bugün
- nev13
- katatespizartmasi10
- 200 bin lira borç verir misiniz6
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- 47 bin liradan 25 bin liraya düşen ürün6
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- çocukluk arkadaşlığı10
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- uludağ sözlüğün geldiği durum4
- zeytin toplamaya giden sözlük yazarları5
- kürt hurdacı3
- 24 ekim 2026 muğlaspor istanbulspor maçı6
- kimsenin memleket takımı tutmaması16
- ressam ılgın tosun pastel sanatçısı2
- zeytinyağlı barbunya2
- sabah programları6
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- fon vurgunu56
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- skoda octavia2
- ekonomiyi mahvedip sürekli israil haberi yapmak3
- künefenin sünen peyniri2
- mortal kombat3
- gammaz olmak2
- van damme'ın rakibinin taşaklarına vurması2
- amerika'nın'ya yanında olursunuz'ya yok olursunuz2
- tuborg green'i delist eden vizyonsuz türk tuborg2
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek25
- sarı teker vs sarı tutku2
- serdar ortaç'ın sahneye sarhoş çıkması3
- 10 şehirde basın özgürlüğü yürüyüşleri4
- 2006'nın 20 sene önce olması3
- ona bir şey söyle9
- şu an ne isterdin14
- herkes nerde5
- iran da şahı da humeyni'yi de biz getirdik4
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- futbol17
- lüks mekanda fotoğraf çektiren 2 lig futbolcusu2
- ismail kartal7
- cadılar bayramında cadı kesmek4
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı19
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- yılmaz erdoğan6
- sürpriz yumurta2
- yulaf lapası vs tost11
- azrail'in görüldüğü an4
- beşiktaş14
- açım aç8
modern zamanlar anlamında ki fransızca cümle. jean paul sartre nın 1945 de çıkarmaya başladığı edebiyat ve siyaset dergisi.
1 ekim 1945'de Jean Paul Sartre'nin 1. sayısına yazdığı sunu:
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar