bugün
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin11
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- ayı saldırınca yapılması gerekenler13
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kadınların zeka seviyesi3
- gece yarısı çalan telefon7
- uysaljakoben21
- koca2
- gammaz olmuşum13
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- aquila bicipite8
- reha muhtar25
- geceye bir söz bırak3
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir4
- eski dizileri izlemek3
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar3
- ankarada masaj yaptırmak2
- kel erkek3
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- bir erkeğin instagram kullanma amacı2
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız2
- samsun da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü2
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- ona bir şey söyle16
- kemal kılıçdaroğlu35
- denize sıfır bir ev sahibi olmak2
- ekşi sözlükte 2 yıldır çaylak olmak2
- elit olmak için gerekenler13
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- bizim delilere bakayım4
- gocu26
- ikinci evliliği yapanları anlayamamak21
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- gençler iş beğenmiyor3
- gecenin şarkısı4
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- semum3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz8
bir gün, bu gün, bir gün, bu gün...
hep hatırlanan, bin fersah uzaktandan da.
arada dipsiz bir uçurumun varlığıyla beraber özlenen, istenen ama gidilmeyen çünkü artık gidilemeyen, artık sahibi olunamayan karşı taraf; kendi kıyında yağmurun altında sırılsıklam izlenen. ama akan su değil gökten ki, üzerine yapışıp kalan sözler, haksızca atılan karşı taraftan.. bir elinde kalbin o ağır taşlarla parçalanmış olan ve artık yapıştırmayı yüreğinin kaldırmadığı; diğerinde ise kalbinden söküp çıkardığın pislik düşünceler, saçma sapan duygular, bilinmeyenlerle kaplı bir yığın... hangi taraftakinin haklı olduğuna bir türlü karar veremeyesin diye.
artık olmayan bir köprüyü düşünmek...
nasıl kuruldu, süslendi, kırıldı, tamir edildi, harikulade bir güzelliğe ulaştı ve sonra...
birden bu taraftan, kendi tarafından bir el tarafından sonsuzluğa bırakıldı.
acımasızca belki şu an, ama haksız da değildi. karşı taraftaki ise bunu hiç bilemedi.
ve karanlığa gömüldü orası, birkaç kez gördüğün inanılmaz şimşeklerin dışında, tarafında felaketlere yol açan..
ordaki ise hiç görmedi bu tarafı; o yüzden hayalinde muhteşem bir dünyada yaşayan iğrenç bir yaratıktın.
ne duygular ne düşünceler, ne gözyaşları, ne hayal kırıklıkları, kalbinkilere karışan... hiçbirini fark etmedi ki...
haksız da değildi hani, bu acımasızlık karşısında...
tam güneşini onarmış güzel bir dünyaya hazırlamıştı tarafını, güneş ki her iki tarafı aydınlatsın diye yoğurulan..
neyi bilebilirdi, sadece çok az hissedebildiği bir saklı başka dünya hakkında? hangi bulutların, duygu akıtan, dolaştığını semalarında, nasıl görebilirdi? nasıl duyabilirdi çiçeklerin feryatlarını? havadaki yoğun acıyı nerden tadabilirdi?
hiç!
asla!
hiç olmadı!
ama o da hak etti belki, o kadar haklı değil?...
ahh hepsi yine bir anı.
köprü yok ve işte, elveda demeden gitti, geride sadece hatırlara kazınan günler bıraktı.
bir gün, bu gün..
hep hatırlanan, bin fersah uzaktandan da.
arada dipsiz bir uçurumun varlığıyla beraber özlenen, istenen ama gidilmeyen çünkü artık gidilemeyen, artık sahibi olunamayan karşı taraf; kendi kıyında yağmurun altında sırılsıklam izlenen. ama akan su değil gökten ki, üzerine yapışıp kalan sözler, haksızca atılan karşı taraftan.. bir elinde kalbin o ağır taşlarla parçalanmış olan ve artık yapıştırmayı yüreğinin kaldırmadığı; diğerinde ise kalbinden söküp çıkardığın pislik düşünceler, saçma sapan duygular, bilinmeyenlerle kaplı bir yığın... hangi taraftakinin haklı olduğuna bir türlü karar veremeyesin diye.
artık olmayan bir köprüyü düşünmek...
nasıl kuruldu, süslendi, kırıldı, tamir edildi, harikulade bir güzelliğe ulaştı ve sonra...
birden bu taraftan, kendi tarafından bir el tarafından sonsuzluğa bırakıldı.
acımasızca belki şu an, ama haksız da değildi. karşı taraftaki ise bunu hiç bilemedi.
ve karanlığa gömüldü orası, birkaç kez gördüğün inanılmaz şimşeklerin dışında, tarafında felaketlere yol açan..
ordaki ise hiç görmedi bu tarafı; o yüzden hayalinde muhteşem bir dünyada yaşayan iğrenç bir yaratıktın.
ne duygular ne düşünceler, ne gözyaşları, ne hayal kırıklıkları, kalbinkilere karışan... hiçbirini fark etmedi ki...
haksız da değildi hani, bu acımasızlık karşısında...
tam güneşini onarmış güzel bir dünyaya hazırlamıştı tarafını, güneş ki her iki tarafı aydınlatsın diye yoğurulan..
neyi bilebilirdi, sadece çok az hissedebildiği bir saklı başka dünya hakkında? hangi bulutların, duygu akıtan, dolaştığını semalarında, nasıl görebilirdi? nasıl duyabilirdi çiçeklerin feryatlarını? havadaki yoğun acıyı nerden tadabilirdi?
hiç!
asla!
hiç olmadı!
ama o da hak etti belki, o kadar haklı değil?...
ahh hepsi yine bir anı.
köprü yok ve işte, elveda demeden gitti, geride sadece hatırlara kazınan günler bıraktı.
bir gün, bu gün..
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
