bugün
- mazotun litresi 101 lira29
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları35
- kurtlar vadisi pusu'ya fetö soruşturması5
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler6
- siparişle gelen ketçap paketlerini saklamak4
- bitmeyen kriz5
- fake hesapla yazarların aklıyla dalga geçmek4
- chpli biriyle siyaset tartışmak3
- akp li yazarlar4
- asansör aynasıyla flört etmek4
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu3
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek3
- iltica7
- claudian clouds2
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı19
- otobüste uyuyup tam kendi durağında uyanmak3
- kural bağımlılığı ve otorite arzusu3
- eski fotoğraflardaki saç modelleri2
- akp iktidarı3
- akp nin iktidardan düştüğü gün2
- sevgilisi olup sözlükte takılan insan4
- ekşide yazar olup hiç entry girmemek3
- akp nin gerçek yüzü2
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- grönland ve antarktika da 12 trilyon ton buz kaybı3
- mazot fiyatlarının suçlusu21
- iki zıt karaktere sahip olmak normal midir2
- israil3
- yazarların fobileri15
- ismet gürbüz6
- yazarların en malımsı özellikleri12
- kendin hakkında bir gerçek bırak8
- yeşil beyaz turuncu3
- sözlük yazarlarının normal kombinleri23
- yapay zekanın kod yazması4
- islamda namaz yoktur37
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı12
- sözlüğün reisi kim anketi19
- en başarılı türkiye'nin 2026 rte türkiyesi olması11
- seçil erzan2
- çalar saat sadakati2
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- 174 kaslı mühendis9
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi15
- keşke bu yaşanmışlıklar onunla olsaydı6
- 195 kaslı pilot10
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz22
Çok iyi oyuncu, harika sarhoş taklidi yapan değerli insandır. Ne yazıkki bugün onu kaybettik. Ama hafızalarımıdan silinecek bir insan değil. Ruhu şad olsun.
levent kırca'nın ölümünden iki gün önce ödül töreni için yazdığı mektubun tamamı:
''1974’de trt ile girdim hayatınıza. o günden bu yana baya bir zamanınızı aldım. 41 yıl… teşekkür ederim size, anılarınızda bana yer açtığınız için.
hayatımda sayısız ödül aldım. renk renk, biçim biçim. altından olup da bir şey ifade etmeyeni de var, tenekeden olup da paha biçilmezi de. aldığımı ilk bir kaç ödülü çalışma masamın üstüne koydum. çalışacak yer kalmayınca camlı bir dolaba koydum. dolap isyan edince odamı onlara tahsis ettim. evi istila ettiklerinde ise sokakta kaldım.
arada bir onları ziyaret ettiğimde hiç dertleri olmadığını gördüm. üzerlerindeki toza rağmen şikayet edeni yoktu. hepsi yerini biliyordu. birbirlerine saygılılardı. hiç kavga etmediler. birbirlerini yemediler. bir arada mutlu mesut geçindiler. altından da olsalar, tenekeden de olsalar, hepsi birer ödüldü. hepsi eşitti.
iki kardeş bir çorap yüzünden kavga edebilirler. ama komşunun çocuğu sorun çıkardığında iki kardeş birlik olur. ev sahibi ile kiracı arasında problem olduğunda, bina yıkılacaksa birlik olurlar. o öbürünün tepesinden halı sarkıttığında kavga eden komşular, mahalle maçlarında birlik olur. hacısı, ateisti takımı gol attığında sarılır, ağlarlar. düşman ülke sana savaş açtığında ülke birlik olur.
toprağım dediğin adamın her işine koşarsın. memlekette yüzünü bile görmek istemediğin, başka şehirde canın, memleketlin olur. toprak aynı toprak, biraz tozlu, biraz killi. su aynı su, biraz berrak, biraz kireçli. insan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir?
güzellikler paylaştıkça değerlenir, kötülükler çoğaldıkça kanıksanır.
geçmişlerimiz ve benim jenerasyonumdaki insanlar için, eskiler her zaman daha güzel gelmiştir insana. daha sağlıklı, daha diri, daha dertsiz gelmiştir. daha adaletli, daha umutlu gelmiştir.
eski zamanlar; ‘’ah o eski zamanlardır’’..
bu mektubumu sizlere ülkemizin değerli bir film festivali olan, 5. bodrum film festivali vesilesiyle yazıyorum. o yüzden benim için yeri çok ayrı olan bir yönetmenden alıntı yapmakta sakınca görmüyorum. woody allen'ın midnight in paris filminde zaman atlamaları vardır. film günümüzde başlar, basit ama fantastik bir yöntemle sürekli geçmişe gider. filmde o geçmiş dönemler içerisinde ernest hemingway, dali, picasso, t.s. elliot, edgar dega, luis bunuel gibi önemi tartışılmaz insanlara rastlarız. hepsi, hangi dönemde yaşıyor olurlarsa olsun, kendi geçmişlerinin her zaman daha iyi olduğunu ve ona özlem duyduklarını belirtirler. hepsinin ağzından ‘’ahh, o eski zamanlar’’ cümlesini bir kez duyarız. filmin ana önermesi ise sonunda en güzel ânın, içinde bulunduğun, yaşadığın an olduğunu belirtir.
yaşadığımız şuan..
şuan.. elinizden yaşam boyu onur ödülünü alıyorum. ödül vermek onore etmektir. almaksa onore olmak. düşünüp, cesaret edip, bir şeyi hayata geçirdiğinizde, birileri için değer görüyorsa, sizi ödüllendirirler. bunun karşılığı maddi karşılığından büyüktür. o işiniz için ödül alırsınız. yaşam boyu onur ödülü ise, yaşamda yaptıklarınızın, varlığınızın ya da amacınızın top yekün mükafatlandırılması gibidir. bu ödülün anlamı benim için çok büyük.
bu ödülü de eve götüreceğim. ama diğer ödüllerin arasında baş köşeye koymayacağım. ödülsen ödüllüğünü bil. diğerleri neredeyse oraya, yanlarına koyacağım. o da onlarla birlikte tozlanacak. onlardan biri olacak. yaşam boyu onur ödülü de olsan, cumhuriyet altını da olsan, kimseye ayrı gayrı yapamam. diğerleri tozlu raflarda dururken, sana saray şeklinde dolap yapmayacağım. çünkü ödül de olsan, sana hak ettiğin anlamı veren içinde bulunduğu dolabın büyüklüğü ya da şekli değil, bizim sana verdiğimiz değerdir.
ister misin şimdi böyle dedim diye, bu ödül beni mahkemeye versin?
güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. benim jenerasyonumda bir insan çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı şuan bilemiyorum.
yine woody allen, ‘’bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir’’ der. siz de yönetmensiniz. ailenizi yöneten, işinizi yöneten.. etrafınızı yöneten. ‘’şu an’', yöneten. birlik verip bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun.
dik durun.. adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. atatürkle kalın, cumhuriyetle kalın, hoşçakalın!!
levent kırca'nın ölümünden iki gün önce ödül töreni için yazdığı mektubun tamamı:
''1974’de trt ile girdim hayatınıza. o günden bu yana baya bir zamanınızı aldım. 41 yıl… teşekkür ederim size, anılarınızda bana yer açtığınız için.
hayatımda sayısız ödül aldım. renk renk, biçim biçim. altından olup da bir şey ifade etmeyeni de var, tenekeden olup da paha biçilmezi de. aldığımı ilk bir kaç ödülü çalışma masamın üstüne koydum. çalışacak yer kalmayınca camlı bir dolaba koydum. dolap isyan edince odamı onlara tahsis ettim. evi istila ettiklerinde ise sokakta kaldım.
arada bir onları ziyaret ettiğimde hiç dertleri olmadığını gördüm. üzerlerindeki toza rağmen şikayet edeni yoktu. hepsi yerini biliyordu. birbirlerine saygılılardı. hiç kavga etmediler. birbirlerini yemediler. bir arada mutlu mesut geçindiler. altından da olsalar, tenekeden de olsalar, hepsi birer ödüldü. hepsi eşitti.
iki kardeş bir çorap yüzünden kavga edebilirler. ama komşunun çocuğu sorun çıkardığında iki kardeş birlik olur. ev sahibi ile kiracı arasında problem olduğunda, bina yıkılacaksa birlik olurlar. o öbürünün tepesinden halı sarkıttığında kavga eden komşular, mahalle maçlarında birlik olur. hacısı, ateisti takımı gol attığında sarılır, ağlarlar. düşman ülke sana savaş açtığında ülke birlik olur.
toprağım dediğin adamın her işine koşarsın. memlekette yüzünü bile görmek istemediğin, başka şehirde canın, memleketlin olur. toprak aynı toprak, biraz tozlu, biraz killi. su aynı su, biraz berrak, biraz kireçli. insan olarak birbirimizi sahiplenmek, birleşebilmek için uzaylıların dünyayı istila etmesi mi gerekir?
güzellikler paylaştıkça değerlenir, kötülükler çoğaldıkça kanıksanır.
geçmişlerimiz ve benim jenerasyonumdaki insanlar için, eskiler her zaman daha güzel gelmiştir insana. daha sağlıklı, daha diri, daha dertsiz gelmiştir. daha adaletli, daha umutlu gelmiştir.
eski zamanlar; ‘’ah o eski zamanlardır’’..
bu mektubumu sizlere ülkemizin değerli bir film festivali olan, 5. bodrum film festivali vesilesiyle yazıyorum. o yüzden benim için yeri çok ayrı olan bir yönetmenden alıntı yapmakta sakınca görmüyorum. woody allen'ın midnight in paris filminde zaman atlamaları vardır. film günümüzde başlar, basit ama fantastik bir yöntemle sürekli geçmişe gider. filmde o geçmiş dönemler içerisinde ernest hemingway, dali, picasso, t.s. elliot, edgar dega, luis bunuel gibi önemi tartışılmaz insanlara rastlarız. hepsi, hangi dönemde yaşıyor olurlarsa olsun, kendi geçmişlerinin her zaman daha iyi olduğunu ve ona özlem duyduklarını belirtirler. hepsinin ağzından ‘’ahh, o eski zamanlar’’ cümlesini bir kez duyarız. filmin ana önermesi ise sonunda en güzel ânın, içinde bulunduğun, yaşadığın an olduğunu belirtir.
yaşadığımız şuan..
şuan.. elinizden yaşam boyu onur ödülünü alıyorum. ödül vermek onore etmektir. almaksa onore olmak. düşünüp, cesaret edip, bir şeyi hayata geçirdiğinizde, birileri için değer görüyorsa, sizi ödüllendirirler. bunun karşılığı maddi karşılığından büyüktür. o işiniz için ödül alırsınız. yaşam boyu onur ödülü ise, yaşamda yaptıklarınızın, varlığınızın ya da amacınızın top yekün mükafatlandırılması gibidir. bu ödülün anlamı benim için çok büyük.
bu ödülü de eve götüreceğim. ama diğer ödüllerin arasında baş köşeye koymayacağım. ödülsen ödüllüğünü bil. diğerleri neredeyse oraya, yanlarına koyacağım. o da onlarla birlikte tozlanacak. onlardan biri olacak. yaşam boyu onur ödülü de olsan, cumhuriyet altını da olsan, kimseye ayrı gayrı yapamam. diğerleri tozlu raflarda dururken, sana saray şeklinde dolap yapmayacağım. çünkü ödül de olsan, sana hak ettiğin anlamı veren içinde bulunduğu dolabın büyüklüğü ya da şekli değil, bizim sana verdiğimiz değerdir.
ister misin şimdi böyle dedim diye, bu ödül beni mahkemeye versin?
güzel şeyler paylaşabildiysek sizinle, ne mutlu bana. benim jenerasyonumda bir insan çabalarının meyvesini görememe durumuna mı üzülmeli, yoksa daha kötülerini yaşamayacak olduğu için teselli mi bulmalı şuan bilemiyorum.
yine woody allen, ‘’bir yönetmenin en büyük hatası, bu kötü senaryoyu çekerek adam ederim demesidir’’ der. siz de yönetmensiniz. ailenizi yöneten, işinizi yöneten.. etrafınızı yöneten. ‘’şu an’', yöneten. birlik verip bu senaryoyu değiştirin ki, filminiz de iyi olsun.
dik durun.. adil olun, sabırlı olun, enerjinizin sirayet etmesine müsaade edin. daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. atatürkle kalın, cumhuriyetle kalın, hoşçakalın!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar