bugün
- atatürk ün hataları9
- arda güler10
- jaws filmindeki sikko balik16
- yetkisi alınan yetkili8
- iltica20
- hintliler zenci midir4
- oktay saral8
- haftanın gammazlarında birinci olan user7
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak6
- ritmik cimnastik yarışması3
- gs fb derbisinde unutulmayan goller2
- yemene asker gönderilme meselesi5
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- fon vurgunu50
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı4
- asansörde konuşmama kuralı4
- irana gelin gitmek4
- şirketlere çöküp niye para gelmiyor diye ağlamak2
- anthropic'e elvis presley davası2
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- moralin çok bozuk olması6
- yunanistan'ın savunma bütçesini 5 kat artırması3
- sözlüğü kurtaracak tek yazar2
- sözlüğün kralı8
- evlenmek4
- gammaz çetesini çökerten yazar2
- sabah 05 00 06 00 arası sex2
- yaşlıların folklifte portif demesi9
- yalnız yaşamak6
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar3
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak12
- fetöcü ünlüler3
- sabahları americano içmeyince gerilen adam2
- insan sevmemek4
- sabahın köründe arayıp uyuyor muydun diyen tip3
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- betray me7
- rakı içen kadına hayran olan lavuk3
- uzaylılar tavuk döner yiyor mu4
- doğru don seçimi4
- aç uyumak10
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- sevgi vs aşk9
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi5
- nev ölmüş başımız sağ olsun3
- metamfetamin7
- kabine'nin beştepe de toplanması3
- forma7
- salçalı makarna10
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
son entrysi 10 ay evvel girilmiş, 10 yıllık mazisi olan "ulu" (sözde) sözlükte hepi topu 64 entry alabilmiş; nesli gittikçe tükenmekte olan, bilgi bahçesi bahçıvanıdırlar.
benim peder gelmişti ziyaretime birkaç zaman evvel. gençliğinde kaldığı eski bir handan bozma öğrenci yurdunu, o dönemde politik gerilim sokaklarda etkisini had safhalarda gösterirken dava arkadaşlarıyla çay içtikleri kahvehaneleri, kafeleri, koşuşturdukları sokakları görmek istedi tekrar.
beyazıt'a gittik birlikte. üzerinden onca yıl geçmiş olmasına rağmen dün gibi hatırlıyor tüm sokakları, kaldırımları, dükkanları. daha evvel hiç gitmemiştik birlikte. hoş daha evvel babamla bu kadar samimi bir gün de geçirmemiştim sanırım. ilk defa öğrenciliğinde kaldığı yurdu gördüm onca ziyaretine rağmen ilk kez. üzüldüm ulan üzüldüm. nargileciye çevirmişler. kafeler, kahvehaneler, o güzelim tazecik beyinli fikir insanlarının peş peşe yakılan sigaralar eşliğinde yudumladıkları çayları barındıran duvarlar bir bir kebapçılara, nargilecilere dönüşmüş. üzüldüm çünkü anlatırken yaşıyordu üç düzine sene evvelini. anlayamadım ama onun üzüldüğü o günlerden birkaç buruk anı mı, kaybedilen insanların adı mı yoksa gerçekten şimdide o günlerden hiçbir iz kalmaması mı.
sıra kitapçılara gelmişti. en çok heyecanlandığı kısım. hani yalanım yok, ömrümde öylesine okuma tutkusuyla yaşayan bir adam görmedim. hiçbir zaman bir baba-oğul ilişkisini ziyadesiyle yaşamadığımızdan ayrılık ve aykırılıklarımız, ortak faaliyetlerimizden her zaman kat be kat fazla oldu. her vakit eleştirdim de hiç inkar edemedim kaliteli okuyuculuğuna imrendiğimi. benim pederin bana yegane katkısıdır okuma sevdası. neyse hocam, velhasıl özellikle sahaflar.. sahaf dedi akan suları durdurdu. inanır mısınız çocuk gibiydi, adımları hızlanmıştı farkediyordum, 55'ini geçkin adam.
vardık biraz sonra. yüzü düştü.. adımları azalarak kesildi. hepsi bir bir kapanmış. tarih olmuş. halbuki almak istediği kitapların isimlerini bile söylemişti biz adımlıyorken. özellikle sahaflardan bakmak istemişti. o kadar iyimserdi ki o günlerden birilerini bile tanımayı bekliyordu hızla ilerlerken. tanıştıracağım seni diyordu, beni mutlaka hatırlarlar..
dedim ya babamla hiçbir zaman iyi bir baba oğul ilişkisine sahip olamadık. şimdilerde yeni yeni olmaya başlıyoruz sanırım. ben 20'li yaşların ortalarında dolaşıyorken. bundandır sanırım, babamla benzeşen bir alışkanlığımız yoktur. karakteristik özellik demiyorum tabii. alışkanlık diyorum bak sevgili arkadaşım, dikkat. delicesine kitap aşığı olmak dışında. bir sözünü hatırlarım benim pederin iş görüşmesi için tarifsiz bir stresle başka bir şehre giderken bana havalimanında söylediği :
"sakın kendini sıkma, içini ferah tut. evvel allah biz buradayız, geleceğini kurabilecek kadar imkana sahibiz, olur da kötü geçerse üzme kendini. haa ama bak sana sözümdür, bizler gidince size az buçuk bir şeyler bırakabilmek için bunca yıl çalıştık ve elde ettik de. ama bilesin ki kardeşinle sana bırakabileceğim en büyük miras evdeki kütüphane ve kitaplardır."
şimdi düşündüm de bahsettiği sahaflara doğru giderken aslında benim de hızlanmış olan o adımlarım babamınkilere ayak uydurabilmek için değildi. ben de en az onun kadar heyecanlıydım..
benim peder gelmişti ziyaretime birkaç zaman evvel. gençliğinde kaldığı eski bir handan bozma öğrenci yurdunu, o dönemde politik gerilim sokaklarda etkisini had safhalarda gösterirken dava arkadaşlarıyla çay içtikleri kahvehaneleri, kafeleri, koşuşturdukları sokakları görmek istedi tekrar.
beyazıt'a gittik birlikte. üzerinden onca yıl geçmiş olmasına rağmen dün gibi hatırlıyor tüm sokakları, kaldırımları, dükkanları. daha evvel hiç gitmemiştik birlikte. hoş daha evvel babamla bu kadar samimi bir gün de geçirmemiştim sanırım. ilk defa öğrenciliğinde kaldığı yurdu gördüm onca ziyaretine rağmen ilk kez. üzüldüm ulan üzüldüm. nargileciye çevirmişler. kafeler, kahvehaneler, o güzelim tazecik beyinli fikir insanlarının peş peşe yakılan sigaralar eşliğinde yudumladıkları çayları barındıran duvarlar bir bir kebapçılara, nargilecilere dönüşmüş. üzüldüm çünkü anlatırken yaşıyordu üç düzine sene evvelini. anlayamadım ama onun üzüldüğü o günlerden birkaç buruk anı mı, kaybedilen insanların adı mı yoksa gerçekten şimdide o günlerden hiçbir iz kalmaması mı.
sıra kitapçılara gelmişti. en çok heyecanlandığı kısım. hani yalanım yok, ömrümde öylesine okuma tutkusuyla yaşayan bir adam görmedim. hiçbir zaman bir baba-oğul ilişkisini ziyadesiyle yaşamadığımızdan ayrılık ve aykırılıklarımız, ortak faaliyetlerimizden her zaman kat be kat fazla oldu. her vakit eleştirdim de hiç inkar edemedim kaliteli okuyuculuğuna imrendiğimi. benim pederin bana yegane katkısıdır okuma sevdası. neyse hocam, velhasıl özellikle sahaflar.. sahaf dedi akan suları durdurdu. inanır mısınız çocuk gibiydi, adımları hızlanmıştı farkediyordum, 55'ini geçkin adam.
vardık biraz sonra. yüzü düştü.. adımları azalarak kesildi. hepsi bir bir kapanmış. tarih olmuş. halbuki almak istediği kitapların isimlerini bile söylemişti biz adımlıyorken. özellikle sahaflardan bakmak istemişti. o kadar iyimserdi ki o günlerden birilerini bile tanımayı bekliyordu hızla ilerlerken. tanıştıracağım seni diyordu, beni mutlaka hatırlarlar..
dedim ya babamla hiçbir zaman iyi bir baba oğul ilişkisine sahip olamadık. şimdilerde yeni yeni olmaya başlıyoruz sanırım. ben 20'li yaşların ortalarında dolaşıyorken. bundandır sanırım, babamla benzeşen bir alışkanlığımız yoktur. karakteristik özellik demiyorum tabii. alışkanlık diyorum bak sevgili arkadaşım, dikkat. delicesine kitap aşığı olmak dışında. bir sözünü hatırlarım benim pederin iş görüşmesi için tarifsiz bir stresle başka bir şehre giderken bana havalimanında söylediği :
"sakın kendini sıkma, içini ferah tut. evvel allah biz buradayız, geleceğini kurabilecek kadar imkana sahibiz, olur da kötü geçerse üzme kendini. haa ama bak sana sözümdür, bizler gidince size az buçuk bir şeyler bırakabilmek için bunca yıl çalıştık ve elde ettik de. ama bilesin ki kardeşinle sana bırakabileceğim en büyük miras evdeki kütüphane ve kitaplardır."
şimdi düşündüm de bahsettiği sahaflara doğru giderken aslında benim de hızlanmış olan o adımlarım babamınkilere ayak uydurabilmek için değildi. ben de en az onun kadar heyecanlıydım..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar