bugün
- sözlük kızlarının kekleri24
- peynir helvası5
- ölümsüzlük var4
- kürdistan7
- erkek erkeğe buluşmaya giderken parfüm sıkan erkek6
- ak partililerin apoya villa yaptırması35
- dantelli sütyen takan erkek12
- güzel olduğunuzu nasıl anlarsınız6
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- sözlükte ki gay başlıkları5
- etli biber dolması3
- sen dost ararsan koş mevlana ya5
- türk açılımı5
- uludağ sözlük ün bugları3
- allah ım verdiğini kimse engelleyemez2
- nil karaibrahimgil dinleyen erkek5
- neme lazım diyen erkek6
- erkekle kadının arkadaş olması5
- soğan çuvalını sırtlarken sevgiliye yakalanmak2
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam3
- kekini yerim senin diyen erkek3
- ayı dövmenin aslında zor olmaması12
- mehdi'nin türkiye'yi en ileri götüreceği gerçeği3
- dindarların çoğunun fakir olması7
- yesene beni diyen kız9
- festivalde iskender kapışan sözlük erkeği2
- sütyen kelimesindeki süt3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı8
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu4
- filenin sultanları'nın siklenmemesi4
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması3
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak8
- ölümden korkuyor musunuz17
- sözlük yazarlarının ödediği kira bedeli2
- klip çekmesinler diye boş fabrikaya köpek bağlamak3
- renault toros4
- bir lahmacuncunun yapabileceği en kırıcı hareket3
- yıkadığın perdeleri takmak istiyorum2
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- topkapı sarayı2
- 19 eylül 20263
- müstehcenlik soruşturmaları3
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- intihar düşüncesi7
- palamut7
- taşacak bu deniz dizisi3
- kıyıcı yazarlar2
- feto'nun kamu gizli yapılanmasına operasyon3
binanın ideal olmasının 2 nedeni vardı;
çok yüksekti.
kapısı açıktı. apartman görevlisi işini fazla dikkatli yapmıyordu. biliyordu. izlemişti.
yanına çok şey almamıştı. gerek de yoktu zaten. sadece kibriti ve sigarası. bir de çantasındaki demir makası.. sapı kırmızı.
apartmana girdi. ışığa uzandı, yaktı.
merdivenleri çıkmaya başladı. etrafa daha ayrıntılı baktığını farketti. garip bir özlem içinde sanki. duvarlardaki çatlaklar, mavi trabzanlar, her katta plastik koruyucular içinde sarı ampuller.
merdivenler yukarıya uzanıyor, bittiğinde ise 180 derece dönerek yeni bir sıra başlıyordu. yukarıya çıkarken fazla bir şey düşünmüyordu. düşünmemesi gerektiğini biliyordu.
"sakın düşünme!"
"yoksa arkanı dönüp gideceksin.."
"sakın!"
çok düşünmüştü.
gecelerce..
aylarca..
merdiven dönüşlerinin bulunduğu kat aralarındaki duvarlarda beyaz plastik üzerine yapıştırılmış kırmızı numaralar vardı.
kat numaraları.
bir merdiveni daha dönerken gözü numaraya takıldı.
"6"
tam kat arasındayken ışık söndü. bir kibrit çıkardı cebinden, çaktı. etrafa tekrar baktı. kibrit ışığı güzeldi.
apartmanın ışığına bastı, bir anda karanlık dağıldı. ikinci kibriti çıkarıp ışık düğmesinin arasına sıkıştırdı. artık sönmeyecekti.
adam dalgın dalgın yoluna devam etti.
"sakın!"
"7"
"8"
"9"
kaç kat çıktığının farkındaydı. ama yine de numaralara bakmaktan alamıyordu kendini. garip bir duyguydu. aslında bir geri sayımdı, ama artıyordu.
ironiye gülümsedi.
mavi trabzan yeni boyanmıştı. yukarı çıkarken elini üzerinde gezdiriyordu. serindi. binanın aksine temiz görünüyordu. bina daha eskiydi. belki 20 yıllık, belki 30.
"12"
"belki de..?"
"sakın!"
basamakları saydığını farketti. neden yaptığını bilmiyordu.
1
2
3
4
17
kırmızı işaret "14" diyordu.
her 17 basamak bir kat daha yukarı çıkarıyordu adamı.
ayakkabı bağının çözüldüğünü farketti. eğildi, dikkatlice bağladı. sıkı sıkı. neden yaptığını bilmiyordu. çok saçmaydı. ama yine de kendini iyi hissetti. sanki hayatı boyunca dikkat etmediği ayrıntılara, düzene son bir selam gibiydi.
karanlık bastı içini. aynı anda hem terledi hem üşüdü. midesi bulandı sonra. ani bir hareketle eğildi, tek eliyle saçlarını tutarak kustu. ağzından ve burnundan aynı anda.
paniğe kapılmak üzereydi. normalde sık sık paniğe kapılan bir insan değildi, sadece bazen. ender.. onu da bastırmasını bilirdi.
tekrar "eğer...?" diye düşünmeye başlıyordu ki ne yaptığını farketti. herşeyi berbat edecekti. kendisi umrunda bile değildi.. ama başkaları.. onlar...?
"sakın! düşünme!"
"bunu kendine yapma"
panik geldiği zaman kendinize "sakin ol!" demezdiniz. o zaman geçmezdi. sadece oturur ve sakin olurdunuz. sükûnetin bedeninizi sarmasını, paniği kovmasını sağlardınız.
o da öyle yaptı. kustuğu basamaklardan biraz uzağa oturdu, gözlerini kapattı. burnundan derin bir nefes aldı, tuttu, ağzından yavaşca verdi.
gitmişti.
ayağa kalktı, merdivenleri çıkmaya başladı. 1..2..17..
trabzandan tutup dönerken kat numarasına baktı.
"16"
bir yerlerde böyle anlarda zamanın çok yavaş aktığını okumuştu. bu bir yalandı. aksine zaman çok hızlı akıyordu. merdivenleri çıkarken yaşlandığını hissediyordu. yürümeyi kesmeden gözlerini kapatıp kendi imgesini gözlerinin önüne getirdi. sanki dışardan izliyordu.
bir film gibi.
astral çıkış misali..
yürüdükçe uzun siyah saçları önce griye, sonra beyaza dönüşüyor, beli bükülüyor, nefesi kesiliyor, derisi kırışıklar içinde kalıyordu.
kendisini 22 yaşından 90'a doğru ilerlerken izledi.
gözlerini açtı.
zihni üzerinde azıcık bir kontrolü kalmıştı, onu da kafasındaki plan için kullanıyordu.
"düşünme..."
aslında kendi adına en ufak bir şüphesi yoktu, dediğim gibi, çok düşünmüştü. daha fazla düşünmek daha fazla hayal kırıklığına neden olacaktı.
şaşkın şaşkın durdu.
deli gibi gülmeye başladı.
"daha fazla hayal kırıklığı?"
güldü, güldü, güldü.
sonra bir anda sustu. apartmandan kimseyi uyandırmak istemiyordu. sessiz olması lazımdı.
"şu anda en son isteyeceğim şey bir insanla karşılaşmak"
"22"
nedense kendini çok kirli hissediyordu. ilk müşterisiyle seks yapmış bir fahişe gibi. yıkanmak istedi.
sonunda merdivenlerin sonuna geldiğini farketti. önünde sadece çatıya açılan bir kapı vardı. çantasından demir makasını çıkardı, kilidi iki hamlede kesti. yuvasından çıkarıp makasla beraber yavaşça yere koydu. kapının kolunu tuttu, duraksadı..
"sakın!"
kapıyı açtı.
serin bahar gecesi havası suratına çarptı. yağmur çiseliyordu. gözleri doldu. üzüntüden değil de, hüzünden.. çok seviyordu yağmuru..
çatı kiremitlerle kaplanmış açılı bir yapı değildi. teras şeklindeydi. yürümeye başladı. bacakları titremiyordu. sadece dişlerini sıkmıştı. bunu neden yaptığını bilmiyordu, daha sakin hissetmesini sağlıyordu.
sanki benliğini ağzında tutuyordu, dişlerinin arasında.
sıkıca.
terasın kenarına geldi, aşağıya baktı. tek bir insan yoktu. saatten emin değildi, yanına saati gösterecek hiçbir alet almamıştı.
"en fazla 03:00.."
terasın kenarına oturdu. korkmuyordu. şüphesi yoktu. sadece üzgündü.
bir sigara yaktı, hızlı hızlı içti, bitirdi.
üzerine oturduğu betonda ayağa kalktı. saçlarını açtı, tokasını aşağıya attı. düşüşünü izledi.
hayatının en kötü anlarını düşündü. kaybettiklerini. pişmanlıklarını.
artık hayatında "iyi ki" yoktu
"keşke" vardı sadece.
sonra güzel anları geldi aklına.
aşk, sarhoşluklar, kahkahalar, seviştiği kadınlar.
bir damlacık ağladı.
"tanrım"
"affet beni"
"affet"
çok yüksekti.
kapısı açıktı. apartman görevlisi işini fazla dikkatli yapmıyordu. biliyordu. izlemişti.
yanına çok şey almamıştı. gerek de yoktu zaten. sadece kibriti ve sigarası. bir de çantasındaki demir makası.. sapı kırmızı.
apartmana girdi. ışığa uzandı, yaktı.
merdivenleri çıkmaya başladı. etrafa daha ayrıntılı baktığını farketti. garip bir özlem içinde sanki. duvarlardaki çatlaklar, mavi trabzanlar, her katta plastik koruyucular içinde sarı ampuller.
merdivenler yukarıya uzanıyor, bittiğinde ise 180 derece dönerek yeni bir sıra başlıyordu. yukarıya çıkarken fazla bir şey düşünmüyordu. düşünmemesi gerektiğini biliyordu.
"sakın düşünme!"
"yoksa arkanı dönüp gideceksin.."
"sakın!"
çok düşünmüştü.
gecelerce..
aylarca..
merdiven dönüşlerinin bulunduğu kat aralarındaki duvarlarda beyaz plastik üzerine yapıştırılmış kırmızı numaralar vardı.
kat numaraları.
bir merdiveni daha dönerken gözü numaraya takıldı.
"6"
tam kat arasındayken ışık söndü. bir kibrit çıkardı cebinden, çaktı. etrafa tekrar baktı. kibrit ışığı güzeldi.
apartmanın ışığına bastı, bir anda karanlık dağıldı. ikinci kibriti çıkarıp ışık düğmesinin arasına sıkıştırdı. artık sönmeyecekti.
adam dalgın dalgın yoluna devam etti.
"sakın!"
"7"
"8"
"9"
kaç kat çıktığının farkındaydı. ama yine de numaralara bakmaktan alamıyordu kendini. garip bir duyguydu. aslında bir geri sayımdı, ama artıyordu.
ironiye gülümsedi.
mavi trabzan yeni boyanmıştı. yukarı çıkarken elini üzerinde gezdiriyordu. serindi. binanın aksine temiz görünüyordu. bina daha eskiydi. belki 20 yıllık, belki 30.
"12"
"belki de..?"
"sakın!"
basamakları saydığını farketti. neden yaptığını bilmiyordu.
1
2
3
4
17
kırmızı işaret "14" diyordu.
her 17 basamak bir kat daha yukarı çıkarıyordu adamı.
ayakkabı bağının çözüldüğünü farketti. eğildi, dikkatlice bağladı. sıkı sıkı. neden yaptığını bilmiyordu. çok saçmaydı. ama yine de kendini iyi hissetti. sanki hayatı boyunca dikkat etmediği ayrıntılara, düzene son bir selam gibiydi.
karanlık bastı içini. aynı anda hem terledi hem üşüdü. midesi bulandı sonra. ani bir hareketle eğildi, tek eliyle saçlarını tutarak kustu. ağzından ve burnundan aynı anda.
paniğe kapılmak üzereydi. normalde sık sık paniğe kapılan bir insan değildi, sadece bazen. ender.. onu da bastırmasını bilirdi.
tekrar "eğer...?" diye düşünmeye başlıyordu ki ne yaptığını farketti. herşeyi berbat edecekti. kendisi umrunda bile değildi.. ama başkaları.. onlar...?
"sakın! düşünme!"
"bunu kendine yapma"
panik geldiği zaman kendinize "sakin ol!" demezdiniz. o zaman geçmezdi. sadece oturur ve sakin olurdunuz. sükûnetin bedeninizi sarmasını, paniği kovmasını sağlardınız.
o da öyle yaptı. kustuğu basamaklardan biraz uzağa oturdu, gözlerini kapattı. burnundan derin bir nefes aldı, tuttu, ağzından yavaşca verdi.
gitmişti.
ayağa kalktı, merdivenleri çıkmaya başladı. 1..2..17..
trabzandan tutup dönerken kat numarasına baktı.
"16"
bir yerlerde böyle anlarda zamanın çok yavaş aktığını okumuştu. bu bir yalandı. aksine zaman çok hızlı akıyordu. merdivenleri çıkarken yaşlandığını hissediyordu. yürümeyi kesmeden gözlerini kapatıp kendi imgesini gözlerinin önüne getirdi. sanki dışardan izliyordu.
bir film gibi.
astral çıkış misali..
yürüdükçe uzun siyah saçları önce griye, sonra beyaza dönüşüyor, beli bükülüyor, nefesi kesiliyor, derisi kırışıklar içinde kalıyordu.
kendisini 22 yaşından 90'a doğru ilerlerken izledi.
gözlerini açtı.
zihni üzerinde azıcık bir kontrolü kalmıştı, onu da kafasındaki plan için kullanıyordu.
"düşünme..."
aslında kendi adına en ufak bir şüphesi yoktu, dediğim gibi, çok düşünmüştü. daha fazla düşünmek daha fazla hayal kırıklığına neden olacaktı.
şaşkın şaşkın durdu.
deli gibi gülmeye başladı.
"daha fazla hayal kırıklığı?"
güldü, güldü, güldü.
sonra bir anda sustu. apartmandan kimseyi uyandırmak istemiyordu. sessiz olması lazımdı.
"şu anda en son isteyeceğim şey bir insanla karşılaşmak"
"22"
nedense kendini çok kirli hissediyordu. ilk müşterisiyle seks yapmış bir fahişe gibi. yıkanmak istedi.
sonunda merdivenlerin sonuna geldiğini farketti. önünde sadece çatıya açılan bir kapı vardı. çantasından demir makasını çıkardı, kilidi iki hamlede kesti. yuvasından çıkarıp makasla beraber yavaşça yere koydu. kapının kolunu tuttu, duraksadı..
"sakın!"
kapıyı açtı.
serin bahar gecesi havası suratına çarptı. yağmur çiseliyordu. gözleri doldu. üzüntüden değil de, hüzünden.. çok seviyordu yağmuru..
çatı kiremitlerle kaplanmış açılı bir yapı değildi. teras şeklindeydi. yürümeye başladı. bacakları titremiyordu. sadece dişlerini sıkmıştı. bunu neden yaptığını bilmiyordu, daha sakin hissetmesini sağlıyordu.
sanki benliğini ağzında tutuyordu, dişlerinin arasında.
sıkıca.
terasın kenarına geldi, aşağıya baktı. tek bir insan yoktu. saatten emin değildi, yanına saati gösterecek hiçbir alet almamıştı.
"en fazla 03:00.."
terasın kenarına oturdu. korkmuyordu. şüphesi yoktu. sadece üzgündü.
bir sigara yaktı, hızlı hızlı içti, bitirdi.
üzerine oturduğu betonda ayağa kalktı. saçlarını açtı, tokasını aşağıya attı. düşüşünü izledi.
hayatının en kötü anlarını düşündü. kaybettiklerini. pişmanlıklarını.
artık hayatında "iyi ki" yoktu
"keşke" vardı sadece.
sonra güzel anları geldi aklına.
aşk, sarhoşluklar, kahkahalar, seviştiği kadınlar.
bir damlacık ağladı.
"tanrım"
"affet beni"
"affet"
(bkz: #1880806)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar