bugün
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- gammazlar adam mıdır sorunsalı5
- nev14
- jinekomasti4
- katatespizartmasi9
- nurcanım şarkısının popüler olduğu zamanlar4
- icapçı3
- fransada marketlere siber saldırı yapılması3
- arkadaşlar entry girer misiniz4
- kimsenin memleket takımı tutmaması18
- künefenin sünen peyniri4
- link atınca bu ne diye soran insan4
- çocukluk arkadaşlığı11
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- yaşam tarzını değiştirmek2
- ciddi ciddi devlet aklı diyen şahıs3
- iri memeler2
- 200 bin lira borç verir misiniz6
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- 47 bin liradan 25 bin liraya düşen ürün6
- ekonomiyi mahvedip sürekli israil haberi yapmak4
- krt tv2
- hazzetmediğim milletler2
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- karpuzcu liboş4
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- 24 ekim 2026 muğlaspor istanbulspor maçı6
- zeytin toplamaya giden sözlük yazarları4
- sabah programları6
- fon vurgunu56
- zengin olunca yapacaklarınız2
- kürt hurdacı3
- uludağ sözlüğün geldiği durum3
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- mortal kombat3
- ressam ılgın tosun pastel sanatçısı2
- aziz yıldırım2
- zeytinyağlı barbunya2
- skoda octavia2
- şu an ne isterdin14
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması10
- 10 şehirde basın özgürlüğü yürüyüşleri4
- gammaz olmak2
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- van damme'ın rakibinin taşaklarına vurması2
- serdar ortaç'ın sahneye sarhoş çıkması3
- iran da şahı da humeyni'yi de biz getirdik4
- 24 ekim 2026 gazeteci eylemleri2
1 ekim 1945'de Jean Paul Sartre'nin 1. sayısına yazdığı sunu:
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar