bugün
- yeni partili sözlük yazarları14
- sözlüğün açık ara en sevilmeyen yazarı seçilmek12
- sarapci koala52
- suriye'ye sahip olmanın türkiye'ye faydası yoktur6
- claudian clouds7
- neden istifa yerine herkes affını istiyor5
- rte sevdalisi6
- sözlülte yeni dostluklar kurmak7
- model dinleyerek inşaatta çalışmak4
- y cehapelilerin y cehapelilikten utanması3
- çalışmayan erkekle evlenilir mi10
- israilin kktcdeki birliklerimize saldırması3
- ankete gelin beyler31
- kaşık pozisyonunda sevgilisinin önünde yatan erkek8
- ölümüne sevişmek5
- israil düşmanlığının türkiye'ye faydası yoktur2
- kedinin kafasının mama kutusuna sıkışması5
- artık sözlükte siyaset görmek istemiyorum3
- çalışmayan kadınla evlenilir mi5
- 1 milyon tl birikmiş parası olan insan7
- hemşirenin damarı bulamaması sizin suçunuzdur5
- sdg ypg'nin feshi2
- pendik ten kadıköy'e yürümek6
- sözlükte birbirini kollayan yazarlar2
- damarı bulunamayan erkeğin ağlaması4
- recep tayyip erdoğan24
- kızlar küfür etmez geyiği5
- bir sözlük erkeğinin size aşık olması4
- enektarların koltuğun altında kalıkması2
- sözlüğün en romantik erkek yazarı2
- dilencilere güvenememek3
- atatürk'ün partisinin genel başkanı2
- yoga yapan kız namaz kılan erkek ilişkisi6
- aisu4
- sözükte ölü bulunmak2
- dincilere güvenmemek2
- elektrikli otomobil6
- sokak hayvanlarını beslemek2
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı15
- ilk buluşmaya yaprak sarmasıyla gelen kız5
- chp de butlan yönetiminin kurultay toplantıları4
- bir sözlük kızının size aşık olması3
- islam barış dinidir27
- tai lung51
- annesiyle yaşayan 40 yaşındaki erkek4
- jon snow ak gezenleri öldürürken chp nerdeydi3
- türk kızlarının sohbet edememesi5
- kardeş2
- bir orduya karşı tek kişi olup doğruları savunmak9
- sözlük kızlarının kombinleri19
1 ekim 1945'de Jean Paul Sartre'nin 1. sayısına yazdığı sunu:
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar