bugün
- yazarların favori giyim markası8
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- friedrich hegel la bi cay icek12
- velvet57
- insan olmaya ceyrek kala15
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- evde soğuk kahve yapımı7
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- erotik şiir4
- sana ihtiyacımız olmaz diyen akraba3
- 2026 ekonomik krizi16
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- yalnızlıkla sevişmek5
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- hayattaki en değerli şeyler5
- migros'a sorulacak tek soru23
- akıl3
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- arkadaşlarla bir anda nepal'e gitmek4
- aleksey batrakov28
- sınıfın en güzel kızı4
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- kavgada söylenen tehdit cümleleri3
- victor osimhen20
- bir erkeğe en çok yakışan şey2
- hurdacıya gidiyorum7
- bilinçaltı algılama5
- tombul efes3
- osuruktan şiirler60
- ioçk silik yesin kampanyası6
- sokrates in bilgi doğuştan gelir demesi3
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- enayimiknatisii6
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı2
- arkadaşlar sözlük hesabımı siliyorum3
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- mutlu ama uzak olsun birader3
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı2
- tostumu yaptım11
- merve2
- yolcudurgider3
- g i l d e d l i l y16
- tevellüt kaç2
- ioçk'un arto'ya benzemesi5
- kaos show2
- yazarlara gelen son mesaj5
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
Kur'an'ı vahy eden eden Rabbimiz kendisinden bu kitapta değişik şekillerde bahsetmektedir:
“O” olarak söz etmektedir. Kâinat yaratılmadan önceki zatının adıdır. Yahut zamirdir.
“Ben” olarak zikretmektedir. Eğer yaptığı işi doğrudan yapıyor ve melekleri yahut insanları veya cin ve ruhları
istihdam etmiyorsa, doğal kanunlarla oluşmuyorsa “Ben” diye söz eder. “Ruhumdan nefh ettim”in manâsı budur.
Yahut “Biz” diye bahseder. O zaman Allah mahlukatı aracılığı ile yapmaktadır. “Mimmâ RazakNâhum”daki
“Nâ” böyledir. Çünkü Allah rızkı araçlarla vermiştir. Siz çalışırsınız, kazanırsınız.
“Allah” olarak zikretmektedir. Adını söylemektedir. Okurken buna göre okumalısınız. Bunu böyle yapmaktadır.
Çünkü eğer hep “Allah” veya “O” bahsetseydi, okuyucu bu kitabı Hz. Muhammed'in yazdığına hükmedecekti.
Hep “Ben” veya “Biz” diye bahsetseydi Hz. Muhammed'in kendisini tanrı olarak takdim ettiği sanılırdı. Böylece bu kitabın Allah‟ın sözleri olduğu sûrelerin uygun yerlerinde hatırlatılmaktadır. Diğer sıfatlarla da bahsetmekte, Allah'ın vasıflarını anlatmak için bunu yapmaktadır.
Bir de muhatap olarak “Sen” geçmektedir. Bu muhatap kimdir? Bunun da dört değişik manâsı vardır.
Kur'ân'ı ilk telakki eden Abdullah'ın oğlu Muhammed'e hitap etmektedir. “Zeyd boşadı, seni nikahladık” derken, oradaki “Sen” Hazreti Muhammed‟dir. Kur'ân'ın birçok âyetlerine bu şekilde manâ verilir. Kur'ân'ın tarihini
yazarken bu manâları doğrudur.
Kur‟an‟ı tebliğ ile yükümlü olan Nebi‟nin halifeleri. Bunlar dünyanın her yerinde bulunan ulemadır. Onlar
nebilerin vârisleridir. “Ey Nebi” derken onlara hitap etmektedir.
Kur‟an‟ı uygulamakla mükellef olan mü'minlerin kabile reisi olan ve resulün halefi olan başkanlar. şimdiye kadar
"sen" deyince biz bunları anladık.
Nihayet Kur‟an‟a iman eden herkes muhataptır. "Anne baban senin yanında yaşlanırsa onlara -üf- bile deme!" âyeti bu anlamdadır. Bu âyet Hazreti Muhammed aleyhisselâma hitap etmez, çünkü onun anne ve babası çocukluğunda bile yoktu, erken ölmüşlerdi. O halde Kur'ân'ı okurken muhatap olarak alınan “sen” kelimesini bu dört manâdan birine hamledeceksiniz. Sıra ilerleyecek, uyarsa iki, hattâ üç kimseye ayrı ayrı hitap etmiş olur.
Çok önemli bir husus da, Allah Kâinatı şuurlu varlıklar için var etmiştir. şuurlu olmayan varlıklar için bir yarar
düşünülemez. Allah'ın zaten bir ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde insanı kendisine halife yapmıştır. Yeryüzünü ise insan olan Ademoğluna vermiş, orada onu halife kılmıştır. Dolayısıyla Allah'a ait olan hak ve görevler, O'nun halifesi olarak insana devredilmiştir. insanlığı da yaşayan insanlar temsil etmektedir. insanlık ülkeler, iller, bucaklar ve ocaklar şeklinde bölünmüştür. O halde Kur'ân'da geçen uluhiyyet ile ilgili "Allah" kelimesi sadece ve sadece yüce yaratıcı olan "Allah" manasına gelir. Bununla birlikte Kur'ân'da geçen dünyevi konularda düzenle ilgili, hak ve hukukla ilgili konularda “Allah” kelimesinin anlamı yüce yaratıcı olan "Allah" olmakla birlikte aynı zamanda “kamu/topluluk” manasına da gelmektedir, “Resul" kelimesinin anlamı da "Hz. Muhammed" olmakla birlikte “başkan” manasına da gelmektedir, bucak başkanıdır. Kur'ân'ı böyle takip ettiğimizde artık onun ne demek istediğini kolay bir şekilde anlamış oluruz.
“O” olarak söz etmektedir. Kâinat yaratılmadan önceki zatının adıdır. Yahut zamirdir.
“Ben” olarak zikretmektedir. Eğer yaptığı işi doğrudan yapıyor ve melekleri yahut insanları veya cin ve ruhları
istihdam etmiyorsa, doğal kanunlarla oluşmuyorsa “Ben” diye söz eder. “Ruhumdan nefh ettim”in manâsı budur.
Yahut “Biz” diye bahseder. O zaman Allah mahlukatı aracılığı ile yapmaktadır. “Mimmâ RazakNâhum”daki
“Nâ” böyledir. Çünkü Allah rızkı araçlarla vermiştir. Siz çalışırsınız, kazanırsınız.
“Allah” olarak zikretmektedir. Adını söylemektedir. Okurken buna göre okumalısınız. Bunu böyle yapmaktadır.
Çünkü eğer hep “Allah” veya “O” bahsetseydi, okuyucu bu kitabı Hz. Muhammed'in yazdığına hükmedecekti.
Hep “Ben” veya “Biz” diye bahsetseydi Hz. Muhammed'in kendisini tanrı olarak takdim ettiği sanılırdı. Böylece bu kitabın Allah‟ın sözleri olduğu sûrelerin uygun yerlerinde hatırlatılmaktadır. Diğer sıfatlarla da bahsetmekte, Allah'ın vasıflarını anlatmak için bunu yapmaktadır.
Bir de muhatap olarak “Sen” geçmektedir. Bu muhatap kimdir? Bunun da dört değişik manâsı vardır.
Kur'ân'ı ilk telakki eden Abdullah'ın oğlu Muhammed'e hitap etmektedir. “Zeyd boşadı, seni nikahladık” derken, oradaki “Sen” Hazreti Muhammed‟dir. Kur'ân'ın birçok âyetlerine bu şekilde manâ verilir. Kur'ân'ın tarihini
yazarken bu manâları doğrudur.
Kur‟an‟ı tebliğ ile yükümlü olan Nebi‟nin halifeleri. Bunlar dünyanın her yerinde bulunan ulemadır. Onlar
nebilerin vârisleridir. “Ey Nebi” derken onlara hitap etmektedir.
Kur‟an‟ı uygulamakla mükellef olan mü'minlerin kabile reisi olan ve resulün halefi olan başkanlar. şimdiye kadar
"sen" deyince biz bunları anladık.
Nihayet Kur‟an‟a iman eden herkes muhataptır. "Anne baban senin yanında yaşlanırsa onlara -üf- bile deme!" âyeti bu anlamdadır. Bu âyet Hazreti Muhammed aleyhisselâma hitap etmez, çünkü onun anne ve babası çocukluğunda bile yoktu, erken ölmüşlerdi. O halde Kur'ân'ı okurken muhatap olarak alınan “sen” kelimesini bu dört manâdan birine hamledeceksiniz. Sıra ilerleyecek, uyarsa iki, hattâ üç kimseye ayrı ayrı hitap etmiş olur.
Çok önemli bir husus da, Allah Kâinatı şuurlu varlıklar için var etmiştir. şuurlu olmayan varlıklar için bir yarar
düşünülemez. Allah'ın zaten bir ihtiyacı yoktur. Göklerde ve yerde insanı kendisine halife yapmıştır. Yeryüzünü ise insan olan Ademoğluna vermiş, orada onu halife kılmıştır. Dolayısıyla Allah'a ait olan hak ve görevler, O'nun halifesi olarak insana devredilmiştir. insanlığı da yaşayan insanlar temsil etmektedir. insanlık ülkeler, iller, bucaklar ve ocaklar şeklinde bölünmüştür. O halde Kur'ân'da geçen uluhiyyet ile ilgili "Allah" kelimesi sadece ve sadece yüce yaratıcı olan "Allah" manasına gelir. Bununla birlikte Kur'ân'da geçen dünyevi konularda düzenle ilgili, hak ve hukukla ilgili konularda “Allah” kelimesinin anlamı yüce yaratıcı olan "Allah" olmakla birlikte aynı zamanda “kamu/topluluk” manasına da gelmektedir, “Resul" kelimesinin anlamı da "Hz. Muhammed" olmakla birlikte “başkan” manasına da gelmektedir, bucak başkanıdır. Kur'ân'ı böyle takip ettiğimizde artık onun ne demek istediğini kolay bir şekilde anlamış oluruz.
Gündemdeki Haberler