bugün
- doğu perinçek6
- şarapçı koala niye kuzey kore'ye gitmiyor8
- 210 olduğunu iddia eden sözlük beyinin 158 çıkması2
- sarapci koala40
- recep tayyip erdoğan18
- mazlum abdi den sdg'nin feshi açıklaması2
- tai lung52
- sözlüğe küsmek2
- ankete gelin beyler27
- ne kadar yaşlısın18
- velvet40
- bir otel odasında yalnızken duyulan hüzün4
- akepelilerdeki imamoğlu korkusunun asıl nedeni3
- duşta dinlenebilecek şarkı önerileri2
- uludağ sözlük iç huzur ve aydınlanma derneği9
- canım kardeşim2
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak3
- sözlük kızlarının kombinleri14
- kızarmış ekmek10
- ben gökten inen ekmeğim5
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek21
- sözlükte yükselen reis sevdası20
- terörsüz türkiye5
- kendine yabancılaşmak10
- sözlük bacıları2
- isa kendini tanrı'nın oğlu olarak görüyordu5
- sdg ypg'nin kendini fesh etmesi3
- sözlükte yaratım sancısı çekmek5
- sözlük sosyalistlerinin fotoğrafları5
- rica ediyorum beni eksilemeyiniz6
- sevmediğiniz yazarlar14
- azerbaycan2
- ilk buluşmada hesabı kim öder2
- stack overflow kopyala yapıştır2
- dem'in lenin che guevara ve deniz gezmişle alakası3
- koala aniden 180 derece neden döndü sorunsalı6
- yeni parti emekçilerin hakkını verecek mi3
- bir orduya karşı tek kişi olup doğruları savunmak8
- 25 ağustos 2026 madencilerin gözaltına alınması3
- iskoçya4
- aktrolleri çıldırtacak bir şey bırak9
- temu'dan giyinmek4
- çam kolonyası2
- bir soru sor7
- duvara karşı4
- narsist kişilik bozukluğu2
- 25 ağustos 2026 ankara madenci eylemi6
- 26 ağustos 20262
- persac ile tantuni yiyip sinema konuşmak6
- mecburi eğitim meselesi3
modern zamanlar anlamında ki fransızca cümle. jean paul sartre nın 1945 de çıkarmaya başladığı edebiyat ve siyaset dergisi.
1 ekim 1945'de Jean Paul Sartre'nin 1. sayısına yazdığı sunu:
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
"Burjuva kökenli bütün yazarlar, sorumsuzluğun çekiciliğini tanıdılar: yüzyıldan beri yazarlık mesleği içinde gelenekselleşmiştir (...) Bu sorumsuzluk mirası, birçok insanın kafasını karıştırdı. Başkaları kavga içindeyken yazın adamı yazar; bir gün ideal değerlerin aydını ve bekçisi olduğunu duyumsar, bundan gurur duyar; ertesi gün yazının özel bir gösteriş biçimine çok fazla benzediğini düşünür, utanır. Kendisini okuyan burjuvaların saygı duyduklarının bilincindedir; ne ki onu okumayan işçiler karşısında aşağılık kompleksi duyarak acıçeker (...)
Bugün olaylar öyle bir noktaya gelmiştir ki, kalemlerini Almanların hizmetine verdikleri için kınanan ya da cezalandırılan, zavallı bir durum sergileyen yazarlar görülmüştür. Ne diyorlar, yazılan bağlar mı? Bağlanmanın kaçınılmazlığı, kitabın toplumsal bir olay olmayacağının olanaksızlığı üzerine kurulmuştur: Çünkü yazarın kaçıp kurtulacağı hiçbir yol yoktur, onun yaşadığı çağı sıkıca kucaklamasını istiyoruz; buçağın bir tek şansı vardır: yazar onun için, çağ da yazar için yapılmıştır. Zamanımızdan hiçbir şeyi saklamak istemiyoruz: dönemin en güzeli belki, ancak bizimkidir; bu yaşanacak yaşamdan başka şeyimiz yok. işin içinden ustalıkla sıyrılanamayacağının bilincindeyiz. Yoksa sessiz ya da şaşkınlıktan ağzımız açık kalırdık, edilgenliğimiz bile bir eylem olurdu.
Yazar, çağında durum içindedir: her söz çınlar? Her sessizlik de. Komüne'den sonraki baskıya ilişkin olarak Flaubert ve Goncourt'u sorumlu tutuyorum, çünkü engel olmak için bir tek satır yazmadılar. Bu yazarlardan her biri, yaşamının özel bir durumunda yazar sorumluluğunu ölçtü. işgal dönemi, kendi sorumluluğumuzu bize öğretti. Çünkü varlığımızla bile dönemimizi değiştirmeye çalışıyoruz, bu eylemin gönüllü bir eylem olacağına karar veriyoruz."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar