bugün
- teomancalmasur23
- türk solu14
- ekrem imamoğlu'nun istanbul'a 10 metro yapması4
- sözlükçü erkeklerin zevksiz olması3
- sözlükte aksiyon ve sataşma6
- türkiyeliyim ve mutluyum15
- eti form kepekli bisküvi2
- kudüs üç semavi din için önemlidir11
- tarih dizileri6
- jeffrey epstein8
- ak partiyi savunan dayılar10
- yeni parti5
- mevsim değişmesinin kombinlere etkisi5
- okulda zil çalmasının gereksizliği4
- nervio12
- aliyev'in türk devletleri zirvesi ne katılmaması6
- kızların yara izi olan erkeklere bayılması4
- kel ve at kuyruklu kötü adam6
- herzevekil4
- simko35
- atam tayyip erdoğan'ı eleştirip prim kasmak3
- sözlük kızıyla kavga eder misiniz5
- bir kızın peşinde koşan erkek sayısı5
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- azgınlıktan bayır domuzuna dönmek3
- pipisiyle düşünenler buraya2
- motorun yatak sarması6
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın16
- yazar donuzlayan erkek gizli eşcinseldir7
- mısıroğlunu ciddiye almak2
- halloween kutlamayı yasaklamak2
- sözlükçü kızların tam bir sazan olduğu gerçeği4
- üçler yediler kırklar11
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- fransız arabalarının aşırı dandik olduğu gerçeği6
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi21
- rafael leao'nun sürekli gülmesi3
- sibel can'ın nutellalı memeleri6
- sikiyi mikiyi gırarsın2
- insan doğuştan iyi midir17
- ömer üründül ün galatasaray başkanı olması5
- hangi hogwartz binasını temsil ediyorsunuz2
- 30 ekim 2026 adanaspor kırıkkalespor maçı4
- sözlük kızlarının bir işe yaramaması7
- atatürk ü abartmaya gerek yok2
- türkiye7
- patrick stewart5
- fenerin yeni hocası kim olacak6
- smile 33
- call of duty filmi3
http://www.yenicaggazetes...r/haberdetay.php?hit=5141
orhan karaveli'nin ziya gökalp'i doğru anlamak adlı kitabından :
sempozyuma katılanlar ve dinleyiciler, son yılların bu, çok moda ve hemen her taşın altından çıktığını gördüğümüz, kırım'ın kefe kentinin " ortay " köyünden, avusturya doğumlu tarihçiyi dinlemeye hazırlandılar.
ve film koptu ! bu ilginç zatın konuşmalarındaki biraz alaycı ve dinleyicileri küçümseyen, aşırı bilgiç tavrın yabancısı olmayanlar fazla şaşırmadılar ama salonda birden buz gibi bir hava esti ...
neler söylüyordu bu ünlü (!) tarihçimiz : kimdi bu ziya gökalp ? falanca sosyoloğun kötü bir kopyası değil miydi ? onunla ilgili olarak buraya toplanıp konuşmaya değer miydi ?
herkes hayretle birbirine baktı : madem ziya gökalp hakkında toplantılar düzenlemeye değer biri değildi, o halde neden gelmişti buraya kendisi ? yaptığı yalnız ziya gökalp'in anısına, onu sevenlere, dinleyicilere, salonda hazır bulunan yakınlarına ve hepsinden önemlisi gazi üniversitesi'nin rektör ve yöneticilerine düpedüz hakaret değil miydi ? böyle uluorta konuşmak bir bilim adamına yakışır mıydı ?
sevinç karacan (ziya gökalp'in torunu), duyduklarını, kulaklarına inanamadan bir süre sabır ve şaşkınlık içinde dinledi. kalkıp, bay ortaylı'yı susturmayı ve ona aynı kürsüden cevap vermeyi düşündü ama sinirden titriyordu. bunu yapacak durumda olmadığını hissetti ve " iyi ki annemi o yaşlı ve hasta halinde getirmemişim " diye düşündü, sert bir hareketle birden yerinden kalkıp salonu terketti.
yetkililer arkasından koşturarak, yapılan konuşma nedeniyle kendisinden özür dilediler. bu sözlere kesinlekle katılmadıklarını ve kendilerinin de çok üzgün olduklarını belirtip " böyle bir şeyin başımıza geleceğini bilseydik bu zatı elbette davet etmezdik " dediler, ama büyük bir sarsıntı geçiren sevinç karacan' salona dönmeye razı edemediler. titreyen elleriyle biraz önce " dedesinin anısına " verilen bu plaketi bu yetkililere iade etmeyi düşündü ama hemen vazgeçti. ne suçu vardı gazi üniversitesi'nin ? ilk vasıtayla istanbul'a döndü, oğluyla birlikte.
sayın sevinç karacan'dan dinlediklerimi, olayların tanığı olan - ulaşabildiğim - profösörlerin hepsi doğruladılar. bir farkla ki, bay ortaylı'nın gökalp hakkında kullandığı sözcükler aslında bu kitaba alınmayacak niteliktendi. konuştuğum hocalardan biri, gaziantep üniversitesi eğitim fakültesi eğitim bilimleri bölümü başkanı pr. dr. hikmet yıldırım celkan şunları söyledi bana :
" onu tanıyan bazı hocalar ' aldırmayın ! bu adam hep böyledir. ' dediler, ama çoğumuz büyük bir infial içindeydik. benim konuşma sıram ertesi gündü. ona cevap vermek için ( sayın celkan burada farklı bir söylem kullanıyor ) 9 martı bekledim (ertesi günü). ama gelmedi, sanırım gelemedi. kaybolmuştu ortalıktan. kimse de nerede olduğunu bilmiyordu. oysa böyle toplantılardan sonu gelmeden ayrılmamak bilimsel nezaket gereğidir. biz nasıl o konuşurken hazır bulunmuşsak onun da kendisinden sonra konuşacakları dinlemesi gerekmez miydi ?
sayfa 220, 221.
orhan karaveli'nin ziya gökalp'i doğru anlamak adlı kitabından :
sempozyuma katılanlar ve dinleyiciler, son yılların bu, çok moda ve hemen her taşın altından çıktığını gördüğümüz, kırım'ın kefe kentinin " ortay " köyünden, avusturya doğumlu tarihçiyi dinlemeye hazırlandılar.
ve film koptu ! bu ilginç zatın konuşmalarındaki biraz alaycı ve dinleyicileri küçümseyen, aşırı bilgiç tavrın yabancısı olmayanlar fazla şaşırmadılar ama salonda birden buz gibi bir hava esti ...
neler söylüyordu bu ünlü (!) tarihçimiz : kimdi bu ziya gökalp ? falanca sosyoloğun kötü bir kopyası değil miydi ? onunla ilgili olarak buraya toplanıp konuşmaya değer miydi ?
herkes hayretle birbirine baktı : madem ziya gökalp hakkında toplantılar düzenlemeye değer biri değildi, o halde neden gelmişti buraya kendisi ? yaptığı yalnız ziya gökalp'in anısına, onu sevenlere, dinleyicilere, salonda hazır bulunan yakınlarına ve hepsinden önemlisi gazi üniversitesi'nin rektör ve yöneticilerine düpedüz hakaret değil miydi ? böyle uluorta konuşmak bir bilim adamına yakışır mıydı ?
sevinç karacan (ziya gökalp'in torunu), duyduklarını, kulaklarına inanamadan bir süre sabır ve şaşkınlık içinde dinledi. kalkıp, bay ortaylı'yı susturmayı ve ona aynı kürsüden cevap vermeyi düşündü ama sinirden titriyordu. bunu yapacak durumda olmadığını hissetti ve " iyi ki annemi o yaşlı ve hasta halinde getirmemişim " diye düşündü, sert bir hareketle birden yerinden kalkıp salonu terketti.
yetkililer arkasından koşturarak, yapılan konuşma nedeniyle kendisinden özür dilediler. bu sözlere kesinlekle katılmadıklarını ve kendilerinin de çok üzgün olduklarını belirtip " böyle bir şeyin başımıza geleceğini bilseydik bu zatı elbette davet etmezdik " dediler, ama büyük bir sarsıntı geçiren sevinç karacan' salona dönmeye razı edemediler. titreyen elleriyle biraz önce " dedesinin anısına " verilen bu plaketi bu yetkililere iade etmeyi düşündü ama hemen vazgeçti. ne suçu vardı gazi üniversitesi'nin ? ilk vasıtayla istanbul'a döndü, oğluyla birlikte.
sayın sevinç karacan'dan dinlediklerimi, olayların tanığı olan - ulaşabildiğim - profösörlerin hepsi doğruladılar. bir farkla ki, bay ortaylı'nın gökalp hakkında kullandığı sözcükler aslında bu kitaba alınmayacak niteliktendi. konuştuğum hocalardan biri, gaziantep üniversitesi eğitim fakültesi eğitim bilimleri bölümü başkanı pr. dr. hikmet yıldırım celkan şunları söyledi bana :
" onu tanıyan bazı hocalar ' aldırmayın ! bu adam hep böyledir. ' dediler, ama çoğumuz büyük bir infial içindeydik. benim konuşma sıram ertesi gündü. ona cevap vermek için ( sayın celkan burada farklı bir söylem kullanıyor ) 9 martı bekledim (ertesi günü). ama gelmedi, sanırım gelemedi. kaybolmuştu ortalıktan. kimse de nerede olduğunu bilmiyordu. oysa böyle toplantılardan sonu gelmeden ayrılmamak bilimsel nezaket gereğidir. biz nasıl o konuşurken hazır bulunmuşsak onun da kendisinden sonra konuşacakları dinlemesi gerekmez miydi ?
sayfa 220, 221.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar