bugün
- dolar isterse 100 olsun37
- orospu çocuğu abdullah öcalan11
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum13
- türk askerini kursuna dizen abdullah öcalan9
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- bu sıcakta cumaya gitmek4
- almancıları sevmemek8
- külodunu çıkarıp usulca erkeğe doğru atan kız8
- tayyib'in masayı devirme ihtimali5
- 19 litre damacanayı sırtlayıp su sebile takan kız7
- muşlettin amca bay beydir8
- cinsel fanteziler4
- pkk'yı affeden vatan hainidir3
- gavur sıcakları geri döndü3
- tai lung12
- ünlüleri tanımamaya başlamak7
- ihanetin affı olmaz2
- bibi3
- günde 5 yumurta yiyen erkek3
- 376 dönem yedek subay ve kısa dönem devresi3
- bir çıkmaza girdi bugün yolumuz2
- 81'e 3 tertip3
- türban üzerinden mağduriyet kasanlar3
- sanayi tostu5
- darıca da bulunan 3 cesedin kimlikleri10
- ishal olmak götyaşı dökmektir5
- avanos şu an 28 derece2
- öcalan isterse savunma bakanı olsun3
- tenhalarda kendimizden geçemedik2
- lastik alırken nelere dikkat etmek gerek6
- ayvalık tostu8
- kamos'a mini etek giydirmek2
- sonradan yahudi olmak5
- gram altın4
- hoşlanılan kızla sanayiye gitmek4
- hülagü'nün çin varken suriye'ye saldırması5
- bitcoin4
- şükredin yeğenim4
- ölmedeyiz uludağ sözlük10
- doları 100 lira yapıp iki sıfır atmak5
- sözlük yazarlarının 2027 kararları11
- arkadaşlar ben bir karar aldım2
- alman finosu3
- sabahları nefret edilen şeyler5
- pkk yasası butlandır4
- ömer seyfettin2
- 1 tl nasıl 1 milyon oldu4
- velvet51
- hamile öğretmeni karnından vuran abdullah öcalan2
Tanzimat Edebiyatı Oluşumu
Batı’yı yakalamayan Osmanlı’nın gerileme dönemi III.Ahmet ile başlar. Daha sonra gelen III. Selim ve II. Mahmut bu düşüşü yavaşlatmak için önlemler alma ihtiyacı hissetmişler. Sultan Abdülmecit döneminde ise Avrupa devletlerinin iç işlere karışma arzusu, halk isyanları ve iç sorunlar onu Tanzimat Fermanı çıkarmaya mecbur etmiş. Daha önceleri Londra ve Paris’te büyükelçilik görevini üstelenen Sadrazam Mustafa Reşit Paşa, 3 Kasım 1839 yılında “Gülhane-i Hatt-ı Hümayunu” adıyla Tanzimat Fermanı’nı ilan ettirmiş. Bu fermanda, padişahın yetkisinin üstüne kanun erki eklenmiş ve Osmanlı hemen Batı gelişmelerini hayatına uydurmaya çalışmıştır.
Bu dönemde topyekün bir yenilenmeye kalkışıldığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Bu yenilenmenin öncüsü konumunda gösterilen kişiler ise yine sanatkârlardır. Bu sanatkârlar ise bizi Tanzimat Edebiyatının ilk dönemine götürecekler.
Yeni fikir akımları ile Namık Kemal, Ziya Paşa, Sadullah Paşa, Beşir Fuat, Ahmet Mithat ve Samipaşazade Sezai gibi sanatkârlar, modernleşmenin öncüleri olmuşlardır. Bu aydınlar, Batı gelişmelerine paralel olarak eserlerine hürriyet, adalet, eşitlik, akıl, irade gibi daha önce Osmanlı edebiyatında kullanılmayan temalarla eserler kaleme almışlardır. Ortak amaçları halkı bilgilendirmek, halkın eğitim düzeyini yükseltmek olduğu için herkesin anlayacağı eserler kaleme alarak fıkra, gazete yazısı, tiyatro gibi yeni türleri Osmanlı edebiyatına kazandırmışlardır. Ayrıca bu aydınların birçoğu Avrupa ile şahsen ya da yakinen bilgili oldukları için eserlerini ince ince işlemişlerdir bahsedilen konularla. Bu dönem aydınlarının yazın türü arasında roman, hikaye gibi daha önce Osmanlı toplumu tarafından bilinmeyen türler de vardı ki Batı’dan alınan bu türler önceleri dilimize çevrildi. Bu şekilde bir çeviri edebiyatına merhaba diyen Osmanlı halkı, daha sonra yerli ve orijinal eserleri okuyacaklardı.
Yenilenme sürecinin bir modernleşme ve akıl çağı olduğunu bilen, yenileşme hareketinin öncü ismi Şinasi’dir. Şinasi, dünyaya ve topluma bir Türk Rönesansçısı gibi bakmış ve tam anlamıyla halka eğilmiştir. Gerek Mustafa Reşid Paşa için yazdığı kasidelerle gerekse de Auguste Comte’a duyduğu hayranlıkla Tanzimat Edebiyatına hizmet etmiştir. Eserlerinde aklı, hukuku, medeniyeti öne çıkarmıştır.
Yenileşmenin bir diğer sanatçısı olan Akif Paşa, Adem Kasidesi’nden tanınır. Bu kasidesinde üstümüze birkaç beden büyük gelen Avrupa modernizmi karşısında afallamamızı anlatılır. 500 yıldır Avrupa’dan çok farklı bir politika izleyen Osmanlı’ya bir anda giydirilmeye çalışılan “akıl” gömleği karşısında Osmanlı aydınının durumu, düştükleri büyük trajik boşlukları çok iyi bir dille anlatmıştır Akif Paşa...
Namık Kemal ise huyu gereği biraz daha asice bakmıştır bu sürece. Eserlerinde işlediği vatan – millet sevgisi onun epik tarafını bize gösterirken tiyatro oyunlarına attığı imzalar da onun yenilikçi tarafını sergilemektedir bize. Namık Kemal bize yaratılmaya çalışılan yeni Osmanlı insanının “ortak tavır ve direnç etrafında” birleşeceğini ayrıca maneviyatın sisinden aklın aydınlığına ereceğini savunur. Bu bakımdan akıl ve irade adamıdır. Yalnız Namık Kemal’in ideal vatandaş tipinde maneviyat tamamen yok olmuş değildir; o Avrupa insanının bencil yapısını beğenmez. Namık Kemal’in istediği insan tipi vatan bilinciyle çalışan ve bu çalışmayı dürüst bir şekilde akıl çizgisinde yürüten ama gerektiğinde vatanı için gözünü kırpmadan ölecek olan yani bir tarih bilinci taşıyan insandır.
Namık Kemal’i anmışken Ziya Paşa’yı anmamak olmaz. Ziya Paşa Osmanlı alim çizgisinde eleştirel üslubunu asla değiştirmeyen ve değişik türde verdiği eserlerle yenileşme sürecine destek veren değerli bir aydındır.
Yazı makinesi olarak tanınan Ahmet Mithat Efendi, bu yakıştırmayı kat be kat hak edecek kadar çok öykü kaleme almıştır. Hemen hemen her konuda öyküsü olan Ahmet Mithat Efendi’nin amacı halkı bilgilendirmek olduğu için romanlarında ansiklopedik bilgilere yer veren bir aydındır. Öyle ki bazı romanlarının sadece yeni öğrendiği bilgileri halka aktarmak amacıyla yazdığını sanabilirsiniz. Üstelik Ahmet Mithat Efendi, öykü, roman ve halka ulaşacağı daha birçok türde eser kaleme alarak edebiyatımızın en çok eser veren yazarları arasındadır.
Görüldüğü gibi bu dönem yani Tanzimat Dönemi, Doğu’dan uzaklaşma ve Batı’ya yaklaşma devridir ki zaten geri planında da Osmanlıyı diri tutma düşüncesi vardır.
Batı’yı yakalamayan Osmanlı’nın gerileme dönemi III.Ahmet ile başlar. Daha sonra gelen III. Selim ve II. Mahmut bu düşüşü yavaşlatmak için önlemler alma ihtiyacı hissetmişler. Sultan Abdülmecit döneminde ise Avrupa devletlerinin iç işlere karışma arzusu, halk isyanları ve iç sorunlar onu Tanzimat Fermanı çıkarmaya mecbur etmiş. Daha önceleri Londra ve Paris’te büyükelçilik görevini üstelenen Sadrazam Mustafa Reşit Paşa, 3 Kasım 1839 yılında “Gülhane-i Hatt-ı Hümayunu” adıyla Tanzimat Fermanı’nı ilan ettirmiş. Bu fermanda, padişahın yetkisinin üstüne kanun erki eklenmiş ve Osmanlı hemen Batı gelişmelerini hayatına uydurmaya çalışmıştır.
Bu dönemde topyekün bir yenilenmeye kalkışıldığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Bu yenilenmenin öncüsü konumunda gösterilen kişiler ise yine sanatkârlardır. Bu sanatkârlar ise bizi Tanzimat Edebiyatının ilk dönemine götürecekler.
Yeni fikir akımları ile Namık Kemal, Ziya Paşa, Sadullah Paşa, Beşir Fuat, Ahmet Mithat ve Samipaşazade Sezai gibi sanatkârlar, modernleşmenin öncüleri olmuşlardır. Bu aydınlar, Batı gelişmelerine paralel olarak eserlerine hürriyet, adalet, eşitlik, akıl, irade gibi daha önce Osmanlı edebiyatında kullanılmayan temalarla eserler kaleme almışlardır. Ortak amaçları halkı bilgilendirmek, halkın eğitim düzeyini yükseltmek olduğu için herkesin anlayacağı eserler kaleme alarak fıkra, gazete yazısı, tiyatro gibi yeni türleri Osmanlı edebiyatına kazandırmışlardır. Ayrıca bu aydınların birçoğu Avrupa ile şahsen ya da yakinen bilgili oldukları için eserlerini ince ince işlemişlerdir bahsedilen konularla. Bu dönem aydınlarının yazın türü arasında roman, hikaye gibi daha önce Osmanlı toplumu tarafından bilinmeyen türler de vardı ki Batı’dan alınan bu türler önceleri dilimize çevrildi. Bu şekilde bir çeviri edebiyatına merhaba diyen Osmanlı halkı, daha sonra yerli ve orijinal eserleri okuyacaklardı.
Yenilenme sürecinin bir modernleşme ve akıl çağı olduğunu bilen, yenileşme hareketinin öncü ismi Şinasi’dir. Şinasi, dünyaya ve topluma bir Türk Rönesansçısı gibi bakmış ve tam anlamıyla halka eğilmiştir. Gerek Mustafa Reşid Paşa için yazdığı kasidelerle gerekse de Auguste Comte’a duyduğu hayranlıkla Tanzimat Edebiyatına hizmet etmiştir. Eserlerinde aklı, hukuku, medeniyeti öne çıkarmıştır.
Yenileşmenin bir diğer sanatçısı olan Akif Paşa, Adem Kasidesi’nden tanınır. Bu kasidesinde üstümüze birkaç beden büyük gelen Avrupa modernizmi karşısında afallamamızı anlatılır. 500 yıldır Avrupa’dan çok farklı bir politika izleyen Osmanlı’ya bir anda giydirilmeye çalışılan “akıl” gömleği karşısında Osmanlı aydınının durumu, düştükleri büyük trajik boşlukları çok iyi bir dille anlatmıştır Akif Paşa...
Namık Kemal ise huyu gereği biraz daha asice bakmıştır bu sürece. Eserlerinde işlediği vatan – millet sevgisi onun epik tarafını bize gösterirken tiyatro oyunlarına attığı imzalar da onun yenilikçi tarafını sergilemektedir bize. Namık Kemal bize yaratılmaya çalışılan yeni Osmanlı insanının “ortak tavır ve direnç etrafında” birleşeceğini ayrıca maneviyatın sisinden aklın aydınlığına ereceğini savunur. Bu bakımdan akıl ve irade adamıdır. Yalnız Namık Kemal’in ideal vatandaş tipinde maneviyat tamamen yok olmuş değildir; o Avrupa insanının bencil yapısını beğenmez. Namık Kemal’in istediği insan tipi vatan bilinciyle çalışan ve bu çalışmayı dürüst bir şekilde akıl çizgisinde yürüten ama gerektiğinde vatanı için gözünü kırpmadan ölecek olan yani bir tarih bilinci taşıyan insandır.
Namık Kemal’i anmışken Ziya Paşa’yı anmamak olmaz. Ziya Paşa Osmanlı alim çizgisinde eleştirel üslubunu asla değiştirmeyen ve değişik türde verdiği eserlerle yenileşme sürecine destek veren değerli bir aydındır.
Yazı makinesi olarak tanınan Ahmet Mithat Efendi, bu yakıştırmayı kat be kat hak edecek kadar çok öykü kaleme almıştır. Hemen hemen her konuda öyküsü olan Ahmet Mithat Efendi’nin amacı halkı bilgilendirmek olduğu için romanlarında ansiklopedik bilgilere yer veren bir aydındır. Öyle ki bazı romanlarının sadece yeni öğrendiği bilgileri halka aktarmak amacıyla yazdığını sanabilirsiniz. Üstelik Ahmet Mithat Efendi, öykü, roman ve halka ulaşacağı daha birçok türde eser kaleme alarak edebiyatımızın en çok eser veren yazarları arasındadır.
Görüldüğü gibi bu dönem yani Tanzimat Dönemi, Doğu’dan uzaklaşma ve Batı’ya yaklaşma devridir ki zaten geri planında da Osmanlıyı diri tutma düşüncesi vardır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar