bugün
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- pankek yiyen erkek6
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- iskilipli atıf hoca3
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı4
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- ismail kartal20
- ben tevratı da okudum incili de12
- sözlük kürdü54
- traş olmaya üşenmek7
- damat tıraşı4
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- muhteşem yüzyıl kösem3
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- 6 yaşındaki kızını satan anne7
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- şöyle tüysüz bir şeftali olsa da2
- ahmet nazif zorlu3
- arkadaşlar naber ya4
- volkswagen passat9
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- türkiyeli kahvesi8
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- 20073
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- millette manyak para var13
- escort ile para kavgası4
- şanzıman ustası4
- yahuda işkariyot3
- 30 liraya satılan tavuk döner10
- en tehlikeli insanlar neden en sevilenlerdir3
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- allah5
- eski sevgiliyi cadılar bayramı kutlarken görmek3
- cop315
- bencil ve kendini beğenmiş rezil4
- simit ayran3
- türkler bize sözlük kurmak zorunda5
- charm2
- zenginin çocuğu olaydım yiyip yataydım düşüncesi3
- 007 tarzı entry girmek3
- adana tarım fuarı3
fenerbahçe yenilmez (islam cupi, 4 mayıs 1989)
bu bir fenerbahçe destanıdır.
bu 4-3'luk kupa destanını gören yaşı yirmilik fenerbahçe taraftarı, bir 30 yıl, galatasaray-fenerbahçe rekabeti söz konusu olduğunda hep bu maçı anlatacaktır, bobürlenerek fenerliliğini höpürdeterek.
ve fenerbahçeli bu destan maça şöyle bir kabadayılık asacaktır.
"biz onlara ilk yarıda 3 gol avans verip, galatasaray'ı kupada pacavra ettik."
ne müthiş ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi fenerbahçe için.
baldırına çok iri bir bandaj geçirmiş bir oğuz maç başlamadan önce çimene pek nazlı koyduğu sol ayagı ile fenerbahçe için sakatlıktan sonra gelen bir mutluluk muydu yoksa hiç çözülemeyecek bir bilmece miydi?
fenerbahçe'nin mevsim başından beri bir türlü klas ve emek disiplinine sokamadığı geri dörtlü, prekazi gibi umulmadık uzak goller vuran, uğur gibi çok ters gol kontratakları çıkaran, tanju gibi onsekiz dışı ve ici hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karşışında, ne kadar başarılı bir defans grafiği çizeceklerdi?
maç başladıktan sonra görüldü ki oğuz'un o sol ayağı tanrı'dan kendisine verilmiş bir sol ayak degil, sonradan takılmış tahta bir bacaktı sanki. en basit top kontrolunu yapamiyor, o sihirli ve rahat diriplinglerine kisilik koyamıyor, oyunun galatasaray orta sahasina doğru kaçısını çaresiz gözlerle seyrediyordu.
oğuz kaybolmuştu, arkasından fenerbahçe kaybedecekti belki de.
çünkü alabora olan fenerbahçe orta saha gemisinden sonra bu alanın gerisinde titrek bir fılıka gibi oynayan geri dörtlü, gittikce kabaran ve hasinlesen galatasaray denizinin üstünde fazla canlı olarak kalamayacaktı.
maç iri bir orkinos ağı gibi oruluyordu fenerbahçe'nin üstünde. çok iyi oynamaya basladığı zamanlar, eksantrik görüntülerle galatasaray defansının önleyemediği gol pozisyonu bulduğu zamanlar, deda'nin dönmüş düdüğüne teknik tavırlar koyduğu zamanlar.
ne oldu biliyor musunuz?
fenerbahçe galatasaray'dan 3 gol yedi.
biri acemi savunma hareketli ergin'in penaltısından, ikincisi rakibe sunulmuş ters bir kafa vuruşundan, üçüncüsü yan hakeme göre nizami, tv yayınına göre ofsayt kritik bir hareketten.
fenerbahçe ile alay ediyordu, galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik fenerbahçe'nin hasan'ın ayağından çıkan volesi bile galatasaray'ın yan odunlarından birisine vuruyordu.
ne vardı 3-0'dan sonra galatasaray galerisinde? tribünlerin hepsinde, vatandaş tribününde basın ve şeref tribülerinde ciklet yerine fenerbahçe'yi ciğneyen alaylı sapur-supurlar ve rakibini kuçumseyen dudak valsleri.
avrupa kupasında final hayali görürken kendi hayatını öldüren, türkiye liginde ise bu yıl hiç doğmamış mustafa denizli'nin ortalara cıkıp piste dikilip, kupanın hiç olmazsa yerlisinde yeni bir final hayatı araması ve bu hayatı yakaladığına inanması o kadar doğaldı ki.
fakat o galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her maçtan önce guya galatasaray'ı ışıtan hamamcı görevini üstlenen alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken hangi top ilim ve irfanına sığınarak eli ile fenerbahçe tribünlerine "beş...beş..." işareti yapıiyordu.
o eli fenerbahçe lavabona sokar sonra.
bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yanı "güven"in dozudur.
mustafa denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçi kazanmıs ekip güveni ile çıkarken, kendi timinin bünyesıne 5 yer değişikligi ile başka bir nefes ve hırs sokan veselinovic'in fener ihtarını, ne galatasaray ne de mustafa ciddiye aldı.
herhalde kazandığını düsünen takım, kaybetmeyi düsünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inanclı ne onun kadar yırtıcı ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
bir metafizik golü atan aykut kaybetmeyi düşünmüyordu. ikinci devre boyunca galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figürler yapan rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu. son 45 dakıka inanılmaz bir fizik gücü ile orta saha oyuncusu olarak kendi geri dörtlüsünü lehimleyen müjdat, adam markajını anıtlaştıran nezihi kaybetmeyi düşünmüyordu. galatasaray yarı sahasının sol tarafına hangi sarı-kırmızılı futbolcu gelmişse, onları ayaklarından puskurttuğu eterle bayıltan hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
hele hele 90 dakikanın her dakikasında, sahanın her yerinde galatasaray takımı ile tek adammıs gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve şimdilerde türkiye'nin en iyi santroforu fetvasını çıkaran hasan, kaybetmeyi hiç mı hiç düşünmüyordu.
bu basit bir maç değil, fenerbahçe için bir tarih maçıdır.
belki fenerli bir şair, ilerde bu maç üstüne şöyle bir mısra düşürecektir.
"fenerbahce yenilmez... bu forma ile fazla dalga gecilmez..."
bu bir fenerbahçe destanıdır.
bu 4-3'luk kupa destanını gören yaşı yirmilik fenerbahçe taraftarı, bir 30 yıl, galatasaray-fenerbahçe rekabeti söz konusu olduğunda hep bu maçı anlatacaktır, bobürlenerek fenerliliğini höpürdeterek.
ve fenerbahçeli bu destan maça şöyle bir kabadayılık asacaktır.
"biz onlara ilk yarıda 3 gol avans verip, galatasaray'ı kupada pacavra ettik."
ne müthiş ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi fenerbahçe için.
baldırına çok iri bir bandaj geçirmiş bir oğuz maç başlamadan önce çimene pek nazlı koyduğu sol ayagı ile fenerbahçe için sakatlıktan sonra gelen bir mutluluk muydu yoksa hiç çözülemeyecek bir bilmece miydi?
fenerbahçe'nin mevsim başından beri bir türlü klas ve emek disiplinine sokamadığı geri dörtlü, prekazi gibi umulmadık uzak goller vuran, uğur gibi çok ters gol kontratakları çıkaran, tanju gibi onsekiz dışı ve ici hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karşışında, ne kadar başarılı bir defans grafiği çizeceklerdi?
maç başladıktan sonra görüldü ki oğuz'un o sol ayağı tanrı'dan kendisine verilmiş bir sol ayak degil, sonradan takılmış tahta bir bacaktı sanki. en basit top kontrolunu yapamiyor, o sihirli ve rahat diriplinglerine kisilik koyamıyor, oyunun galatasaray orta sahasina doğru kaçısını çaresiz gözlerle seyrediyordu.
oğuz kaybolmuştu, arkasından fenerbahçe kaybedecekti belki de.
çünkü alabora olan fenerbahçe orta saha gemisinden sonra bu alanın gerisinde titrek bir fılıka gibi oynayan geri dörtlü, gittikce kabaran ve hasinlesen galatasaray denizinin üstünde fazla canlı olarak kalamayacaktı.
maç iri bir orkinos ağı gibi oruluyordu fenerbahçe'nin üstünde. çok iyi oynamaya basladığı zamanlar, eksantrik görüntülerle galatasaray defansının önleyemediği gol pozisyonu bulduğu zamanlar, deda'nin dönmüş düdüğüne teknik tavırlar koyduğu zamanlar.
ne oldu biliyor musunuz?
fenerbahçe galatasaray'dan 3 gol yedi.
biri acemi savunma hareketli ergin'in penaltısından, ikincisi rakibe sunulmuş ters bir kafa vuruşundan, üçüncüsü yan hakeme göre nizami, tv yayınına göre ofsayt kritik bir hareketten.
fenerbahçe ile alay ediyordu, galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik fenerbahçe'nin hasan'ın ayağından çıkan volesi bile galatasaray'ın yan odunlarından birisine vuruyordu.
ne vardı 3-0'dan sonra galatasaray galerisinde? tribünlerin hepsinde, vatandaş tribününde basın ve şeref tribülerinde ciklet yerine fenerbahçe'yi ciğneyen alaylı sapur-supurlar ve rakibini kuçumseyen dudak valsleri.
avrupa kupasında final hayali görürken kendi hayatını öldüren, türkiye liginde ise bu yıl hiç doğmamış mustafa denizli'nin ortalara cıkıp piste dikilip, kupanın hiç olmazsa yerlisinde yeni bir final hayatı araması ve bu hayatı yakaladığına inanması o kadar doğaldı ki.
fakat o galata kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her maçtan önce guya galatasaray'ı ışıtan hamamcı görevini üstlenen alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken hangi top ilim ve irfanına sığınarak eli ile fenerbahçe tribünlerine "beş...beş..." işareti yapıiyordu.
o eli fenerbahçe lavabona sokar sonra.
bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yanı "güven"in dozudur.
mustafa denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçi kazanmıs ekip güveni ile çıkarken, kendi timinin bünyesıne 5 yer değişikligi ile başka bir nefes ve hırs sokan veselinovic'in fener ihtarını, ne galatasaray ne de mustafa ciddiye aldı.
herhalde kazandığını düsünen takım, kaybetmeyi düsünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inanclı ne onun kadar yırtıcı ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
bir metafizik golü atan aykut kaybetmeyi düşünmüyordu. ikinci devre boyunca galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figürler yapan rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu. son 45 dakıka inanılmaz bir fizik gücü ile orta saha oyuncusu olarak kendi geri dörtlüsünü lehimleyen müjdat, adam markajını anıtlaştıran nezihi kaybetmeyi düşünmüyordu. galatasaray yarı sahasının sol tarafına hangi sarı-kırmızılı futbolcu gelmişse, onları ayaklarından puskurttuğu eterle bayıltan hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
hele hele 90 dakikanın her dakikasında, sahanın her yerinde galatasaray takımı ile tek adammıs gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve şimdilerde türkiye'nin en iyi santroforu fetvasını çıkaran hasan, kaybetmeyi hiç mı hiç düşünmüyordu.
bu basit bir maç değil, fenerbahçe için bir tarih maçıdır.
belki fenerli bir şair, ilerde bu maç üstüne şöyle bir mısra düşürecektir.
"fenerbahce yenilmez... bu forma ile fazla dalga gecilmez..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar