bugün
- insanların neden böyle olması7
- günün şiiri18
- ragnar rockefeller38
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları28
- 3 temmuz 2026 iü rektörü konuşması2
- cennet mahallesi göttingenli ethem3
- diamond bosphorus15
- zihni göktay2
- sevilen kadının orasını burasını yalamak4
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- sözlük yazarlarının trileçeleri18
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması11
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- 665 kırkpınar yağlı güreşleri2
- market poşetini tek seferde açamayan insan2
- bursa da geri dönüşüm tesisinde yangın2
- ona bir şey söyle12
- sürekli özür dileme kültürü2
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- arkadaşlar derin şeyler düşünüyorum6
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- deniz göktaş35
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- lahmacunun yanında ne içilir10
- gocu'nun sağlığı3
- true nickli yazar6
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- çocukken içine kapanık olmak5
- aylık 336 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- velvet33
- erling braut haaland3
- türklerin tembel bir millet olması8
- selülit kadına yakışıyor4
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması7
- viski içen erkek seksiliği4
- kocaman kelebek girdi dışarıdan3
- evli olduğunu saklayan kişi8
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- bir amaca hizmet etmek4
- cd devrinin bitmesi8
- uysaljakoben3
- ankara da nato zirvesi2
- pandela 319
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler5
- babamın hiç 31 çekmemesi5
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- serdal adalı2
- götüngenli ethem2
- akrep soksa hangi yazarın emmesini istersin8
hayatın her evresinde karşıma çıkan devasa bir lanet, neredeyse nuri alço gazozu. (ara: üşenmek)
biz insanlar, kendi kendimize ya da başkaları tarafından verilen izin ve tatiller hariç eğer çok istisna bir durum yoksa sürekli olarak uğraş ve iş üzerindeyiz.
bu bazen dönem ödevini yetiştiren liseli genç oluyor, bazen telefon faturasını ödemeye giden amca, bazen güne gelecek misafirler için börek yapan teyze, bazen de gecenin köründe karnı acıkan ve yemek yemesi gereken ben.
misyonlarımız, eylemlerimiz bambaşka ama hayat sürekli akıyor, yaşam yapılanlarla anlam kazanıyor. işte tam bu esnada, sanki içtiğimiz suya biri ilaç atıyor ve biz ne koltuktan kalkmayı beceriyoruz, ne de uyanmaya takat buluyoruz.
üşenmenin, bu kadar dış destekli ve planlı olmasını düşünmem, biraz da 'ama ben üşenmek istemiyorum'dan kaynaklanıyor. yani aslında her şey sistemli ve düzenli olabilecekken, sorumluluklarımızın her birini çalışkan minik karıncalar gibi tamamlayıp huzura erecekken; o his, o lanet duygu bütün psikolojimizi, fizyolojimizi ele geçiriyor. bundan kurtulmak, bağları çözmek, kendimizi hayatın çetrefilli yollarına atmak için, sanırım sadece psikolojik olarak bu hadiseyle beynimizin arka sokaklarında delicesine savaşmak gerekiyor.
zamanında 'ben mi kronik tembelim', 'acaba insanlar da beş saat çişlerini tutuyorlar mı' diye çok kafa yordum. ama bahsettiğim gibi, işin özü tam olarak kendimde bitiyormuş. artık o telkin mi olur, yapacağın işin bitişinin hayalleri mi olur bilemem, ama durum böyle.
meşguliyet dolu günler.
biz insanlar, kendi kendimize ya da başkaları tarafından verilen izin ve tatiller hariç eğer çok istisna bir durum yoksa sürekli olarak uğraş ve iş üzerindeyiz.
bu bazen dönem ödevini yetiştiren liseli genç oluyor, bazen telefon faturasını ödemeye giden amca, bazen güne gelecek misafirler için börek yapan teyze, bazen de gecenin köründe karnı acıkan ve yemek yemesi gereken ben.
misyonlarımız, eylemlerimiz bambaşka ama hayat sürekli akıyor, yaşam yapılanlarla anlam kazanıyor. işte tam bu esnada, sanki içtiğimiz suya biri ilaç atıyor ve biz ne koltuktan kalkmayı beceriyoruz, ne de uyanmaya takat buluyoruz.
üşenmenin, bu kadar dış destekli ve planlı olmasını düşünmem, biraz da 'ama ben üşenmek istemiyorum'dan kaynaklanıyor. yani aslında her şey sistemli ve düzenli olabilecekken, sorumluluklarımızın her birini çalışkan minik karıncalar gibi tamamlayıp huzura erecekken; o his, o lanet duygu bütün psikolojimizi, fizyolojimizi ele geçiriyor. bundan kurtulmak, bağları çözmek, kendimizi hayatın çetrefilli yollarına atmak için, sanırım sadece psikolojik olarak bu hadiseyle beynimizin arka sokaklarında delicesine savaşmak gerekiyor.
zamanında 'ben mi kronik tembelim', 'acaba insanlar da beş saat çişlerini tutuyorlar mı' diye çok kafa yordum. ama bahsettiğim gibi, işin özü tam olarak kendimde bitiyormuş. artık o telkin mi olur, yapacağın işin bitişinin hayalleri mi olur bilemem, ama durum böyle.
meşguliyet dolu günler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar