bugün
- galatasaray neden transfer yapamıyor6
- sözlük yazarlarını evlendirmek5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- velvet hanım çay içelim mi5
- yavrum diye hitap eden erkek6
- günlük tutan erkek5
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek4
- devalüasyon yakın mı4
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti3
- dar kot pantolon ile uyumak3
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- burunla blok flüt çalabilmek6
- kale3112 entry ni beğendi3
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- kadın yazar çekme başlıkları6
- kotor2
- sırbistan3
- kemalettin tuğcu eserleri ile büyümüş nesil2
- türkiye de iş hayatı4
- geldimgittim5
- mine tugay3
- b tipi likit fon2
- yeni tanıştığı kadına tatlım diyen adam2
- tai lung12
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- sineklik olmasına rağmen giren sinek3
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- mustafa kemal2
- kısa aralıklarla kaka yapmak3
- kiraz vs vişne4
- çerçeve yasanın adalet komisyonu ndan geçmesi2
- şenay gürler3
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- sinek sokması3
- nasıl zengin olunur2
- kafaya kuş sıçması5
- dünyada her saniye iki kişinin ölmesi3
- nazi sineması2
- çaylaktan dönüp geri çaylak olmak2
- gammazlığı alınan yazarın ilk söylemleri2
- üniversitede kızlara para yedirmek6
- lex luthor'un babası2
- hegelci giremez2
- silikon çekmek2
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır7
- ortega sedat2
iki yaşamlılardan kuyruklu kurbağaların lârvasına verilen addır.
ana vatanı meksika olan amfibi türü.
iç organları dahil bütün hasarlı organlarını, uzuvlarını iki ay kadar kısa bir sürede yenileme özelliğine sahip.
Aynı zamanda kanser bu hayvanın hücrelerinde oluşmuyor.
Bu özellikleri sebebiyle bilimsel araştırmalarda kullanılıyor. eğer bu canlının sırları çözülebilirse insanlarda da organ ve uzuv yenilenmesine ışık tutar gibi gözüküyor.
iç organları dahil bütün hasarlı organlarını, uzuvlarını iki ay kadar kısa bir sürede yenileme özelliğine sahip.
Aynı zamanda kanser bu hayvanın hücrelerinde oluşmuyor.
Bu özellikleri sebebiyle bilimsel araştırmalarda kullanılıyor. eğer bu canlının sırları çözülebilirse insanlarda da organ ve uzuv yenilenmesine ışık tutar gibi gözüküyor.
--spoiler--
Meksika kökenli bir tür semender olan "aksolotl", Türk bilim insanlarına kanser, sinir sistemi ve kalp ile ilgili hastalıkların yeni tedavi yöntemleri konusunda umut ışığı oldu.
Vücutlarının çeşitli parçalarını ve uzuvlarını yeniden üretebilme yeteneğine sahip, nesli tükendiği için ancak özel laboratuvarlarda yaşamlarına devam edebilen aksolotllar, embriyolarının büyüklüğüyle bilimsel araştırmalara elverişli oluşu ve kansere yakalanma olasılığının çok az olması dolayısıyla bilim insanlarının dikkatini çekiyor.
Medipol Üniversitesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi (REMER) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Gürkan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 300 kadar aksolotlın bir yıl önce ABD'de bulunan Kentucky Üniversitesi'nden uzun uğraşlar sonucu Türkiye'ye getirildiğini söyledi.
Merkezin 4 yıl önce kurulduğunu belirten Öztürk, dünyanın farklı üniversitelerinde akademik çalışmalarını tamamlamış ya da halen devam ettiren 30'a yakın bilim insanıyla, ellerindeki bini aşkın aksolotl üzerindeki bilimsel çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
Aksolotlların embriyonik dönemden yetişkin döneme geçebilecek bir hayvan olabilmesine rağmen bu dönemden hiç çıkamadıklarına dikkati çeken Öztürk, "Bu özelliğiyle anne karnında sıfırdan bütün özelliklerini tamamlıyor, hiç doğmamış gibi. Çünkü doğduğu zaman vücut yapısı değişecek. Örneğin bir uzvu, koptuğunda 1-2 ayda uzayabiliyor" dedi.
Hayvanlar üzerinde yüksek yenilenme becerilerinden dolayı insanlar için sinir sistemi, doku ve organ hastalıkları ile kalp ve damar hastalıklarına yönelik yeni tedavi yöntemleri geliştirme üzerine araştırmalara odaklandıklarını anlatan Öztürk, "Örneğin trafik kazasında omuriliği zedelenmiş, kopmuş bir insan, ömür boyu felce mahkum demektir. Şu anda hiç bir tedavisi yok. Biz, bu hayvanın omuriliğinin nasıl tamir olduğunu bulabilirsek, buradan çıkacak sonuçları insanlarda yeni tedavi yöntemleri olarak kullanabiliriz. Bu hayvandan elde edeceğimiz omurilik hücrelerinin farenin omurilik hasarına fayda edip etmeyeceğini test edeceğiz. Hayvandaki iyileşme kapasitesini, insana yakın bir memeli modeline taşıyabilecek miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu.
"KANSERE YAKALANMA ORANI 1000 KAT DAHA AZ"
Aksolotlların ortalama 15 yıl yaşadığını söyleyen Öztürk, ilk 3 ayın ardından hayvanların araştırma çalışmalarına dahil edilebildiğini kaydederek, hayvanların çok nadir olarak kansere yakalanmalarından dolayı kanser araştırmalarında ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Kanser araştırmalarının genellikle embriyonik özelliklerle bağdaştırıldığını anlatan Öztürk, bir hücrenin ne kadar embriyonik döneme yakınsa o kadar kanserleşme riski taşıdığını, aksolotlların ise embriyonik dönem geçirmesine rağmen kansere yakalanma oranlarının diğer hayvanlara göre en az "bin kat" daha düşük olduğuna vurgu yaptı.
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir hücre, hem embriyonik oluyor hem de nasıl kansere yakalanmıyor? Bu hayvanlarda kanseri engelleyici birtakım mekanizmalar olmalı. Şimdi bunun üzerinde çalışmalara başladık. Bu hayvanda kanserden koruyucu bir mekanizma var mı, şimdilik bunu merak ediyoruz."
Aksolotlların küçük balık, kurt ve böcekle beslendiğini aktaran Öztürk, bu hayvanların gözleri pek iyi görmediği için yaşamlarını sürdürdükleri 15-16 derecedeki sularda dalgalara göre hareket ettiğini anlattı.
Kaynak
http://www.ntv.com.tr/tek...tl,g1JlhHWprUCvyv8lHmejNQ
--spoiler--
Meksika kökenli bir tür semender olan "aksolotl", Türk bilim insanlarına kanser, sinir sistemi ve kalp ile ilgili hastalıkların yeni tedavi yöntemleri konusunda umut ışığı oldu.
Vücutlarının çeşitli parçalarını ve uzuvlarını yeniden üretebilme yeteneğine sahip, nesli tükendiği için ancak özel laboratuvarlarda yaşamlarına devam edebilen aksolotllar, embriyolarının büyüklüğüyle bilimsel araştırmalara elverişli oluşu ve kansere yakalanma olasılığının çok az olması dolayısıyla bilim insanlarının dikkatini çekiyor.
Medipol Üniversitesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi (REMER) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Gürkan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 300 kadar aksolotlın bir yıl önce ABD'de bulunan Kentucky Üniversitesi'nden uzun uğraşlar sonucu Türkiye'ye getirildiğini söyledi.
Merkezin 4 yıl önce kurulduğunu belirten Öztürk, dünyanın farklı üniversitelerinde akademik çalışmalarını tamamlamış ya da halen devam ettiren 30'a yakın bilim insanıyla, ellerindeki bini aşkın aksolotl üzerindeki bilimsel çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
Aksolotlların embriyonik dönemden yetişkin döneme geçebilecek bir hayvan olabilmesine rağmen bu dönemden hiç çıkamadıklarına dikkati çeken Öztürk, "Bu özelliğiyle anne karnında sıfırdan bütün özelliklerini tamamlıyor, hiç doğmamış gibi. Çünkü doğduğu zaman vücut yapısı değişecek. Örneğin bir uzvu, koptuğunda 1-2 ayda uzayabiliyor" dedi.
Hayvanlar üzerinde yüksek yenilenme becerilerinden dolayı insanlar için sinir sistemi, doku ve organ hastalıkları ile kalp ve damar hastalıklarına yönelik yeni tedavi yöntemleri geliştirme üzerine araştırmalara odaklandıklarını anlatan Öztürk, "Örneğin trafik kazasında omuriliği zedelenmiş, kopmuş bir insan, ömür boyu felce mahkum demektir. Şu anda hiç bir tedavisi yok. Biz, bu hayvanın omuriliğinin nasıl tamir olduğunu bulabilirsek, buradan çıkacak sonuçları insanlarda yeni tedavi yöntemleri olarak kullanabiliriz. Bu hayvandan elde edeceğimiz omurilik hücrelerinin farenin omurilik hasarına fayda edip etmeyeceğini test edeceğiz. Hayvandaki iyileşme kapasitesini, insana yakın bir memeli modeline taşıyabilecek miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu.
"KANSERE YAKALANMA ORANI 1000 KAT DAHA AZ"
Aksolotlların ortalama 15 yıl yaşadığını söyleyen Öztürk, ilk 3 ayın ardından hayvanların araştırma çalışmalarına dahil edilebildiğini kaydederek, hayvanların çok nadir olarak kansere yakalanmalarından dolayı kanser araştırmalarında ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Kanser araştırmalarının genellikle embriyonik özelliklerle bağdaştırıldığını anlatan Öztürk, bir hücrenin ne kadar embriyonik döneme yakınsa o kadar kanserleşme riski taşıdığını, aksolotlların ise embriyonik dönem geçirmesine rağmen kansere yakalanma oranlarının diğer hayvanlara göre en az "bin kat" daha düşük olduğuna vurgu yaptı.
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir hücre, hem embriyonik oluyor hem de nasıl kansere yakalanmıyor? Bu hayvanlarda kanseri engelleyici birtakım mekanizmalar olmalı. Şimdi bunun üzerinde çalışmalara başladık. Bu hayvanda kanserden koruyucu bir mekanizma var mı, şimdilik bunu merak ediyoruz."
Aksolotlların küçük balık, kurt ve böcekle beslendiğini aktaran Öztürk, bu hayvanların gözleri pek iyi görmediği için yaşamlarını sürdürdükleri 15-16 derecedeki sularda dalgalara göre hareket ettiğini anlattı.
Kaynak
http://www.ntv.com.tr/tek...tl,g1JlhHWprUCvyv8lHmejNQ
--spoiler--
soyu "kritik tehlike" seviyesinde ve anavatanı meksika olan sevimli deniz canlısı.
nesli tükenmek üzeredir ve koruma altındadır. *
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086329/
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086330/
bilimsel bilgiler:
bilimsel adı: Ambystoma mexicanum
üst sınıf: Ambystoma
Sıralama: Semender
nesli tükenmek üzeredir ve koruma altındadır. *
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086329/
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086330/
bilimsel bilgiler:
bilimsel adı: Ambystoma mexicanum
üst sınıf: Ambystoma
Sıralama: Semender
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar