bugün
- aslan abilerim sözlüğe geri dönsün kampanyası7
- meal kuran değildir26
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi11
- velvet almanyaya gel5
- yazarlara sözlüğü zehir zıkkım etmek4
- eric abidal2
- çoğu yazarları donuzlamış olmam7
- sözlükte erkek yazar istemiyoruz kampanyası4
- dünya sivaslılar günü3
- duş almak vs duş yapmak3
- insanlar sizi nasıl tanımlar2
- gürkan uygun2
- velvet14
- bella hadid3
- memati baş5
- anker2
- uzak diyar nickli gurbetçi akp li3
- redkitin ati2
- lulu3
- arkadaşlar ben başaramadım3
- uzak diyar4
- justin bieber3
- iremga12
- gta 52
- animecileri ciddiye almak2
- tai lung8
- arkadaşlar benden rahatsız mısınız3
- başak erkeği nasıl tavlanır3
- psikologa verdiğin mal iyi değilmiş demek3
- bakarız3
- kendini anlatamamak6
- ıban at3
- ateşin çocukları2
- hayatımdaki şeylerin yolunda gitme süresi3
- saçını ombre yapmak2
- kendine 10 üzerinden kaç verirsin4
- ak partiye üye oluyoruz kampanyası2
- disney prensesi olmak2
- kız arkadaş kiralamak8
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- burger king hamburgeri2
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak4
- bizim zamanımızda böyle miydi diyen nesil2
- psikoloğumun intihar mektubu yazması2
- bir sözlük kızıyla sevişmek3
- magnum kodları işe yarıyor mu sorunsalı2
- rahatsız değiliz paşa2
- zengin olmanın yolları3
- iremga ekşide lanetli çaylak olmuş2
- afrika nasıl kalkınabilir15
binanın ideal olmasının 2 nedeni vardı;
çok yüksekti.
kapısı açıktı. apartman görevlisi işini fazla dikkatli yapmıyordu. biliyordu. izlemişti.
yanına çok şey almamıştı. gerek de yoktu zaten. sadece kibriti ve sigarası. bir de çantasındaki demir makası.. sapı kırmızı.
apartmana girdi. ışığa uzandı, yaktı.
merdivenleri çıkmaya başladı. etrafa daha ayrıntılı baktığını farketti. garip bir özlem içinde sanki. duvarlardaki çatlaklar, mavi trabzanlar, her katta plastik koruyucular içinde sarı ampuller.
merdivenler yukarıya uzanıyor, bittiğinde ise 180 derece dönerek yeni bir sıra başlıyordu. yukarıya çıkarken fazla bir şey düşünmüyordu. düşünmemesi gerektiğini biliyordu.
"sakın düşünme!"
"yoksa arkanı dönüp gideceksin.."
"sakın!"
çok düşünmüştü.
gecelerce..
aylarca..
merdiven dönüşlerinin bulunduğu kat aralarındaki duvarlarda beyaz plastik üzerine yapıştırılmış kırmızı numaralar vardı.
kat numaraları.
bir merdiveni daha dönerken gözü numaraya takıldı.
"6"
tam kat arasındayken ışık söndü. bir kibrit çıkardı cebinden, çaktı. etrafa tekrar baktı. kibrit ışığı güzeldi.
apartmanın ışığına bastı, bir anda karanlık dağıldı. ikinci kibriti çıkarıp ışık düğmesinin arasına sıkıştırdı. artık sönmeyecekti.
adam dalgın dalgın yoluna devam etti.
"sakın!"
"7"
"8"
"9"
kaç kat çıktığının farkındaydı. ama yine de numaralara bakmaktan alamıyordu kendini. garip bir duyguydu. aslında bir geri sayımdı, ama artıyordu.
ironiye gülümsedi.
mavi trabzan yeni boyanmıştı. yukarı çıkarken elini üzerinde gezdiriyordu. serindi. binanın aksine temiz görünüyordu. bina daha eskiydi. belki 20 yıllık, belki 30.
"12"
"belki de..?"
"sakın!"
basamakları saydığını farketti. neden yaptığını bilmiyordu.
1
2
3
4
17
kırmızı işaret "14" diyordu.
her 17 basamak bir kat daha yukarı çıkarıyordu adamı.
ayakkabı bağının çözüldüğünü farketti. eğildi, dikkatlice bağladı. sıkı sıkı. neden yaptığını bilmiyordu. çok saçmaydı. ama yine de kendini iyi hissetti. sanki hayatı boyunca dikkat etmediği ayrıntılara, düzene son bir selam gibiydi.
karanlık bastı içini. aynı anda hem terledi hem üşüdü. midesi bulandı sonra. ani bir hareketle eğildi, tek eliyle saçlarını tutarak kustu. ağzından ve burnundan aynı anda.
paniğe kapılmak üzereydi. normalde sık sık paniğe kapılan bir insan değildi, sadece bazen. ender.. onu da bastırmasını bilirdi.
tekrar "eğer...?" diye düşünmeye başlıyordu ki ne yaptığını farketti. herşeyi berbat edecekti. kendisi umrunda bile değildi.. ama başkaları.. onlar...?
"sakın! düşünme!"
"bunu kendine yapma"
panik geldiği zaman kendinize "sakin ol!" demezdiniz. o zaman geçmezdi. sadece oturur ve sakin olurdunuz. sükûnetin bedeninizi sarmasını, paniği kovmasını sağlardınız.
o da öyle yaptı. kustuğu basamaklardan biraz uzağa oturdu, gözlerini kapattı. burnundan derin bir nefes aldı, tuttu, ağzından yavaşca verdi.
gitmişti.
ayağa kalktı, merdivenleri çıkmaya başladı. 1..2..17..
trabzandan tutup dönerken kat numarasına baktı.
"16"
bir yerlerde böyle anlarda zamanın çok yavaş aktığını okumuştu. bu bir yalandı. aksine zaman çok hızlı akıyordu. merdivenleri çıkarken yaşlandığını hissediyordu. yürümeyi kesmeden gözlerini kapatıp kendi imgesini gözlerinin önüne getirdi. sanki dışardan izliyordu.
bir film gibi.
astral çıkış misali..
yürüdükçe uzun siyah saçları önce griye, sonra beyaza dönüşüyor, beli bükülüyor, nefesi kesiliyor, derisi kırışıklar içinde kalıyordu.
kendisini 22 yaşından 90'a doğru ilerlerken izledi.
gözlerini açtı.
zihni üzerinde azıcık bir kontrolü kalmıştı, onu da kafasındaki plan için kullanıyordu.
"düşünme..."
aslında kendi adına en ufak bir şüphesi yoktu, dediğim gibi, çok düşünmüştü. daha fazla düşünmek daha fazla hayal kırıklığına neden olacaktı.
şaşkın şaşkın durdu.
deli gibi gülmeye başladı.
"daha fazla hayal kırıklığı?"
güldü, güldü, güldü.
sonra bir anda sustu. apartmandan kimseyi uyandırmak istemiyordu. sessiz olması lazımdı.
"şu anda en son isteyeceğim şey bir insanla karşılaşmak"
"22"
nedense kendini çok kirli hissediyordu. ilk müşterisiyle seks yapmış bir fahişe gibi. yıkanmak istedi.
sonunda merdivenlerin sonuna geldiğini farketti. önünde sadece çatıya açılan bir kapı vardı. çantasından demir makasını çıkardı, kilidi iki hamlede kesti. yuvasından çıkarıp makasla beraber yavaşça yere koydu. kapının kolunu tuttu, duraksadı..
"sakın!"
kapıyı açtı.
serin bahar gecesi havası suratına çarptı. yağmur çiseliyordu. gözleri doldu. üzüntüden değil de, hüzünden.. çok seviyordu yağmuru..
çatı kiremitlerle kaplanmış açılı bir yapı değildi. teras şeklindeydi. yürümeye başladı. bacakları titremiyordu. sadece dişlerini sıkmıştı. bunu neden yaptığını bilmiyordu, daha sakin hissetmesini sağlıyordu.
sanki benliğini ağzında tutuyordu, dişlerinin arasında.
sıkıca.
terasın kenarına geldi, aşağıya baktı. tek bir insan yoktu. saatten emin değildi, yanına saati gösterecek hiçbir alet almamıştı.
"en fazla 03:00.."
terasın kenarına oturdu. korkmuyordu. şüphesi yoktu. sadece üzgündü.
bir sigara yaktı, hızlı hızlı içti, bitirdi.
üzerine oturduğu betonda ayağa kalktı. saçlarını açtı, tokasını aşağıya attı. düşüşünü izledi.
hayatının en kötü anlarını düşündü. kaybettiklerini. pişmanlıklarını.
artık hayatında "iyi ki" yoktu
"keşke" vardı sadece.
sonra güzel anları geldi aklına.
aşk, sarhoşluklar, kahkahalar, seviştiği kadınlar.
bir damlacık ağladı.
"tanrım"
"affet beni"
"affet"
çok yüksekti.
kapısı açıktı. apartman görevlisi işini fazla dikkatli yapmıyordu. biliyordu. izlemişti.
yanına çok şey almamıştı. gerek de yoktu zaten. sadece kibriti ve sigarası. bir de çantasındaki demir makası.. sapı kırmızı.
apartmana girdi. ışığa uzandı, yaktı.
merdivenleri çıkmaya başladı. etrafa daha ayrıntılı baktığını farketti. garip bir özlem içinde sanki. duvarlardaki çatlaklar, mavi trabzanlar, her katta plastik koruyucular içinde sarı ampuller.
merdivenler yukarıya uzanıyor, bittiğinde ise 180 derece dönerek yeni bir sıra başlıyordu. yukarıya çıkarken fazla bir şey düşünmüyordu. düşünmemesi gerektiğini biliyordu.
"sakın düşünme!"
"yoksa arkanı dönüp gideceksin.."
"sakın!"
çok düşünmüştü.
gecelerce..
aylarca..
merdiven dönüşlerinin bulunduğu kat aralarındaki duvarlarda beyaz plastik üzerine yapıştırılmış kırmızı numaralar vardı.
kat numaraları.
bir merdiveni daha dönerken gözü numaraya takıldı.
"6"
tam kat arasındayken ışık söndü. bir kibrit çıkardı cebinden, çaktı. etrafa tekrar baktı. kibrit ışığı güzeldi.
apartmanın ışığına bastı, bir anda karanlık dağıldı. ikinci kibriti çıkarıp ışık düğmesinin arasına sıkıştırdı. artık sönmeyecekti.
adam dalgın dalgın yoluna devam etti.
"sakın!"
"7"
"8"
"9"
kaç kat çıktığının farkındaydı. ama yine de numaralara bakmaktan alamıyordu kendini. garip bir duyguydu. aslında bir geri sayımdı, ama artıyordu.
ironiye gülümsedi.
mavi trabzan yeni boyanmıştı. yukarı çıkarken elini üzerinde gezdiriyordu. serindi. binanın aksine temiz görünüyordu. bina daha eskiydi. belki 20 yıllık, belki 30.
"12"
"belki de..?"
"sakın!"
basamakları saydığını farketti. neden yaptığını bilmiyordu.
1
2
3
4
17
kırmızı işaret "14" diyordu.
her 17 basamak bir kat daha yukarı çıkarıyordu adamı.
ayakkabı bağının çözüldüğünü farketti. eğildi, dikkatlice bağladı. sıkı sıkı. neden yaptığını bilmiyordu. çok saçmaydı. ama yine de kendini iyi hissetti. sanki hayatı boyunca dikkat etmediği ayrıntılara, düzene son bir selam gibiydi.
karanlık bastı içini. aynı anda hem terledi hem üşüdü. midesi bulandı sonra. ani bir hareketle eğildi, tek eliyle saçlarını tutarak kustu. ağzından ve burnundan aynı anda.
paniğe kapılmak üzereydi. normalde sık sık paniğe kapılan bir insan değildi, sadece bazen. ender.. onu da bastırmasını bilirdi.
tekrar "eğer...?" diye düşünmeye başlıyordu ki ne yaptığını farketti. herşeyi berbat edecekti. kendisi umrunda bile değildi.. ama başkaları.. onlar...?
"sakın! düşünme!"
"bunu kendine yapma"
panik geldiği zaman kendinize "sakin ol!" demezdiniz. o zaman geçmezdi. sadece oturur ve sakin olurdunuz. sükûnetin bedeninizi sarmasını, paniği kovmasını sağlardınız.
o da öyle yaptı. kustuğu basamaklardan biraz uzağa oturdu, gözlerini kapattı. burnundan derin bir nefes aldı, tuttu, ağzından yavaşca verdi.
gitmişti.
ayağa kalktı, merdivenleri çıkmaya başladı. 1..2..17..
trabzandan tutup dönerken kat numarasına baktı.
"16"
bir yerlerde böyle anlarda zamanın çok yavaş aktığını okumuştu. bu bir yalandı. aksine zaman çok hızlı akıyordu. merdivenleri çıkarken yaşlandığını hissediyordu. yürümeyi kesmeden gözlerini kapatıp kendi imgesini gözlerinin önüne getirdi. sanki dışardan izliyordu.
bir film gibi.
astral çıkış misali..
yürüdükçe uzun siyah saçları önce griye, sonra beyaza dönüşüyor, beli bükülüyor, nefesi kesiliyor, derisi kırışıklar içinde kalıyordu.
kendisini 22 yaşından 90'a doğru ilerlerken izledi.
gözlerini açtı.
zihni üzerinde azıcık bir kontrolü kalmıştı, onu da kafasındaki plan için kullanıyordu.
"düşünme..."
aslında kendi adına en ufak bir şüphesi yoktu, dediğim gibi, çok düşünmüştü. daha fazla düşünmek daha fazla hayal kırıklığına neden olacaktı.
şaşkın şaşkın durdu.
deli gibi gülmeye başladı.
"daha fazla hayal kırıklığı?"
güldü, güldü, güldü.
sonra bir anda sustu. apartmandan kimseyi uyandırmak istemiyordu. sessiz olması lazımdı.
"şu anda en son isteyeceğim şey bir insanla karşılaşmak"
"22"
nedense kendini çok kirli hissediyordu. ilk müşterisiyle seks yapmış bir fahişe gibi. yıkanmak istedi.
sonunda merdivenlerin sonuna geldiğini farketti. önünde sadece çatıya açılan bir kapı vardı. çantasından demir makasını çıkardı, kilidi iki hamlede kesti. yuvasından çıkarıp makasla beraber yavaşça yere koydu. kapının kolunu tuttu, duraksadı..
"sakın!"
kapıyı açtı.
serin bahar gecesi havası suratına çarptı. yağmur çiseliyordu. gözleri doldu. üzüntüden değil de, hüzünden.. çok seviyordu yağmuru..
çatı kiremitlerle kaplanmış açılı bir yapı değildi. teras şeklindeydi. yürümeye başladı. bacakları titremiyordu. sadece dişlerini sıkmıştı. bunu neden yaptığını bilmiyordu, daha sakin hissetmesini sağlıyordu.
sanki benliğini ağzında tutuyordu, dişlerinin arasında.
sıkıca.
terasın kenarına geldi, aşağıya baktı. tek bir insan yoktu. saatten emin değildi, yanına saati gösterecek hiçbir alet almamıştı.
"en fazla 03:00.."
terasın kenarına oturdu. korkmuyordu. şüphesi yoktu. sadece üzgündü.
bir sigara yaktı, hızlı hızlı içti, bitirdi.
üzerine oturduğu betonda ayağa kalktı. saçlarını açtı, tokasını aşağıya attı. düşüşünü izledi.
hayatının en kötü anlarını düşündü. kaybettiklerini. pişmanlıklarını.
artık hayatında "iyi ki" yoktu
"keşke" vardı sadece.
sonra güzel anları geldi aklına.
aşk, sarhoşluklar, kahkahalar, seviştiği kadınlar.
bir damlacık ağladı.
"tanrım"
"affet beni"
"affet"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar