bugün
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu14
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet5
- mel melin palavra sıkması8
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi8
- mantıklı mantıklı konuşup can sıkmak5
- ihtiyar yazar6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı3
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- herkesle iyi geçinmek8
- yazilimcilarin flort sorunu3
- çerçeve yasa18
- abdullah öcalan'ı paşa yapmak6
- en güzel reçel6
- nihoş4
- ekonomisi kötü olan ülkelerde ahlaksızlık artar3
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- türkiyeye gelmiş en büyük yıldız5
- game of thrones taki kerhaneci4
- gelecekten entry3
- ultravesti tiribün liderinin gözaltına alınması2
- ismail alpen vs muhammed salah2
- my name is buck2
- ulusalcı türkçü ve beton kemalist tayfa2
- romatizmaya iyi gelen şeyler2
- birikim3
- yaşlı almanın altını almak2
- anın görüntüsü12
- 80 yaşında sözlük yazarı olmaz4
- apo piçtir piç kalacak6
- çerçeve yasaya hayır diyenler askerliğe alınsın4
- özgür özel11
- adana3
- özgürlük3
- yaşlı izlenimi veren isimler5
- yalçın çakır3
- gitme isteği2
- abdullah öcalan'ın paşa olmasını isteyen akp li2
- türkiyeye gelmiş en kariyerli futbolcu2
- velvet'in fotoğrafları3
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı2
- ümit özdağ yavuz ağıralioğlu müsavat dervişoğlu2
- 11 ağustos 20263
- kolombiya da 7 4 büyüklüğünde deprem3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları17
- canın et şiş dürüm çekmesi3
- iki arada bir derede kalmak4
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- bir şeyler söyle2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- perk up coffee2
japonya'nın başkenti.
ziyaret etmeyi planlıyanların önce aşağıdaki önsöze bir göz gezdirmelerini tavsiye edebilirim. zira japonya sadece tokyo değil. çok daha derin bir kültüre sahip.
(bkz: japonya/#30083651)
neyse sadece tokyo'ya odaklanırsak;
öncelikle tokyo'nun inanılmaz bir metro ve raylı sistem ağına sahip olduğunu söylemek lazım. bu nedenle şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya geçmek çok kolay. bunu da göz önünde bulundurarak kalacağınız yeri seçerken lokasyondan ziyade fiyatı göz önünde bulundurabilirsiniz. ha illa "ya şöyle otelden dışarı çıkınca gezip tozabileceğim, yemek yiyebileceğim ya da oturup iki bira içebileceğim yerler yürüme mesafesinde olsun" diyorsanız shibuya veya shinjuku'yu öneririm. buralar tokyo'nun beyoğlu, kadıköy tadında yerleri... bir de chiyoda var. burası gelir seviyesi biraz daha yüksek insanların kaldığı biraz daha sakin ancak yine de bir o kadar merkezi bir yer. Buradan da gezilecek görülecek yerlere ulaşmak çok kolay.
bu arada tokyo'da konaklamak için de farklı seçenekleriniz var. misal düşük bir maliyetle kapsül otellerde kalabilirsiniz. ancak pek konforlu olmadığını göz önünde bulundurmak lazım. bir de ryokan denen geleneksel japon hanları var. yer yatakları, tatami döşemeli odalar, alçak çay sehpaları falan... baya geleneksel japonya kafası. fakat tokyo'daki ryokanların pek bir numarası yok ve gereksiz pahalılar. o nedenle yine en iyisi booking.com'dan eli yüzü düzgün bir otel bulmak.
zaten "ya ben japonya'ya tarih kültür için falan geldim" diyorsanız tokyo'dan 1-2 gün feragat edip kyoto'ya gidin derim. evet, tapınak mapınak tokyo'da da fazlasıyla mevcut ancak amacınız uzak doğu kültürünü ve tarihini tanımaksa kyoto'yu da görmekte fayda var. neyse bu başka bir mevzu.
yer işini hallettik, şimdi ne yapılır ne edilir mevzusuna gelelim. öncelikle japonlar acayip planlı programlı insanlar. bu nedenle turistik yerlerden tutun da restoranlara kadar bir çok yer rezervasyon kafasıyla çalışıyor. bunlardan biri de imparatorluk sarayı. saray'ın bahçesi ziyaretçilere açık ancak içini gezmeniz için internet üzerinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. bir başka mutlaka görülmesi gereken ancak gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gereken yer, robot restaurant. bir de bilen bilir, son dönemde japonya'da owl cafe diye bir trend var. içeride sağda solda baykuşların dolaştığı, bir yandan kahvenizi içerken bir yandan da baykuşları mıncırarak tuhaf kafalar yaşabileceğiniz yerler. çok gitmek istediğim halde rezervasyon ile içeriye aldıklarını öğrenince baya hayal kırıklığı yaşamıştım... velhasıl gideceğiniz yerleri önceden planlar hatta rezervasyon yaptırırsanız iyi olur.
bir de gitmeden önce şehirdeki etkinliklere bir göz atın. özellike bir sumo turnuvası veya baseball maçı gün içerisinde 2-3 saat zaman geçirmek için ideal. ayrıca içeride güzel kızlar bira servisi falan yapıyorlar...
illa tapınak mapınak diyorsanız senso-ji ve meiji tapınaklarına bir uğrayın. özellikle senso-ji'nin güneş battıktan sonra bir hayli hoş bir görüntüsü var. hemen çıkışında da yerel bir pazar bulunuyor.
meşhur bir balık pazarı var. sabaha karşı 5-6 gibi müzayede ile bağırış çığırış balık satılıyor. gece 2-3'e kadar bir barda takıldığınız akşamlardan birinde gece 3 gibi atlayın bir taksiye gidin. zaten müzayedeye giriş için gece 3-4 gibi balık pazarında yerinizi almanız gerekiyor. biraz meşakatli bir aktivite ama görülesi...
anime, manga kafası yaşamak isteyenler için akihabara cennet. ayrıca electronik town olarak geçiyor. her türden mangalar ve anime figürlerinin yanı küçük elektronik pasajlarında abidik gubidik elektronik aletler bulabilirsiniz. bu arada japonya ve çin'i birbirinden ayırmak lazım. japonya bir elektronik cenneti ancak fiyatlar çin kadar ucuz değil.
bu arada hazır akihabara'ya kadar gitmişken bir maid cafe'ye de uğrayın.
gece hayatı için her köşede bir gece kondu odası büyüklüğündeki izakaya denilen meyhanelerden bulabilirsiniz. bir akşamınızı buralara ayırın. yemekler güzel, içeride de bir esnaf meyhanesi havası oluyor. japonlar zaten acayip tatlı insanlar. şahsen ben yan masada oturan adamlara ne yediklerini sorduktan sonra masama aynısından bir tane gönderdiler hemen. velhasıl tek başınıza gitseniz bile çok eğlenirsiniz muhtemelen...
club falan derseniz roppongi tokyo gece hayatının beşiği. zaten etrafta bolca turist görebilirsiniz. ancak japonların müzik zevkinin berbat olduğunu söylemek lazım. genellikle yanarlı dönerli ortamlarda bangır bangır çalan mtv şarkılarından bahsediyorum...
biraz yerel barlar için ebisu'yu tercih edebilirsiniz.
peki bunları için ne kadar para ayırmak gerekir sorusunun ucu biraz açık. zira tokyo'nun dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğu gibi bir rivayet var. açıkçası bu tam olarak doğru değil. zira fiyat skalası çok geniş. ben 8.000 yen'e de 800 yen'e de yemek yedim. turistik yerler biraz daha pahalı ama aynı tatları sokak aralarındaki küçük restoranlarda da alabiliyosunuz. velhasıl günlük 10.000 yen gibi bir bütçe gezmesiyle tozmasıyla size fazlasıyla yetecektir.
tokyo'da yaşayabileceğiniz en büyük zorluk dil. ingilizce bilen çok az. bilenler de berbat bir aksanla konuşuyorlar. ancak insanlar inanılmaz nazik ve yardım sever. misal kayboldunuz. birisine adres soruyorsunuz. öncelikle "piriiiz, ripiiiit egeeeeen." gibi biir cevap alıyorsunuz. ("please repeat again" demek istiyor.) güç bela derdini anlattın, adam gitmek istediğiniz yeri google maps'ten arıyor. evet öyle, "ya bilmiyorum birader" falan yok. sonra sizinle beraber gideceğiniz yere kadar gidiyor. velhasıl ingilizce iletişim kuramasanız bile bir şekilde insanlar size yardımcı oluyor.
uzun lafın kısası; insanlarıyla kültürüyla falan bambaşka bir gezegen gibi tokyo. daha önce de belirttiğim gibi derin bir tarihi mirastan çok modern, ışıl ışıl hatta biraz da tuhaf bir şehir ve bu özellikleri itibariyle bambaşka bir deneyim sunuyor.
hadi iyi yolculuklar...
ziyaret etmeyi planlıyanların önce aşağıdaki önsöze bir göz gezdirmelerini tavsiye edebilirim. zira japonya sadece tokyo değil. çok daha derin bir kültüre sahip.
(bkz: japonya/#30083651)
neyse sadece tokyo'ya odaklanırsak;
öncelikle tokyo'nun inanılmaz bir metro ve raylı sistem ağına sahip olduğunu söylemek lazım. bu nedenle şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya geçmek çok kolay. bunu da göz önünde bulundurarak kalacağınız yeri seçerken lokasyondan ziyade fiyatı göz önünde bulundurabilirsiniz. ha illa "ya şöyle otelden dışarı çıkınca gezip tozabileceğim, yemek yiyebileceğim ya da oturup iki bira içebileceğim yerler yürüme mesafesinde olsun" diyorsanız shibuya veya shinjuku'yu öneririm. buralar tokyo'nun beyoğlu, kadıköy tadında yerleri... bir de chiyoda var. burası gelir seviyesi biraz daha yüksek insanların kaldığı biraz daha sakin ancak yine de bir o kadar merkezi bir yer. Buradan da gezilecek görülecek yerlere ulaşmak çok kolay.
bu arada tokyo'da konaklamak için de farklı seçenekleriniz var. misal düşük bir maliyetle kapsül otellerde kalabilirsiniz. ancak pek konforlu olmadığını göz önünde bulundurmak lazım. bir de ryokan denen geleneksel japon hanları var. yer yatakları, tatami döşemeli odalar, alçak çay sehpaları falan... baya geleneksel japonya kafası. fakat tokyo'daki ryokanların pek bir numarası yok ve gereksiz pahalılar. o nedenle yine en iyisi booking.com'dan eli yüzü düzgün bir otel bulmak.
zaten "ya ben japonya'ya tarih kültür için falan geldim" diyorsanız tokyo'dan 1-2 gün feragat edip kyoto'ya gidin derim. evet, tapınak mapınak tokyo'da da fazlasıyla mevcut ancak amacınız uzak doğu kültürünü ve tarihini tanımaksa kyoto'yu da görmekte fayda var. neyse bu başka bir mevzu.
yer işini hallettik, şimdi ne yapılır ne edilir mevzusuna gelelim. öncelikle japonlar acayip planlı programlı insanlar. bu nedenle turistik yerlerden tutun da restoranlara kadar bir çok yer rezervasyon kafasıyla çalışıyor. bunlardan biri de imparatorluk sarayı. saray'ın bahçesi ziyaretçilere açık ancak içini gezmeniz için internet üzerinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. bir başka mutlaka görülmesi gereken ancak gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gereken yer, robot restaurant. bir de bilen bilir, son dönemde japonya'da owl cafe diye bir trend var. içeride sağda solda baykuşların dolaştığı, bir yandan kahvenizi içerken bir yandan da baykuşları mıncırarak tuhaf kafalar yaşabileceğiniz yerler. çok gitmek istediğim halde rezervasyon ile içeriye aldıklarını öğrenince baya hayal kırıklığı yaşamıştım... velhasıl gideceğiniz yerleri önceden planlar hatta rezervasyon yaptırırsanız iyi olur.
bir de gitmeden önce şehirdeki etkinliklere bir göz atın. özellike bir sumo turnuvası veya baseball maçı gün içerisinde 2-3 saat zaman geçirmek için ideal. ayrıca içeride güzel kızlar bira servisi falan yapıyorlar...
illa tapınak mapınak diyorsanız senso-ji ve meiji tapınaklarına bir uğrayın. özellikle senso-ji'nin güneş battıktan sonra bir hayli hoş bir görüntüsü var. hemen çıkışında da yerel bir pazar bulunuyor.
meşhur bir balık pazarı var. sabaha karşı 5-6 gibi müzayede ile bağırış çığırış balık satılıyor. gece 2-3'e kadar bir barda takıldığınız akşamlardan birinde gece 3 gibi atlayın bir taksiye gidin. zaten müzayedeye giriş için gece 3-4 gibi balık pazarında yerinizi almanız gerekiyor. biraz meşakatli bir aktivite ama görülesi...
anime, manga kafası yaşamak isteyenler için akihabara cennet. ayrıca electronik town olarak geçiyor. her türden mangalar ve anime figürlerinin yanı küçük elektronik pasajlarında abidik gubidik elektronik aletler bulabilirsiniz. bu arada japonya ve çin'i birbirinden ayırmak lazım. japonya bir elektronik cenneti ancak fiyatlar çin kadar ucuz değil.
bu arada hazır akihabara'ya kadar gitmişken bir maid cafe'ye de uğrayın.
gece hayatı için her köşede bir gece kondu odası büyüklüğündeki izakaya denilen meyhanelerden bulabilirsiniz. bir akşamınızı buralara ayırın. yemekler güzel, içeride de bir esnaf meyhanesi havası oluyor. japonlar zaten acayip tatlı insanlar. şahsen ben yan masada oturan adamlara ne yediklerini sorduktan sonra masama aynısından bir tane gönderdiler hemen. velhasıl tek başınıza gitseniz bile çok eğlenirsiniz muhtemelen...
club falan derseniz roppongi tokyo gece hayatının beşiği. zaten etrafta bolca turist görebilirsiniz. ancak japonların müzik zevkinin berbat olduğunu söylemek lazım. genellikle yanarlı dönerli ortamlarda bangır bangır çalan mtv şarkılarından bahsediyorum...
biraz yerel barlar için ebisu'yu tercih edebilirsiniz.
peki bunları için ne kadar para ayırmak gerekir sorusunun ucu biraz açık. zira tokyo'nun dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğu gibi bir rivayet var. açıkçası bu tam olarak doğru değil. zira fiyat skalası çok geniş. ben 8.000 yen'e de 800 yen'e de yemek yedim. turistik yerler biraz daha pahalı ama aynı tatları sokak aralarındaki küçük restoranlarda da alabiliyosunuz. velhasıl günlük 10.000 yen gibi bir bütçe gezmesiyle tozmasıyla size fazlasıyla yetecektir.
tokyo'da yaşayabileceğiniz en büyük zorluk dil. ingilizce bilen çok az. bilenler de berbat bir aksanla konuşuyorlar. ancak insanlar inanılmaz nazik ve yardım sever. misal kayboldunuz. birisine adres soruyorsunuz. öncelikle "piriiiz, ripiiiit egeeeeen." gibi biir cevap alıyorsunuz. ("please repeat again" demek istiyor.) güç bela derdini anlattın, adam gitmek istediğiniz yeri google maps'ten arıyor. evet öyle, "ya bilmiyorum birader" falan yok. sonra sizinle beraber gideceğiniz yere kadar gidiyor. velhasıl ingilizce iletişim kuramasanız bile bir şekilde insanlar size yardımcı oluyor.
uzun lafın kısası; insanlarıyla kültürüyla falan bambaşka bir gezegen gibi tokyo. daha önce de belirttiğim gibi derin bir tarihi mirastan çok modern, ışıl ışıl hatta biraz da tuhaf bir şehir ve bu özellikleri itibariyle bambaşka bir deneyim sunuyor.
hadi iyi yolculuklar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar