bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- en sevilmeyen ev işleri2
- oğuzhan uğur'un tutuklanması2
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- eski nahif sözlük kızları2
- aklını yitirmek4
- 50 tl ile rolling yapmak6
- matbaanın gecikmesine sebep5
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- devlet bahçeli5
- horoz hayası çorbası5
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- manifest grubu3
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- velvet13
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- acıktım ben3
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- ona bir şey söyle9
- bira cips6
- slavko vincic15
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- yarın iş olduğu gerçeği3
- kadim kültürler4
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- nervio11
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
- ispanya20
- sevgiliyle karşılıklı cik cik diye ötüşmek2
- laptop5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- gocusuz sözlük4
- aga be şarkılar5
- 2026 dünya kupası25
- işini kaybetmek2
- parayla dert dinlenir2
ne olduğu halen bilinmeyendir. materyalizm gerçeğe dayanak olabilir mi? duyularımıza ne kadar güvenebiliriz? dünyanın ve pozitif bilimin gerçekliğe dayanak olamayacağı o kadar kesin ki bunu sayfalarca yazıyla anlatabiliriz ama tek bir örnek hepsinin yerini tutabilir. bilginin kaynağının henüz tam anlaşılamaması gerçeklik algımızın ne kadar basit ve yetersiz olduğunu gösteriyor. nedir gerçeğe temel olabilecek? duyular cevabını verirsek şayet her gece gördüğümüz rüyalardan hiçbir şüphe duymadığımız, ancak uyandıktan sonra rüya olduğunu anlamamız ve hatta bir sürede rüyanın etkisinden çıkamamamız gerçeklik için duyuların yeterli olmadığı anlamına geliyor.
bir şizofreni hastasını ele alalım örneğin. tüm gördüklerinden, tüm kafasının içinde kurguladıklarından o kadar emindir ki bir çoğunu hasta olduklarına ikna etmek çok güçtür. zaten bunu başarırsanız tedavinin yarısına gelmiş sayılırsınız. şizofreni hastaları beyinlerinin kimyasal yapısı farklı çalıştığından bir takım olmayan (bize göre, belkide onlar olanı görüyordur sadece) şeyler görür ve duyar. mesela olmayan varlıklar veya tamamen orada olmayan bir masa görebilirler. gördüklerinin gerçek olmadığını nasıl iddia edebiliriz? sonuçta gerçeklik tamamiyle kişisel bir olgudur. benim görmem benim dünyamda gerçek kılar. senin duyup duymaman veya görüp görmemen beni ilgilendirmez. ama tabi ortak bir dünya ve toplumsallaşma süreci nedeniyle ortak hayatlar kurmak ve konu gerçeklik bile olsa temel bir zemin oturtmamız şart. bu nedenle gerçek olanı genel olan olarak kabul ederiz. 10 kişilik bir odada 7 kişi bir masayı görüyor ama 3 kişi göremiyorsa burada doğru söyleyenler 7 kişilik grup olarak kabul edilir. ama asla hangisinin duyularımızdan bağımsız salt gerçekliğe işaret ettiğinden emin olamayız. zaten duyulardan bağımsız bir gerçeklik nasıl mümkün olur o da ayrı bir sorun. duyulardan ayrı olamıyorsa bu da gerçeğin mutlak göreceli yapısına götürür insanı. ve yine sonuçta elimizde sadece çelişki kalır. işin idealizm boyutu da var ama orada da aynı sonuca çıkıyoruz. asla, gerçek nedir bilemeyeceğiz. varsaymaya devam o halde.
bir şizofreni hastasını ele alalım örneğin. tüm gördüklerinden, tüm kafasının içinde kurguladıklarından o kadar emindir ki bir çoğunu hasta olduklarına ikna etmek çok güçtür. zaten bunu başarırsanız tedavinin yarısına gelmiş sayılırsınız. şizofreni hastaları beyinlerinin kimyasal yapısı farklı çalıştığından bir takım olmayan (bize göre, belkide onlar olanı görüyordur sadece) şeyler görür ve duyar. mesela olmayan varlıklar veya tamamen orada olmayan bir masa görebilirler. gördüklerinin gerçek olmadığını nasıl iddia edebiliriz? sonuçta gerçeklik tamamiyle kişisel bir olgudur. benim görmem benim dünyamda gerçek kılar. senin duyup duymaman veya görüp görmemen beni ilgilendirmez. ama tabi ortak bir dünya ve toplumsallaşma süreci nedeniyle ortak hayatlar kurmak ve konu gerçeklik bile olsa temel bir zemin oturtmamız şart. bu nedenle gerçek olanı genel olan olarak kabul ederiz. 10 kişilik bir odada 7 kişi bir masayı görüyor ama 3 kişi göremiyorsa burada doğru söyleyenler 7 kişilik grup olarak kabul edilir. ama asla hangisinin duyularımızdan bağımsız salt gerçekliğe işaret ettiğinden emin olamayız. zaten duyulardan bağımsız bir gerçeklik nasıl mümkün olur o da ayrı bir sorun. duyulardan ayrı olamıyorsa bu da gerçeğin mutlak göreceli yapısına götürür insanı. ve yine sonuçta elimizde sadece çelişki kalır. işin idealizm boyutu da var ama orada da aynı sonuca çıkıyoruz. asla, gerçek nedir bilemeyeceğiz. varsaymaya devam o halde.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar