bugün

dil

iletişim organı.

ama aynı dili konuşmak da yetmez anlaşmaya. çünkü sadece aynı şeyleri düşünenler ve aynı duygularda birleşenler anlaşabilir.

aynı dili konuşuyorduk
aynı kelimeleri kullanıyorduk aynı anda
ama anlayamıyorduk birbirimizi
çünkü aynı dili konuşmak bile senle beni biz yapmıyordu
biz eldik türkçe bile saramıyordu ikimizi
oysa türkçe ne kadar derindi seni de alırdı beni de içine

aynı dili konuşuyorduk
ayrı duygular vardı belli ki içimizde
sesin uzaktı gelmiyordu
sesim uzaktı gitmiyordu

farklı bir dili konuşmaya kadar verdim
sessizliğin harfleri ile alfabe yaptım kendime
sessizliğin harfleri, senden öğrenmiştim konuşmayı onlarla
belki anlaşırdık bu sefer
çünkü seni seviyordum
ve asla kaybetmeyecek kadar deliydi bu yürek

aynı dili konuşuyorduk
ayrı şehirlerde uyanıyorduk
ayrı denizler vuruyordu gözlerimize yakamozlarda
ve ben seni her düşündüğümde akdenizden sana bir martı gidiyordu
görmüyordun

gün aydınlığa vurunca içimde bir kız uyanırdı her sabah
ve o kız her sabah daha mutlu olurdu
aynı dili konuşuyorduk bu bile yeterdi
seni türkçem kadar sevmek de yeterdi

ve seni türkçe anlamak

sevmek buydu belki
dokunmadan ruhumla sevmek

aynı dili konuşuyorduk
ama anlaşmıyorduk

ben seni seviyordum yeterdi bana.

sen seviliyordun bu yetmezdi sana.

türkçe ne kadar derindi yutmuyordu aşkımı

beni sana yakınlaştırıyordu
ama ben boğuluyordum sen kaçıyordun

hepsi bu...
© copyright 2005 - 2026