bugün
- bu ne soğuk amk5
- tai lung vs gocu22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- sözlükten soğumak için fırsat gözleyen yazarlar3
- sözlükte kavga olacak hissi3
- true nickli yazar19
- şaka maka yeni bir günün başlaması2
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- habire1228
- gocusuz bir sözlük5
- krt tv4
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- çorap kokusu2
- şanlıurfa2
- kürtler asimile edilmelidir11
- silinen entry2
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip2
- kızlar geri gelsin kampanyası2
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- gocu'nun çaylak olması3
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- varlık sebebimiz3
- fırtına sonrası sessizlik2
- et döner dürüm9
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- ziyafet denince aklına sadece lahmacun gelen kıro2
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- anti villain2
- apocalypse tank3
- borsa istanbul5
- bottega3
- aksu tv2
- manisada okul saldırısı17
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- yağız kaan erdoğmuş2
- sarı poşet kudurtması13
- patso3
- evliliği ayakta tutan güçler13
- lale belkıs3
- meksika açmazı macerası5
- kavga bitti hadi yatağa3
- mod gelince civciv sürüsü gibi dağılmak3
iki yaşamlılardan kuyruklu kurbağaların lârvasına verilen addır.
ana vatanı meksika olan amfibi türü.
iç organları dahil bütün hasarlı organlarını, uzuvlarını iki ay kadar kısa bir sürede yenileme özelliğine sahip.
Aynı zamanda kanser bu hayvanın hücrelerinde oluşmuyor.
Bu özellikleri sebebiyle bilimsel araştırmalarda kullanılıyor. eğer bu canlının sırları çözülebilirse insanlarda da organ ve uzuv yenilenmesine ışık tutar gibi gözüküyor.
iç organları dahil bütün hasarlı organlarını, uzuvlarını iki ay kadar kısa bir sürede yenileme özelliğine sahip.
Aynı zamanda kanser bu hayvanın hücrelerinde oluşmuyor.
Bu özellikleri sebebiyle bilimsel araştırmalarda kullanılıyor. eğer bu canlının sırları çözülebilirse insanlarda da organ ve uzuv yenilenmesine ışık tutar gibi gözüküyor.
--spoiler--
Meksika kökenli bir tür semender olan "aksolotl", Türk bilim insanlarına kanser, sinir sistemi ve kalp ile ilgili hastalıkların yeni tedavi yöntemleri konusunda umut ışığı oldu.
Vücutlarının çeşitli parçalarını ve uzuvlarını yeniden üretebilme yeteneğine sahip, nesli tükendiği için ancak özel laboratuvarlarda yaşamlarına devam edebilen aksolotllar, embriyolarının büyüklüğüyle bilimsel araştırmalara elverişli oluşu ve kansere yakalanma olasılığının çok az olması dolayısıyla bilim insanlarının dikkatini çekiyor.
Medipol Üniversitesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi (REMER) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Gürkan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 300 kadar aksolotlın bir yıl önce ABD'de bulunan Kentucky Üniversitesi'nden uzun uğraşlar sonucu Türkiye'ye getirildiğini söyledi.
Merkezin 4 yıl önce kurulduğunu belirten Öztürk, dünyanın farklı üniversitelerinde akademik çalışmalarını tamamlamış ya da halen devam ettiren 30'a yakın bilim insanıyla, ellerindeki bini aşkın aksolotl üzerindeki bilimsel çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
Aksolotlların embriyonik dönemden yetişkin döneme geçebilecek bir hayvan olabilmesine rağmen bu dönemden hiç çıkamadıklarına dikkati çeken Öztürk, "Bu özelliğiyle anne karnında sıfırdan bütün özelliklerini tamamlıyor, hiç doğmamış gibi. Çünkü doğduğu zaman vücut yapısı değişecek. Örneğin bir uzvu, koptuğunda 1-2 ayda uzayabiliyor" dedi.
Hayvanlar üzerinde yüksek yenilenme becerilerinden dolayı insanlar için sinir sistemi, doku ve organ hastalıkları ile kalp ve damar hastalıklarına yönelik yeni tedavi yöntemleri geliştirme üzerine araştırmalara odaklandıklarını anlatan Öztürk, "Örneğin trafik kazasında omuriliği zedelenmiş, kopmuş bir insan, ömür boyu felce mahkum demektir. Şu anda hiç bir tedavisi yok. Biz, bu hayvanın omuriliğinin nasıl tamir olduğunu bulabilirsek, buradan çıkacak sonuçları insanlarda yeni tedavi yöntemleri olarak kullanabiliriz. Bu hayvandan elde edeceğimiz omurilik hücrelerinin farenin omurilik hasarına fayda edip etmeyeceğini test edeceğiz. Hayvandaki iyileşme kapasitesini, insana yakın bir memeli modeline taşıyabilecek miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu.
"KANSERE YAKALANMA ORANI 1000 KAT DAHA AZ"
Aksolotlların ortalama 15 yıl yaşadığını söyleyen Öztürk, ilk 3 ayın ardından hayvanların araştırma çalışmalarına dahil edilebildiğini kaydederek, hayvanların çok nadir olarak kansere yakalanmalarından dolayı kanser araştırmalarında ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Kanser araştırmalarının genellikle embriyonik özelliklerle bağdaştırıldığını anlatan Öztürk, bir hücrenin ne kadar embriyonik döneme yakınsa o kadar kanserleşme riski taşıdığını, aksolotlların ise embriyonik dönem geçirmesine rağmen kansere yakalanma oranlarının diğer hayvanlara göre en az "bin kat" daha düşük olduğuna vurgu yaptı.
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir hücre, hem embriyonik oluyor hem de nasıl kansere yakalanmıyor? Bu hayvanlarda kanseri engelleyici birtakım mekanizmalar olmalı. Şimdi bunun üzerinde çalışmalara başladık. Bu hayvanda kanserden koruyucu bir mekanizma var mı, şimdilik bunu merak ediyoruz."
Aksolotlların küçük balık, kurt ve böcekle beslendiğini aktaran Öztürk, bu hayvanların gözleri pek iyi görmediği için yaşamlarını sürdürdükleri 15-16 derecedeki sularda dalgalara göre hareket ettiğini anlattı.
Kaynak
http://www.ntv.com.tr/tek...tl,g1JlhHWprUCvyv8lHmejNQ
--spoiler--
Meksika kökenli bir tür semender olan "aksolotl", Türk bilim insanlarına kanser, sinir sistemi ve kalp ile ilgili hastalıkların yeni tedavi yöntemleri konusunda umut ışığı oldu.
Vücutlarının çeşitli parçalarını ve uzuvlarını yeniden üretebilme yeteneğine sahip, nesli tükendiği için ancak özel laboratuvarlarda yaşamlarına devam edebilen aksolotllar, embriyolarının büyüklüğüyle bilimsel araştırmalara elverişli oluşu ve kansere yakalanma olasılığının çok az olması dolayısıyla bilim insanlarının dikkatini çekiyor.
Medipol Üniversitesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi (REMER) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Gürkan Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 300 kadar aksolotlın bir yıl önce ABD'de bulunan Kentucky Üniversitesi'nden uzun uğraşlar sonucu Türkiye'ye getirildiğini söyledi.
Merkezin 4 yıl önce kurulduğunu belirten Öztürk, dünyanın farklı üniversitelerinde akademik çalışmalarını tamamlamış ya da halen devam ettiren 30'a yakın bilim insanıyla, ellerindeki bini aşkın aksolotl üzerindeki bilimsel çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.
Aksolotlların embriyonik dönemden yetişkin döneme geçebilecek bir hayvan olabilmesine rağmen bu dönemden hiç çıkamadıklarına dikkati çeken Öztürk, "Bu özelliğiyle anne karnında sıfırdan bütün özelliklerini tamamlıyor, hiç doğmamış gibi. Çünkü doğduğu zaman vücut yapısı değişecek. Örneğin bir uzvu, koptuğunda 1-2 ayda uzayabiliyor" dedi.
Hayvanlar üzerinde yüksek yenilenme becerilerinden dolayı insanlar için sinir sistemi, doku ve organ hastalıkları ile kalp ve damar hastalıklarına yönelik yeni tedavi yöntemleri geliştirme üzerine araştırmalara odaklandıklarını anlatan Öztürk, "Örneğin trafik kazasında omuriliği zedelenmiş, kopmuş bir insan, ömür boyu felce mahkum demektir. Şu anda hiç bir tedavisi yok. Biz, bu hayvanın omuriliğinin nasıl tamir olduğunu bulabilirsek, buradan çıkacak sonuçları insanlarda yeni tedavi yöntemleri olarak kullanabiliriz. Bu hayvandan elde edeceğimiz omurilik hücrelerinin farenin omurilik hasarına fayda edip etmeyeceğini test edeceğiz. Hayvandaki iyileşme kapasitesini, insana yakın bir memeli modeline taşıyabilecek miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu.
"KANSERE YAKALANMA ORANI 1000 KAT DAHA AZ"
Aksolotlların ortalama 15 yıl yaşadığını söyleyen Öztürk, ilk 3 ayın ardından hayvanların araştırma çalışmalarına dahil edilebildiğini kaydederek, hayvanların çok nadir olarak kansere yakalanmalarından dolayı kanser araştırmalarında ayrı bir öneme sahip olduğunu ifade etti.
Kanser araştırmalarının genellikle embriyonik özelliklerle bağdaştırıldığını anlatan Öztürk, bir hücrenin ne kadar embriyonik döneme yakınsa o kadar kanserleşme riski taşıdığını, aksolotlların ise embriyonik dönem geçirmesine rağmen kansere yakalanma oranlarının diğer hayvanlara göre en az "bin kat" daha düşük olduğuna vurgu yaptı.
Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Bir hücre, hem embriyonik oluyor hem de nasıl kansere yakalanmıyor? Bu hayvanlarda kanseri engelleyici birtakım mekanizmalar olmalı. Şimdi bunun üzerinde çalışmalara başladık. Bu hayvanda kanserden koruyucu bir mekanizma var mı, şimdilik bunu merak ediyoruz."
Aksolotlların küçük balık, kurt ve böcekle beslendiğini aktaran Öztürk, bu hayvanların gözleri pek iyi görmediği için yaşamlarını sürdürdükleri 15-16 derecedeki sularda dalgalara göre hareket ettiğini anlattı.
Kaynak
http://www.ntv.com.tr/tek...tl,g1JlhHWprUCvyv8lHmejNQ
--spoiler--
soyu "kritik tehlike" seviyesinde ve anavatanı meksika olan sevimli deniz canlısı.
nesli tükenmek üzeredir ve koruma altındadır. *
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086329/
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086330/
bilimsel bilgiler:
bilimsel adı: Ambystoma mexicanum
üst sınıf: Ambystoma
Sıralama: Semender
nesli tükenmek üzeredir ve koruma altındadır. *
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086329/
https://galeri.uludagsozluk.com/r/aksolotl-2086330/
bilimsel bilgiler:
bilimsel adı: Ambystoma mexicanum
üst sınıf: Ambystoma
Sıralama: Semender
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar