bugün
- youtuberların ideolojileri7
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik14
- bik bik'in mutfağına konuk olmak16
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz41
- israil'in hizbullah yeraltı merkezini patlatması6
- sosyal medya toplumun baş belasıdır5
- bedellici erkekle evlenir misiniz4
- libidosu yükselen erkek neden sarılmak ister2
- 21 yy da osmanlı'yı övmek3
- birgün tv2
- balkonda beyaz atletle oturma keyfi6
- flörtöz erkek iticiliği12
- şafak saymak3
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri27
- deccal'in tarikat şeyhi olma ihtimali2
- kravatlı yobaz2
- arkadaş2
- istanbul'un naif hafızasının ressamı acemyan3
- tadelle2
- sabahları nefret edilen şeyler7
- sabah aynaya bakarken akıldan geçenler5
- pazar sabahı3
- anın betimlemesi2
- pazarcıların seçtirmemesi5
- bir gay yakışıklı bir erkeği nasıl tavlayabilir3
- dibek kahvesi2
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- anın görüntüsü21
- bir insanı tanıma yöntemleri3
- islamda namaz yoktur14
- ben üşümem6
- arap ve pers ismi koymak2
- sadece pkk'yı kafaya takan çakma vatansever2
- yaşam enerjisi veren şeyler4
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde4
- yazılımcıların flört edememesi4
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- boyumun 2 cm kısalması28
- bol tereyağlı iskender7
- gecenin şarkısı10
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe4
- kurtlar vadisi doğu türkistan2
- bir şeyler söyle5
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- kızlar bakar mısınız13
- evde x yapabilirsiniz2
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
satırların arasında anlamsız cümlelerin, nerden nereye uzandığını görmeye çalışırken, saçımı bile okşamadan, nasıl o kadar sert eserek geçtiğini anlamadığım, herşeyin ilacı -çünkü sonun başlangıcı- zamanın uyumadan tıklayan marşının etkisinde, bir o yana dönüp bir bu yana döndüm. anlamak istediğime emin değilim, istemediğime de emin değilim, ama bildiğim bir tek şey var; gelmiş geçmiş en kötü işletim sistemi; insan beyni
yorgunum ama hiç birşey yapmıyorum, bezginim ama umrumda değil, bir girdabın cepherinde duruyorum, yavaşça süzülüyorum içeri, hala istesem çıkarım sanıyorum, sandığımı bilerek. ikiye bölüyorum birden. düşünmüyorum, bi yanım evet diğeri hayır diyor. çok geçmiyor üzülürken, nedensizce mutlu oluyorum. bazen sorup öğrenmek istiyor bazen herşeyi öğretmek istiyorum. ama neticesinde şunu biliyorum; gelmiş geçmiş en kötü işletim sistemi; insan beyni
sıfırlamak yok, baştan kurabilmek yok, registry denen acizlik zamanla dolup karışabiliyor. patch yok, service pack yok, antivirus yok, wireless desen bir hurafe. çok aciz, asırlardır şurdan şuraya gidememiş bir beyin ve onu işleten sistem.
tarih tekerrürden ibarettir diyebilecek kadar sıfır bir sistem. evet akıllanmıyor, bir yere ilerlemiyor, bir lokma kendine faydası dokunamıyor. tarih tekerrürden ibaret değil, insan beyni kıtlıktan ibaret.
o kadar açıklarla dolu ki bu beyin, o kadar boş portu var ki, o kadar kolay ele geçiriliyor ki, kimleri nelere inandırabiliyorlar, inanılmaz. işte dedim ya gelmiş geçmiş en kötü işletim sistemi insan beyni...
bazen kafamı kurcalıyor bütün bu sistem, neden devletler var neden vergi var, neden sınırlar var, ne solu ne sağı ne geriyi sevebildim, o çocukken kare oyuncağı kare delikten geçiremedim, ne onlarla oldum, ne onlardan uzak kaldım, ne özümsedim, ne benimsedim, ne umursadım ne sevdim ne dinledim.
hep uzak kaldım, o sırada düşündüm... neyimiz eksikti? mutlu olmak için, neyimiz fazlaydı bunca nedeni yarattık mutlu olmamak için, kimin için bu silahlar, bu silahsızlanmalar, bu terör, bu şiddet, yolculuk nereye? dedim ya... en kötü işletim sistemi... gerçersiz işlem yürütmek istiyor. kimse ctrl alt del'e elini götürmüyor, herkes alamadığının peşinde, herkes daha hızlı koşmak istiyor, daha çok istiyor, fazla, daha fazla.
herşeyin fazlası zarar diyen zihniyet, bugün 160gb ipod'a sığamıyor.
bir patch çıkarsan bize allahım diyorum bazen, bir service pack, eskidik allahım biz, dünya bizi geçti, biz de tırnaklarımızla onu parçalıyoruz, düşünüyorum çok üzülüyorum, buralara ilk kim geldiyse zaten herşeye sahipmiş, daha ne istemiş, neden istemiş?
olamaz mıydı? mağzalar, kullanmadığın kıyafeti bırakıp yenisini aldığın yerler olamaz mıydı?
2 ay otomobil kullanımını yasaklayacak bir liderimiz, bundan zarar görmeyecek bir sistemimiz olamaz mıydı? ne için kimlere boyun eğiyoruz, allahım yok mu bize bir patch? bir yama? şimdi mi ağlıyoruz atatürk için, facebook'u bunun için mi donatıyoruz? pişmanlığın raddesini mi gösteriyoruz?
kimiz ki biz?
hadi diyelim duydu benim sesimi. gönderdi bize yeni bir peygamber. bu hipotezimle bile o duvarları çoktan çimentolanmış, beyinlerin haddini aşalım. hadi gelsin yeni bir tane.... ben hazırım; yeni gelecek peygamber için öğütler hazırlamaya... hadi geldin beynimize, düşüncemize patch, hayatımıza service pack, açıklarımızı kapatacak güncellemeler ile... düşünüyorum... terminatör gibi indi dünyaya diyorum...
hah... kim inanacak sana? linç edilip gideceksin. yarını görür müsün garanti edemem. ey unuttun bizi burda, biz sana tapıyoruz, ama seni aştık çoktan, sembolleştirdik, görev haline getirdik, açıklarından faydalandık, kontrol altına alındık. dedim ya en kötü işletim sistemi insan beyni diye... sen de mi dinlemiyorsun beni?
ne gerek vardı diyorum bunca farklı şeye, bu sisteme, bugüne gelecek kadar aptal olup, bu kadar zengin olmaya...
nerdesin? senden bahsedenlerin, seni sahiplenmiş tavırlarının ardındaki beyin yıkamalar ile sürdürdüğü dünya sana nasıl inansın? üstelik kafamın içindeki burgulu kavisli ıslak sümüksü aptal, kısıtlı, beceriksiz, kendini iyileştiremeyen "beyin" beni şurdan şuraya götüremezken. sen nerdesin? farkında mısın? gelmiş geçmiş en kötü işletim sistemi; insan beyni... daha söylensem kulak asar mısın?
yorgunum ama hiç birşey yapmıyorum, bezginim ama umrumda değil, bir girdabın cepherinde duruyorum, yavaşça süzülüyorum içeri, hala istesem çıkarım sanıyorum, sandığımı bilerek. ikiye bölüyorum birden. düşünmüyorum, bi yanım evet diğeri hayır diyor. çok geçmiyor üzülürken, nedensizce mutlu oluyorum. bazen sorup öğrenmek istiyor bazen herşeyi öğretmek istiyorum. ama neticesinde şunu biliyorum; gelmiş geçmiş en kötü işletim sistemi; insan beyni
sıfırlamak yok, baştan kurabilmek yok, registry denen acizlik zamanla dolup karışabiliyor. patch yok, service pack yok, antivirus yok, wireless desen bir hurafe. çok aciz, asırlardır şurdan şuraya gidememiş bir beyin ve onu işleten sistem.
tarih tekerrürden ibarettir diyebilecek kadar sıfır bir sistem. evet akıllanmıyor, bir yere ilerlemiyor, bir lokma kendine faydası dokunamıyor. tarih tekerrürden ibaret değil, insan beyni kıtlıktan ibaret.
o kadar açıklarla dolu ki bu beyin, o kadar boş portu var ki, o kadar kolay ele geçiriliyor ki, kimleri nelere inandırabiliyorlar, inanılmaz. işte dedim ya gelmiş geçmiş en kötü işletim sistemi insan beyni...
bazen kafamı kurcalıyor bütün bu sistem, neden devletler var neden vergi var, neden sınırlar var, ne solu ne sağı ne geriyi sevebildim, o çocukken kare oyuncağı kare delikten geçiremedim, ne onlarla oldum, ne onlardan uzak kaldım, ne özümsedim, ne benimsedim, ne umursadım ne sevdim ne dinledim.
hep uzak kaldım, o sırada düşündüm... neyimiz eksikti? mutlu olmak için, neyimiz fazlaydı bunca nedeni yarattık mutlu olmamak için, kimin için bu silahlar, bu silahsızlanmalar, bu terör, bu şiddet, yolculuk nereye? dedim ya... en kötü işletim sistemi... gerçersiz işlem yürütmek istiyor. kimse ctrl alt del'e elini götürmüyor, herkes alamadığının peşinde, herkes daha hızlı koşmak istiyor, daha çok istiyor, fazla, daha fazla.
herşeyin fazlası zarar diyen zihniyet, bugün 160gb ipod'a sığamıyor.
bir patch çıkarsan bize allahım diyorum bazen, bir service pack, eskidik allahım biz, dünya bizi geçti, biz de tırnaklarımızla onu parçalıyoruz, düşünüyorum çok üzülüyorum, buralara ilk kim geldiyse zaten herşeye sahipmiş, daha ne istemiş, neden istemiş?
olamaz mıydı? mağzalar, kullanmadığın kıyafeti bırakıp yenisini aldığın yerler olamaz mıydı?
2 ay otomobil kullanımını yasaklayacak bir liderimiz, bundan zarar görmeyecek bir sistemimiz olamaz mıydı? ne için kimlere boyun eğiyoruz, allahım yok mu bize bir patch? bir yama? şimdi mi ağlıyoruz atatürk için, facebook'u bunun için mi donatıyoruz? pişmanlığın raddesini mi gösteriyoruz?
kimiz ki biz?
hadi diyelim duydu benim sesimi. gönderdi bize yeni bir peygamber. bu hipotezimle bile o duvarları çoktan çimentolanmış, beyinlerin haddini aşalım. hadi gelsin yeni bir tane.... ben hazırım; yeni gelecek peygamber için öğütler hazırlamaya... hadi geldin beynimize, düşüncemize patch, hayatımıza service pack, açıklarımızı kapatacak güncellemeler ile... düşünüyorum... terminatör gibi indi dünyaya diyorum...
hah... kim inanacak sana? linç edilip gideceksin. yarını görür müsün garanti edemem. ey unuttun bizi burda, biz sana tapıyoruz, ama seni aştık çoktan, sembolleştirdik, görev haline getirdik, açıklarından faydalandık, kontrol altına alındık. dedim ya en kötü işletim sistemi insan beyni diye... sen de mi dinlemiyorsun beni?
ne gerek vardı diyorum bunca farklı şeye, bu sisteme, bugüne gelecek kadar aptal olup, bu kadar zengin olmaya...
nerdesin? senden bahsedenlerin, seni sahiplenmiş tavırlarının ardındaki beyin yıkamalar ile sürdürdüğü dünya sana nasıl inansın? üstelik kafamın içindeki burgulu kavisli ıslak sümüksü aptal, kısıtlı, beceriksiz, kendini iyileştiremeyen "beyin" beni şurdan şuraya götüremezken. sen nerdesin? farkında mısın? gelmiş geçmiş en kötü işletim sistemi; insan beyni... daha söylensem kulak asar mısın?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar