bugün
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
- asrın soygunu9
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- tai lung vs gocu22
- true nickli yazar19
- bekarlığın avantajları3
- kullanıcı adı değişmiyor3
- marimar2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- manisada okul saldırısı17
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- sarı poşet kudurtması13
- et döner dürüm9
- teslimiyet4
- bu ne soğuk amk5
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- sözlükte kavga olacak hissi4
- gocusuz bir sözlük5
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- krt tv4
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- türkiye de muhalefet var mı9
- ikizler burcu kadını olmak7
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- ölümden korkuyor musunuz34
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- götünden tanırım seni7
- claudian clouds42
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı29
- sözlüğe renk katan yazarlar7
--spoiler--
Meksika kökenli bir tür semender olan "aksolotl", Türk bilim insanlarına kanser, sinir sistemi ve kalp ile ilgili hastalıkların yeni tedavi yöntemleri konusunda umut ışığı oldu.
Vücutlarının çeşitli parçalarını ve uzuvlarını yeniden üretebilme yeteneğine sahip, nesli tükendiği için ancak özel laboratuvarlarda yaşamlarına devam edebilen aksolotllar, embriyolarının büyüklüğüyle bilimsel araştırmalara elverişli oluşu ve kansere yakalanma olasılığının çok az olması dolayısıyla bilim insanlarının dikkatini çekiyor.
Medipol Üniversitesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi (REMER) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Gürkan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 300 kadar aksolotlın bir yıl önce ABD'de bulunan Kentucky Üniversitesi'nden uzun uğraşlar sonucu Türkiye'ye getirildiğini söyledi.
Merkezin 4 yıl önce kurulduğunu belirten Öztürk, dünyanın farklı üniversitelerinde akademik çalışmalarını tamamlamış ya da halen devam ettiren 30'a yakın bilim insanıyla, ellerindeki bini aşkın aksolotl üzerindeki bilimsel çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
Aksolotlların embriyonik dönemden yetişkin döneme geçebilecek bir hayvan olabilmesine rağmen bu dönemden hiç çıkamadıklarına dikkati çeken Öztürk, "Bu özelliğiyle anne karnında sıfırdan bütün özelliklerini tamamlıyor, hiç doğmamış gibi. Çünkü doğduğu zaman vücut yapısı değişecek. Örneğin bir uzvu, koptuğunda 1-2 ayda uzayabiliyor" dedi.
Hayvanlar üzerinde yüksek yenilenme becerilerinden dolayı insanlar için sinir sistemi, doku ve organ hastalıkları ile kalp ve damar hastalıklarına yönelik yeni tedavi yöntemleri geliştirme üzerine araştırmalara odaklandıklarını anlatan Öztürk, "Örneğin trafik kazasında omuriliği zedelenmiş, kopmuş bir insan, ömür boyu felce mahkum demektir. Şu anda hiç bir tedavisi yok. Biz, bu hayvanın omuriliğinin nasıl tamir olduğunu bulabilirsek, buradan çıkacak sonuçları insanlarda yeni tedavi yöntemleri olarak kullanabiliriz. Bu hayvandan elde edeceğimiz omurilik hücrelerinin farenin omurilik hasarına fayda edip etmeyeceğini test edeceğiz. Hayvandaki iyileşme kapasitesini, insana yakın bir memeli modeline taşıyabilecek miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu.
"KANSERE YAKALANMA ORANI 1000 KAT DAHA AZ"
Aksolotlların ortalama 15 yıl yaşadığını söyleyen Öztürk, ilk 3 ayın ardından hayvanların araştırma çalışmalarına dahil edilebildiğini kaydederek, hayvanların çok nadir olarak kansere yakalanmalarından dolayı kanser araştırmalarında ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Kanser araştırmalarının genellikle embriyonik özelliklerle bağdaştırıldığını anlatan Öztürk, bir hücrenin ne kadar embriyonik döneme yakınsa o kadar kanserleşme riski taşıdığını, aksolotlların ise embriyonik dönem geçirmesine rağmen kansere yakalanma oranlarının diğer hayvanlara göre en az "bin kat" daha düşük olduğuna vurgu yaptı.
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir hücre, hem embriyonik oluyor hem de nasıl kansere yakalanmıyor? Bu hayvanlarda kanseri engelleyici birtakım mekanizmalar olmalı. Şimdi bunun üzerinde çalışmalara başladık. Bu hayvanda kanserden koruyucu bir mekanizma var mı, şimdilik bunu merak ediyoruz."
Aksolotlların küçük balık, kurt ve böcekle beslendiğini aktaran Öztürk, bu hayvanların gözleri pek iyi görmediği için yaşamlarını sürdürdükleri 15-16 derecedeki sularda dalgalara göre hareket ettiğini anlattı.
Kaynak
http://www.ntv.com.tr/tek...tl,g1JlhHWprUCvyv8lHmejNQ
--spoiler--
Meksika kökenli bir tür semender olan "aksolotl", Türk bilim insanlarına kanser, sinir sistemi ve kalp ile ilgili hastalıkların yeni tedavi yöntemleri konusunda umut ışığı oldu.
Vücutlarının çeşitli parçalarını ve uzuvlarını yeniden üretebilme yeteneğine sahip, nesli tükendiği için ancak özel laboratuvarlarda yaşamlarına devam edebilen aksolotllar, embriyolarının büyüklüğüyle bilimsel araştırmalara elverişli oluşu ve kansere yakalanma olasılığının çok az olması dolayısıyla bilim insanlarının dikkatini çekiyor.
Medipol Üniversitesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi (REMER) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Gürkan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 300 kadar aksolotlın bir yıl önce ABD'de bulunan Kentucky Üniversitesi'nden uzun uğraşlar sonucu Türkiye'ye getirildiğini söyledi.
Merkezin 4 yıl önce kurulduğunu belirten Öztürk, dünyanın farklı üniversitelerinde akademik çalışmalarını tamamlamış ya da halen devam ettiren 30'a yakın bilim insanıyla, ellerindeki bini aşkın aksolotl üzerindeki bilimsel çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
Aksolotlların embriyonik dönemden yetişkin döneme geçebilecek bir hayvan olabilmesine rağmen bu dönemden hiç çıkamadıklarına dikkati çeken Öztürk, "Bu özelliğiyle anne karnında sıfırdan bütün özelliklerini tamamlıyor, hiç doğmamış gibi. Çünkü doğduğu zaman vücut yapısı değişecek. Örneğin bir uzvu, koptuğunda 1-2 ayda uzayabiliyor" dedi.
Hayvanlar üzerinde yüksek yenilenme becerilerinden dolayı insanlar için sinir sistemi, doku ve organ hastalıkları ile kalp ve damar hastalıklarına yönelik yeni tedavi yöntemleri geliştirme üzerine araştırmalara odaklandıklarını anlatan Öztürk, "Örneğin trafik kazasında omuriliği zedelenmiş, kopmuş bir insan, ömür boyu felce mahkum demektir. Şu anda hiç bir tedavisi yok. Biz, bu hayvanın omuriliğinin nasıl tamir olduğunu bulabilirsek, buradan çıkacak sonuçları insanlarda yeni tedavi yöntemleri olarak kullanabiliriz. Bu hayvandan elde edeceğimiz omurilik hücrelerinin farenin omurilik hasarına fayda edip etmeyeceğini test edeceğiz. Hayvandaki iyileşme kapasitesini, insana yakın bir memeli modeline taşıyabilecek miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu.
"KANSERE YAKALANMA ORANI 1000 KAT DAHA AZ"
Aksolotlların ortalama 15 yıl yaşadığını söyleyen Öztürk, ilk 3 ayın ardından hayvanların araştırma çalışmalarına dahil edilebildiğini kaydederek, hayvanların çok nadir olarak kansere yakalanmalarından dolayı kanser araştırmalarında ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Kanser araştırmalarının genellikle embriyonik özelliklerle bağdaştırıldığını anlatan Öztürk, bir hücrenin ne kadar embriyonik döneme yakınsa o kadar kanserleşme riski taşıdığını, aksolotlların ise embriyonik dönem geçirmesine rağmen kansere yakalanma oranlarının diğer hayvanlara göre en az "bin kat" daha düşük olduğuna vurgu yaptı.
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir hücre, hem embriyonik oluyor hem de nasıl kansere yakalanmıyor? Bu hayvanlarda kanseri engelleyici birtakım mekanizmalar olmalı. Şimdi bunun üzerinde çalışmalara başladık. Bu hayvanda kanserden koruyucu bir mekanizma var mı, şimdilik bunu merak ediyoruz."
Aksolotlların küçük balık, kurt ve böcekle beslendiğini aktaran Öztürk, bu hayvanların gözleri pek iyi görmediği için yaşamlarını sürdürdükleri 15-16 derecedeki sularda dalgalara göre hareket ettiğini anlattı.
Kaynak
http://www.ntv.com.tr/tek...tl,g1JlhHWprUCvyv8lHmejNQ
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar