bugün
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu14
- yeni sözlük açma fikri9
- yapay zekanın çok yapay olması8
- fatma betül sayan kaya25
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- alexander nübel14
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- camilerdeki ayak kokusu4
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü8
- kahve içerken piyasa yapmak3
- ayrılıkçı kürtler2
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane5
- kasım cömert tokayev2
- son 3 ayın en başarılı gammazları6
- masklavi felsefesi5
- her şeyi bilen halk3
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması5
- yaprak dökümü sonrası türkiye2
- fatma betülüm yapmaz9
- türk polisinin şefkatli kolları3
- henüz yolun başında olan yazarlar4
- bojack horseman2
- iyi menemenin sırrı22
- ilgi istiyorum lan ilgi ilgi verin bana çabuk3
- kim cha eon11
- haram para5
- damla sakızlı muhallebi6
- sinirlenen dilenci kadın6
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam2
- gammaz olacağıma2
- fahriye2
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- hayati yazıcı4
- irancılar3
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- sabahları nefret edilen şeyler7
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan5
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı12
- epileptiğe bakmayan diş hekimi3
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- sonda neden ayağa takılmaz2
- beni gammazlayan sonda ile gezsin inşallah3
- yaşlandıkça kuşkulu bir adam olmak3
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak2
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
Saray mutfağı, 1421-1451 yıllarında hüküm süren II. Murad zamanında kurumlaşmaya başlamış. Aşçılar, ayvazlar, kilerciler bu devirde ortaya çıkmış. II. Murad'ın ayrıca, yemek sofrasına imparatorluk görkemini getiren padişah olduğu kaydedilir. Örneğin şahsına mahsus kaşık, sini, sahan ve bardağının altın ve gümüşten olduğu söylenir.
Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı padişahlarının onun devrine kadar süren 'Padişahın başkalarının bulunduğu sofrada yemek yemesi' geleneğini Fatih Kanunnamesi ile kaldırmıştır. Bu kanunnamede Fatih, "Kutlu kişiliğimle kimsenin yemek yemesi kanunum değildir. Ancak çoluk çocuğum bu kuralın dışındadır. Büyük atalarım vezirleriyle yerlermiş, ben bu usulü kaldırdım" demekle kendisinden sonra, Sultan Abdülaziz'e kadar bütün padişahların da hayatı boyunca tek başına yemek yemeye mecbur bırakılacağı yeni bir gelenek başlatmıştır.
III. Murad döneminden (1574- 1595) itibaren padişahın şahsına mahsus yemekleri, sahan ve tabakları bir ya da iki tabla ve tepsi üstüne koyulur, bunlar temiz örtülerle örtülür; kilercibaşı, aşçıbaşı gibi yetkililerce üstleri mühürlenip padişahın dairesine gönderilirdi.
Daha sonra padişahın kendisi için pişirilen yemekler saraydaki mutfaklarda değil, harem dairesi içindeki mutfaklarda pişirilmeye başlanmış, böylece yemeklerin güvenlik denetimi kolaylaşmıştır.
Padişah ne çatal ne de bıçak kullanırdı. Yalnız önüne her zaman iki tane kaşık konulmuştur. Bunlardan biri çorba, diğeri ise hoşaf içmek için kullanılırdı. Et padişahın önüne tek parça halinde getirilirdi. Etin yenmesi için bıçağa gerek yoktur, parmaklarla kemiğinden kolayca ayrılırdı.
Sofrasında, içine ilaç ya da zehir karıştırılacağı için tuz bulunmaz, meze türü soğuk giriş yemekleri de yoktu. Padişah, etin ardından iyice doyduktan sonra baklava ya da başka bir tatlıyla yemek faslını kapatırdı.
Yemek sırasında sulu olarak yalnızca çorba ve hoşaf içen padişah, yemekten sonra bir miktar şerbet içerdi.
Padişah sofrasında kalan yiyecekler, ona hizmet eden ağaların sofrasına aktarılırdı. Bu ağalar yemeklerini yerken, padişah dilsizleri ve soytarılarıyla; konuşmadan işaretlerle zaman geçirirdi.
Padişah sofrasındaki tabaklar som altındandı ve sofranın örtüleri de altın sırmalıydı. Bütün bu son derece değerli yemek takımları, kilercibaşının sorumluluğu altındaydı.
Padişah çok nadir olarak dışarıda, deniz kenarındaki bir sahil sarayında, kadınlarıyla birlikte; avlandığını bizzat gördüğü balıkları yer.*
Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı padişahlarının onun devrine kadar süren 'Padişahın başkalarının bulunduğu sofrada yemek yemesi' geleneğini Fatih Kanunnamesi ile kaldırmıştır. Bu kanunnamede Fatih, "Kutlu kişiliğimle kimsenin yemek yemesi kanunum değildir. Ancak çoluk çocuğum bu kuralın dışındadır. Büyük atalarım vezirleriyle yerlermiş, ben bu usulü kaldırdım" demekle kendisinden sonra, Sultan Abdülaziz'e kadar bütün padişahların da hayatı boyunca tek başına yemek yemeye mecbur bırakılacağı yeni bir gelenek başlatmıştır.
III. Murad döneminden (1574- 1595) itibaren padişahın şahsına mahsus yemekleri, sahan ve tabakları bir ya da iki tabla ve tepsi üstüne koyulur, bunlar temiz örtülerle örtülür; kilercibaşı, aşçıbaşı gibi yetkililerce üstleri mühürlenip padişahın dairesine gönderilirdi.
Daha sonra padişahın kendisi için pişirilen yemekler saraydaki mutfaklarda değil, harem dairesi içindeki mutfaklarda pişirilmeye başlanmış, böylece yemeklerin güvenlik denetimi kolaylaşmıştır.
Padişah ne çatal ne de bıçak kullanırdı. Yalnız önüne her zaman iki tane kaşık konulmuştur. Bunlardan biri çorba, diğeri ise hoşaf içmek için kullanılırdı. Et padişahın önüne tek parça halinde getirilirdi. Etin yenmesi için bıçağa gerek yoktur, parmaklarla kemiğinden kolayca ayrılırdı.
Sofrasında, içine ilaç ya da zehir karıştırılacağı için tuz bulunmaz, meze türü soğuk giriş yemekleri de yoktu. Padişah, etin ardından iyice doyduktan sonra baklava ya da başka bir tatlıyla yemek faslını kapatırdı.
Yemek sırasında sulu olarak yalnızca çorba ve hoşaf içen padişah, yemekten sonra bir miktar şerbet içerdi.
Padişah sofrasında kalan yiyecekler, ona hizmet eden ağaların sofrasına aktarılırdı. Bu ağalar yemeklerini yerken, padişah dilsizleri ve soytarılarıyla; konuşmadan işaretlerle zaman geçirirdi.
Padişah sofrasındaki tabaklar som altındandı ve sofranın örtüleri de altın sırmalıydı. Bütün bu son derece değerli yemek takımları, kilercibaşının sorumluluğu altındaydı.
Padişah çok nadir olarak dışarıda, deniz kenarındaki bir sahil sarayında, kadınlarıyla birlikte; avlandığını bizzat gördüğü balıkları yer.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar