bugün
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi16
- hastalık havası7
- burna tuzlu su çekmek5
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- çin'e demokrasi gelsin9
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak4
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması7
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- gocu20
- vajinanın iç sıcaklığı10
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- truesuz sözlük5
- bastırılmış üzüntü4
- silikon memenin patlaması10
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir2
- geçmeyen mide bulantısı neyin belirtisidir2
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- fusya semsiyeli yabanci4
- kopya çekmenin etiği2
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği11
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- halil güneşli2
- kale3112'nin evinde yer yatağında kalmak2
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- seni terkedeceğim2
- açmanın üzerinde açma yazması4
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- iyi dostlar biriktirdim7
- fiziği güzel sözlük kızları48
- nervio23
- bayram namazı çıkışı3
- 200 bin lira borç verir misiniz3
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- rüyada tekrar tekrar böcek görmek3
- aşk karın doyurmaz diyen kız3
- karton toplarken yılan sokması3
- recep tayyip erdoğan27
- ne dedin ne dedin sen4
- kürt fıkraları6
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- mgk'dan terörsüz türkiye bildirisi2
- ertuğrul doğan3
- caz dinleyen erkek9
- s'i l v'e r m'i s t16
- pandela5
- rujlu kadınla öpüşmek4
japonya'nın başkenti.
ziyaret etmeyi planlıyanların önce aşağıdaki önsöze bir göz gezdirmelerini tavsiye edebilirim. zira japonya sadece tokyo değil. çok daha derin bir kültüre sahip.
(bkz: japonya/#30083651)
neyse sadece tokyo'ya odaklanırsak;
öncelikle tokyo'nun inanılmaz bir metro ve raylı sistem ağına sahip olduğunu söylemek lazım. bu nedenle şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya geçmek çok kolay. bunu da göz önünde bulundurarak kalacağınız yeri seçerken lokasyondan ziyade fiyatı göz önünde bulundurabilirsiniz. ha illa "ya şöyle otelden dışarı çıkınca gezip tozabileceğim, yemek yiyebileceğim ya da oturup iki bira içebileceğim yerler yürüme mesafesinde olsun" diyorsanız shibuya veya shinjuku'yu öneririm. buralar tokyo'nun beyoğlu, kadıköy tadında yerleri... bir de chiyoda var. burası gelir seviyesi biraz daha yüksek insanların kaldığı biraz daha sakin ancak yine de bir o kadar merkezi bir yer. Buradan da gezilecek görülecek yerlere ulaşmak çok kolay.
bu arada tokyo'da konaklamak için de farklı seçenekleriniz var. misal düşük bir maliyetle kapsül otellerde kalabilirsiniz. ancak pek konforlu olmadığını göz önünde bulundurmak lazım. bir de ryokan denen geleneksel japon hanları var. yer yatakları, tatami döşemeli odalar, alçak çay sehpaları falan... baya geleneksel japonya kafası. fakat tokyo'daki ryokanların pek bir numarası yok ve gereksiz pahalılar. o nedenle yine en iyisi booking.com'dan eli yüzü düzgün bir otel bulmak.
zaten "ya ben japonya'ya tarih kültür için falan geldim" diyorsanız tokyo'dan 1-2 gün feragat edip kyoto'ya gidin derim. evet, tapınak mapınak tokyo'da da fazlasıyla mevcut ancak amacınız uzak doğu kültürünü ve tarihini tanımaksa kyoto'yu da görmekte fayda var. neyse bu başka bir mevzu.
yer işini hallettik, şimdi ne yapılır ne edilir mevzusuna gelelim. öncelikle japonlar acayip planlı programlı insanlar. bu nedenle turistik yerlerden tutun da restoranlara kadar bir çok yer rezervasyon kafasıyla çalışıyor. bunlardan biri de imparatorluk sarayı. saray'ın bahçesi ziyaretçilere açık ancak içini gezmeniz için internet üzerinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. bir başka mutlaka görülmesi gereken ancak gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gereken yer, robot restaurant. bir de bilen bilir, son dönemde japonya'da owl cafe diye bir trend var. içeride sağda solda baykuşların dolaştığı, bir yandan kahvenizi içerken bir yandan da baykuşları mıncırarak tuhaf kafalar yaşabileceğiniz yerler. çok gitmek istediğim halde rezervasyon ile içeriye aldıklarını öğrenince baya hayal kırıklığı yaşamıştım... velhasıl gideceğiniz yerleri önceden planlar hatta rezervasyon yaptırırsanız iyi olur.
bir de gitmeden önce şehirdeki etkinliklere bir göz atın. özellike bir sumo turnuvası veya baseball maçı gün içerisinde 2-3 saat zaman geçirmek için ideal. ayrıca içeride güzel kızlar bira servisi falan yapıyorlar...
illa tapınak mapınak diyorsanız senso-ji ve meiji tapınaklarına bir uğrayın. özellikle senso-ji'nin güneş battıktan sonra bir hayli hoş bir görüntüsü var. hemen çıkışında da yerel bir pazar bulunuyor.
meşhur bir balık pazarı var. sabaha karşı 5-6 gibi müzayede ile bağırış çığırış balık satılıyor. gece 2-3'e kadar bir barda takıldığınız akşamlardan birinde gece 3 gibi atlayın bir taksiye gidin. zaten müzayedeye giriş için gece 3-4 gibi balık pazarında yerinizi almanız gerekiyor. biraz meşakatli bir aktivite ama görülesi...
anime, manga kafası yaşamak isteyenler için akihabara cennet. ayrıca electronik town olarak geçiyor. her türden mangalar ve anime figürlerinin yanı küçük elektronik pasajlarında abidik gubidik elektronik aletler bulabilirsiniz. bu arada japonya ve çin'i birbirinden ayırmak lazım. japonya bir elektronik cenneti ancak fiyatlar çin kadar ucuz değil.
bu arada hazır akihabara'ya kadar gitmişken bir maid cafe'ye de uğrayın.
gece hayatı için her köşede bir gece kondu odası büyüklüğündeki izakaya denilen meyhanelerden bulabilirsiniz. bir akşamınızı buralara ayırın. yemekler güzel, içeride de bir esnaf meyhanesi havası oluyor. japonlar zaten acayip tatlı insanlar. şahsen ben yan masada oturan adamlara ne yediklerini sorduktan sonra masama aynısından bir tane gönderdiler hemen. velhasıl tek başınıza gitseniz bile çok eğlenirsiniz muhtemelen...
club falan derseniz roppongi tokyo gece hayatının beşiği. zaten etrafta bolca turist görebilirsiniz. ancak japonların müzik zevkinin berbat olduğunu söylemek lazım. genellikle yanarlı dönerli ortamlarda bangır bangır çalan mtv şarkılarından bahsediyorum...
biraz yerel barlar için ebisu'yu tercih edebilirsiniz.
peki bunları için ne kadar para ayırmak gerekir sorusunun ucu biraz açık. zira tokyo'nun dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğu gibi bir rivayet var. açıkçası bu tam olarak doğru değil. zira fiyat skalası çok geniş. ben 8.000 yen'e de 800 yen'e de yemek yedim. turistik yerler biraz daha pahalı ama aynı tatları sokak aralarındaki küçük restoranlarda da alabiliyosunuz. velhasıl günlük 10.000 yen gibi bir bütçe gezmesiyle tozmasıyla size fazlasıyla yetecektir.
tokyo'da yaşayabileceğiniz en büyük zorluk dil. ingilizce bilen çok az. bilenler de berbat bir aksanla konuşuyorlar. ancak insanlar inanılmaz nazik ve yardım sever. misal kayboldunuz. birisine adres soruyorsunuz. öncelikle "piriiiz, ripiiiit egeeeeen." gibi biir cevap alıyorsunuz. ("please repeat again" demek istiyor.) güç bela derdini anlattın, adam gitmek istediğiniz yeri google maps'ten arıyor. evet öyle, "ya bilmiyorum birader" falan yok. sonra sizinle beraber gideceğiniz yere kadar gidiyor. velhasıl ingilizce iletişim kuramasanız bile bir şekilde insanlar size yardımcı oluyor.
uzun lafın kısası; insanlarıyla kültürüyla falan bambaşka bir gezegen gibi tokyo. daha önce de belirttiğim gibi derin bir tarihi mirastan çok modern, ışıl ışıl hatta biraz da tuhaf bir şehir ve bu özellikleri itibariyle bambaşka bir deneyim sunuyor.
hadi iyi yolculuklar...
ziyaret etmeyi planlıyanların önce aşağıdaki önsöze bir göz gezdirmelerini tavsiye edebilirim. zira japonya sadece tokyo değil. çok daha derin bir kültüre sahip.
(bkz: japonya/#30083651)
neyse sadece tokyo'ya odaklanırsak;
öncelikle tokyo'nun inanılmaz bir metro ve raylı sistem ağına sahip olduğunu söylemek lazım. bu nedenle şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya geçmek çok kolay. bunu da göz önünde bulundurarak kalacağınız yeri seçerken lokasyondan ziyade fiyatı göz önünde bulundurabilirsiniz. ha illa "ya şöyle otelden dışarı çıkınca gezip tozabileceğim, yemek yiyebileceğim ya da oturup iki bira içebileceğim yerler yürüme mesafesinde olsun" diyorsanız shibuya veya shinjuku'yu öneririm. buralar tokyo'nun beyoğlu, kadıköy tadında yerleri... bir de chiyoda var. burası gelir seviyesi biraz daha yüksek insanların kaldığı biraz daha sakin ancak yine de bir o kadar merkezi bir yer. Buradan da gezilecek görülecek yerlere ulaşmak çok kolay.
bu arada tokyo'da konaklamak için de farklı seçenekleriniz var. misal düşük bir maliyetle kapsül otellerde kalabilirsiniz. ancak pek konforlu olmadığını göz önünde bulundurmak lazım. bir de ryokan denen geleneksel japon hanları var. yer yatakları, tatami döşemeli odalar, alçak çay sehpaları falan... baya geleneksel japonya kafası. fakat tokyo'daki ryokanların pek bir numarası yok ve gereksiz pahalılar. o nedenle yine en iyisi booking.com'dan eli yüzü düzgün bir otel bulmak.
zaten "ya ben japonya'ya tarih kültür için falan geldim" diyorsanız tokyo'dan 1-2 gün feragat edip kyoto'ya gidin derim. evet, tapınak mapınak tokyo'da da fazlasıyla mevcut ancak amacınız uzak doğu kültürünü ve tarihini tanımaksa kyoto'yu da görmekte fayda var. neyse bu başka bir mevzu.
yer işini hallettik, şimdi ne yapılır ne edilir mevzusuna gelelim. öncelikle japonlar acayip planlı programlı insanlar. bu nedenle turistik yerlerden tutun da restoranlara kadar bir çok yer rezervasyon kafasıyla çalışıyor. bunlardan biri de imparatorluk sarayı. saray'ın bahçesi ziyaretçilere açık ancak içini gezmeniz için internet üzerinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. bir başka mutlaka görülmesi gereken ancak gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gereken yer, robot restaurant. bir de bilen bilir, son dönemde japonya'da owl cafe diye bir trend var. içeride sağda solda baykuşların dolaştığı, bir yandan kahvenizi içerken bir yandan da baykuşları mıncırarak tuhaf kafalar yaşabileceğiniz yerler. çok gitmek istediğim halde rezervasyon ile içeriye aldıklarını öğrenince baya hayal kırıklığı yaşamıştım... velhasıl gideceğiniz yerleri önceden planlar hatta rezervasyon yaptırırsanız iyi olur.
bir de gitmeden önce şehirdeki etkinliklere bir göz atın. özellike bir sumo turnuvası veya baseball maçı gün içerisinde 2-3 saat zaman geçirmek için ideal. ayrıca içeride güzel kızlar bira servisi falan yapıyorlar...
illa tapınak mapınak diyorsanız senso-ji ve meiji tapınaklarına bir uğrayın. özellikle senso-ji'nin güneş battıktan sonra bir hayli hoş bir görüntüsü var. hemen çıkışında da yerel bir pazar bulunuyor.
meşhur bir balık pazarı var. sabaha karşı 5-6 gibi müzayede ile bağırış çığırış balık satılıyor. gece 2-3'e kadar bir barda takıldığınız akşamlardan birinde gece 3 gibi atlayın bir taksiye gidin. zaten müzayedeye giriş için gece 3-4 gibi balık pazarında yerinizi almanız gerekiyor. biraz meşakatli bir aktivite ama görülesi...
anime, manga kafası yaşamak isteyenler için akihabara cennet. ayrıca electronik town olarak geçiyor. her türden mangalar ve anime figürlerinin yanı küçük elektronik pasajlarında abidik gubidik elektronik aletler bulabilirsiniz. bu arada japonya ve çin'i birbirinden ayırmak lazım. japonya bir elektronik cenneti ancak fiyatlar çin kadar ucuz değil.
bu arada hazır akihabara'ya kadar gitmişken bir maid cafe'ye de uğrayın.
gece hayatı için her köşede bir gece kondu odası büyüklüğündeki izakaya denilen meyhanelerden bulabilirsiniz. bir akşamınızı buralara ayırın. yemekler güzel, içeride de bir esnaf meyhanesi havası oluyor. japonlar zaten acayip tatlı insanlar. şahsen ben yan masada oturan adamlara ne yediklerini sorduktan sonra masama aynısından bir tane gönderdiler hemen. velhasıl tek başınıza gitseniz bile çok eğlenirsiniz muhtemelen...
club falan derseniz roppongi tokyo gece hayatının beşiği. zaten etrafta bolca turist görebilirsiniz. ancak japonların müzik zevkinin berbat olduğunu söylemek lazım. genellikle yanarlı dönerli ortamlarda bangır bangır çalan mtv şarkılarından bahsediyorum...
biraz yerel barlar için ebisu'yu tercih edebilirsiniz.
peki bunları için ne kadar para ayırmak gerekir sorusunun ucu biraz açık. zira tokyo'nun dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğu gibi bir rivayet var. açıkçası bu tam olarak doğru değil. zira fiyat skalası çok geniş. ben 8.000 yen'e de 800 yen'e de yemek yedim. turistik yerler biraz daha pahalı ama aynı tatları sokak aralarındaki küçük restoranlarda da alabiliyosunuz. velhasıl günlük 10.000 yen gibi bir bütçe gezmesiyle tozmasıyla size fazlasıyla yetecektir.
tokyo'da yaşayabileceğiniz en büyük zorluk dil. ingilizce bilen çok az. bilenler de berbat bir aksanla konuşuyorlar. ancak insanlar inanılmaz nazik ve yardım sever. misal kayboldunuz. birisine adres soruyorsunuz. öncelikle "piriiiz, ripiiiit egeeeeen." gibi biir cevap alıyorsunuz. ("please repeat again" demek istiyor.) güç bela derdini anlattın, adam gitmek istediğiniz yeri google maps'ten arıyor. evet öyle, "ya bilmiyorum birader" falan yok. sonra sizinle beraber gideceğiniz yere kadar gidiyor. velhasıl ingilizce iletişim kuramasanız bile bir şekilde insanlar size yardımcı oluyor.
uzun lafın kısası; insanlarıyla kültürüyla falan bambaşka bir gezegen gibi tokyo. daha önce de belirttiğim gibi derin bir tarihi mirastan çok modern, ışıl ışıl hatta biraz da tuhaf bir şehir ve bu özellikleri itibariyle bambaşka bir deneyim sunuyor.
hadi iyi yolculuklar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar