağmen, bu Türkiye’ye gelmelerini sağlayan güç neydi?
Bazı kaynaklar bunu o sırada Cumhurbaşkanı olan ve Türkiye’nin acilen modernleşmesini arzulayan Kemal Atatürk’e bağlıyorlardı. Bu araştırmacılara göre Atatürk devreye girmiş ve kapıları sonuna kadar açmıştı. ilk bilim insanı grubu geldiği zaman onları Dolmabahçe Sarayı’nda konuk iran Şahı şerefine verilen bir ziyafete davet eden de oydu. Hepsiyle tek tek görüşmüş, onlara hoş geldiniz demişti
Alıntıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar