bugün
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı9
- anın görüntüsü25
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
- amedspor17
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- durduk yere insanın aklına gelen replikler3
- evrende hareket nasıl oluyor7
- meteoroloji'nin sel ve hortum uyarısı2
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- gocu aslında influncer11
- fenerbahçe15
- kasım ayında üstü çıplak foto atan erkek2
- akp gençlik kolları programındaki kavga2
- dışarıda yemek yemek4
- peygamberlerin mücadele ettiği kişiler3
- silvermist'a aşık oldum2
- kişisel bilgisayarlarda ram olmamalı2
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri4
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- 1 kasım 2026 sivasspor boluspor maçı3
- fener liverpoolu yenerse sakso geliyormuş2
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek4
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- milan skriniar8
- film izleyememek3
- bursa daki indirimli sıvı yağ izdihamı2
- eskiden sözlük çok popülermiş5
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- manevi danışman2
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta2
- kasım ayı4
- karın ağrısı ve diş ağrısı ile uyanmak3
- çobanlık yaptığı köyüne pilot olarak döndü2
- yazarların pazar günü planları4
- emevi kanunlarının allahın kanunu diye yutturmak2
- öbür sözlükle ulu farkı3
- ai otomatik silme4
- kafaya taka taka yaşarsın içine ata ata ölürsün2
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- kars 36 spor6
- soru sormayan yetişkinler3
- poponun maddenin 3 halini çıkarması2
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- pazar günü yapılacak en iyi şey2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
Filozoflar değişme ve değişmezlik konusu üzerinde dururken,
çoğu zaman konuyu birlik ve çokluk tartışmasını da içine alacak ölçüde
genişletmiş ve değişmezlik ile birlik, değişme ile de çokluk arasında sıkı
bir ilişki görmüşlerdir7. Meselâ, Plotinos (204-270) ilk varlık adını
verdiği Bir’den evreni oluşturan varlıkların çıkışını anlatırken, Bir’in her
türlü değişmeden uzak bir varlık olduğunu söylemekte, değişmeyi ise
O’ndan çıkan varlıkların çokluğu ile başlatmaktadır8. Bu ayırımda,
gerçeklik olarak nitelendirilme noktasında, bir ve değişmez olanın
çokluk ve değişme içinde olan karşısındaki önceliği açıktır.
Buraya kadar Yunan filozoflarından bazılarının değişme ve
değişmezlikle ilgili görüşlerini ele aldık ve gördük ki, Herakleitos’un
dışında kalan filozofların pek çoğu değişmezliği en üst derecedeki
gerçekliğin ayrılmaz bir vasfı olarak görmektedir. En üst derecede
gerçek olan varlık mutlak yetkinliğe sahiptir; mutlak yetkinlik ise elde
edilebilir olan her şeye sahip olmak demektir. Bu durumda, en üst
derecede gerçek olan varlığın herhangi bir kaynaktan bir şey alması,
dolayısıyla da değişmesi sözkonusu olamaz.
Yunan filozoflarının gerçeklik ve değişmezlik arasında kurduğu bu
özdeşliğin, Hristiyan ve islâm kültüründe yetişen teist filozoflar üzerinde
derin etkileri olmuştur. Bu filozoflar, Tanrı’yı en üst derecede kemâl
sahibi bir varlık olarak kabul ettikleri için, Yunan filozoflarının mutlak
gerçekliğe atfettikleri değişmezliği kendi inandıkları Tanrı’ya da
atfetmekte bir an bile tereddüt etmemişlerdir.
Yunan felsefesi ile Hristiyanlık arasında etkisi günümüze kadar
devam etmiş olan ilk karşılaşma, Hristiyan ilâhiyatının kurucularının
başında gelen St. Augustine’in (354-430) Plotinos’un “Enneadlar”ını
okumasıyla başlamıştır. Augustine bu eserde yalnız Plotinos’un
felsefesini değil, Platon, Aristoteles ve Stoalıların bir sentezini de
bulmuştur9. Felsefe ile Hristiyanlığın uygunluğunu gösterme
konusunda büyük çaba harcayan Augustine, Hristiyanlığın Tanrı’sını
felsefe diliyle anlatma yolunu seçince, Yunan düşüncesinin gerçeklik ile
değişmezlik arasında kurduğu özdeşliği, Tanrı ile değişmezlik arasında
kurmakta bir sakınca görmemiştir. Augustine’e göre Tanrı en
mükemmel varlıktır; bu nedenle O’nun değişmesi düşünülemez:
“Değişme içinde olan bir varlık kendi varlığını muhafaza edemez.
Değişmeye maruz bulunan şey, gerçekte hiç değişmemiş olsa bile, sahip
olduğu varlığını kaybedebilir. Bu nedenle, en gerçek anlamda ( in the
truest sense) varlık olarak adlandırılacak şeyin yalnız değişmeyen değil,
hiçbir şekilde değişemez olduğu da kabul edilmelidir
çoğu zaman konuyu birlik ve çokluk tartışmasını da içine alacak ölçüde
genişletmiş ve değişmezlik ile birlik, değişme ile de çokluk arasında sıkı
bir ilişki görmüşlerdir7. Meselâ, Plotinos (204-270) ilk varlık adını
verdiği Bir’den evreni oluşturan varlıkların çıkışını anlatırken, Bir’in her
türlü değişmeden uzak bir varlık olduğunu söylemekte, değişmeyi ise
O’ndan çıkan varlıkların çokluğu ile başlatmaktadır8. Bu ayırımda,
gerçeklik olarak nitelendirilme noktasında, bir ve değişmez olanın
çokluk ve değişme içinde olan karşısındaki önceliği açıktır.
Buraya kadar Yunan filozoflarından bazılarının değişme ve
değişmezlikle ilgili görüşlerini ele aldık ve gördük ki, Herakleitos’un
dışında kalan filozofların pek çoğu değişmezliği en üst derecedeki
gerçekliğin ayrılmaz bir vasfı olarak görmektedir. En üst derecede
gerçek olan varlık mutlak yetkinliğe sahiptir; mutlak yetkinlik ise elde
edilebilir olan her şeye sahip olmak demektir. Bu durumda, en üst
derecede gerçek olan varlığın herhangi bir kaynaktan bir şey alması,
dolayısıyla da değişmesi sözkonusu olamaz.
Yunan filozoflarının gerçeklik ve değişmezlik arasında kurduğu bu
özdeşliğin, Hristiyan ve islâm kültüründe yetişen teist filozoflar üzerinde
derin etkileri olmuştur. Bu filozoflar, Tanrı’yı en üst derecede kemâl
sahibi bir varlık olarak kabul ettikleri için, Yunan filozoflarının mutlak
gerçekliğe atfettikleri değişmezliği kendi inandıkları Tanrı’ya da
atfetmekte bir an bile tereddüt etmemişlerdir.
Yunan felsefesi ile Hristiyanlık arasında etkisi günümüze kadar
devam etmiş olan ilk karşılaşma, Hristiyan ilâhiyatının kurucularının
başında gelen St. Augustine’in (354-430) Plotinos’un “Enneadlar”ını
okumasıyla başlamıştır. Augustine bu eserde yalnız Plotinos’un
felsefesini değil, Platon, Aristoteles ve Stoalıların bir sentezini de
bulmuştur9. Felsefe ile Hristiyanlığın uygunluğunu gösterme
konusunda büyük çaba harcayan Augustine, Hristiyanlığın Tanrı’sını
felsefe diliyle anlatma yolunu seçince, Yunan düşüncesinin gerçeklik ile
değişmezlik arasında kurduğu özdeşliği, Tanrı ile değişmezlik arasında
kurmakta bir sakınca görmemiştir. Augustine’e göre Tanrı en
mükemmel varlıktır; bu nedenle O’nun değişmesi düşünülemez:
“Değişme içinde olan bir varlık kendi varlığını muhafaza edemez.
Değişmeye maruz bulunan şey, gerçekte hiç değişmemiş olsa bile, sahip
olduğu varlığını kaybedebilir. Bu nedenle, en gerçek anlamda ( in the
truest sense) varlık olarak adlandırılacak şeyin yalnız değişmeyen değil,
hiçbir şekilde değişemez olduğu da kabul edilmelidir
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar