bugün
- kolye36
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun6
- galatasaray14
- zebra4
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- tır şoförü olmayı istemek12
- papağan4
- osmanlı6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- kim kimi neden sevmiyor14
- fil2
- ona bir şey söyle7
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- yogartiksen40
- 17 ekim 2026 erzurumspor eyüpspor maçı5
- bileklik12
- evi ev yapan şeyler5
- yüzük2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak21
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- vatan için savaşmayacağını söyleyen genç adam4
- aşk12
- 6 ayda bir yıkanmak4
- benim maaşım benimdir kocamın maaşı evindir3
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- azerilerce tokatlanan akpli8
- diyanetin fona para yatırması4
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- fon olayında spk'nın ihmalinin olmaması3
- nervio adlı yazara uyarı11
- adana hava durumu5
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- nick değiştirilse alınacak nickler3
- dincileri niçin öldürmeliyiz5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- queen ravenna büyücülük okulu20
- türküm doğruyum çalışkanım5
- her buluşmaya rezalet kombinlerle gitmek4
- 1 55 boya sahip kızlardaki özgüven kaynağı3
- yogartiksen'in mod olması4
- sözlük çirkinlerinin fotoğrafları3
- 11 ocak 1812 napolyon'un rusya seferi2
hazırlık sınıfı gibi bok bir süreçten geçiyorum. saçma sapan bir toplulukla işler yapmaya çalışıyorum. okula uğradığım bile yok. heba olan seneme yanıyorum be. kendini geliştirmek ve olgunlaşma adına üniversitenin ilk yılı için umduklarımın tek bir tanesi dahi gerçekleşmiş değil.
sevgilim var, bir de çok özlediğim eski sevgilim. arada bir twitter'a girip neler yaptığına bakıyorum da hatun odtü'ye fena halde takmış durumda. böyle bir çalışma şekli de yok zaten. hedefleri doğrultusunda çalışıp, emek göstermesi mükemmel. fakat işin ters durumu da yok değil. kendisine uygun meslek seçmek konusu birinci planda olmalıyken, üniversiteyi birinci plana koyan insanlara anlam veremiyorum. davranışlarına anlam veremediğim bir insanı özlüyorum, farkındayım. bana karşı bir çok hata yaptığının, özlenmeyi dahi tarafımca hak etmediğini biliyorum. fakat resmini gördüğümde içimin gıdıklanmasına engel olamıyorum dostlar.
bir kadınla yatıp, kalkıyorum. aramızdaki tek aktivite sevişmek ve sonrasında sigara içip yaşamlarımız hakkında sohbet etmek. birbirimizi bedensel anlamda tatmin etmekle kalmıyor, ruhsal boşalmalarımızı da sağlıyoruz. bunu sağlayan etkenin güven olduğundan eminim. güvenin dolaylı olarak getirdiği samimiyet onunla yaşadıklarımızın yanlış olmadığı izlenimi yaratıyor ben de. kahrolası beynim yanlış olduğunu tahmin ettiği halde içim rahat bu konuda. zevkime verdiğim değer belki de diğer değerlerimi hatta mantığımı dahi gölgeleyecek kadar güçlü, bilmiyorum.
tüm bunları düşünürken ve yaşarken, bana her an ulaşmaya çalışan, sürekli bulunduğu şehre beni çağıran, beni sevdiği her halinden belli olan sevgilime karşı yaptıklarımdan dolayı utanıyorum. bu nasıl bir cüretkarlık be abi? bir insanın en fazla önemsediği insanlardan biri olduğunu bilip de egoistlik yapmak, onun rahatlığıyla davranmak, duygularına burun kıvırmak, yalan söylemek, ruhsal ve bedensel açıdan aldatmak.. bu denli iğrenç olan hataları, seni bu denli önemseyen insana karşı yapmanın anlamı ne? 'nasıl bir insan oldum ben' sorusunu sorarak kendimi telkin etmem dahi yetmiyor hislerimi değiştirmeme. her ne kadar hayata karşı mantığı ön plana alıp yaşamı sürdürmenin doğru olduğuna inansam da hissiyatımın büyüklüğüne boyun eğiyorum. belki bir süre sonra beni çok önemseyen insanı üzmek zorunda kalacağım. fakat bir insanı üzmenin verdiği ağırlık, mantığıma boyun eğdiren hissiyatıma sığabilecek mi? hissiyatım bunu kaldırabilecek mi? benim hissiyatım bu kadar mı lan? insanlara yapılan ihanetin ne kadar büyük yıkımlara yol açabileceğinin farkında olup, ona göre hareket ettiğim günleri özler oldum. sanırım ben davranışlarını kontrol edip doğru adımlar atmaya çalışan bir adam özelliğinden çıkıp, yaptığı hataların farkında olduğu halde, zevklerine ve hissiyatına yenik düşen aciz bir adam oldum.
sevgilim var, bir de çok özlediğim eski sevgilim. arada bir twitter'a girip neler yaptığına bakıyorum da hatun odtü'ye fena halde takmış durumda. böyle bir çalışma şekli de yok zaten. hedefleri doğrultusunda çalışıp, emek göstermesi mükemmel. fakat işin ters durumu da yok değil. kendisine uygun meslek seçmek konusu birinci planda olmalıyken, üniversiteyi birinci plana koyan insanlara anlam veremiyorum. davranışlarına anlam veremediğim bir insanı özlüyorum, farkındayım. bana karşı bir çok hata yaptığının, özlenmeyi dahi tarafımca hak etmediğini biliyorum. fakat resmini gördüğümde içimin gıdıklanmasına engel olamıyorum dostlar.
bir kadınla yatıp, kalkıyorum. aramızdaki tek aktivite sevişmek ve sonrasında sigara içip yaşamlarımız hakkında sohbet etmek. birbirimizi bedensel anlamda tatmin etmekle kalmıyor, ruhsal boşalmalarımızı da sağlıyoruz. bunu sağlayan etkenin güven olduğundan eminim. güvenin dolaylı olarak getirdiği samimiyet onunla yaşadıklarımızın yanlış olmadığı izlenimi yaratıyor ben de. kahrolası beynim yanlış olduğunu tahmin ettiği halde içim rahat bu konuda. zevkime verdiğim değer belki de diğer değerlerimi hatta mantığımı dahi gölgeleyecek kadar güçlü, bilmiyorum.
tüm bunları düşünürken ve yaşarken, bana her an ulaşmaya çalışan, sürekli bulunduğu şehre beni çağıran, beni sevdiği her halinden belli olan sevgilime karşı yaptıklarımdan dolayı utanıyorum. bu nasıl bir cüretkarlık be abi? bir insanın en fazla önemsediği insanlardan biri olduğunu bilip de egoistlik yapmak, onun rahatlığıyla davranmak, duygularına burun kıvırmak, yalan söylemek, ruhsal ve bedensel açıdan aldatmak.. bu denli iğrenç olan hataları, seni bu denli önemseyen insana karşı yapmanın anlamı ne? 'nasıl bir insan oldum ben' sorusunu sorarak kendimi telkin etmem dahi yetmiyor hislerimi değiştirmeme. her ne kadar hayata karşı mantığı ön plana alıp yaşamı sürdürmenin doğru olduğuna inansam da hissiyatımın büyüklüğüne boyun eğiyorum. belki bir süre sonra beni çok önemseyen insanı üzmek zorunda kalacağım. fakat bir insanı üzmenin verdiği ağırlık, mantığıma boyun eğdiren hissiyatıma sığabilecek mi? hissiyatım bunu kaldırabilecek mi? benim hissiyatım bu kadar mı lan? insanlara yapılan ihanetin ne kadar büyük yıkımlara yol açabileceğinin farkında olup, ona göre hareket ettiğim günleri özler oldum. sanırım ben davranışlarını kontrol edip doğru adımlar atmaya çalışan bir adam özelliğinden çıkıp, yaptığı hataların farkında olduğu halde, zevklerine ve hissiyatına yenik düşen aciz bir adam oldum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar