bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin10
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- gece yarısı çalan telefon7
- uysaljakoben21
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- gammaz olmuşum13
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- geceye bir söz bırak3
- aquila bicipite8
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- eski dizileri izlemek3
- reha muhtar25
- kadınların zeka seviyesi2
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- ankarada masaj yaptırmak2
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- minyon kadın siniri5
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- kel erkek3
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- ona bir şey söyle16
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- kemal kılıçdaroğlu35
- elit olmak için gerekenler13
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- death2
- bizim delilere bakayım4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- gecenin şarkısı4
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- rusya'dan nükleer silah tehdidi2
- gocu26
- ses yakışıklılığı2
- semum3
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
japonya'nın başkenti.
ziyaret etmeyi planlıyanların önce aşağıdaki önsöze bir göz gezdirmelerini tavsiye edebilirim. zira japonya sadece tokyo değil. çok daha derin bir kültüre sahip.
(bkz: japonya/#30083651)
neyse sadece tokyo'ya odaklanırsak;
öncelikle tokyo'nun inanılmaz bir metro ve raylı sistem ağına sahip olduğunu söylemek lazım. bu nedenle şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya geçmek çok kolay. bunu da göz önünde bulundurarak kalacağınız yeri seçerken lokasyondan ziyade fiyatı göz önünde bulundurabilirsiniz. ha illa "ya şöyle otelden dışarı çıkınca gezip tozabileceğim, yemek yiyebileceğim ya da oturup iki bira içebileceğim yerler yürüme mesafesinde olsun" diyorsanız shibuya veya shinjuku'yu öneririm. buralar tokyo'nun beyoğlu, kadıköy tadında yerleri... bir de chiyoda var. burası gelir seviyesi biraz daha yüksek insanların kaldığı biraz daha sakin ancak yine de bir o kadar merkezi bir yer. Buradan da gezilecek görülecek yerlere ulaşmak çok kolay.
bu arada tokyo'da konaklamak için de farklı seçenekleriniz var. misal düşük bir maliyetle kapsül otellerde kalabilirsiniz. ancak pek konforlu olmadığını göz önünde bulundurmak lazım. bir de ryokan denen geleneksel japon hanları var. yer yatakları, tatami döşemeli odalar, alçak çay sehpaları falan... baya geleneksel japonya kafası. fakat tokyo'daki ryokanların pek bir numarası yok ve gereksiz pahalılar. o nedenle yine en iyisi booking.com'dan eli yüzü düzgün bir otel bulmak.
zaten "ya ben japonya'ya tarih kültür için falan geldim" diyorsanız tokyo'dan 1-2 gün feragat edip kyoto'ya gidin derim. evet, tapınak mapınak tokyo'da da fazlasıyla mevcut ancak amacınız uzak doğu kültürünü ve tarihini tanımaksa kyoto'yu da görmekte fayda var. neyse bu başka bir mevzu.
yer işini hallettik, şimdi ne yapılır ne edilir mevzusuna gelelim. öncelikle japonlar acayip planlı programlı insanlar. bu nedenle turistik yerlerden tutun da restoranlara kadar bir çok yer rezervasyon kafasıyla çalışıyor. bunlardan biri de imparatorluk sarayı. saray'ın bahçesi ziyaretçilere açık ancak içini gezmeniz için internet üzerinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. bir başka mutlaka görülmesi gereken ancak gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gereken yer, robot restaurant. bir de bilen bilir, son dönemde japonya'da owl cafe diye bir trend var. içeride sağda solda baykuşların dolaştığı, bir yandan kahvenizi içerken bir yandan da baykuşları mıncırarak tuhaf kafalar yaşabileceğiniz yerler. çok gitmek istediğim halde rezervasyon ile içeriye aldıklarını öğrenince baya hayal kırıklığı yaşamıştım... velhasıl gideceğiniz yerleri önceden planlar hatta rezervasyon yaptırırsanız iyi olur.
bir de gitmeden önce şehirdeki etkinliklere bir göz atın. özellike bir sumo turnuvası veya baseball maçı gün içerisinde 2-3 saat zaman geçirmek için ideal. ayrıca içeride güzel kızlar bira servisi falan yapıyorlar...
illa tapınak mapınak diyorsanız senso-ji ve meiji tapınaklarına bir uğrayın. özellikle senso-ji'nin güneş battıktan sonra bir hayli hoş bir görüntüsü var. hemen çıkışında da yerel bir pazar bulunuyor.
meşhur bir balık pazarı var. sabaha karşı 5-6 gibi müzayede ile bağırış çığırış balık satılıyor. gece 2-3'e kadar bir barda takıldığınız akşamlardan birinde gece 3 gibi atlayın bir taksiye gidin. zaten müzayedeye giriş için gece 3-4 gibi balık pazarında yerinizi almanız gerekiyor. biraz meşakatli bir aktivite ama görülesi...
anime, manga kafası yaşamak isteyenler için akihabara cennet. ayrıca electronik town olarak geçiyor. her türden mangalar ve anime figürlerinin yanı küçük elektronik pasajlarında abidik gubidik elektronik aletler bulabilirsiniz. bu arada japonya ve çin'i birbirinden ayırmak lazım. japonya bir elektronik cenneti ancak fiyatlar çin kadar ucuz değil.
bu arada hazır akihabara'ya kadar gitmişken bir maid cafe'ye de uğrayın.
gece hayatı için her köşede bir gece kondu odası büyüklüğündeki izakaya denilen meyhanelerden bulabilirsiniz. bir akşamınızı buralara ayırın. yemekler güzel, içeride de bir esnaf meyhanesi havası oluyor. japonlar zaten acayip tatlı insanlar. şahsen ben yan masada oturan adamlara ne yediklerini sorduktan sonra masama aynısından bir tane gönderdiler hemen. velhasıl tek başınıza gitseniz bile çok eğlenirsiniz muhtemelen...
club falan derseniz roppongi tokyo gece hayatının beşiği. zaten etrafta bolca turist görebilirsiniz. ancak japonların müzik zevkinin berbat olduğunu söylemek lazım. genellikle yanarlı dönerli ortamlarda bangır bangır çalan mtv şarkılarından bahsediyorum...
biraz yerel barlar için ebisu'yu tercih edebilirsiniz.
peki bunları için ne kadar para ayırmak gerekir sorusunun ucu biraz açık. zira tokyo'nun dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğu gibi bir rivayet var. açıkçası bu tam olarak doğru değil. zira fiyat skalası çok geniş. ben 8.000 yen'e de 800 yen'e de yemek yedim. turistik yerler biraz daha pahalı ama aynı tatları sokak aralarındaki küçük restoranlarda da alabiliyosunuz. velhasıl günlük 10.000 yen gibi bir bütçe gezmesiyle tozmasıyla size fazlasıyla yetecektir.
tokyo'da yaşayabileceğiniz en büyük zorluk dil. ingilizce bilen çok az. bilenler de berbat bir aksanla konuşuyorlar. ancak insanlar inanılmaz nazik ve yardım sever. misal kayboldunuz. birisine adres soruyorsunuz. öncelikle "piriiiz, ripiiiit egeeeeen." gibi biir cevap alıyorsunuz. ("please repeat again" demek istiyor.) güç bela derdini anlattın, adam gitmek istediğiniz yeri google maps'ten arıyor. evet öyle, "ya bilmiyorum birader" falan yok. sonra sizinle beraber gideceğiniz yere kadar gidiyor. velhasıl ingilizce iletişim kuramasanız bile bir şekilde insanlar size yardımcı oluyor.
uzun lafın kısası; insanlarıyla kültürüyla falan bambaşka bir gezegen gibi tokyo. daha önce de belirttiğim gibi derin bir tarihi mirastan çok modern, ışıl ışıl hatta biraz da tuhaf bir şehir ve bu özellikleri itibariyle bambaşka bir deneyim sunuyor.
hadi iyi yolculuklar...
ziyaret etmeyi planlıyanların önce aşağıdaki önsöze bir göz gezdirmelerini tavsiye edebilirim. zira japonya sadece tokyo değil. çok daha derin bir kültüre sahip.
(bkz: japonya/#30083651)
neyse sadece tokyo'ya odaklanırsak;
öncelikle tokyo'nun inanılmaz bir metro ve raylı sistem ağına sahip olduğunu söylemek lazım. bu nedenle şehir içinde bir noktadan başka bir noktaya geçmek çok kolay. bunu da göz önünde bulundurarak kalacağınız yeri seçerken lokasyondan ziyade fiyatı göz önünde bulundurabilirsiniz. ha illa "ya şöyle otelden dışarı çıkınca gezip tozabileceğim, yemek yiyebileceğim ya da oturup iki bira içebileceğim yerler yürüme mesafesinde olsun" diyorsanız shibuya veya shinjuku'yu öneririm. buralar tokyo'nun beyoğlu, kadıköy tadında yerleri... bir de chiyoda var. burası gelir seviyesi biraz daha yüksek insanların kaldığı biraz daha sakin ancak yine de bir o kadar merkezi bir yer. Buradan da gezilecek görülecek yerlere ulaşmak çok kolay.
bu arada tokyo'da konaklamak için de farklı seçenekleriniz var. misal düşük bir maliyetle kapsül otellerde kalabilirsiniz. ancak pek konforlu olmadığını göz önünde bulundurmak lazım. bir de ryokan denen geleneksel japon hanları var. yer yatakları, tatami döşemeli odalar, alçak çay sehpaları falan... baya geleneksel japonya kafası. fakat tokyo'daki ryokanların pek bir numarası yok ve gereksiz pahalılar. o nedenle yine en iyisi booking.com'dan eli yüzü düzgün bir otel bulmak.
zaten "ya ben japonya'ya tarih kültür için falan geldim" diyorsanız tokyo'dan 1-2 gün feragat edip kyoto'ya gidin derim. evet, tapınak mapınak tokyo'da da fazlasıyla mevcut ancak amacınız uzak doğu kültürünü ve tarihini tanımaksa kyoto'yu da görmekte fayda var. neyse bu başka bir mevzu.
yer işini hallettik, şimdi ne yapılır ne edilir mevzusuna gelelim. öncelikle japonlar acayip planlı programlı insanlar. bu nedenle turistik yerlerden tutun da restoranlara kadar bir çok yer rezervasyon kafasıyla çalışıyor. bunlardan biri de imparatorluk sarayı. saray'ın bahçesi ziyaretçilere açık ancak içini gezmeniz için internet üzerinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. bir başka mutlaka görülmesi gereken ancak gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız gereken yer, robot restaurant. bir de bilen bilir, son dönemde japonya'da owl cafe diye bir trend var. içeride sağda solda baykuşların dolaştığı, bir yandan kahvenizi içerken bir yandan da baykuşları mıncırarak tuhaf kafalar yaşabileceğiniz yerler. çok gitmek istediğim halde rezervasyon ile içeriye aldıklarını öğrenince baya hayal kırıklığı yaşamıştım... velhasıl gideceğiniz yerleri önceden planlar hatta rezervasyon yaptırırsanız iyi olur.
bir de gitmeden önce şehirdeki etkinliklere bir göz atın. özellike bir sumo turnuvası veya baseball maçı gün içerisinde 2-3 saat zaman geçirmek için ideal. ayrıca içeride güzel kızlar bira servisi falan yapıyorlar...
illa tapınak mapınak diyorsanız senso-ji ve meiji tapınaklarına bir uğrayın. özellikle senso-ji'nin güneş battıktan sonra bir hayli hoş bir görüntüsü var. hemen çıkışında da yerel bir pazar bulunuyor.
meşhur bir balık pazarı var. sabaha karşı 5-6 gibi müzayede ile bağırış çığırış balık satılıyor. gece 2-3'e kadar bir barda takıldığınız akşamlardan birinde gece 3 gibi atlayın bir taksiye gidin. zaten müzayedeye giriş için gece 3-4 gibi balık pazarında yerinizi almanız gerekiyor. biraz meşakatli bir aktivite ama görülesi...
anime, manga kafası yaşamak isteyenler için akihabara cennet. ayrıca electronik town olarak geçiyor. her türden mangalar ve anime figürlerinin yanı küçük elektronik pasajlarında abidik gubidik elektronik aletler bulabilirsiniz. bu arada japonya ve çin'i birbirinden ayırmak lazım. japonya bir elektronik cenneti ancak fiyatlar çin kadar ucuz değil.
bu arada hazır akihabara'ya kadar gitmişken bir maid cafe'ye de uğrayın.
gece hayatı için her köşede bir gece kondu odası büyüklüğündeki izakaya denilen meyhanelerden bulabilirsiniz. bir akşamınızı buralara ayırın. yemekler güzel, içeride de bir esnaf meyhanesi havası oluyor. japonlar zaten acayip tatlı insanlar. şahsen ben yan masada oturan adamlara ne yediklerini sorduktan sonra masama aynısından bir tane gönderdiler hemen. velhasıl tek başınıza gitseniz bile çok eğlenirsiniz muhtemelen...
club falan derseniz roppongi tokyo gece hayatının beşiği. zaten etrafta bolca turist görebilirsiniz. ancak japonların müzik zevkinin berbat olduğunu söylemek lazım. genellikle yanarlı dönerli ortamlarda bangır bangır çalan mtv şarkılarından bahsediyorum...
biraz yerel barlar için ebisu'yu tercih edebilirsiniz.
peki bunları için ne kadar para ayırmak gerekir sorusunun ucu biraz açık. zira tokyo'nun dünyanın en pahalı şehirlerinden biri olduğu gibi bir rivayet var. açıkçası bu tam olarak doğru değil. zira fiyat skalası çok geniş. ben 8.000 yen'e de 800 yen'e de yemek yedim. turistik yerler biraz daha pahalı ama aynı tatları sokak aralarındaki küçük restoranlarda da alabiliyosunuz. velhasıl günlük 10.000 yen gibi bir bütçe gezmesiyle tozmasıyla size fazlasıyla yetecektir.
tokyo'da yaşayabileceğiniz en büyük zorluk dil. ingilizce bilen çok az. bilenler de berbat bir aksanla konuşuyorlar. ancak insanlar inanılmaz nazik ve yardım sever. misal kayboldunuz. birisine adres soruyorsunuz. öncelikle "piriiiz, ripiiiit egeeeeen." gibi biir cevap alıyorsunuz. ("please repeat again" demek istiyor.) güç bela derdini anlattın, adam gitmek istediğiniz yeri google maps'ten arıyor. evet öyle, "ya bilmiyorum birader" falan yok. sonra sizinle beraber gideceğiniz yere kadar gidiyor. velhasıl ingilizce iletişim kuramasanız bile bir şekilde insanlar size yardımcı oluyor.
uzun lafın kısası; insanlarıyla kültürüyla falan bambaşka bir gezegen gibi tokyo. daha önce de belirttiğim gibi derin bir tarihi mirastan çok modern, ışıl ışıl hatta biraz da tuhaf bir şehir ve bu özellikleri itibariyle bambaşka bir deneyim sunuyor.
hadi iyi yolculuklar...
güncel Önemli Başlıklar
